22 Mayıs 2013 Çarşamba

9 aylık hamile

Beyaz Atlı Prens'le bu haftasonu 3. evlilik yıldönümümüzdü ve benim 9 aylık koca göbeğim eşliğinde, yakın çevremizde romantik bir "uzatılmış haftasonu" yaşayalım istedik. Bu sene yağışlı ve serin geçen bahara inat, soluğu İtalya'da Lago di Garda (gölü) kıyısında aldık. Kızımızın anne karnındaki 6. ülkesi İtalya ve ben hamilelik başından beri seyahat ederken sorun yaşamıyorum; hatta sanki göbeğim daha bir yumoş, daha bir sakin, daha bir huzurlu, sanırım kızımız şimdiden bir gezgin!

Garda Gölü'nde Akdeniz iklimi ve bitki örtüsü hakim. Gölü çevreleyen yüksek dağların eriyen karları sayesinde, göl her mevsim turkuaz ve berrak. Yüzmek için biraz erken olsa da, çevresinde bisiklet turları, yürüyüşler ya da kıyısında enfes bir kitap eşliğinde şezlonga yayılıp güneşlenmek ideal aktiviteler. Kıvrım kıvrım yolların birleştirdiği ufak kasabaları ya da daha kalabalık ve turistik birşeyler isterseniz sadece bir iki saat uzaklıktaki Verona ya da 2-3 saat uzaklıktaki Venedik gibi turizm merkezlerini ziyaret etmek, yerel mutfağın tadına bakmak, (tabii hamile değilseniz) bölgenin temel geçim kaynaklarından olan şarap bağlarını ziyaret etmek ve bolca keyfine varmak da olmazsa olmazlar arasında. Garda gölü, muhteşem bir haftasonu kaçamağı yaşamak isteyen çiftler için ideal!

Bebekli hayata maksimum 4 haftamız kaldı ve bir süre evimizi çevreleyen park ve bahçelerle nehir kıyıları ve ufak dağ tepecikleri dışında pek evden çıkamayacağımızı iddia eden güruha inat, bol bol geziyoruz. Türkiye'de özellikle eski kuşaklar "bebeğin 40'ı çıkmadan evden çıkılmaz" falan derler. Ama biz pek gezgiç bir çift olduğumuz için, evde tıkılıp kalmak - hele hele yaz mevsiminde - hiç olacak iş değil yahu! Hem buradaki yaygın anlayışa göre, bebek uygun bir şekilde giydirildikten ve rüzgardan korunduktan sonra ha evde ha dışarıda olmuş, fark etmiyor. Çocuk doktorları da, anne karnında gece-gündüz farkını bilmeyen bebeklerin doğum sonrası uyku düzenini kurmalarında özellikle gündüz saatlerinde güneş ışığından faydalandırılmaları, mümkünse dışarıda açık havada zaman geçirmelerini öneriyorlar. O nedenle, doğum sonrası fiziksel acılar geçtikten sonra, kızımı alıp açık havanın ve Avrupa'da pek değerli adledilen yaz güneşinin keyfini çıkarmayı umud ediyorum. Ama doğuma kadar, Garda Gölü kıyısında geçirdiğimiz bu romantik haftasonu sanırım bizim başbaşa son seyahatimiz olacak. Artık biraz hazırlık yapma ve bekleme zamanı...

9 aylık göbekle ben hala işe ve okula devam ediyorum ve bu aktif gebelik tercihimden de son derece memnunum. Evde oturmaya kalksam sanırım devamlı vücudumu dinler, oramdan buramdan gelen sinyalleri fazlasıyla kafama takıp "amanın doğum mu başladı yoksa" gibi gereksiz endişelere kapılırım gibime geliyor. O nedenle kendim dışında birşeylerle uğraşmak ve hatta azıcık da günlük koşturmalarla cebelleşmek hoşuma gidiyor. Artık haftalık hale gelen doktor kontrollerinin bu sabahki ayağında Dr. Kuş'un ofisine nasıl bir dalış yaptıysam, adamcağız arkamdan gülerek "çok sportifsin!" dedi! Bu hoşuma gitti çünkü son bir iki haftadır özellikle iki kat merdiven çıkarken zorlandığımı ve biraz hantallaştığımı hissediyorum. Yine de hiç bırakmadığım yoga, uzun yürüyüşler ve yüzme gerçekten hamilelik süresince beni fiziksel ve psikolojik olarak çok rahatlattı doğrusu.

Bu hafta tek bir derdim var: hatır hutur kaşınıyorum! Karnımda zaten aylardır devam eden olağan kaşıntılara (çatlak olmadı - lierac krem sağolsun - ama göbekte deli gibi kaşıntı oldu bende) bir de kollar, göğüs, ayak ve el içi eklenince google'da kısa bir gezinti yapıp kendi kendime "karaciğer yetmezliği" teşhisi koyduğum için, Dr. Kuş'tan "sakin ol" temalı serzenişler eşliğinde bu hafta yine kan aldırmam gerekti. Özellikle el ve ayak içlerindeki kaşıntılar gerçekten bir karaciğer problemini işaret edebiliyormuş. Maymunlar gibi kaşınıp durmam bebek için sorun olmasa da, genel olarak beni rahatsız ettiği için kontrol edilmesi gerekiyor. Eğer karaciğerde bir problem varsa, buna uygun bir hap kullanmam gerekecek ama her halikarda bu durum hamilelik sonrasında geçiyormuş neyse ki..

Böyle böyle resmen 9 aylık hamile oldum yahu! Türk filmlerine bakarsak 10 gün sonra doğuruyorum (biri kaynar suyu ve havluları hazırlasııııın - ne işe yarıyorsa bu kaynar su, makarna mı haşlıyoruz ne yapıyoruz?!?) ama gerçekte, doktorların hesaplarına göre hamilelik 40 hafta yani tam 10 ay sürüyor. Haydi o zaman, bu son 4 haftada bana bol şans! "Beni takip edin anacımmm!"

2 yorum:

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!