5 Ağustos 2013 Pazartesi

Doğum sonrası kilo vermek

Hamileliğimde bol bol spor yaparak, dengeli beslenerek ve aktif hayatımdan son dakikaya kadar vaz geçmemekte direterek 5 kilo aldım ve doğum sonrasındaki ilk haftanın sonunda hamilelik öncesi kiloma geri döndüm, demiştim. Ve fakat, babalık izninden faydalanarak evde 2 ay geçiren ve kendini muhteşem yemeklere imza atmaya veren Beyaz Atlı Prens sayesinde, lohusa dönemimde 2 yeni kilo aldım, da demiştim. Ha şimdi, bu sabah itibarıyle Beyaz Atlı Prens işe döndü ve ben de kızımla ve kafaya taktığım bu iki kiloyla başbaşa kaldım, diyorum.. E o zaman, ne zamanı? Rejim tabii ki de..

Doğum sonrası aslında kilo almak da, vermek de çok kolay bence. Klasik lohusa ruh haline girerseniz ve sütüm artsın diye tatlıya yağlıya dadanırsanız, yerinizden sadece bebeğin altını değiştirmek için kalkar, "40'ı çıkmadı daha" diye evden burnunuzu dahi çıkarmazsanız tabii ki kilo alırsınız. Sonra bebek büyüyüp yemek yemeye başladığında onun tabağında kalanları "ziyan olmasın" diye çöp kutusu haline getirdiğiniz midenize atarsanız, ev ve çocuk dışında kendinize, sporunuza, sosyal hayatınıza zaman ayırmazsanız, "şekerim, metabolizmam yavaşladı su içsem yarıyor vallahi" diye diye ağır abla moduna girerseniz, yaşamınıza "yeni" bir heyecan, bir uğraş katmazsanız, o kilolar onlu kilolara, siz de yavaştan obez kıvamına gelirsiniz tabii ki. Oysa doğa herşeyi ne kadar güzel ayarlamış, ona kulak verip dediklerini duymaya çalışırsak ne de güzel kilomuzu da veririz, akıl sağlığımızı da koruruz bir bilsek!

Doktorlar lohusa döneminde yürüyüş dışında tüm sporlardan uzak durmamızı istiyorlar. Bu dönem vücudumuzun kendini yenilediği, hamilelik izlerini içten dışa silmeye çalıştığı bir dönem. Fakat lohusa döneminde bebeği bakıcıların ya da pek meraklı aile büyüklerinin eline verip, "dinlenme" adına yan gelip yatarsak, psikolojik olarak "ben bu bebeğe bakamıyorum" kıvamına gelmemiz çok zaman almaz. Çünkü bu dönemde beynimizin salgıladığı hormonlar "bağlanma" hormonlarıdır ve aynı zamanda "süt arttırma"nın da en önemli yardımcısıdır. Ne kadar bebekle haşır neşir olursak, bu hormonlar da o kadar fazla salgılanır; ne kadar fazla salgılanırlarsa, sütümüz de o kadar artar ve sütümüz ne kadar artarsa, metabolizmamız da o kadar hızlanır ve hamilelik kilolarımızı hızlıca veririz. Sonra; yeni doğanla başa çıkmaya çalışmak zaten başlı başına bir spor oluyor. Devamlı emmek isteyen, ikide bir nedensiz ağlamaya başlayan, ağlamayı ancak kolunuzda, kucağınızda ve yürürken kesen, oturduğunuz anda nasılsa saniyesinde anlayıp yine yaygarayı basan bir yumurcakla gün ve geceler boyu yürümek, sağa sola sallanmak, doğumdan kısa süre sonra kendini ikiye katlayıp 4-5 kilo olan bu yumurcağı kaldırıp indirirken ağırlık çalışıyormuşcasına kol ve sırt kası yapmak, spor değil de nedir? Hele o akşam yemekten sonra başlayan kolik ağlamalarına tek derman, 2 saatlik gece yürüyüşleri.. Bazen gün içinde evde kendinizi koşarken yakalayabilirsiniz; tuvalete koşmak, ağlayan bebeğe geri koşmak, süt arttıran rezene çayı yapıcam diye mutfağa koşmak, o sırada çalan telefona koşmak.. Valla sanırım gün içinde sadece evde 3-4 km koşuyoruz biz yeni anne-babalar! Bu kadar sporun yanında bir de beslenme problemi var tabii. Benimki gibi "ben bir yemek yapmayı deneyeyim" diyip Gordon Ramsey'e taş çıkartan bir aşçıya dönüşen bir kocanız yoksa, bebekle yemek yapmayı ve yemeyi bir deneyin bakalım oluyor mu?! Bebeğin uyuduğu bir anda, buzdolabından bir meyve aşıracak zamanı, banyo yapmaya verecek kadar gözünüz dönmüş olacak çünkü..

