28 Haziran 2013 Cuma

Çılgın Ebemiz Las Vegas'ta, peki biz nerdeyiz?

Ebemiz de bizim gibi çılgın çıktı.. Tüm hafta boyunca Las Vegas'ta zar atıp tutuyor, Elvis Presley karşısında nikah tazeliyor falan olacak. E, bizce sakıncası yok, geri geldiği sürece tabii.. İlk defa bu hafta, tüm hafta boyunca ebemizin geri bildirimi ve 3-4 günde bir yaptığı bebek bakım onarım ve kalite kontrolü olmaksızın, Beyaz Atlı Prens ve ben, hem de yalnız başımıza bizim çılgın bal arısına bakacağız.. Ya tamam, yine bakan bizdik ama 3-4 günde bir birinin sırtımızı sıvazlayıp "ha gayret, gayet iyi gidiyorsunuz, hadi devam" falan gibi "lohusa dönemi ara gazı" vermesi de süper oluyordu doğrusu.. İnsan lohusa döneminde arada sırada gereksiz paranoyalara, birbiriyle çelişen nörotik endişelere kapılıyor; "neden çok ağlıyor, acaba hasta mı?" ya da "neden ağlamadan uyuyor, acaba hasta mı?" gibi.. Eve gelen bakım hemşiresi ya da ebe bu dönemde fiziksel, psikolojik ve sosyal anlamda hakikaten büyük destek!

Ebemiz Hang Over 1'deki gibi "ben ne yaptığımı biliyor muyum?" düsturu ile çılgınca alemlere akarken biz nerdeyiz peki? E, evde değiliz pek tabii. O çılgınsa, biz duble çılgınız ayol.. Ne yapacağız bu hafta? Bol bol gezeceğiz anneli kızlı, babalı kızlı ve ailecek üçlü gruplar halinde. Bu hafta yine bizim kızlarla öğle yemeği programım var, hava güzel olursa şehrin ortasındaki İngiliz Bahçesi'ne de gitmek istiyorum, Maya'nın U3 denen 3. doktor kontrolü var ve bir de 3 kez girip "doğurdum hocam, bana müsade bi süre" bahanesiyle bir daha yüzüne bile bakmadığım gelişimsel psikopatoloji dersine bebekli bir şekilde girme ve "ağy ne şiriğğğn"leme planım var. Bu sonuncusunu Türkiye'de olsam yapamam heralde, "sen artık annesin ne kariyeri, otur oturduğun yerde, tek memeli amazon kadını!" diye diye kovalarlar valla.. Ama burda bebekle derse girmek mümkün, hatta yasal olarak bir hak. Derse girmesi engellenen hamile ya da anneler kolaylıkla insan hakları mahkemelerine başvurabiliyor. Aynen toplum içinde emzirme hakkı gibi, eğitimden ve halkın diğer bireylerinin faydalandığı tüm sosyal haklardan faydalanma hakkım var. Tabii bir de üstüne doktorayı dondurma hakkım, bebek bakım bursu alma hakkım ve 1 sene boyunca annelik yardımı parası hakkım da var. Seç beğen al. Sanırım ben bu üç hakkımı da sonuna dek kullanacağım ama bu dönem bitmek üzere ve şu derse bir iki defa daha girersem bir de üstüne sertifikamı almış olacağım, e az daha sıkayım dişimi bu dönemi bitirip öyle izne çıkayım istiyorum.

Beyaz Atlı Prens de 1 aydır evde babalık iznini kullanıyor ve 1 ay daha tepe tepe kullanmaya devam edecek. Benim için büyük şans ama bu iki ayın sonunda artık bal arımızı kendim idare ederim inşallah diye de düşünüyorum. Bebeğe bakma konusunda süper yardımı olan sevgili Beyaz Atlı Prens'in gece horul horul uyuması (geçen gece 12 saat uyuyarak bir rekor denemesi de yaptı hatta) ve gündüz çoraplar bi yerde, kahve bardakları bir yerde, tipik erkek davranışları içinde hiç rahatsızlık belirtisi göstermeden huzurla yaşayıp gidiyor olması ara sıra lohusa sinirlerimi de keman yayı misali germiyor değil. Hatta bu sabah itibarıyle "ben bu evde olma işini çok sevdim, işe hiç dönmesem mi acaba diyorum" demesi bende küçük çaplı bir sinir krizine de neden olayazdı, a dostlar. İmdat yani. Erkek dediğin 8'de işe gider 6'da eve döner azizim. Bu konuda klasik takılalım bi zahmet.. Şimdi değil ama! 1 ay sonra! Daha ihtiyacım çok kendisine, etinden sütünden faydalanıyorum valla ne yalan söyleyeyim. Henüz "işte kapı işte sapı, hadi yallah işe" zamanı gelmedi. Bal arısının bakımı henüz tek kişinin becerebileceği kadar kolay ve rutin değil.

