20 Haziran 2013 Perşembe

Doğum günü kutlaması

Dün Maya'nın asıl doğması beklenen gündü. Beyaz Atlı Prens ile kutlama yapmaya karar verdik ve evimize yakın, dere kenarında çok şirin bir Hint restaurantına gittik. Hava inanılmaz sıcak olduğu için - bu sene havanın ayarı yok, önce yüzyılın en karanlık ve karlı kışını yaşadık, sonra yüzyılın en soğuk ve yağışlı adına bahar demeye bin şahit isteyen o tuhaf mevsimi geçirdik, şimdi de 3 gündür yüzyılın en sıcak Haziran günlerini yaşayarak kavruluyoruz - insan su görmek, su ile ilişkili aktiviteler içinde olmak, bol bol su içmek gibi sulak haller içinde olmak istiyor. O derenin şırıl şırıl - daha doğrusu yağışlar nedeniyle az kalsın taşma tehlikesi gösterek gürül gürül - akışı öyle güzel, öyle rahatlatıcı bir durum ki, insana sakinlik ve huzur veriyor. Hele bu manzaraya bir de upuzun, geniş gölgelikler veren kestane ağaçlarını ve o ağaçların üzerinde şarkılar söyleyen çalı bülbüllerini ekleyin, tam bir cennet.

Maya tüm bebekler gibi açık havayı ve tüm bu gürültülü yaşamı seviyor. Bebeklerin sessiz sakin ortamlarda büyütülmelerinin zararlı olduğunu biliyoruz artık, çünkü anne karnında 40 hafta boyunca son derece gürültülü bir ortam içindeler, bir yanda bam bam bam kalp atışı, gurul gurul mide ve bağırsak hareketleri, diğer yanda bebeği besleyen kan akışının foş foş sesi ve tabii dışarıya çıktıklarında da gürültünün devamını bekliyorlar. O nedenle sessiz ortamlarda büyütülen çocuklar daha zor uyku davranışı geliştiriyor, en ufak bir sesten rahatsız olup uyanma problemi yaşanıyor. Bizim yaşadığımız ortam park ve bahçelerle çevrili ve şehir trafiğinden uzak, o nedenle biraz fazla sakin. Bir de bunlara Batı Avrupalının sakin ve sessiz yapısını ekleyin. Yani bazen - özellikle tatil günleri akşam saatlerinde - sanki Stephen King romanlarındaki gibi uzaylılar gelmiş tüm dünya halkını yoketmiş ve bir tek ben sağ kalmışım hissi yaşamıyor değilim. Dolayısıyla Maya'ya gürültü sunmamız gerekiyor ve biz de ilk günden onu müzik sesine, cafe ve restaurantlardaki gürültülü konuşmalara, ani kahkahalara ve çatal bıçak seslerine, geceleri Beyaz Atlı Prens'le izlediğimiz bol aksiyonlu tv filmlerindeki gümbürtülere bol bol maruz bırakmayı seçtik. Maksat çocuk asosyal yabani bişey olmasın.. Şimdilik bu gürültülü ortamda çok rahat uyuyor, uyumadığında da etrafı merakla izliyor. Yine dün Hint restaurantında kah uyudu, kah uyanıp ağaçların güneş-gölge oyunlarını izledi ve biz de huzur içinde, romantik romantik yemeğimizi yiyebildik.

