1 Ağustos 2013 Perşembe

Çift dilli çocuk yetiştirmek

Bizim evde iki kültür, iki din ve üç dil olduğundan daha önce de bahsetmiştim. Bunu bilen yakınlarımız bize hep "ee, peki bebek olunca ne yapacaksınız?" diye sorup duruyorlardı ve bebek yapmaya karar vermeden çok önce bu konuda kafa yorduğum ve bir dönem önüme ne gelirse okuduğum için en doğru cevabı verdiğimi biliyordum: "ee, doğal olanı yani hepsini bir zenginlik olarak vereceğiz ona!". Bu düşüncemiz Maya doğunca da değişmedi; onu her iki kültüre, her iki dine ve her üç dile aşina yetiştiriyoruz.

Bizim gibi kültürlerarası evlilik yapan ve çocuk yetiştiren çiftlere, ara ara bu dil/din/kültür gelişiminin nasıl gittiğini bu blog aracılığıyla anlatmak istiyorum. Gelişim psikoloğu ve klinik psikolog olduğum için, buraya yazdıklarım okuduğum makalelerden alınmış bilimsel veriler ve çift kültürlü bir çocuğun annesi olduğum için de deneyimler içeriyor olacak. Umarım işinize yarar.

İlk önce din ve kültür eğitimine kısaca değinmek istiyorum. Ben müslümanım, eşim ise hıristiyan fakat ikimiz de her iki kitabı da okuduk ve ara sıra aramızda tartışıyoruz. Vardığımız sonuç, aslında tek tanrılı dinlerin tamamının öğretilerinin aynı olduğu, sadece adetler ve gelenekler bazında farklılaştığı. Öyle ki; aynı hikayeler her iki kitapta da özünde aynı, bir yorum farkı var. Biz ikimiz de tanrının tek olduğuna ve cezalandırıcı değil sevgi odaklı olduğuna inanıyoruz. Hak vicdan ve etik anlayışımız da benziyor. Dolayısıyla çocuğumuzu da bu inanca uygun yetiştirmeyi, "din" konusunu kendi aklı erdiğinde kendi seçimine bırakmayı ama illa ki her iki dini de eşit düzeyde, kötülemeden, iyi yönleriyle anlatmayı düşünüyoruz. Dinin gerektirdiği vaftiz, mevlüt, erkek çocuk için sünnet ya da konfirmasyon gibi adet ve yaptırımları ise uygulamayı istemiyoruz. Tabii ki ben kendi dinime göre dua ediyor ve onun için de tanrıdan güzel şeyler diliyorum. Babası da sanırım böyle yapıyordur ama onu, ona sormadan kendimiz belirlediğimiz her hangi bir dinin kural ve uygulamaları altında yetiştirmek istemiyoruz. Kültür konusunda da aynı düşünceye sahibiz. Bizce her iki kültürü de öğrenmeli ve kendini her iki kültüre de yabancı hissetmemeli ve özünde dünya vatandaşı olmalı diye düşünüyoruz.

Dil konusu ise biraz daha karmaşık ve "uygulamalı" bir konu olduğu için özellikle araştırmak, düşünmek ve aile içinde tartışmak gerekiyor. Çift kültürlü çiftlerin bazısı çocuğu içinde yaşadığı kültüre göre, tek dilli yetiştirmeyi seçebiliyor. Özellikle evde sadece bir dil konuşulduğunda bu mantıklı bir seçim olabilir. Fakat biz Maya'ya her üç dili de (Türkçe, Almanca ve İngilizce) kazandırmayı önemli buluyor ve bunu bir "hazine" olarak görüyoruz. Fakat evde iki ebeveyn varken, iki yerine üç dil olması lojistik anlamda bir sıkıntı yaratıyor. Klasik olarak çift kültürlü ailede çift dil konuşuluyor ve herkes çocukla kendi anadilini konuşuyor ve ortak zamanlarda da içinde yaşanılan kültürün dili konuşuluyor. Bu sayede çocuk çift dil gelişimini, doğduğu andan itibaren kazanmaya ve bunu doğal görmeye başlıyor. Bu çocuklar tek dil konuşan diğer yaşıtlarıyla kıyaslandıklarında, aynı sürelerde konuşmaya başlıyor ve ilerleyen yıllarda dil hakimiyetleri ve hatta akademik diğer konulardaki gelişimleri tek dilli çocuklara kıyasla daha ileri oluyor. Yani çift dil kesinlikle bir hazine.

