22 Ağustos 2013 Perşembe

Bebek ve köpek

Daha önce, hamile olduğum dönemde bebekli ve köpekli yaşam konusunda yazmıştım. Ama o zamanlar köpekli yaşamı iyi bildiğim halde, bebekli yaşamı henüz bilmiyordum ve her ne kadar yazımda uzman görüşlerine yer versem de, biraz "işkembeden sallama" durumu söz konusu olmuştu tabii.. Şimdi bebekli yaşamda bir miktar yol katetmişken, bu konudaki "hislerimi" tekrar gözden geçirerek bir geribildirim gibi yazmak istiyorum.

Öncelikle söyleyeyim. Haftasonu arkadaşlarla yaptığımız köpekli bebekli kahvaltı sefası sonrası, köpek ve bebek bal gibi de beraber olur fikrim katlanarak pekişti. Üstelik köpek de bebek gibi birşeymiş de haberim yokmuş.. Hani o yere göğe konmayan annelik hissi, "anne olunca anlarsın" demeçleri falan var ya, külliyen yalanmış! Annelik hissini meğer ben Maya'dan çok önce köpeğim Semo'yla yaşamışım da haberim yokmuş! Şimdi aramızdan bu yazıyı okuyup "yok artık" diyenler çıkabilir ama ben bugüne dek bu bloga hep samimi hislerimi yazdığım için, bu konuda da politik doğruculuk sergileyip "ee ööö tabi hayvan sevgisi ayrı çocuk sevgisi ayrıdır" diyemeyeceğim, kusura bakmayın. Kızımı çok seviyorum ve köpeğimi de çok seviyordum, ikisinin de  yeri ayrı. Ama şu bir gerçek ki, insan bir canlıya sevgi ve bakım verip karşılığında da doğal olarak sevgi alıyorsa, ister bir bebek olsun, ister bir köpek; işte o his ile annelik hissi aynıymış.

Nasıl bir bebek ilk doğduğunda size tam bağımlıysa, bir köpek yavrusu da öyle. Onlar da ağlıyor, yeni şeyler öğreniyor, kuralları ve sizi devamlı deniyorlar. Bebekler gibi köpekler de sevgisiz, insansız, emeksiz büyütüldüğünde hırçınlaşıyorlar. Bir bebeğe nasıl sevgi verdiğinizde karşılığını kat kat alıyorsanız, bir köpek de siz eve geldiğinizde sizi deli gibi sevinerek karşılayabiliyor. Bebekler gibi onlar da oyun istiyor, şaklabanlık yapıyor, sizi güldürüyor. Yine bebekler gibi köpekler de duygularınızı çok iyi okuyabiliyor ve üzgünseniz yanınıza gelip sizi neşelendirmeye çalışıyor, endişeliyseniz sizden beter endişeleniyor, mutluysanız hop hop hopluyorlar. Yine köpek eğitimi ile çocuk eğitiminin ödül-ceza sistemi, iyi davranışların pekiştirilip kötülerin gözardı edilmesi sistemi ve kurallı ve rutin yaşam ihtiyacı tıpatıp aynı. Kısacası; köpeğinize layıkıyla sahiplik yapmış, onu sevmiş ve yaşamınızda ona özel bir yer vermişseniz; "annelik hissi" denen o ılık ılık duyguyu da yaşıyorsunuz demekmiş..