Yavaş yavaş alıştığım bir başka yeni davranış ise, halk içinde emzirmek. Maya doğmadan "ayyy nasıl yapacağım, fırt diye memeyi nasıl çıkarıp emzireceğim?" endişeleri içindeydim çünkü ben biraz utangaç yapılı bir insanım, biraz da çocuk yapmadan önce böyle halk arasında emzirme olayını iğrenç ve rahatsız edici de buluyordum itiraf etmem gerekirse.. İşin doğrusu yine çok bariz, göstere göstere emzirmeyi ya da yemek masasında herkes afiyetle yemek yerken fırt diye meme çıkarıp emzirmeyi ya da yakın arkadaşlar arasında meme fırtlatmayı yine "çok ayıp" buluyorum ve yapacağımı da sanmam ama halk arasında, dış mekanda emzirme konusunda artık daha rahat olduğum da doğru.. Emzirme sütyeni denen şeyi hala sevemedim, normal sütyene çok bariz bir fark yaratmıyor o çıtçıtlı şey. Sonuçta normal sütyeni de hop aşağı çekebiliyor, fırt memeyi çıkarabiliyorsunuz. Bir de bu emzirme sütyeni denen nane öyle anti-seksi bişey ki, babanneler falan giysin yani o derece berbat. 40'ım çıkana kadar neyseki seksi olmama gerek yok ama babanne moduna bağlamak da istemiyorum şu dönemde. Ben ki 37 haftalık hamilelikte g-stringler'le dolanmış hatunum valla bu emzirme sütyeni (hem de beyaz ve penye ıyyyk) imajımı yerle bir edecek sevdicek nezdinde.. Ama gel gör ki memeler aldı başını yürüdü, bir Pamela Anderson hali içine girdi, benim mini mini dantelli maviş pembiş kurdeleli sütyenlerime memenin 1/3ünü dahi sığdırmam şu dönemde mümkün değil. O nedenle memeler süt üretme davranışını anormal görmeyip yavaş yavaş kendi haline dönene dek (ki bu da 3 ay alıyormuş) bu emzirme sütyenlerine tabiiyim.. Neyse konuya dönersek, emzirme sütyeninin çıtçıtını açıp tshirtü türüne göre aşağı ya da yukarı sıyırıp koca memelerimi fırtlatıp Maya'yı foşur foşur emziriyorum, utanmaz arlanmaz tüm anneler gibi. Eh ağlayan bir bebek, emziren bir anneden daha rahatsız edici bir durum sonuçta.

Bu şekilde dere kenarında güzel bir akşam ve doğum günü kutlaması geçirdik, darısı 31.05.2014'te Maya'nın asıl ilk doğum günü kutlamasının başına..

ps. Fotoğraftaki Maya'nın ilk doğum günü pastası, ev yapımı "rhubarb keki" (bu bitkinin türkçesini ravent diye çeviriyor sözlük ama emin değilim..bilen beri gelsin)

4 yorum:

  1. Bayılıyorum anlatım tarzına, ama toplum içinde emzirenleri itici bulmak konusunda seninle aynı fikirdeyim, çocuğum olunca değişir mi, bekleyip görücez:) Maya'ya çok sağlıklı, çok mutlu bir hayat dilerim, tabi anne ve babasıyla beraber:) Bu arada spora ne zaman başlayabileceksin tekrar, daha önce demiştim ya ben takıntılıyım biraz, çok aşırı spor yaptığımdan senin yazıların bana moral ve cesaret aşılıyor açıkçası:)

    YanıtlaSil
  2. :D teşekkürler bahar, alkışlarla yaşıyorum, şımartın beni lohusayım :D çok teşekkürler güzel dileklerin için, amin!
    spora 6. haftadan itibaren başlayabileceğim, o zamana dek ne yazık ki sadece yürüyüş ve burada rückbildung denen "normale dönüş" egzersizleri yapabiliyorum.. ben de çok özledim sporu valla! bu arada göbek falan kalmadı bende, hamilelikte bol spor yaptığım için diyorlar ;) yani veriyorum gazı sana, hiç korkma, adam gibi beslenirsen, sporunu yaparsan bak böyle de doğurup 5 gün sonra doğum öncesi kilona ulaşıyorsun (bide koca memelerin oluyor bir süre avantadan kehkeh)

    YanıtlaSil
  3. Hahaha:)) Tamam bu gazla çalışmalara başlayabilirim:)) Kardeşimin şu an 6 aylık bir kızı var ve sezeryanla dünyaya geldi. Bugün tam 6. ayı yani ve kardeşim de hamile kaldığı kiloya döndü. 6 ay benim için çok uzun açıkçası, sen 5 gün dedin ya içim eridi yeminle:) Hem de normal doğum, mis yani:)

    YanıtlaSil
  4. Bu arada, yorumu teknik bir arıza nedeniyle bir türlü yayınlanamayan sevgili arkadaşım J. yukarıdaki bitkiye anadoluda "ışkın" ya da "ışgın" dendiğini bildirdi. Çok teşekkürler!

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!