Fakat bizim ailemizde çift dil değil, üç dil var. Bu durumda ya ebeveynlerden biri tek dil, diğeri iki dil konuşacak ya da her iki ebeveyn birer dil konuşacak ve bir arada olduklarında ikinci dil konuşulacak. İlk seçenek uzmanlar tarafından önerilmiyor çünkü bir ebeveynin iki farklı dil konuşması özellikle küçük çocukların algısında karışıklığa neden oluyor ve çocuğun iki dili karıştırıp konuşmasına ("mommy ben want bisküvi" ya da tepki geliştirip hiç konuşmamasına neden oluyor. Dil kazanımına tepki gösteren çocuklar 3-4 yaşlarında hala tek kelimelerle konuşmaya ya da işaretle anlaşmaya çalışıyor, her iki dili karıştıran çocuklar ise karşısındaki kendisini anlayamadığı için hırçınlık ve depresyon yaşayabiliyorlar. Peki nedir bunun doğru yolu?

Uzun araştırmalar sonucunda, bizim için en doğru yolun şu olduğuna ikna olduk: Maya 3-4 yaşına gelene dek, evde iki dilli kültürde yetişecek ve ancak bu yaşlarda gelişen dil hakimiyeti kazanıldıktan sonra üçüncü dili ekleyeceğiz. Üçüncü dilden sonra, eğer kendisi isterse  ve dile yeteneği de olursa, ailede konuşulan diğer dilleri (Fransızca ve İtalyanca) de kolayca öğrenebilir.

Tamam iki dil ama hangi iki dil? Baba için sorun yok, o Maya ile doğduğu andan beri Almanca konuşuyor ve zaten Almanca konuşulan bir kültürde büyüyeceği için bu dile hakimiyeti çok önemli. İkinci dil olarak, benim anadilim Türkçe ya da İngilizce'de karar vermemiz gerekiyordu. İngilizce benim ana dilim değil ve okuduğum tüm makalelerde "çocuğunuzla anadilinizi konuşun" diyorlar. Yani mesela siz iki Türk olarak Türkiye'de yaşıyorsanız, ille de çocuğu çift dilli yapacağım diye kasıp İngilizce konuşmaya kalkarsanız, doğduğu andan itibaren bile İngilizce konuşsanız, o çocuk o dili öğrenemiyor. Nedeni de, aynen yukarıda yazdığım gibi, tek kişinin çift dil konuşmaya kalkması, yani evde veya yalnızken çocukla İngilizce konuşmanız, sokakta, okulda, diğer tüm dış ortamlarda elalemle İngilizce konuşamayacağınız için Türkçe'ye geçmeniz ve çocuğun da buna bir anlam verememesi. Yani çift dilli yetiştirmek istiyorsanız, her an ve ortamda sadece diğer dili konuşuyor olmanız, ara sıra dili değiştirmemeniz gerekiyor. İki Türk olarak çocuğu çift dilli yetiştirmek istiyorsanız ya o dili konuşan bir bakıcı bulacaksınız ya da dil öğrenimini okul çağına bırakacaksınız. Ülkemizde çift dil eğitim veren bir çok okul bulunmakta ve özel olanlar eğitime oldukça küçük yaşlarda da başlamakta.

Öte yandan, siz iki Türk olarak mesela Amerika'da yaşıyorsanız, çocuğun çift dilli olmasını şu iki şekilde sağlayabilirsiniz: ya ebeveynlerden biri devamlı (ama anahtar kelime: devamlı!) çocukla İngilizce, diğeri ise Türkçe konuşacak ve hiçbir surette, aranızda dahi bu iki dili değiştirmeyeceksiniz (ki bu neredeyse imkansız bir durum) ya da her iki ebeveyn de çocukla kendi aralarındayken Türkçe, dışardayken ise İngilizce konuşacak. Bu sayede çocuk "hmm, evdeyken ya da anne babamla yalnızken Türkçe konuşuyorum, dışardayken İngilizce" diye düşünerek, algısal karmaşaya düşmemiş olacak. Bu sayede çocuk yaşıtlarıyla paralel şekilde dil gelişimini sağlarken, ekstradan bir dil daha öğrenmiş olacak.

