11 Haziran 2013 Salı

Lohusa psikolojisi

Kızım bugün dünya üzerindeki 11. gününe uyandı. Bu demek oluyor ki, ben de lohusalığın anlı şanlı çılgın 11. gününü yaşıyorum. Eh artık bu lohusalık dönemi ve psikolojisi hakkında üç beş laf atıp tutma hakkım var denebilir. Ne de olsa çeyreği bitti, geriye 3 çeyrek (30 gün) daha kaldı.

Hastane çıkışında beni son kez kontrol eden doktor, lohusa dönemi hakkında elime bir broşür tutuşturdu ve burada ihtiyacınız olan tüm bilgiler var ama yine de kendinizi kötü hissederseniz ve lohusa dönemi depresyonu (postnatal depresyon) yaşadığınızı hissederseniz şu şu numaralardaki kriz masasını arayabilirsiniz dedi. Nasıl yani? Kriz masası mı? Bu durum o kadar ciddi mi yahu? Yani sıcak basmalar, ağlak sulak haller olur, hormonlar insanı eşek tepmişe çevirir falan biliyorum ama kriz masası?!? Oluyor arkadaşlar, anne olmadan önce klinik psikolog olarak çok rastladığım bir problem bu lohusalık dönemi sorunları. Bu 40 günlük lohusalık döneminde hormonal ve fiziksel değişimler ve yeni annelik sorumluluklarının getirdiği bocalama, korkular, sosyal ve psikolojik değişimler bazı yeni annelerin lohusa döneminde ciddi psikolojik sorunlar yaşamalarına, müdahale edilmediği takdirde kronikleşen depresyona yakalanmalarına neden olabiliyor. Bazı annelerde bu durum içe kapanmaya, ağlama krizleri gibi içevurumsal sorunlara neden olurken, bazı annelerde sinirlilik, bebeğe zarar verme düşünceleri (ve hatta eylemleri) gibi dışavurumsal sorunlara neden oluyor. Bu tip kriz anlarında işin erbabına danışmak, yardım almak zaruri bir ihtiyaç.

Benim lohusa dönemi deneyimim şu ana dek hafif şiddetli bir melankoli hali (genellikle mutluluktan gözlerimin yaşarması ve bazen de Beyaz Atlı Prens'e eften püften nedenlerle çatmalar diyelim) ve özellikle gece yatakta sıcak basmalar (su gibi terlemeler, gecede iki gecelik değiştirmeler falan daha doğrusu) ve özellikle emzirme sonrasında artan su ve sulu meyve ihtiyacında artış gibi belirtiler dışında şimdilik maşallah gayet iyi geçiyor. Fakat, demin bahsettiğim hastane çıkışı elime tutuşturulan listeye bakılırsa bu dönemde anne ve bebek hala doğum sonrası toparlanma sürecinde olduğu için, normal hayata dönme konusunda aceleci olmamak ve bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Mesela;

- Doğum sonrası başlayan ve 4-6 hafta süren Loshi kanamasına dikkat etmem, ani olarak kesildiğinde, ateşim çıktığında ya da kendimi fiziksel olarak aşırı yorgun hissettiğimde doktoruma başvurmam gerekiyor.
- Vajinal bölgeyi sabun kullanmadan su ile temizlemem, meme bakımımı aksatmamam (memelerde kızarıklık, aşırı hassasiyet ya da beze tipi oluşumlar gördüğümde ve yine ateşim varsa, halsizsem doktoruma başvurmam) gerekiyor.
- İlk günden itibaren kegel egzersizlerime ve karın kaslarını çalıştıran hastanedeki doğum fizyoterapisti tarafından gösterilen fiziksel egzersizlere başlamam, kendime ve vücuduma bakmam gerekiyor.
- Doktorumun tavsiye ettiği demir, iyot ve folik asit takviyemi her sabah almam, bol su içmem, sütü arttırdığı bilinen rezene çayını bolca içmem ve protein, kalsiyum ve vitaminlere dikkat ederek dengeli beslenmem gerekiyor.
- 5kg'dan fazla ağırlık kaldırmamam, laf dinlemeyip ille kaldıracaksam da dizlerden bükülerek eğilmem gerekiyor.
- 40 gün spor yapmamam (gittikçe artan yürüyüşler dışında), havuza ve banyoya girmemem (onun yerine bol duş almam) sonrasında ise mutlaka sporu yaşamıma katmam gerekiyor.
- Bebek ufak, hava serin diyip devamlı evde oturmamam, bol bol dışarıya çıkmam, açık havada bebekle zaman geçirmem ve bu sayede onun gece-gündüz ayrımına daha kolay adapte olmasını sağlamam, insanlarla sosyalleşmem ve bebeği yabani yapmamam gerekiyor.
- Stresten sıkıntıdan, beni geren insanlardan ve olaylardan uzak durmam, tabiri caizse ben lohusayım diyip kıçımı dönüp yatmam gerekiyor.

