30 Temmuz 2013 Salı

Bebek bakan baba - Bölüm II

Bundan yaklaşık 1,5 ay önce yazdığım bebek bakan baba yazımda Beyaz Atlı Prens'imin bana yardımcı olmak ve Maya ile zaman geçirmek adına babalık izninden faydalandığını anlatmıştım, hatırlarsanız. Benim için büyük yardımcı, Maya içinse büyük şans oldu bu iki aylık anneli-babalı-kızlı zaman. İlk acemilik zamanlarımızda birbirimize destek olduk, bazen nöbetleşe bez değiştirdik, kolikle mücadele ettik, bol bol da gezdik, yemekler yedik, güldük eğlendik. Lakin her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi, Beyaz Atlı Prens'in 2 aylık babalık izninin de bu hafta itibarıyle sonu geldi. Ve fakat; kızıyla aşk yaşayan yeni babayı evden kışkışlamak, işe geri dönmeye ikna etmek tahminimden zor bir durummuş!

Baba kişisi evde kızıyla kucaklaşmak ve kızını kangurunun içine koyup evden çalışmak dururken, teee şehrin diğer ucuna gidip orda 30mt kare odada, kazulet misali iki iş arkadaşıyla çalışmayı istemez tabii.. Ve fakat anne kişisi de artık rutinine dönmek, kızıyla kendi belirlediği bir program dahilinde günlerini geçirmek ve akşam eve dönen sevdiceği bir öpücükle karşılamak istiyor. Evde 7/24 burun buruna koca  kişisiyle oturmak değil!

Şimdi diyeceksiniz ki: "sen 6 ay (hatta 1 sene) annelik izni kullanıp doktorayı dondurdun, işten izin alıp sadece kendinin terapisti olmaya karar verdin. Kızının büyümesini izler ve her anını doya doya yaşar, öpüp koklarken, bir yandan da evde bol bol okuyor, yazıyor, çiziyor ve keyif yapıyorsun, gezip tozuyor, doğanın ve arkadaşlarla buluşmanın dibine vuruyorsun. İyi hoş da, bu adamcağız aynını yapmaya çalıştığında neden saçların diken diken oluyor? Haksızlık değil mi bu şimdi?" Ehem, şimdi.. Böyle bakınca evet adam haklı.. Lakin bir de benim açımdan bakın.. Beyaz Atlı Prens yabancı olsa da, dünyanın her yerindeki tüm (hadi %99 diyelim, hatta gay erkekleri bu sınıflamanın dışına alalım..) hemcinleri gibi, evde değil de 40 adet irili ufaklı hizmetçiyle sarayda yaşadığını sanıyor. Mesela yatak çarşafının kendi kendine kapanacağı, odanın ortasına çıkardığı çorapların uslu uslu banyoya gidip makinanın içine atlayıvereceklerini, kahve fincanlarının, keza, kendi kendilerini yıkama özelliğine sahip olduklarını, yağmur yağarken "aman düşer kırılır" diye hemen içeri alınan nargile şişesine 10cm uzakta duran balkon sandalyelerinin ve masa örtüsünün tropik Bahamalar'da yaşadığımız için anında kuruyabildiğini, "evden çalışma" adına eve getirilen dev ekranlı elmanın milyonlarca aparatına ait milyonlarca kablonun orama burama dolanıp beni "minderde nakavt" etmeye niyetli olmadığını falan sanıyor.. Üstelik sorun sadece bu değil. Beyaz Atlı Prens "süper baba" olmaya gayretli çıktı, mesela güneş tepedeyse ve biz anneli kızlı yürüyüşe gideceksek hemen "şapkasını aldın mı, yedek bez aldın mı, arabasına güneşliği taktın mı?" gibi milyon tane soruyla beni bunaltıyor. "Yahu ben anneyim, hatta Türk annesi gibi tavuk anneye bağlama potansiyeli olan bir anneyim, senden önce düşünemem tüm bunları dimi ya", diyesim geliyor.. Hele bir de gözünü mememe dikip "sanki sağ memeni boşattı, bi de solu mu versen?" yorumu yok mu, "sol memeyi de sen ver istersen" diyesim geliyor.. Dolayısıyla; Maya'ya bakarken bir de onun totosunu toplamakta, elim değdikçe evi temizlemekte, bulaşık makinasına Dali tablolarına taş çıkartırcasına yamuk konmuş tabak çanağı düzeltmekte, fişte bırakılmış ama ucu hiçbir elektronik alete değmeyen kabloları çıkartmakta, çiçeklere su vermekte, makinede tamamı beyaz çamaşırların arasına özenle yerleştirilmiş siyah donu fark edip geri çıkartmakta ve tüm bunları yaparken de sinirlerime hakim olmaya çalışmaktayım. Evet ufak tefek şeyler ama hepsi bir arada ve 7/24 olunca sinirleriniz keman yayı gibi gerilebiliyor. Yoksa Beyaz Atlı Prens'e aşığım (ve de aslında süper koca olmanın yanında Maya'ya çok harika bir baba da oldu) o ayrı..

