10 Nisan 2013 Çarşamba

Hamilelikte doğu ile batı farkı

2013 leyleklerin fazla mesai yaptığı bir sene oluyor sanırım, ne çok hamileyiz! Türkiye'den yakın bir arkadaşımla neredeyse aynı dönemlerde doğum yapacağımız için sık sık mailleşiyor; göbeklerimizin, doktorlarımızın, bizi delirten ve neşelendiren durumların karşılaştırmasını yapıyoruz. Çok keyif alıyorum bu maillerden. Yaklaşık 7 aylık yazışmalarımızın yanı sıra, takip ettiğim bir çok hamilelik bloğunu okudukça da, doğu ve batı kültürlerinde hamileliğin ne kadar farklı yaşandığını fark ettim ve bu gözlemimi sizlerle paylaşmaya ve fikirlerinizi almaya karar verdim.

Ben Türkiye'ye gidip geldikçe ya da Türkiye'de hamile olan arkadaşlarımı dinledikçe, burda, yani Batı Avrupa'da, hamileliğin Türkiye'deki kadar "özel bir durum" olarak düşünülmediğini fark ettim. Bizim kültürümüzün de içinde bulunduğu doğu kültürlerinde kadının en önemli toplumsal rollerinden biri hatta en önemlisi belkide, anneliktir. Annelik çok kutsal kabul edilir, cennet bile annelerin ayakları altındadır! Dolayısıyla bir kadının anne olması, onu toplumsal açıdan bir üst konuma taşıyan, ona bir vasıf katan, bir rol ve yaşam amacı veren bir durum kabul edilir. Kısır kadınlar (sorun kadında olmasa bile) toplumdan itilir, bir çiftin isteyerek çocuk yapmama kararı ise çoğu zaman fiziksel ya da psikolojik bir kusura bağlanır, arkalarından konuşulur. Bir çift daha evlenirken dahi, kendilerine bu temel görevleri hatırlatılır, aile ve dostlar beklentilerini sıkılmadan utanmadan dile getirebilirler. Toplulukçu bir yapıda, evli çiftin bireysel kararı değil, toplumsal beklentileri karşılaması esastır ve bu beklentileri karşılayamayan ya da karşılamak istemeyen bireyler çok ciddi psikolojik ve sosyal sıkıntılar yaşarlar. Benim çocuk sahibi olmak istemeyen bir çok arkadaşım, bunu en yakın çevrelerine bile kabul ettirmekte ciddi sorunlar yaşadılar ve bu süreçte çok bunaldılar. Çocuk sahibi olmak isteyip de çeşitli sorunlar nedeniyle olamayan arkadaşlarım ise zorlu tıbbi süreçlerden geçerken, psikolojik açıdan enkaza döndüler. Oysa benim burda da birçok arkadaşımın çocuğu olmuyor ya da çocuk yapmama hakkını kullanan arkadaşlarım var ve hiçbiri Türkiye'deki kadar ciddi sosyal ve psikolojik baskı görmüyorlar! Batı Avrupa'da, bir kadının çocuksuz olsa da bir kimliği var, toplumda çocuksuz bir kadın olarak da saygı görüyor. "Anne" olmadan da, başka birçok vasfı var çünkü o kadının ve bu vasıflarının bilincinde olarak, en başta kendi kendine saygı duyarak, toplumda dimdik duruyor. Kimliğini "bir çocuğun annesi" olarak belirlemiyor. Kadın çocuk yapmayı tercih ettiyse, ilerde o çocuktan kendine bir sosyal konum sağlamayı, yaşlılık güvencesi olarak görmeyi düşünmeden yapıyor. Dolayısıyla, çocuğunu da kendine bağlı ve bağımlı bir canlı olarak yetiştirmek yerine, kendi ayakları üzerinde duracak ve kendi tercihlerine göre yaşamını sürdürecek bir "birey" olarak görüyor ve yetiştiriyor. Tabii bu durumun bir başka yüzü daha var. "Anne" olmak yüceltilen bir vasıf olmayınca, hamile kadının da toplumda "şımartılması" Doğu'daki kadar yaygın değil. Mesela toplu taşıma araçlarında hamileler özellikle talep etmediği sürece yer veren pek görmedim. Hamile insanlara iş yerinde, sosyal ortamlarda falan da pozitif ayrımcılık yapılmıyor. Bizdeki gibi "aman sen hamilesin, geç otur, biz yapalım işleri" yaklaşımı yok.

Öte yandan; Doğu'daki anne çocuk ilişkisine toplumun çeşitli katmanlarından birçok birey (anneanneler, parktaki teyzeler, komşular, diğer anneler vs.) rahatça müdahale ederken, Batı'da anne baba adayları genellikle kendi başlarına, kendi bildikleri gibi yetiştiriyorlar çocuklarını. Bu da özellikle hamilelik ve lohusalık döneminde çok hassas olan annelerin, öğreten adam ve kadınların sonsuz nasihatlerine maruz kalmadan, kendilerini herşeyi yanlış yapıyormuş gibi hissetmeden, rahatça bebekleriyle zaman geçirebilmelerine ve bebeklerini tanımalarına, anneliği daha olumlu görmelerine, daha hızlı öğrenmelerine yarıyor. Fakat, Batı'da da bir başka sıkıntı yaşanıyor. Eğer anne baba adayı yeterli bilgiye sahip değilse, çocuğa ve beraberinde gelecek sorumluluğa hazır değilse, kendini sosyal açıdan yapayalnız hissedebiliyor, psikolojik sorunlar yaşayabiliyor. Yani, evet komşu teyze dırdırı çekmiyorsunuz ama eğer sosyal desteğiniz hiç yoksa, bu sefer de tam tersi, yalnızlık yaşanabiliyor. Fakat Batı'da bunun önlenmesi için yapılandırılmış sosyal destek kurumları var. Anne baba adaylarına yönelik kurslar, doula ve yeni doğan hemşirelerinin tamamen bedava hizmetleri, psikolojik ve maddi destekler çok yaygın ve kolayca ulaşılabilir halde.

