9 Ocak 2013 Çarşamba

Hamilelikte beslenme (ve gıda alerjileri pof!)

İlk üç ayda burnum klozete yapışık geçtiği için, elalem göbek büyütürken ben aval aval bakınıp durdum ve bu sırada da 3 kilo kaybettim. Meğerse şu evrende yalnız değilmişim, kilo almak yerine veren bir çok anne adayı varmış da hepsi tuvalette saklandıkları için görememiş, bilememişim. Şu an 4. ay bitti, ben kantarda hamile kaldığımdan 800gr az çekiyorum ama azimliyim, dengeli ve sağlıklı beslenerek kızımı nur topu kıvamına getireceğim inşallah.

"Beslenme" bir bilim sevgili dostlar. Sanat da olabilir tabii. Ben yemek yapmayı da yemeyi de pek sevmem ve beceremem ama, güzel yemek önünde bir Anthony Bourdain ya da yerli versiyonu Vedat Milor gibi de saygılı dururum! Beyaz Atlı Prens güzel yemek yapar ama kendisi benim hiç hazzetmediğim tavuk ve et yemekleri konusunda uzmandır, ben de aslında sebze ve meze konularında fena sayılmam şimdi hakkımı da yemeyeyim. Son haftalarda iştahım açılmasa da, en azından evrenin buram buram yağlı sos kokusu geçti çok şükür, güzel beslenmeye başladım. İnsan evladı için çiğ tavuk dahi yer derler, çiğ olmasa da (aman aman bakteri yuvası) pişmişini burnumu tutup ağzımdan hop diye yuvarlamak suretiyle bünyeye ve direkt kızıma yollamaya başladım. Haftada bir tavuk yemeği, haftada bir köfte, haftada 1-2 de severek ve isteyerek balık yiyorum ki bu da adam olana yeter de artar bence. Eski vejeteryan bozması yeni anne adayından fazla bir beklenti içine girmeyiniz rica ederim.. Özellikle o kuzular beni çok hislendiriyor, o da kuzu benimki de kuzu diyor ve asla bebek hayvan yiyemiyorum yine de.. Benim yediklerim karısını boynuzlayan öküzler, samanlıkta seyran horozlar, bir de artık yaşamdan bir beklentisi kalmamış emekli tavuk ve inekler.. Böyle yani (umarım). Yumurta olayına da, çocukluğumdan beri mesafeli yaklaştığım için; biyolojik ve çayırda özgür gezen, esir olmayan tavuk ahalisinin totosundan gelme şartı koyarak, haftada 2-3 yemeye çalışıyorum.. Valla bu hayvansal protein konusunda çok uğraşıp didiniyorum, emeklerim boşa çıkmaz ve B vitamini depolarım beni üzmez diye umuyorum. Süt, yoğurt, kefir ve peynir neyse ki soframın daimi olmazsa olmazları, bari ordan kurtarıyoruz işte..

Lakin bitkisel protein denince akan sular duruyor. Mercimek denen bakliyat bence muhteşem bişey. Bir de bereketli yahu, geçen pişirdim tek tencereyle başlayıp şiştikçe ikinci ve üçüncü tencereye almam gerekti, şaşkın bir haldeyim. Bu mercimek stoğu bana dondurucuda baya bir gider. Nohuttan da güzel salatalar, mezeler yapılıyor, onu da burdan saygıyla analım tabii. Yeşil sebzeler ise posa içerdikleri için ve azıcık kaynatılıp salata niyetine dahi çok güzel yendikleri için favorilerim. Demir ve kalsiyum deposu keratalar siziiiii. Mantar da son günlerde soframızda revaçta, Avrupa'da kültür mantarı bizdeki gibi tek tip beyaz değil, baya değişik mantarlar var burda, güzel güveç ya da kavurma oluyorlar. Pirinç pilavı yerine bulguru ve tam tahıllı ekmekleri tercih etmeye özen gösteriyorum. Kızım en baştan beri çok sevdiğim şekerlemelerden beni uzak tuttu hep, bu konuda hiç tatlı sevmeyen babasına çekmiş belli. Şekerleme ve tatlı ağzıma bile süremez haldeyim hala. Ama bu da iyi birşey sanırım. Meyveyi bol yiyorum tabii, meyvelerin hepsine ama özellikle elmaya aşığım ezelden beri. Bir de burda yok pahasına satılan altın çilek var, o da yararlı ve lezzetli diyorlar.

Bir de içerdiği Omega 3 ve kalsiyum için cevize sardırdım iki haftadır ama biraz fazla kaçırdım sanırım, karnımda ve belimde pütür pütür birşeyler çıktı deli gibi de kaşınıyorum. Alerji olmuşum offf. Normalde 2 cevizmiş, ben bir avuç her sabah götürüyordum valla ne bileyim.. Meğerse hamileler pek alerjik olurmuş, buyrun burdan okuyun isterseniz! Hart hart kaşınıyorum, ellememeye çalışıyorum ama olmuyor valla delireceğim.. Ilık suyla duş iyi geliyor..

Tabii en önemlisi su. Vücudumuzun %70'i su ve bizim için hayati önem taşıyor. Hamilelikte su ihtiyacı artıyor çünkü vücut hem kan yapımına, hem de bebeğe gereken besinlerin iletilmesinde kullanıyor suyu. Kabızlığın da en önemli nedenlerinden biri su eksikliği. Aman ihmal etmeyelim, en az 2 litre suyumuzu içelim. 2 litre suyun içine bitki çayı (ki çoğu zararlıymış, iyi araştırmak lazım), süt ve doğal meyve suları (ki çok şeker içerdiği için meyvenin kendisini posasıyla yiyin diyorlar) falan dahil değil ha, uyanıklık yapıp kolaya kaçmayalım. Çok su içemeyenler için, içine 1 limon parçası (ama tansiyon düşürebilir ve kabızlığa neden olabilir) ya da ufak bir elma dilimi atıp suyu tatlandırabilirsiniz. Çay, kahve, gazlı içecekler önerilmiyor, alkol ise kesinlikle yasak, bunu da hatırlatayım hemen.

İşte son yeme ve beslenme maceralarım böyle. Beslenme mühim konu, dikkat etmek ve doktora danışmak lazım. Ne aşırı beslenip tonton bir hamile olmak, ne de az besin az gıda alıp bebişi zorunlu açlık rejimine tutmak, en güzeli ne yediğinizi bilmek, kaliteli ve kontrollü olmak. İşin sırrı burda azizim.....

Dipnot. Hamilelikte beslenme konusunda daha fazla okumak için buraya ve buraya tıklayabilirsiniz.
Hamileliğe özel yemek tarifleri için buraya ve buraya tıklayabilirsiniz.

Afiyetli ve sağlıklı günler dileğiyle!

1 yorum:

  1. "ye ekşiyi doğur Ayşe'yi, ye tatlıyı doğur Atlıyı"
    :))

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!