11 Temmuz 2013 Perşembe

40 Banyosu ve 40 uçurması

Dün, Maya'nın dünyaya merhaba deyişinin tam 40. gün dönümüydü. Ben bebeklerin kırkının önemli olduğunu duymuştum ama çok fazla bebek ve çocuk içinde yetişmediğim için adetlerden de tam haberdar değildim. Ta ki severek okuduğum Esra Ertuğrul'un Bloğundaki bebeğin kırkı törenleri hakkındaki yazıya denk gelene dek. Yazı o kadar hoşuma gitti ki, aslında hiç aklımda olmadığı halde Maya'nın 40'ında ufak bir tören yapmaya karar verdim.

Bizim evde iki farklı kültür, üç farklı dil ve iki farklı din olduğu için, gelenek ve göreneklerle adetleri uygulamak bazen zor olabiliyor. Bebek yapmaya karar verdiğimizde, bu konuyu da Beyaz Atlı Prens ile masaya yatırmış ve uzun uzun tartışmıştık. Çift kültürlü çiftlere de, hamilelik öncesinde bunu yapmalarını kesinlikle öneririm çünkü bazı gelenek göreneklerin uygulanması konusunda eşinizle tamamen aynı fikirde olmayabilirsiniz ve bebek gelmeden önce bunların konuşulmasında fayda var.

Biz Maya'yı tek bir dinin, tek bir dilin ve tek bir kültürün hakimiyetinde yetiştirmek istemiyoruz. Ona her iki dini, her üç dili ve her iki kültürü de vermek, bizce bir zenginlik. Bu nedenle, ikimizden biri bir kültürel ya da dini adeti uygulamak istediğinde bunu aile meclisine taşıyor ve diğer eşin onayını aldıktan sonra uyguluyor. Biraz büyüdüğünde Maya'ya yaşına uygun olarak hem islam hem de hıristiyanlığı anlatmaya da kararlıyız ama mesela kulağa ezan okuyarak isim vermek ya da vaftiz töreni gibi dini ritüelleri gerçekleştirmek istemiyoruz. Maya hazır olduğunda kendisi dinini seçsin ya da din kendisi için önemli değilse buna da kendi rızasıyla karar versin istiyoruz. Eşim ve ben tanrının tek olduğuna ve her iki peygamberin yol göstericiliğine inanıyoruz, Maya'ya da her iki dinin ortak bildirilerini (her ikimiz de her iki kitabı okuduk ve bir çok hikayenin aynı olduğunu, tanrının insanlardan istediklerinin aslında temelde aynı olduğunu, sadece ritüellerin farklı yaşandığını gördük) vermeye, her iki dini de güzel yönleriyle tanıtmaya niyetliyiz. Bu nedenle nasıl vaftiz töreni yapmayacaksak, 40 banyosu da yapmayız diye düşünüyordum. Fakat Esra Ertuğrul'un blogundaki yazıyı okuyunca, 40 banyosunun aslında vaftiz töreniyle ne kadar benzer olduğunu fark ettim. Her iki törende de bebek yıkanıyor, güzel kıyafetler giydiriliyor ve güzel dualar ve dilekler sunuluyor. Her iki törende de, bize bir şey olursa bebeğin sorumluluğunu yüklenebilecek bir kişi atanıyor. Bunu okuyunca "neden olmasın?" diye düşünmeye başladım. Beyaz Atlı Prens'e de bu konuyu açınca ve adetlerin benzerliğinden bahsedince, "40 banyosu ve 40 uçurması töreni"ni yapmaya karar verdik.

Bizim törenler; ailemizin her iki kültürdeki geleneksel aile tipinden "farklı" oluşu nedeniyle,  azıcık farklı oldu tabii. Maya'nın banyosunu ebemizin önerisiyle zaten azıcık süt katarak "kleopatra banyosu" şeklinde yaptırıyoruz ama 40 banyosuna sütün yanı sıra parmak ucumla azıcık tuz, azıcık da şeker kattım. Bizim geleneklerimize göre tuz dayanıklı olsun, şeker de tatlı dilli olsun diyeymiş. Bir de suya arkadaşlarımızdan birinin evliliğimizde hediye ettiği Avustralya altınını (maddi ve manevi rahatlık içinde olsun) ve nazar boncuğunu (kötü gözlerden korunsun, iyilerle karşılaşsın) attım. Sonra da tüm bunlarla dolu suya Maya'yı attık :)

Biraz yıkayıp masaj yaptıktan sonra, babasıyla ikimiz ne islami ne de hıristiyanlığa özgü olmayan, seküler duamızı ettik. Bu duamıza göre; ona uzun, mutlu ve sağlıklı bir ömür diledik. Tanrı'nın onu gözetip kollamasını, şansının bol olmasını, yaşamın ona adil ve iyi davranmasını, sevilmesini ve onun da sevgi dolu, yaşamla barışık, adil ve vicdanlı bir insan olmasını diledik. Seçimlerinin onu hayırlı yollara çıkarmasını, hayata karşı meraklı, sevecen ve seçtiği yollarda mutlu ilerlemesini diledik. Sonra da onu sudan çıkarıp öpüp kokladık ve kurulayıp cicilerini giydirdik. Artık "yeni doğan" değilsin Maya, artık resmen "bebek" oldun dedik :) Bazıları bebeğin saçına ve yüzüne un sürerlemiş, saçı sakalı ağarsın yani uzun ömürlü olsun diye. Ama ben kuzunun suratına bir şey sürmeye kıyamadım..