"Çocuk da yaparım kariyer de" düsturu ile yola çıkmış olsam da, ilk 6 ay anne sütünü bahane ederek evde kızımla kucaklaşma koklaşma hali yaşayacağımı baştan gerekli mercilere, işe okula ve aileye bildirdiğim için, bu önümüzdeki 5 aylık süreçte "klasik ev kadını" olma niyetim var tabii ki. Bu da demek oluyor ki, bal arımızın bakımı dışında kalan zamanımda (şu an bu günde 5dk olsa da, ilerde inşallah adım adım bu dakikaların çoğalıp saatlere dönebileceğini umuyorum) keyif yapma niyetindeyim. Çünkü sevgili ahali, ben bu 5 aylık keyif halini hak ettim. Ayol 4,5 yaşımda yuvaya bir başladım, o gün bugündür eğitimdi, kariyerdi, işti güçtü koşturuyorum, bi durmak soluklanmak bilemedim. Evet bu arada 54 de ülke gezdim ama inanınız onlar bile tatilden çok seyahat mahiyetinde yani gezelim görelim, beynimize yeni gri hücreler ekleyelim diye geçti. Yani koşturuyorum yıllardır. Bal arısı doğalı beri günlerim sadece meme vermek, alt değiştirmek, meme vermek, gaz çıkarttırmak, meme vermek, alt değiştirmek rutininde geçiyor. Vallahi ne güzelmiş bu basit yaşam. Bu kariyer koşturmacası olmadan, oku öğren yaz çiz olmadan geçen zamanlar.. Ayol millet neden 3'er 5'er doğuruyor şimdi anladım yahu.. Beyaz Atlı Prens'e "farkında mısın 1 aydır hiçbişey yapmıyorum" dedim dün, cevabı "deli misin, çocuk yaptın ve büyütüyorsun ya" oldu. Tamam az iş değil ama valla keyifli bir yaşam tarzı bu..

Bunu sonsuza dek yapabilir miyim peki? I-ıh.. Bal arıma bakmak, büyütmek süper ama sanırım benim gibi "5 parmakta 5 marifet" takıntısına sahip kadınlar tek çocuk bakmakla ev kadını olmakla yetinemez gibi gibi gibi.. İlle 5 kulvarda koşturup kendimizi perişan edesimiz var çünkü. Süper anne sendromu işte bu.

6 ay evdeyim dostlar. Totomu yayıp oturacağım. Çaya gelin, poğaça neyin yapayım size. Süper tabii bu. Sonsuz keyfini çıkartacağım kızımın ve evin ve gezmelerin ve dostların ve yemenin içmenin falan filan. Ama sonra - ben biliyorum kendimi - hafif bi sıkıntı başlayacak.. Ne zaman olur bu bilmiyorum ama bir zaman gelecek, ben yine yarı zamanlı çalışmaya, doktoraya devam edeceğim. Ya da "amağğğn salla gitsin, düş yollara Las Vegas bekle beni bebeğimmm" mi diyeceğim acaba, bilemiyorum. Ola-bile-bilir. Neden olmasın?

4 yorum:

  1. dur dur bu bisey degil diyesim geliyor ama susacagim. bebekle en rahat olunan donem ilk uc ay sonra beraber gezmek de keyif yapmak da cok zor olacak malesef. uyku saatleri azaldikca, buyuyup tercihlerini kendi belirler oldukca, anne babaya ona uymak kaliyor ne yazik ki. yine de umarim siz boyle olmazsiniz

    YanıtlaSil
  2. ben gelmek için bağlantılar kurmaya başladım hemşire!!

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!