Peki şimdi bizim durumumuza dönelim, yani evde iki değil üç dil konuşuluyorsa ne yapacağız? Demin de belirttiğim gibi, baba Almanca konuşacak, ben de ya Türkçe ya da İngilizce'yi seçeceğim demiştim. Seçimimi İngilizce'den yana kullandım çünkü hem aile içinde hem de sosyal ortamlarımızda konuştuğumuz dil İngilizce ve Almanca, hem benim burada Türkçe konuştuğum sadece 2-3 arkadaşım var ve onlarla da ayda yılda bir görüşüyorum, hem de eşim Türkçe bilmediği halde kızımla Türkçe konuşmak sanki onun arkasından gizli gizli birşeyler konuşuyormuşuz hissi yaratacak. Ya da daha beteri, mesela sofrada şu tip konuşmalar yaşanacak:

Ben: "Mayoşkom tuzu uzatır mısın?"
Beyaz Atlı Prens: "?!?!?!?"
Maya: "Papa, kannst du mir die Salz geben?"
Beyaz atlı prens: "hier, schatzi"
Maya: "danke papa" "al anne"
Ben: "sağol mayoşkom" "danke schatzi"
Babalı kızlı hep bir ağızdan: "bitte" "rica ederim" "you're welcome" ...

Bence gereksiz laf kalabalıklığı, zaman kaybı, karmaşa.. Dil dediğin hayatı karmaşık hale getirmektense rahatlatmalı! Peki Maya Türkçe'yi nasıl öğrenecek derseniz, öncelikle anane ve dedesinden ve Türkiye'de olduğumuz zamanlarda çevredeki insanlardan, 3 yaş sonrasında ek Türkçe kurslarından, anane ve dedesinin alacağı kitaplardan, belki mektup arkadaşlarından.. Yani bizim ikinci dili öğrenmemiz gibi, o üçüncüyü ve belki diğer dilleri de öğrenecek. Bu bence müthiş bir şans ve zenginlik.. Maya şanslı bir çocuk!

Çift dillilik konusunda daha fazla okumak isterseniz:
Buraya ya da buraya ya da buraya olmadı buraya ve hatta buraya ve buraya tıklayabilirsiniz.

17 yorum:

  1. harika bir post oldu bu cunku bizde iki dille mucadele edecegiz gelecekte. Esim ingiliz ve evde ingilizce konusuluyor ama ben cocugumun kesinlikle turkce de ogrenmesini istiyorum. cok iyi bir referans oldu, tesekkurler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) kolay gelsin, easy coming easy coming :P

      Sil
  2. çok dilliliğe en iyi örnek olarak arnavut çocuklarını verebilirim. çocuklar ispanyol ve italyan kanalları çektiği için italyanca ve ispanyolca çizgi filmlerle büyüyorlar, anadillerini anne ve babadan öğreniyorlar ve erken yaşta okulda ingilizce öğretiliyor. üstüne almanca öğreten liseler de girince 14 yaşında 5 dil konuşabilen yetenekler çıkıyor. bu yetenek tüm insanlarda var aslında, sadece imkan gerekiyor. link verdiğin makalelerde türkçe anadilli ve türkiyede yaşayıp ingilizce konuşan anneleri biraz doğal olmamakla itham eden akademisyenler olmuş. haklılık payları olabilir, bu durumda çocuğun dışarıdan dil desteği-okul, televizyon, çizgi filmler vs- alması kesinlikle aynı derecede öğretici oluyor, arnavut arkadaşlarımın ispat ettiği gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet her yeni dil, yeni bir dünyanın kapılarını açıyor.. :)

      Sil
  3. Senin kadar olmayabilir ama ben de bu konuyu epey arastırdım. Bir konuya dikkat çekmek istiyorum ama. Okuduğun makaleler bunu pek göz önüne almamıştır o da türkçenin farklı ve zor bir dil olması. Anne babası türk amerikada yasayan çocuklar bile türkçe büyüdüğü halde türkçe konusmaya eğilimlerini zamanla azaltıyorlar. Böyle çocuğu olan çok blog var. İngilizce az çok almancaya yapı olarak benzediği için sonradan öğrenilmesi zor olmaz ama türkçeye sonradan direnecektir. İngilizce yerine türkçe konusman daha iyi olabilir belki. Aynı sizin durumda bir blog vardı şuanda kapalı. 2006 yılından beri takip ettim, çocukları 2006 doğumlu anne türk baba alman amerikada yaşıyorlar. Anne sadece türkçe konustu baba almanca aralarında ingilizce. 2 yasında konusmayı söktüğünde anne ve babasının dediklerini diğerine tercüme ediyordu. Üç yasında üç dili de konusuyordu. Böylece baba da türkçe öğreniyor,annenin zayıf almancası da gelişiyordu :) tabi yine tercih sizin aklıma geldi tazayım dedim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Evet hem tercih meselesi hem de oturup mantıklı düşünmek lazım, çocuğun hayatını ekstra zorlaştırmamak adına.. Ben yine İngilizce devam edeceğim çünkü şu an için bizim Türkiye'ye dönme planımız yok ama İngilizce konuşulan bir ülkeye geçebiliriz ilerde. Bu durumda İngilizce başlayıp Türkçeyi akadan eklemek daha iyi olacak..

