5 Ocak 2013 Cumartesi

Dördüncü doktor kontrolü

İnanamıyorum; tam 4 ayı ve dolayısıyla 4. doktor kontrolünü geride bıraktık! Geçen ayın düşünmek bile istemediğim badirelerini saymazsak tabii, yoksa araya beklenmedik bir kaç doktor kontrolü daha kaçtı. Bu vesileyle ben de Türk doktorlar ve yabancı doktorlar arasındaki farkı görmüş oldum; hiç bir fark yok arkadaşlar, içiniz rahat olsun. Teknoloji devi Avrupa'da kontrol ve tetkik namına ne yapılıyorsa, aynen ülkemizde de çağ tamamen yakalanmış durumda. Üstelik bizdeki doğum oranları Avrupa'dan hayli ileride olduğu için ve Türk anne-babaları her an aşırı koruyucu kollayıcı "tavuk anne baba" formatına dönüşme potansiyelini bünyelerinde bolca barındırdıkları için, tıp bizde baya bir gelişmiş, doktorlar çok titiz ve dikkatli çalışıyorlar. Evropa'yı yakalamışız yani.

Yine de Dr. Kuş'uma kavuşmak beni mutlu etti; insan doktorunu sevince, herşeyi rahatça sorabilince, hamilelik süreci de rahat gidiyor. Üstelik bizim Dr. Kuş son derece rahat ve sakin bir doktor, hani neredeyse kafasının tepesinde sokak lambası büyüklüğünde lamba yanan, o eski Hulusi Kentmen tipi doktorlardan. Avrupa'daki sisteme göre, sizi tüm hamilelik süresince kontrol eden doktorunuzla doğuma girme şansınız çok fazla olmadığı için, şimdiden "umarım o gün o saatte başka işi çıkmaz da bebeği de o doğurtur" dualarıma başladım bile. Doktor önemli.

4. ayın sonundaki doktor kontrolünde rutin tansiyon, kan, idrar ve kilo dışında, vajinal ultrasonla doğum kanalları kontrol ediliyor, bir de bebeğe "herşey yolunda mı balık?" diye soruluyor, çok ayrıntılı bir gözlem yapılmıyor. Daha çok bizim sorularımız ve doğum planımız üzerinde konuşuluyor. Çok şükür herşey yolunda, geçen haftalardan sonra neşeli ve keyifli bir muayene oldu. Dr. Kuş'un kısa özetine göre; 4. ayın sonunda bebeğimizin tüm organları oluştu ve işlevlerini yapar haldeler, artık sadece büyümeyi bekliyor. Ayrıca ultrasonda da gördüğümüz gibi, bu ay bebekler anne karnında çok hareketli, amniyo sıvısı içinde amuda kalkma, takla atma, hip hop danslar icra etmeye başladılar. Tabii anne bu hareketleri henüz hissedemiyor, bir kaç hafta daha beklemem gerekecek. Bebeğin kemik ve kas dokusunun gelişimi bu haftalardan itibaren hızlanıyor, dolayısıyla annenin vücudundan bebeğe kalsiyum akışı hızlanıyor. Bebek ihtiyacı olan kalsiyumu her şekilde benden alıyor ama bu arada ben depolarımı dengede tutmak için süt ürünlerine biraz ağırlık veriyorum. Günde 2-3 bardak az yağlı süt ya da yoğurt, kefir, peynir gibi süt ürünleri tüketmek; bu dönemde yeterli olduğu için ekstra bir vitamin önermiyor doktorum.

Gebeliğin 4. ayında annenin vücudunda en sık yaşanan değişiklikler ise şunlar; öncelikle vücut doğuma hazırlık adına bolca kan ürettiği için, ara sıra burun kanamaları yaşanması normalmiş. Bende de bu hafta iki kez az miktarda burun kanaması oldu, bol sıvı almaya ve arada tansiyonumu ölçmeye dikkat ettim. Bir de büyüyen rahim kabızlığa, hafif kasık ağrılarına neden olabiliyor. Kabızlık için bu haftaki keşfim armut oldu! Tamamen şans eseri yapılan bu keşfimi internetten araştırdım, bolca posa içerdiği için sindirimi rahatlatıyormuş gerçekten de. Artık kiwi, kayısı, pırasa ve lahana gibi doğal müshil ilaçlarımın yanında bir de armutum oldu yaşasın.

Peki, yukarda dün çektiğim son göbek fotomu görüyorsunuz. 4. ay bitti, nerede bu göbek yahu?! Bir yandan aynı hareketli yaşamıma devam edebildiğim için göbeksizlik hoşuma gidiyor ama öteyandan biraz meraklanmaya da başladım. 15cm'lik 120gr'lık bebek nerede saklanıyor?! Ben hala hamilelik öncesi kilomdan 1 kilo aşağıdayım (gerek bulantılar, gerek son haftaların endişe hali nedeniyle 3 ayda 3 kilo vermiştim) ve minyon biriyim ama 4. ay bitti yahu, neredesin ey göbek?! Bu sorumun cevabını önümüzdeki haftalarda alacağım sanırım, biraz sabır!

Bu kontrolde aldığımız önemli haber ise (sona bıraktım, biliyorum sizin de bu haberi beklediğinizi): KIZIMIZ GELİYOOOOOOOOR....! İşin doğrusu yaşanan onca korkudan sonra, sormak aklımıza bile gelmemişti ve zaten hamileliğin başından beri kız ya da oğlan hiç fark etmez demiştik; ama bulduğumuz isimler de hep kız ismiydi, hiç oğlan ismi düşünmemiştik Beyaz Atlı Prens'le, demek ki içten içe ikimiz de kız istemişiz! Ben her ne kadar rüyalarımda hep erkek bebek görsem de, kız çocuk bir başka güzel geliyor ne bileyim. Hani sanki daha bir bildiğim anladığım birşey, oğlan da çok güzel ama kız... Kız.. Yuppiii..! Beyaz Atlı Prens ve kraliyet sarayı benden de mutlu, çünkü aileye çok uzun zamandır hiç kız çocuk gelmemiş. Toplamda kuzenler falan sayarsam, en küçüğü 26 yaşında olan 7 oğlandan sonra, kızımız çok güzel bir sürpriz oldu.

Sevgili Pelin'in önerdiği gibi, doktor kontrollerinden sonra kutlama yapmayı gelenek haline getirdik ve doktordan çıkar çıkmaz kendimizi çok sevdiğimiz aile işletmesi olan Hint restorantına attık. Ben ne zaman gitsem aynı yemeği yediğim için, hemen tuzsuz süzme peynirli, ıspanaklı bir yemek olan Palak Paneer'e yumuldum. Ispanak bol demir ve kalsiyum kaynağı sevgili anne adayları, tavsiye ederim. Tekrar yemek yiyebiliyor olmak da, doğrusu muhteşem bir duygu!

2 yorum:

  1. bir önceki posttaki sorumu siliyorum :)

    hakikaten nereden bu kız? bir de ben nedense hep kız olarak okumuştum önceki yazıları :)))

    YanıtlaSil
  2. :))) Durup durup birden çıkıyormuş bu göbek bazen..

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!