İşte bu son nokta çok önemli gerçekten de. Ben hamileliğimde de çevremi doğum ve sonrasında ziyaret konusunda uyarmış ve bu dönemde Beyaz Atlı Prens ve kızımla (ve tabii bir de ebemizle) olmak istediğimi söylemiş ve onların da bu isteğime saygı duyacaklarını beklemiştim. Tabii ki kazın ayağı böyle olmadı. Ben ne kadar bu dönemde stresten uzak, sakin ve sessiz yatar dinlenirim diye düşünürken, daha hastaneden çıktığımız günün sabahında (yani doğumun 4. gününde) zır zır kapı çaldı ve karşımda Türkiye'den çıkıp gelmiş annem ve babamı buldum! Tamam onları da anlıyorum, torun görmek sevmek istiyorlar, merak ediyorlar ama yahu bari bir-iki hafta izin verseniz azıcık toparlasak, kendimize gelsek.. Yok. İnsanlar bildiklerini okuyorlar azizim, kimsenin aslında karşısındakini düşündüğü yok. Annemle babamı çok seviyorum ve desteklerini hissetmek benim için çok önemli, yanlış anlaşılmasın. Ama benim bu lohusa döneminde sakinliğe, bebeğimle kucaklaşmaya, daha acemisi olduğum emzirme işini rutine oturtmaya, kocamla fırsat buldukça sarmalanıp kucaklaşmaya ihtiyacım var. Annem babam da olsa, yine bir misafir hali oluyor evde, yatılmıyor, benim kurduğum düzen değişiyor, ne bileyim mesela annem iyilik olsun diye bulaşık yıkıyor ve en severek kullanndığım bardağımı en üst rafa kaldırıyor. Önce yarım saat arıyorum, sonra lohusa halimle sandalye tepelerinde bardak indiriyorum falan. En kötüsü de, ellerinde değil, ana-baba içgüdüsü, herşeye karışıyorlar. Kızımı 25 derece havada balkona çıkarmam, 5 günlükken arabasına koyup bira bahçesine gezmeye götürmem, ebemizle saçlarını yıkadığımız günün akşamında, "banyolu banyolu" hem de yukarda fotosunu eklediğim sling'e koyup (Ceyda Düvenci'ye de az mı saldırdılar bu nedenle, hatırlarsanız) parka götürmem falan "aman tanrım akıl almaz hadiseler" oluveriyor - ki benim anne babam son derece rahat tipler, her ikisi de doktor, öyle tavuk anne baba olmadılar ben büyürken falan.. Ama iş toruna gelince rengi değişiyor demek ki..

Neyse annemle babam 3 gün kalıp döndüler. Güzel de oldu aslında, beraber güzel zamanlar geçirdik, torunlarını sevdiler bol bol. Annem şu üstteki bebek şekerlerini getirdi, Bursa Divan Pastanesi'nde özel olarak "organik organik" hazırlanmış, ikramlık.. Tabii onların geldiğini duyan "bizim neyimiz eksik" diyip eve doluştu. Onlar gideli beri gelen gidenin sonu yok, birine gel diyip başkasına gelme de denmiyor çünkü. Anlayacağınız kurabiye stoğumuz hızla erimekte.

Ben fırsat buldukça kızımla kucaklaşma halindeyim ama doğrusu daha totomu devirip ben lohusayım falan diyip uyumak mümkün olmadı. Anca geceleri, o da kızım emmediği sürece uyukluyorum, 2-3 saat uyku ve hormonların celalli yardımıyla günler geçiyor.. Lohusa dönemi böyle çılgın bir dönem işte. Gelişmeleri ve değişmeleri kucaktaki hanım izin verdikçe yazacağım.. Bol uykulu, süt yanaklı günler efenim..

5 yorum:

  1. merhabalar,
    oncelikle cok cok tebrik ediyorum, kucuk kuzucuga kavusmussunuz darisi bu cuma benim basima, bizim oglus biraz iri oldugu icin (baba tarafindan genetik(!), isvicrede normal dogum oncelikli sistem izlenmesine ragmen sezeryan ile dogum yapmam onerildi, ben de doktor ne derse kabul diyerek, kasmayarak akisina birakarak kabul ettim, oysa aylardi self hipnozla falan hazirlanmistim normal doguma:)
    bebegin disari cikmasi ile ilgili ve sut banyosu ile ilgili (daha onceki yazilarinizdan ebenin onerisi) bi ara bilgi verebilirseniz supper olur. Bir de gunde 5-10 dk guneste kalsin diyorlar burada ama o kadar kucuk tene gunes kremi surmek duygusu beni biraz rahatsiz ediyor, bu konularda da bilgi alabilirsem supper olur.
    Son olarak slinglerde kendinde modeller arasinda kararsiz kaldim, onden kanguru mu, yandan kendinden emniyetli mi yoksa esarp usulu dugumlenerek yapilan mi derken, hala alamadim:) oneriniz varsa cok makbule gecer,
    segiler

    YanıtlaSil
  2. Merhaba :) Cok tesekkurler, darisi basiniza. Doğum işini doktorun önerisine bırakmak, ille normal diye ısrar etmemek bence çok doğru bir davranış, sizin için ne daha kolaysa doktor sonuçta onu önerecektir. Birazdan yeni bir post yazacağım bu dışarı çıkmalar ve süt banyoları ile ilgili :) Ben de amatör anneyim ama güvendiğim kaynaklardan duyduklarımı yazıyorum, umarım işinize yarar! Sevgiler ve çok çok çok bol şans!

    YanıtlaSil
  3. Çok keyifli yahu =) Satır satır okuyorum her şeyi.. Bi süre başbaşa kalacağız üçümüz dediğin kayıtta, imrenmiştim resmen sana. Ama bu kayıttan sonra düşündüm, evin bir odasına 3 yataklı gardıroplu televizyonlu bir misafir odası yapmış olmak ne açık seçik bir saflıkmış =) Düz bir hesapla bir dahil kişi tertemiz konaklayabiliyor bu evde.. Salatalıkım ben, turşuluk olandan =))

    YanıtlaSil
  4. * Biz dahil 10 kişi yazamamak =)

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!