14 Aralık 2012 Cuma

Minik sürprizin büyük anonsu

"Göbeği sokağa atılmış"gillerden olduğum için, Dr.Kuş'tan hamileliğimin ilk üç ayında riskli olması gerekçesiyle uçak yasağını yiyip oturmak bana çok ağır geldi. Özellikle de ikinci ayımda planladığımız Malezya tatilinin tam da kışın koyu gri ruh hali üzerimize çöktüğü günlerde iptal olması, göbekte seyahatten daha değerli bir şahıs olmasa beni ne çok üzerdi. Gülümsedim geçtim, ama olsun canım.. Şu üç ay bir geçsin de, seyahat tatil kaçmıyor ya..

Ama beş aydır ülkeme gitmiyorum, annemi, babamı, ananoşumu, teyzelerimi ve canım dostlarımı nasıl özledim. Hepsi ayrı ayrı gözümde tütüyor. "Gurbet eller" psikolojisi işte! Bir de 12. hafta bitiyor hala kimsenin haberi yok aileden, olacak iş değil. Ama böyle bir haber telefonda ya da internette verilmez ki; gözgöze olmak, sonrasında kucaklaşmak olmazsa olmaz işte!

Üçüncü doktor kontrolünün hemen ertesi günü, bizim zıpzıp hayatının ilk uçak yolculuğunu yaptı. Şanslı annesi uçağın üçlü koltuğunda tek başına olunca, uzattı ayaklarını ve tüm yol boyunca horuuuul horuuuul uyudu. Türkiye'de ilk durak ananemle teyzemin yaşadığı, benim de doğup en güzel çocukluk yaşlarımı geçirdiğim Ankara oldu ve ananemin evine adım attığım geceyarısını geçen bir saatte tüm aile uyanık olunca ve sevgiyle harmanlanınca, haberi vermek için 2 dakika bile sabredemedim :) Oysa niyetim kahvaltı sofrasını donatıp çaylar simitler beyaz peynir kıpkırmızı domatesler eşliğinde söylemekti. Ama çok sabırsızım. "Nasılsın?" denince "Hamileyim!" de denir mi canım?! Dendi işte... Sonrası cümbüş, önce şaşkınlık, sonra sevinç, sonra sevinç gözyaşları, sonra yine şaşkınlık (4. ay mı??????) yine sevinç. Bebeğin Dr.Kuş tarafından ultrasona nakşedilen "eşgali" de yanımda olunca, artık elden ele dolaştı: "aaa burnu" "aaaa kafası" "aaaaa ama hiç karın yok, nerde bu 4. ayına giren bebek?!?". Çok güzeldi, çok! Sabahın ilk saatlerine kadar uyku tutmadı hiçbirimizi; hayaller, eski anılar... Ananoşum büyük ananoş oluyor, büyük teyzem büyük büyük teyze, küçük teyzem büyük küçük teyze :)

Ertesi gün işin rengi değişti tabii. Ben yurtdışında ilk üç ay ne özgür yaşamışım meğerse. Diğer bloglarda anne adaylarının yakınıp durduğu "sosyal baskı" neymiş öğrendim sevgili dostlar. "Aman masayı çekme, ağır o!", "aaa hiçbirşey yemeden masadan kalkıyorsun, olmaz", "kızım senin bol süt içmen lazım, al bakiiim", "canım hadi sen yat uzan"lar bir başladı.. Ay ben alışkın değilim bu kadar şımartılmaya, bu kadar nazlanmaya. Kendimi birden hiçbir işe yaramaz hatta hasta biri gibi hissetmeye başladım, hiç hoşuma gitmedi. "Yahu canlarım" diyorum, "ben üç aydır spor salonuma gidiyorum, bisikletime biniyorum, ev işimi de okulumu da işyerimi de aynı şekilde idare ediyorum, şimdi bu nazlama nedir böyle?!" Ama yok dinletemedim. 3 gün prenses Kate gibi bir elim balda, bir elim kaymakta. Demek ki Türkiye'de hamile olmak, nazlı sultan olmak demekmiş! Valla itiraf edeyim 3 gün diye keyfini sürüyor, totocağızımı koltuğun ucundan bir santim kıpırdatmıyor, önüme serilen meyveleri yoğurtları keyifle gümletiyorum. Ama 4. günden sonra benim Avrupa'nın sert yaşam koşullarına uyarlanmış bünyem "yeterayh!" der gibi geldi bana, "özel muamele"ye alışık değil bu bünye, "eşitlik" istiyorum, "koşma, yavaş yürü, yemek ye, bol uyu" nasihatleri daral getirdi valla.. Deli miyim neyim ayol, şımartılma korkusu mu var bende?! (Eve dönüşte bu bal-kaymak edilme halini asla bulamayacağım için, alışıp da kaybedince üzülmek korkusu diyelim hadi biz ona.......)

Ankara'daki 3 muhteşem günün ardından, hızlı tren ve otobüs ikilisiyle yorulmadan 4 saatte Bursa'ya annemle babamın yanına geçtim. Beyaz Atlı Prens de geldi, annemlere ikimiz beraber söyledik.. En sona onlar kaldı ama, biraz adil olamadık doğrusu. Ama assolistler de en son çıkar canım! :) Tabii ki tepkiler şok ile sevinç arasında bir yelpazede dalgalandı durdu gece boyu, sonra yine "ama hiç yemiyorsun", "ama incecik giyinmişsin"lerle devam eden bir "koruma kollama" haline dönüştü. Çok da şirinler, arada durup durup birbirlerine "eee anane, eee dede" falan diye takılıyorlar!

Ailemiz böylece büyük bir maratonla minik haberi almış oldu. Artık yanımda birsürü pozitif enerji kaynağım, sosyal desteğim (ve azıcık da endişe küplerim) var anlayacağınız.. Çok mutluyum!

3 yorum:

  1. Benim pek çok şeyden uzak kaldığım dönemde Ankara'da aynı göğe bakmışız biz seninle.. Buna da şaşırdım.. Bir sonraki gelişte haberim olsun mu ? (Gözleri kırpıştırıp, dudakları şişirdim, olsun mu? ) =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok isterim Orta Karar, geçen gün ben de bunu düşünüyordum, kalp kalbe karşıymış bak..

      Sil
  2. Bir şekilde olsun o zaman =)) Bu akşam çok diledik aynı şeyi =))

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!