Özetle; doğu ve batı tipi hamileliğin kendine özgü olumlu ve olumsuz yanları şunlar:

Doğu'daki +'lar:
1. Birsürü akraba, eş dost, tanıdık tanımadık, bakkal hamdi efendi bile hamile olduğunuzu fark ettiği anda sizi pohpohlamaya, şımartmaya, elinden geldiği kadar yüceltmeye ve size bir üstün kimlik verip saygı duymaya pek hazır. Bir eliniz yağda, bir eliniz balda, yediğiniz önünüzde, yemediğiniz arkanızda! Canınız çilek isterse, o çilek bulunuyor arkadaşım!
2. Çocuk odaklı bir kültürde annelik ve çocuk bakımı hakkında kitap falan okumanıza gerek yok çünkü herkes zaten sizin öğretmeniniz, yol göstericiniz ve yardımcınız olmaya hazır.
3. Birsürü hediye siz istemeden geliyor, pek masraf yapmak zorunda kalmıyorsunuz.

Doğu'daki -'ler:
1. Herkes herşeyi sizden iyi bildiği için, devamlı nasihat dinlemekten, birşeyleri devamlı yanlış yaptığınızı düşünmekten, hamileliğin ve anneliğin keyfini çıkaramıyorsunuz. Endişeli ve ilerde de aşırı korumacı bir anne olarak çocuğun gelişimini olumsuz etkileme riskiniz var.
2. Bir kere "anne" kimliği üzerinize yapışınca, artık başka kulvarlardaki başarılarınızı takan pek olmuyor. Hatta o kulvarlarda fazla başarılıysanız çocuğu ihmal ettiğiniz bile düşünülebiliyor.
3. Bol sayıda çocuk yapıldığı için, memleketin sınırlı imkanları her çocuğun eşit yetişebilmesini mümkün kılmıyor. Sosyal sistemler yetersiz kalınca, toplumsal sınıflar arası uçurumlar çok büyüyor.

Batıdaki +'lar:
1. Çocuğu yapma ya da yapmama kararınızı siz veriyorsunuz, zamanını siz belirliyorsunuz. Dolayısıyla çocuğa hazır olma şansınız, sağladığınız imkanlarınız daha yüksek oluyor.
2. Çocuğunuzu kendi seçimlerinize göre yetiştiriyorsunuz, kimse karışmıyor. Kimse size onu yap, bunu yapma demiyor. Çocuğunuzla başbaşa, daha sakin, rahat ve kendinize güvenli bir annelik yaşıyorsunuz, bu da ileride çocuğunuzun sizi örnek almasına ve daha özgüvenli, rahat, bağımsız bir birey olmasına yarıyor.
3. Sosyal sistemler harika işliyor; hastaneler, okullar, parklar, bahçeler emrinize amade. Birçok kurs, sosyal ve psikolojik destek sistemine kolayca ve tamamen bedava ulaşma şansınız var.

Batı'daki -'ler:
1. Hamilelik öncesi sosyal çevreniz darsa, hamile arkadaşlarınız ya da ihtiyacınız olduğunda dertleşecek danışacak birileri yoksa, sosyal kurumlara nasıl ulaşacağınızı bilmiyor ya da çekiniyorsanız, bol bol okumaktan ve kurslara katılmaktan hoşlanmıyorsanız, kendinizi yalnız ve yetersiz hissedebiliyorsunuz. Herşeyi kendi başınıza yapıyormuş gibi düşünüp, bunu olumsuz birşey olarak görüyorsanız, yalnızlık ve yetersizlik sonucu depresyona meyilli olabiliyorsunuz.
2. Kimse sizi pohpohlamıyor, hamileyken ya da anneyken özel bir toplumsal konum ya da pozitif ayrımcılık yaşamıyorsunuz. Mesela kasap Hermann efendi size kıymanın en güzelini ayırmıyor :)
3. Etrafta çok çocuk yok, çiftler geç evlenip geç çocuk sahibi oldukları için hiç çocuklu arkadaşınız olmayabiliyor. İnsanlar dağlara tırmanır, spor yapar, kariyerlerinde yükselir ve keyif çatarken, siz elinizde bebekle kendinizi pek klasik ve sıkıcı bulabiliyorsunuz..

3 yorum:

  1. eksi mi artı olarak yorumlarsınız bilmem ama bizdeki anneanne dede babaanne amca dayı teyze hala gibi aile bireylerinin birbirine yakınlığı ve birbirleriyle ilgilenmesi çocuğun batı daki çocuklara göre daha sevgi dolu büyümelerini sağlıyor bence. evet kontrolsüz yakınlık tabii ki bağımlılığa yol açar, bu yakınlıktan uzak fazla bireysel toplumların bencil ve küstah insanlar yetiştirdiğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  2. Çok haklısın Coraline, çekirdek aile dışındaki akrabalar çok önemli.. Ama bazen fazla yakınlık da anne-babaya karışmalarla sonuçlanıyor, o da anne babayı çok bunaltıyor, çocuğu da iki arada bir derede kalıp, kuralları esnetmesine ve dengesiz olmaya teşvik ediyor.

    YanıtlaSil
  3. Sanırım hamilelik için en uygun yer A.B:D. Çünkü orada Batı için sıralanan +'ların yanındaki -'lerle karşılaşmıyorsunuz..

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!