Bu vesileyle ayrıca iki kollu olmanın nasıl bir lüks olduğunu fark ettim. Bir yandan memeye yapışan Maya'yı kavrayınca, tüm bu aktiviteleri yapmak için insanın geriye tek kolu kalıyor ve insan savaş gazilerini ya da kaza geçirerek kollarını kaybeden insancıkları düşünmeden ve şükretmeden edemiyor. Bu kadar da duygusalım işte! Aferin bana.

Bu ahval ve şeraitte dün akşam Beyaz Atlı Prens'in yaptığı enfes balığı dişlerken (bak şimdi hakkını yemeyelim, hakikaten muhteşem yemek yapıyor ve mutfağı da genellikle kirli bırakmıyor) kendisi birden "bu benim geçirdiğim en güzel yaz oldu ve evden çalışırken aslında daha da üretken oluyorum, acaba hep evden mi çalışsam diyorum" diyivermez mi!?! Cümlenin ilk yarısına sevinip ikinci yarısına delirdim tabii. Ben ki kendisini (kendimi daha doğrusu) yarın yani ayın 31'inde "son evde olma günü" şerefine dışarda yemeğe davet etmeyi düşünürken, e hafta içi başlanmaz ama heralde Pazartesi artık işe döner diye düşünürken, bu cümle yüzümde bir tokat gibi patladı tabii ki. Ayol, bir yandan politik doğruculuk adına kendisine şükranlarımı sunarak evde olduğu iki ayın benim ve Maya için ne kadar büyük şans olduğunu söylemek ama aynı anda da kendi akıl sağlığım için onu doğru cümleyi bularak işe geri yollamaya çalışmak ne kadar zormuş yahu! Yok anacım yetişkin bir erkek evde olmaz, olmuyor yani. Tamam 2 ay süperdi ama artık ben Maya'yı en azından gün içinde tek başıma idare etmek, rutinimizi oluşturmak istiyorum. Tüm kocalar işe, hadi yallah yani.. Aklımdan geçen aynen bu ama kibarca nasıl dillendirebilirim, fikri olan?!?

15 yorum:

  1. zor durum gercekten ama bu bende de soru isaretlerine sebebiyet verdi, cunku esim home office calisan biri, demekki beni cetin bir annelik izin donemi bekliyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) yok canım, olmaz sizde umarım çünkü bu biraz benim huysuzluğumdan da oluyor..

      Sil
  2. Sevgili ogrenen anne,
    Seni blogcuanne gebelik gunlugume yaptigin yorumla kesfettimmve yazilarini keyifle okuyorum. Ben dogumumun uzerinden 23 gun gecmesine ragmen firsat yaratip dogum hikayemi bile yazamamisken senin boyle caliskan olman moral oluyor; elbet ben de totoyu kaldirip tekrar is gorur bir hatun olacagim diyorum...
    Yazini okurken aklima takilip kalan soru; kocan Turkce bilmiyor ve yazdiklarini kendisine ceviren birileri de yok degil mi:)???
    Brnim sevdicegim dogum sonrasi sadece bir hafta yanimda kalabildi ve ise baslayacagi gun aglamamak icin kendimi zor tuttum. Hala da gun boyu cok ozluyoruz baba kisisini ve gelir gelmez Uzum'u uyutmak icin sonsuz gonullu olmasi cok isimize geliyor...Yine de bu sure sizinki gibi iki ayi bulsaydi ne hissederdim bilemiyorum. Ozlesip aksam kavusmak her daim en sagliklisi herhalde...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çiğdem! :) Öncelikle çok çok sevindim Üzüm gözlüyü sağlıkla kucağına almış olmana..! Doğum hikayeni de heyecanla bekliyoruz :) Ve evet, azı güzel fazlası zarar bu babalık izninin..