Maya bu töreni takiben tabii uzun uzun sütünü içti ve doyduktan sonra arabasına koyup "40 uçurması"na doğru yola çıktı. Yine bizim adetlerimize göre; 40 uçurması, evi yüksek katlarda olan, aile huzuru yerinde, maddi açıdan iyi durumda ve yaşlı bir kişiye yapılırmış. Bu kişi aynen vaftiz annesi gibi, gerektiğinde bebeğe göz kulak olabilecek biri olmalıymış. Biz de Maya'nın 40 uçurmasını tüm bu kriterlere uyan (ama "yaşlı" addedilmekten hiç haz almayan) babannesine yapmaya karar verdik. Yine adetlerimize göre, evine ziyaret yapılacak kişi önceden bir sepete un, tuz, şeker, yumurta (tok gözlü olsun), pirinç (bereketli olsun), pamuk (uzun ömürlü olsun) ve metal bozuk para (zengin olsun) koyar, bunu da bebeğe hediye olarak verirmiş. Biz bu adeti gerçekleştirmedik ama babannesi Maya'ya bir paket yaban mersini ikram etti, anne ve babası da onun adına hapur hupur mideye indirdi! Yaban mersini gibi az bulunan, değerli bir insan olsun! :)

Babanneden çıkıp, daha önceden bu töreni yapacağımızı söylediğimiz arkadaşlarımız tarafından ailecek heyecanla beklendiğimiz bira bahçesinin yolunu tuttuk. Maya akşamın geri kalanında burada teyze ve amcalarının kucağında turlar attı, onlara şirin şirin badem şekerleri ikram etti, sonra da kestane ağaçlarının altında süt içti ve horul horul uyudu. Biz de onun adına hediyeleri, oyuncakları ve bir sürü güzel mesaj yazılmış kartları kabul ettik.


Oldukça duygulu ve güzel bir akşam oldu. İşte Maya'nın 40'ı da böylece çıkmış oldu.. Darısı nice 40'lara; sağlık, mutluluk ve huzurla inşallah!

13 yorum:

  1. Öncelikle maşallah kocaman oldu. Kırkı çıkmasının bebeklerde büyük farklılıklar yarattığına şahit oldum, sanıyorum sen de birden bire ne kadar değiştiğini farkedersin.

    Bu kırk ucurma hikayesi de okuduğum duyduğum en güzel hikaye. Nice sağlıklı günleri olsun mayanın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir akıl irfan geliyor bebeklere diyorsun yani GeCe :D Hadi bakalım inşallah!

      Sil
  2. ne iyi etmişsiniz! şansı bol, sağlıklı, mutlu olsun hep güzel maya. ailesiyle birlikte.. sevgiler..

    YanıtlaSil
  3. Yaklasiminizi cok begendim,bu tur konularla ilgilenen biri olarak dinden ayri bir sekilde her iki tarafin da geleneklerini uygulamasi taraftariyim.Bir de nerede yasadiginizi cok merak ettim,Bati Avrupa diye tahmin ediyorum :D

    YanıtlaSil
  4. Bu yaziya bayildim, biz de ayni durumda oldugumuz icin gülümseyerek okudum yazinizi. Farkli kültürden biriyle evlenmek icin zaten bu derece acik görüslü olmak gerekliligi ortada, üzerine bir de sizin ictenliginiz katilinca harkulade olmus. :) Seküler duaniza da bayildim bu arada. :) Nice güzel yillari olsun dilerim!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :) İsim vermediğiniz için hitap yazamadım..

      Sil
  5. Nefes almadan okudum desem yeridir Muhteşem bir yazı....ben ve eşim de farklı mezheplerdeniz. Bu konuda düşüncelerimiz aynı sizinle ve sizin yaklaşımınız çok medeni .Maya'ya sağlık ve huzur dolu ömürler...

    Eymenin annesi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teekkürler :) Bizden de size sevgi ve sağlık dilekleriyle..

      Sil
  6. Allah aşkına bu 40tan sonra her şey daha güzel oldu deyin, ben Zeynep, doğurdum, cumartesi 40ı çıkacak, çok gazlı, acılar içindeyim, umarım bir şeyler pozitif yönde değişir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah Zeynep Allah kolaylık versin! Hemen 40'ından sonra değil ama düzeldi ve yerini son derece sosyal, meraklı, komik bir tıfıla bıraktı. benim duyduğum tüm kolik bebekler bu şekilde, moral oldu mu? :) Sabır diliyorum, sevgiler

      Sil
  7. Harika :) başarılar,maya ya mutlu huzurlu yıllalr dilerim :)

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!