Kendi isteğiyle çocuksuz yaşamı seçen ya da çocuklarını büyütmüş nice insanlar, aslında köpeklerinde bu "annelik hissi"ni yaşıyorlarmış. Yani böyle olduğunu hep düşünürdüm de, Maya olana dek aynı hisler olabileceği aklıma gelmemişti. Özellikle de bizimki gibi çocuk odaklı bir toplumda bu tip şeyleri zaten dile getirmek de sakıncalıdır malum. Eminim şimdi aramızdan bazılarınız da "ama iyi de sonuçta o bir köpek, bu bir bebek, farkları olmalı, manyak mısın yahu öğrenen anne?" diyorsunuzdur ve "mesela gülümsemek, mesela konuşmak" diye hemen ekliyorsunuzdur. Ama dedim ya, bir köpeği gerçekten yaşamınıza layıkıyla kattıysanız, yani ona bir varlık olarak saygı duyduysanız ve sevdiyseniz ve içtenlikle anlamaya çalıştıysanız, onun gülümsemeden de gülebildiğini, konuşmadan da derdini anlatabildiğini de görmüşsünüzdür..  Maya'yı 3 aydır tanıyorum ve derdini bile daha tam anlayamadığımı söylemeliyim. Ama köpeğimi 14 sene boyunca tanımış ve tek bir duruşundan, havlamasının tonundan ne demek istediğini anlar hale gelmiştim. Yani 14 sene, dile kolay. Öteyandan 3 ay; yavaş adımlarla, bazen mehter marşı eşliğinde ilerliyoruz. Belki 14 sene sonra Maya'nın ergenliğinin en celalli döneminde şu yazdıklarımı tekrar gözden geçirmeliyim.. Belki o zaman durumlar iyice karmaşık hale gelmiş olur ve ben de size "evet biraz abartmışım, aynı his değilmiş" derim. Ama şu an, kendi kendine gaz bile çıkarmayı beceremeyen Maya ile yaklaşık 200 kelimeyi anlayan Semo arasında gidip gelince, evet evet aynı "annelik hissi" diyebilirim..

Kısacası bu konudaki hislerim bu şekilde. Bebek ve köpek benziyorlar, ikisi bir arada ya da tekli tekli bakılabilir, büyütülebilir ve her koşulda da insan aynı derecede güçlü bir "annelik hissi" yaşayabilir diye düşünüyorum.

6 yorum:

  1. Aynen katılıyorum. İki aylıktan beri Zeytin'imiz bizimle ve şu an 9 yaşında. Nerdeyse nefesinden anlıyorum ne istediğini. Köpek besleyen anneliği de bilir bence:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Nice beraber mutlu günler Zeytin'le :)

      Sil
  2. Dün yazını okudum ama yazamadım. Bence köpek bakmak bebek babakmaktan bir adım daha fazla sorumluluk gerektiriyor. Bebek gün geliyor büyüyor, sana bağlılığı günden güne azalıyor, yemeğini çişini kendi hallediyor ama köpek öyle değil. Yıllar boyu sürekli bebek bakıyormuş gibi ve bence çok büyük sabır istiyor. Bu yüzden eşim benim köpek sevdama hep karşı çıkıyor

    YanıtlaSil
  3. Biliyorsun kedim var benim. Köpeğin insanla bağı çok daha kuvvetli oluyor kediye göre, kedi daha başına buyruk ve bağımsızdır. Ona rağmen, kedimi kedi olarak görmüyorum ki artık ben :) O benim kızım, bebeğim. Sık sık çevreme anlatmaya çalışsam da, bir annenin çocuğunu sevdiği gibi seviyorum diye, hep karşımdan itirazlar yükselir. Ve klasik laf "çocuğun olmadığı için bilmiyorsun". Ve bu cümle muhakkak suçlar tarzda ve üst perdeden söylenir, sinirimi zıplatırlar. Dediğin gibi, bakışından, duruşundan, çıkardığı seslerden ne istediğini anlıyorum. O da benim. Konuşmadan iletişim kurabilmekten daha değerlisi var mıdır? Yorumlarım devam edecek. Bu bloguna bayıldım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya tabii ki kızımı çok çok seviyorum ama 14 senelik can dostum Semo'mu da en az Maya'm kadar seviyordum, hiç farkı yok çocuktan çok rahat söyleyebilirim, sevgi aynı sevgi, daha az daha fazla değil.. :) Kedine bir öpücük yollayayım huylanmazsa :D

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!