Bu ahval ve şerait içinde yine de kilo almayı başarabiliyorsanız, pes derim.. Kendime de dedim netekim: PES. Ama beni yakan Beyaz Atlı Prens'in "ricotta peynirli somonlu ve ıspanaklı krep"leri ya da "sebzeli ve üstü püreli, fırında kaşarlı köfte"leri ve sonra gece atıştırmalık olarak (kolik saatlerinde yenmek üzere) "kırmızı orman meyveli vanilyalı dondurma", "rhubarb pastası" falan oldu.. Onu da - umuyorum ki - bugün itibarıyle aşçılıktan brand designer'cılığa geri dönen sevgili kocamın evden gidişi şerefine sonlandırmış bulunuyorum.

Aldığım 2 kiloyu yukarıda anlattığım şekilde koştura koştura ve sağlıklı beslenerek, 1 haftada rahatça verebileceğimi düşünüyorum. Haftasonları ve haftaiçi 1 gün Maya'yı babasına teslim ederek, spor salonunda yaptığım 1 saatlik spora geri döndüm bile. Maya 3 aylık olduktan sonra ise beraber anne-bebek yoga grubuna ve yüzmeye başlayacağız. Beyaz Atlı Prens'in bol gıdalı yemeklerini de haftada 1 gün ile sınırlandırabilirsem (benim yaptığım yemekler hep hafif oluyor) sanırım "hem anneyim, hem bakımlıyım" düsturuma kaldığım yerden devam edebileceğim. Neden olmasın!? Haydi bakalım..

Hamiş: Yukarıdaki meyve salatası insanı hem tok tutuyor, hem gözünü şenlendiriyor, hem serinletiyor, hem de besleyici ve sağlıklı. Tarifi de şöyle: Yarım kavunun içini oyuyoruz, kavunun içini, 1 kiwiyi, 1 orta boy elma ya da armutu ve 3-4 tane altın çileği küp küp dilimleyip, yağı azaltılmış sade yoğurtla bir güzel karıştırıp oyduğumuz kavunun içine boşaltıyor, tüm bu karışımı yavaş yavaş, çiğneye çiğneye, tadına vara vara afiyetle mideye indiriyoruz. Hafif ve mutlu günler hepimize!

2 yorum:

  1. Sevgili Ogrenen Anne,
    Hamilelelik kilolariyla ilgili daha fazla yazarsan seni tefe koyar calarlar benden soylemesi:) Saka bir yana kiloyla hamilelik oncesi ve hamilelik sirasinda problem yasamayan bir lohusa olarak bu donemin hepsinden cetrefilli oldugunu itiraf etmeliyim. Normalin aksine canim daha cok zararli yiyecekleri istiyor ve herhangi bir ogunu salata-meyve gibi aslinda cok sevdigim yiyeceklerle gecirmeyi de hem gonlum elvermiyor hem de istah duzeyim musade etmiyor...Saglam spor yspmaya aliskin olan bunyem eve cakili kalmaya istah acilmasiyla cevap veriyor belki de! Kurdugun denkleme bakinca silkelenip kendime gelmeyi ve kisa yuruyuslerle de olsa aktif hayata donmeyi basarmam gerektigini anliyorum. Uzum kiza daha cok guvenip yollarda yaygarayi basacagini dusunmek(ki yapti da) motivasyonumu kirmamali oyle degil mi?

    Cigdem

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Psikolog olduğum için her taşın altında psikolojik kuramlar arıyorum ya, bence iştah açılması sadece kan kaybı ve vücudun yenilenme isteği değil.. Aynı zamanda hamilelikte kendimize "yok bebeto için yemeyeyim bunu" dediğimiz tüm gıdalara nasılsa artık dışarda, oh sağlıklı da çok şükür inancı ve rahatlama haliyle saldırıyoruz sanki.. Yani en azından benim durumum bana öyle geliyor. Doktor sushi bile ye dedi ya, o mantıkla herşeye dalma halindeyim :D
      Üzüm gibi Maya da yollarda yaygarayı basıyor ama aç değilse, altı kuruysa ve daha yeni kucakta pışpışlanmışsa ben bazen duymamazlığa gelip yürüyüşüme devam ediyorum valla.. 5dk'dan uzun ağladığı olmadı dışarda, ağaçlar falan dikkatini dağıtıyor bir noktadan sonra susup izlemeye başlıyor. Tabii o "bir nokta"ya gelene dek akıl sağlığını koruyabilirsen :D

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!