      Sil
  4. Ben cift dilli yetistirilmedim ama kucuk yastan beri Ingilizce ogreniyorum ve bunun cok faydasini gordum,bir de Almanca konusabilsem :D her neyse 1,5 yasinda bir kardesim var ve ona da Ingilizce ogretmek istiyorum ama nasil? Tavsiye verirseniz sevinirim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İngilizce eğitmeni değilseniz bence yanlış olur bu..

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  5. Merhaba, konu uzunca bir sure once acilmis, ama bu onerilerinizin ise yarayip yaramadigi konusunda bir yorumda bulunmamissiniz. Rica etsem tecrubelerinizin sonuclarini paylasir misiniz?
    Kendi ornegimi verirsem; ben Turkiye'de dogdum buyudum okudum. 3 sene once is icin Fransa'ya geldim ve 1 senedir de Fransiz esimle evliyim. Yakin bir donemde cocuk sahibi olmak istiyoruz. Sizin de onerdiginiz gibi, cocugumuzu cift dilli egitmek istiyoruz. Ben cocukla surekli turkce, babasi da surekli Fransizca konusacak, evde kendi aramizda da Fransizca konusacagiz. Ingilizce'yi 5-6 yasina (okula baslayana) kadar karistirmak istemiyorum.
    Onerileriniz nelerdir? Cok tesekkurler. Selamlar, sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ara ara gelişmeleri yazıyordum, baya zaman olmuş iyi hatırlattınız bir ele alayım :)
      Siz Türkçe babası Fransızca ve evde Fransızca konuşursanız gayet güzel sonuçlar alırsınız, ama Türkçe'yi sadece sizden duyacağı için yine de Fransızca dominant olacaktır. Size sıklıkla Fransızca konuşacaktır, siz sebatla Türkçe yanıt verirseniz özellikle 5 yaştan itibaren çok belirgin olumlu sonuç alacaksınız. Hep çevremde böyle oldu :)
      Ben hala İngilizce Almanca Türkçe büyütüyorum ve şu an 2 yaşında İngilizce ve Almancası eşit düzeyde, 3 kelimeli cümle kuruyor, derdini en azından bana ve yakın çevresine anlatıyor. Türkçesi ise berbat durumda :D Şimdiki aklım olsa direkt Türkçe konuşur İngilizceyi ise sadece evde eşimle aramızda konuşur bu sayede çocuğu gerçek anlamda 3 dilli ederdim, acemilik işte.. Benden sonrakilere bunu öneriyorum hep, her dil bir zenginlik... Sevgiler!

      Sil
    2. Bu arada çift hatta üç dil konusundaki tüm yazılarımı ve önerilerimi buradan da bulabilirsiniz: http://ogrenenanne.blogspot.com/search/label/%C3%A7ift%20dil

      Sil
    3. Daha ortada cocuk yok ama istek olunca kendimi hazirlamak adina, vaktim de varken biraz arastirayim demistim ve blogunuzu buldum. Bugun bulmama ragmen neredeyse butun yazilarinizi, sondan basa, ters oldu biraz ama :), okudum. Oncelikle diliniz cok akici, yasam tarzinizi (yabanci ulkede yasamaniz, yabanci esle evliliginiz, kariyeriniz) da kendime boyle yakin bulunca, kendimi word dosyasina linkleri kopyalarken (su da dursun kenarda bi daha okurum) buldum :) Bundan sonra hep ve tam takipteyim sizi :) ayrica adas oldugumuzu da ogrendim cok sevindim.. sevgiyle kalin, ayrica Maya'yi kocaman kocaman opuyorum..

      Sil
    4. Çok sevindim, hoşgeldiniz! :)

      Sil
  6. simdi okudum bu yaziyi. Biz Avusturya da yasiyoruz. Esim Macar bende Türküm. Evde ben cocukla türkce konusuyorum esim ise macarca.Cocugumuz daha 2,5 yasinda ve krese gidiyor. Orda da tabiki almanca konusuyor. Suanki tecrübelerimize göre her 3 dilide ögrenerek büyüyor. Yasitlarina göre tek dile hakimiyeti iyi digil ve biraz geridende gelse 4-5 yasindan sonra tüm 3 dile de hakimiyeti olucak.

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!