      Sil
    2. Yaa Cigdem adini dahi yazmayi unutan lohusa Cigdem:) Bu arada Maya'nin uyku duzeni ve rutini konusunda da bir ara yazarsan cok sevinecegim.
      Sevgiyle,
      Cigdem

      Sil
    3. :)) Cigdem, Maya'nin cok deli bir uyku duzeni var.. Ilk 3 hafta duzen muzen olmaz dedi ebemiz, o nedenle ben de nerde ne zaman ne kadar uyuyor acikcasi pek umursamadim. Ama gece-gunduz farkini anlamasi dogumdan sonra 1 hafta surdu, gunduz disariye bol bol cikarirsan ve gece de lambasiz uyutursan daha kolay anlar dediler, hakikaten dogruymus. Ben acikcasi Mayayi 5 gunlukken bira bahcesine goturmus bir cilgin oldugum icin kendisi disarlarda olmayi cok seviyor ve uyku dahil tum duzeni disarda ne kadar kaldigimiza bagli degisiyor ama buyudukce bir rutin izlemeye basladi ozellikle 40i ciktiktan beri bakiyorum hep ayni saatlerde uyuyor ve uyaniyor. Sabah 9da kalkiyor, kahvalti yuruyus ve biraz oyundan sonra genelde 11 civari uyuyor ve 2 gibi uyaniyor yemek ve oyundan sonra bazen yine uyuyor bazen valla hic uyumuyor ama uyursa disariya aksam yuruyusune ciktigimizda kestiriyor yine. genelde eve 6 gibi donuyoruz o zaman uyaniyor ve 8e kadar genelde uyanik bazen gaz sancisi oluyor bu saatler arasinda sonra da 9.30da uyuyor ve gece 1 ya da bazen 2 kez genelde ayni saatte 2 ve 5te uyanip emdikten sonra 9a kadar uyuyor.. Ben ebenin dedigi gibi hic rutin olusturmaya kalkmadim, kendi akil sagligim icin ama bebek buyudukce kendi olusturacak dediler, sanirim dogru bu. Ilk 3 ay hicbirsey beklemiyorum kendisinden, sadece hizmet ediyorum, neyi ne zaman isterse veriyorum. zorla uyutmaya calismak hic ise yaramiyor, senin sinirlerin bozuluyor.. o zaman da al bebegi cik gez bol bol.. cok opuyorum!

      Sil
    4. pardon ilk cumledeki ilk 3 hafta degil 3 ay olacakti, yanlis yazmisim..

      Sil
  3. Bize bahşettiğin bu muhteşem iki ay için dünyanın geri kalanından özür diliyor ve onları daha fazla mağdur etmek istemiyorum:)) Nasıl???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D muhteşem.. ama adam romantik; "benim dünyam sizsiniz" der çıkar..

      Sil
  4. Sol memeyi verme olayinda koptum gercekten anlatimin süper ;) kolay gelsin işin zor erkeklere ima etsen anlamaz, direk soylesen bozulur;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. valla zor, aşama aşama direkt söyleme boyutuna yaklaşıyorum.. özellikle yerde bulduğum her çorap teki beni buna 1 adım daha yaklaştırıyor :P

      Sil
  5. Supersin bayiliyorum senin bu yazilarina (: koca kisisi cok iyi cok hos ama evet bir sureligine (: 2 ay ki super bir izin bizim buradaki kosullarimizi dusunursek (: ama o da hakli napsin evde oyle guzel minicik bir kizi varken degil mi amaaaa (: sevgiler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) ay çok mersi.. bizim minyon da senin pırlantalar gibi büyüyecek mi yahu!?

      Sil
  6. bence tüm günler değil de haftada bir yada iki gün evden çalışabilir. slovakyada iken bizim öyle bir şansımız oluyordu ve ben iple çekiyordum o günleri, şimdi yok hafta geçmek bilmiyor. Maya henüz ufak olduğu ve genelde tüm gün uyuduğu için bu ihtiyacı çok hissetmiyorsun ama daha çok oyun istediği, ek gıdaya geçtiğinde mamasını mı pişirsem onunla mı ilgilensem telaşesinde evde bir babanın olması büyük nimet oluyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aaaaa süper bir fikir verdin bana şu an, resmen kafamın üstünde bir ampül yandı..! neden bunu söylemiyorum, diyeyim ki şu an ihtiyacım olmuyor "aşkım" sana ama belki birkaç ay sonra yine evden çalışırsın hmmm.. Harika taktik ;)

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!