12 Mayıs 2013 Pazar

Yuva hazırlama sendromu

Hamileliğin son ayında sık rastlanan bir durum varmış; yuva hazırlama sendromu (pregnancy nesting syndrome) ve ben farkında olmadan bu hafta buna yakalanmışım sevgili göbekdaşlarım! O nedenle blogu bile boşvermişim, çal-çenemi kaç gündür bu satırlara dökememişim! Şükür ki, Beyaz Atlı Prens'in "yeter artııııık, biraz daha koşturursan 5 hafta önceden doğuracaksın" diye çemkirmesi beni kendime getirdi..

Neymiş bu yuva hazırlama sendromu biliyor musunuz (ben klinik psikolog olarak hiç duymamıştım da bugüne dek, klinik olmasa da halk arasında bilinirmiş böyle birşey), hamile kadınlar son aya girdiklerinde, birden üzerlerine bir "yuvayı hazırlama" enerjisi gelirmiş. Hani kuşların buldukları çalı-çırpıyı yuvaya taşıyıp, daha yumurtlamadan yuvayı konforlu hale getirmeleri misali, hamile kadınlar da koca göbeklerine aldırış etmeden bir hazırlık telaşına kapılırlarmış. Sadece bebek odasını hazırlamakla, bebeğe gerekli olan eşyaları almakla kalmaz; iyice abartıp tüm evi baştan aşağı temizlemek ya da kocalarına gayet güzel kullanışlı yepisyeni arabalarını falan değiştirtmeye kalkarlarmış. Ben de bu hafta başından beri işten veya okuldan gelir gelmez daha bir nefes almadan kafamdaki "hazırlık listesi" üzerinde çalışmaya girişir oldum. İçimden birşey devamlı bana "son 5 hafta kaldı, şunu şunu halletmedin daha" diye bas bas bağırır oldu ve ben de bunun üzerine normalde herhangi bir göbekdaşımdan dinlesem kahkahalarla güleceğim ya da dehşetle irkileceğim eylemlere girişmeye başladım. Mesela bir cam silmişim şu göbekle sandalye üzerlerinde ki, gelen giden "ay bu camlar ne biçim parlıyor yahu" der olmuş. Sonra tüm dolapları alt üst ettim, kıyafetlerden verilecekler ve atılacakları ayırıp paketledim. O sırada gözüme kornişlerde birikmiş toz parçacıkları takıldı, bi çırpıda onları da hüplettim makinaya. Bir de tabii "bahar havası, balkon sefası" sezonunu sonunda açabilmek için balkonları dipköşe temizledim, balkon masası ve sandalyelerini (ki kendileri cam ve demir bileşimi ağır mı ağır mobilyalar oluyorlar) yerleştirdim.. İşte tam o noktada dün artık Beyaz Atlı Prens beni yakaladı ve tam ben ona da birsürü yuva hazırlama görevleri buyuracakken beni durdurdu. Yoksa heralde o hızla devam etseydim, dün gece ben bizim kıza 5 hafta erken kavuşacaktım çünkü kendisi bu çılgın annenin karnında dört dönmeye ve elinden ayağından geldiği kadar tekmelerle beni uyarmaya çalışmış ama başaramamıştı ve artık kendini baya baya hissettiren Braxton-Hicks kasılmalarını dahi gözardı edecek kadar kendimden geçmiştim. Bu yuva hazırlama sendromu baya güçlü bir sendrommuş yahu, çok da içten pazarlıklıymış, insan hiç anlamadan kapılıp gidiyormuş!

Neyse ev tam teşekküllü bir bahar temizliği geçirdi bu vesileyle, misler gibi parlıyoruz. Tabii şu an o pırıl pırıl pencerelerime şakır şakır yağmur yağıyor ama.. Neyse, çaktırmayın artık. Kışın hantallığı, kokusu gitti en azından.

Bu arada, bir de doğum yapacağım hastaneyle olan ilk randevuma gittim bu hafta. Malum Batı Avrupa'da bürokrasi derdi fazla olduğundan, doğum öncesinde kayıt ve doldurulması gereken 10.000 sayfalık formlar oluyor. O işler halloldu. Kızımız çifte vatandaş olacak ama önce bu ülkedeki nüfusa kayıt olması, benim çalışamadığım sürede alacağım doğum ve çocuk parası başvurusu, eşimin kullanmak istediği iki aylık babalık izni için gerekenler falan bunlar konusunda bilgilendirildik. Sonra bebek hastanedeki ekip tarafından da bir gözden geçirildi ve benim doğum seçeneklerimi gözden geçirerek, doğum sonrası bakım hizmetlerine kayıtlarım yapıldı. Bu sayede doğum başladığında ben bu tip evrak işleriyle hiç uğraşmadan direkt hastaneye yatacak ve sakin sakin doğuracağım inşallah.. Artık ne kadar sakin olunabilirse o anda tabii.

Hazırlıklar böylece neredeyse tamam işte. Bir iki parça eksiğimiz kaldı, onları da bu hafta Beyaz Atlı Prens'le iş çıkışlarımızda buluşup halledeceğiz ve inşallah son ayımızı huzur içinde, sakin sakin, bolca yoga, yüzme ve yürüyüş aktiviteleri içinde ve hiçbir işe koşturmadan geçireceğiz diye umuyorum.

Bu arada, hemen kısaca aktarayım "göbeemden son haber bültenini" ve hemen yana iliştireyim an itibariyle "göbeemin sureti"ni de.. 35 haftalık hamileye göre küçük bir göbeğim var ama bu resmen büyük bir şans, o nedenle şükrediyor, hiç ama hiç şikayet etmiyorum. Bu sayede hala aktif bir şekilde işime, okuluma ve sporuma devam edebiliyorum ve çok şükür hamilelikle ilgili bir sıkıntım yok, bolca keyfini çıkardığım bile söylenebilir hatta. MAŞALLAH diyelim :) Umarım sonuna dek de böyle gider. Hastanede öğrendiğime göre kızımız 35. haftasına 2200gr girmiş, baş üstü konumunu korumaya devam ediyormuş (yani korktuğum gibi annesi ve annesinin büyük teyzesi gibi ters doğmaya kalkmıyormuş) ve kendisini tutan hıçkırıklar ve benim bolca hissettiğim kasılmalar normalmiş. Bu haftadan itibaren, doğuma dek bir hafta kendi doktoruma, bir hafta hastanedeki ekibe görüneceğim, 40. haftayı aşma durumunda ise gün aşırı hastaneye kontrole gidecek ve 41. haftaya ne olursa olsun hamile girmeyeceğim. Burada böyleymiş işler.. Hadi bakalım o zaman, göbekli maksimum son 6 haftam! Çooooooook heyecanlı!

Dipnot. Yuva Hazırlama Sendromu ya da Pregnancy Nesting Syndrome hakkında daha fazla okumak için buraya ya da buraya ya da buraya tıklayınız.

2 yorum:

  1. Uuuv çok az kalmış yaaa heyecan beni de sardı ikinize de maşallah

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. GeCe'cim anneler günün kutlu mutlu olsun!!! :) Ay evet az kaldı di mi, valla çok heyecanlı ama çok da güzel :)

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!