26 Mart 2013 Salı

Hamilelikte seyahat

Kızımın anne karnında seyahat ettiği 4. ve 5. ülkeleri, benimse 55. ve 56. ülkelerim; Portekiz ve İspanya oldu. Anne ve artık kızı! olarak pek bir gezgiç olsak da, dünya üzerinde 193 ülke olduğu düşünüldüğünde, "daha dünyanın %30'unu anca görebilmişim" diyorum! Olsun.. Eşimle evlenirken tek bir isteğim oldu; "her sene iki yeni ülke görelim" dedim. Bu plana sadık kalırsak ve birkaç sene önce Hindistan'da el falımıza bakan Hint Fakiri'nin öne sürdüğü gibi Allah birlikte mutlu ve uzun bir ömür nasib ederse, ortalama bir birinci dünya insanı olarak 80 ülke daha göreceğiz demektir bu :) Toplamda 136 ülke, fena değil sanki?! Zaten geri kalanlar savaş halinde...

Kendimi övmeyi ve çılgın planlarımdan bahsetmeyi bırakıp konuya dönebilirsem, bizim pıtırcık anne karnında seyyah çıktı ve 15 gün boyunca bize hiçbir sıkıntı vermedi. Portekiz'in kuzey kenti Porto'dan günlüğü 8 euro'ya (!evet!) araba kiraladık ve kafamıza göre geze eğlene güneye, İspanya'nın batısına, ordan geri Portekiz'e gidip, Atlas Okyanusu'nun dev dalgalarıyla kucaklaşıp tekrar kuzeye Porto'ya döndük. Genellikle 1, nadir olarak 2 gün kaldık aynı yerde ama kısa araba yolculukları ve sezon dışı son derece ucuz ama güzel otellerde konakladığımız, tamamen kendi hızımızda ve keyfimize göre gezdiğimiz için, hamileliğin 26-27. haftasında olduğum halde hiç bir sıkıntı ve zorluk yaşamadım. Üstelik kar altındaki Avrupa'dan kaçıp leylak dalları ve kuş cıvıltıları içindeki güneye inmek nasıl iyi geldi anlatamam. Enerji dolu döndüm eve, işe, okula ve beni bekleyen bin tilkiye! Avrupa hala bıraktığım noktada, bembeyaz kar altında..

Hamilelikte seyahat etmek için en uygun dönem ikinci trimester diyorlar çünkü hem bulantılar falan yok oluyor hem de göbek henüz çok büyük değil. Her ne kadar hava şirketleri 36. haftanın sonuna dek doktor raporu ile uçuşa izin verse de, 28. haftadan sonra uçuş, erken doğum olasılığı nedeniyle biraz riskli olmaya başlıyor. Tabii hiç ayak basmadığınız bir ülkenin zorunlu iniş yapılmış havalimanında ya da hatta okyanusun üstünde, hostesler eşliğinde uçakta doğurmak ve çocuğunuza yeni bir ülke vatandaşlığı ya da ömür boyu o hava şirketinin uçuşlarında bedava uçuş hakkı hediye etmek gibi çılgın planlarınız yoksa :)

Uçak yolculuğu sırasında mümkünse varis çorapları kullanmak, bol bol su içmek ve en az 2'şer saatte bir uçak içinde yürüyüşe çıkmak, kan dolaşımı açısından öneriliyor. Benim 15 günde tek sıkıntım, beslenme ve bağırsak problemleri oldu, çünkü özellikle Portekiz'de lifli besinler çok fazla tüketilmiyor ve benim gibi sebze kafa'ysanız, sabahları şekerli hamurdan poğaçalar, akşamları balık ve patatese tabii kalınca kabızlık kaçınılmaz oluyor. 5 günlük sıkıntılı ve "ha bugün ha yarın" beklentili bir süreçten sonra artık dayanamadım ve soluğu hastanede aldım. Hamile olduğumu söylediğim anda beni hemen bir Kadın Doğum Uzmanı'na teslim ettiler. O da hemen bebeğe bir ultrason yapıp kabızlık sorunundan etkilenip etkilenmediğine baktı (anladığım kadarıyla bazen annenin sıkıntısından etkilenip bebekler de gereksiz bir strese giriyorlarmış) ve bana bitkisel bir şurup ile ek lif içeren yine bitkisel bir beslenme desteği yazdı. Bu ikisini ağızdan kullanmaya başlayınca 24 saat içinde rahatladım. Kızım da kendine bol yer açılınca daha bir hareketlenmeye, hatta karnımın dışarıdan bakıldığında bile görülen! sağa sola hoplamasına neden olan jimnastik hareketlerine tam gaz devam etmeye başladı. Bunun dışında, seyahat boyunca hamileliğimi hiç hissetmedim desem yeridir. Günde 3-4 saat yürüdüm, bol bol fotoğraf çektim, arabada bağırarak şarkılar söyledim! Portekiz'in o harika şaraplarının tadına bakamadım ama 15 gün boyunca her gece taze balıkla Omega 3 depolarını tepeleme doldurdum. Bu da bana 1 haftada iki kat büyüyen ve artık "Serpme Van kahvaltısını fazla kaçırmış kız" görüntüsünden sıyrılıp bildiğin hamile tipine dönen bir göbek verdi (foto çooook yakında!).

Portekiz ve İspanya bahar aylarında çok güzel, hamileyken de seyahati çok rahat olan ülkeler. Ortaçağda yaşayan bir prenses gibi hissetmenizi sağlayan kale-içi kentlerin taş konaklarında, gece uyurken gaipten gelen sesler duyup ürpereceğiniz manastırlarda, ufak köylerin şarapçılıkla geçinen bağ evlerinde konaklayabilir, okyanusun nemli kokusunu ve rüzgarını içinize çekebilir, insanı etkileyen ve düşündüren Fado müziğini dinleyebilir, neşeli akdeniz insanının güler yüzlü ve yardımsever haliyle keyiflenebilir, patlayana dek Nata pastası ve balık yiyebilir, yollarda elektrik direklerinde ve bacalarda göç ve yuvalama mevsiminde olan binlerce leyleği görüp "aha, bebek yapım atölyesi! bizim kız bu yuvaların hangisinde acaba" diyerek gülebilir, çok romantik ve eğlenceli bir tatil geçirebilirsiniz. Mutlaka tavsiye ederim.

Ben özellikle Nazare'de 30mt'yi bulan okyanus dalgalarının hemen üstündeki falezlerde kendimden geçtim ve okyanusa nazır göbeğimi kucaklayıp, kızıma "dünya çok muhteşem bir gezegen, sen de geldiğinde eminim çok seveceksin!" dedim :)

3 yorum:

  1. üşenmezen bir gün gezdiğin ülkelerin en azından listesini yazmanı isterim çok merak ediyorum.

    son cümlen ise beni kalbimden vurdu gerçekten çok güzel bir gezegende yaşıyoruz keşke herkes bilse ve kıymet verse

    hoşgeldiniz

    YanıtlaSil
  2. son cümleye ben de bayıldımmm.

    YanıtlaSil
  3. Hayat o kadar kırılgan ki, birden sonlanıverebiliyor. İnsan mutlu olduğu her anın tadını doya doya çıkartmalı ve bu anları mümkün olduğunca arttırmaya çalışmalı. Benim için bu mutlulukların biri de seyahat etmek, elimden geldiğince yeni yerler görmek, yeni tatlar ve kokular deneyimler yaşamak istiyorum. İnşallah kızım da anların kıymetini bilen bir insan olur!

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!