10 Kasım 2012 Cumartesi

İkinci doktor kontrolü

Bu Avrupai ülkede doktordan ilk randevuyu almanın ne zor olduğunu yazmıştım hatırlarsanız. Birinci kontrolü 6. haftada anca yaptırınca, normalde 8. haftanın sonunda yapılan ikinci kontrol de, bu ilk randevudan 15 gün sonraya verilmiş oldu. Bu sıra Dr. Kuş ve ultrasonu ile pek iç içeyiz anlayacağınız. Aşırı ilgiden şımardık, imzalı fotomuzu isteyebilecek hayranlarımız için, 8. haftanın sonundaki halimi yana iliştirdim bile :) Neyse ki bebek de ben de tam olmamız gerektiği gibi çıktık ve Beyaz Atlı Prens de bebeğinin kalp atışını bu sefer görebildi! Yaşasın!

Bu gidişimde, limonata renkli vücut sıvımdan bir miktar bağışlamam gerekti. Tansiyon ve kiloma bakıldı ve bana çiçekli böcekli kavuniçi kaplı bir "anne pasaportu" verildi. Bu ufak bir defter ve her zaman yanımda taşımam gerekiyor, içinde bana ve bebeğe ait tüm sağlık bilgileri bulunuyor. Kaza ve yaralanma gibi acil bir durumda, bu defter bana yapılacak müdahaleler öncesinde sağlık çalışanlarını bilgilendiriyor. Ayrıca tüm kontroller, yapılan tetkiklerin sonuçları ve takip bilgileri olduğu için bir nevi hamilelik günlüğü işlevi görüyor. Yazan ilk bilgilere göre, ben 48 kiloyla hamile kalmışım, tansiyon ve kan değerlerim normalmiş, bebeğim 8. haftasında 16.5mm'ye ulaşmış ve kalp atışı gözlemlenmiş. Şimdilik hikayemiz bundan ibaret. Oldukça kuru ama öz ve bilgilendirici..

9. haftanın bana getirdikleri "süper burun" dışında bir de kabızlık sorunu oldu. Bu hafta doğru dürüst birşey yiyemediğim için kabızlığın ortaya çıkması normal tabii. Zaten hamilelikte en sık görülen problemlerden biriymiş kabızlık. Bağırsakları rahatlatmanın yolu, her sabah bolca su içmenin yanı sıra akşamdan suya koyup yumuşattığınız kayısı ya da erik kurularını yemek. Bir de bol hareket etmek, lifli gıdalar tüketmeye çalışmak. Özellikle beyaz ekmek, muz ve patates gibi potasyum zevgini gıdalar iyice tıkıyor insanı, şahsen hiç tavsiye etmem..

Bu hafta ayrıca kilo kontrolünü de araştırmaya başladım çünkü 9. ayın sonunda yuvarlak bir insana dönüşmek beni korkutuyor. Araştırdığım ve Dr. Kuş'un bana söylediği kadarıyla, ilk 12 hafta boyunca, hayat tarzımı değiştirmeme gerek yok. Eskiden ne kadar hareketliysem, ne kadar çok spor yapıyorsam, aynı şekilde devam edebilirim. Halk arasında "çok hareket etti" ya da "yükseğe uzandı diye düşük yaptı" gibi tabirleri çok duymuştum ama bunların gerçekle hiç alakası yokmuş. İlk 12 haftada yaşanan düşükler tamamen fizyolojik sorunlar nedeniyle yaşanırmış, annenin bunu yaratma ya da önleme yetisi de, kontrolü de yokmuş.

Ben de bu nedenle bisikletime binmeye, spor salonuma devam etmeye, yogamı yapmaya devam ediyorum. Biliyorum ki bu aktiviteler beni rahatlattığı için, zaten üzerimde olumlu bir etki yaratıyor ve hamileliğimin de olumlu geçmesini sağlıyor. Ama tabii 12. haftadan sonra, sporun şekli ve şiddeti biraz değişecek. Uzmanlar evde her gün yaptığım yogamı artık gurupla "hamile yogası"na dönüştürmeyi, yüzme ve su jimnastiği kursuna yazılmayı ve spor salonunda koşu bandında koşmak yerine hızlı yürüyüşe geçmeyi öneriyorlar. Zaten göbek çıkmaya başlayınca insan kendi vücudunu dinlerse anlıyor neleri ne kadar yapabileceğini. Ama, tüm hamilelik boyunca hareketli olmak, hem psikolojik hem fiziksel sağlığın korunması için çok önemli ve mutlaka öneriliyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!