6 Ağustos 2013 Salı

İki aylık bebekle bir gün

Beyaz Atlı Prens 2 aylık babalık izninden sonra, bu hafta başında törenlerle işe geri döndü. Önce zil takıp oynadım, sonra aklım başıma geldi, bir korku saldı tüm bedenimi.. İki aylık bir canavarla baş başa göz göze diz dize, yapayalnız biz bize kalmış olmanın korkusu. İlk defa yalnız kalmıyoruz canım, daha önce de birkaç gün tüm zamanımızı baş başa geçirip fazlasıyla eğlendiğimiz, biraz da dellendiğimiz olmuştu. Lakin tüm o günler içinde, "yarın nasılsa babası evde" desteği vardı, şimdi artık yok.. Kocayı evden kışkışlarken hiç aklıma gelmeyen haller beynimde dönüp dolaşıyor.. Ya ağlamaya başlarsa ve susturamazsam ve bana da soldan soldan gelmeye başlarlarsa.. Ya yıkarken, altını değiştirirken, yataktan kucağıma alırken düşürürsem.. Ya sütüm kesiliverirse, ya başım dönerse, ya şöyle olursa ya böyle olursa.. Kıs kıs gülmeyin yahu, iki kocaman lacivert göz üzerimde bütün gün, stres basıyor insanı, bir noktadan sonra psikopata bağlıyorsunuz.

E nasıl geçti ilk günümüz?!? Cevap veriyorum: süperdi! :) Tahminimden bile güzeldi. 7.20'de uyandık, Beyaz Atlı Prens'e meyveli müsli, bebetoya ise taze memeden taze süt yataklara servis.. Bebetoyu uyandırmadan süt içirme başarısını takiben, 8.15 gibi kocayı bol öpücükle işe yollamak ve kapıyı kapatır kapatmaz kendi çapımda ufak bir zafer dansı etmek (Bknz. Seinfeld'in "The Cake" bölümünde Elaine'in dansı). Sonra dosdoğru duşa koşmak ve ohhh misler gibi kokmak. 9'da uyanan bebetonun altını değiştirip, D vitaminini içirip, besledikten ve gündüz giysilerini giydirdikten sonra arabasına attığım gibi uzuuuuun bir yürüyüşe çıkarmak. Her sabah olduğu gibi nehir kıyısında ördekleri gören bebetonun acıkması (bu kız etobur olacak galiba babası gibi.. otobur, hayvansever anasına çekmeyecek, ördeklere sempatiyle değil ağzından sular akarak bakıyor yahu!), tahta bankta gözü hala ördeklerde olan bebetoyu besleyip köpekli yaşlı kadınlarla sohbet etmek. Doyan bebetoyla yaklaşık 2 saatlik yürüyüşten sonra, fırından tazecik ekmek alıp eve dönmek. 11 gibi uykuya geçen bebetoyu pusetiyle balkona atmak, kahvaltılıkları kapmak ve süt arttıran rezene çayının altını yakmak. 4'e kadar kah uyuyan, kah uyanan, kah totoyu mis kokulu körilerle dolduran bebetoya hizmetin yanısıra, yaklaşık 3 kez ısıtılıp soğuyan rezene çayını tekrar ısıtmak ve kahvaltıyı bitirebilmek, gazeteleri ve blogları ve hatta ileri almanca kitabımdan 3 sayfayı "tek gözle" olsun okuyabilmek, bir iki mail yazabilmek, kızlarla telefonlaşıp haftalık sosyal aktivite ve spor planını oluşturmak. 4 gibi gözleri faltaşı misali açılmış bulunan ve evin havasından suyundan nem kapan bebetoyu yine arabasına atıp doğaya salınmak ve 2 saat kadar daha yürüyüş, malum ördekler, kilise önündeki çimenlik, nehir kenarı ve ayçiçek tarlası.. 6'da kocayla eş zamanlı olarak eve dönüş, babanın sesini kokusunu duyan bebetonun heyecanı ve sevinci ve baba-kız aşkını hafiften kıskanmayı takiben Beyaz Atlı Prens'ten hızlı davranarak mutfağa dalış ve hafif ve sağlıklı bir fırında ızgara balık - salata hazırlamak. Balkonda dönüşümlü olarak ve mutlaka ayakta, oturduğumuz anda yaygarayı basan bebetoyu oyalamaya çalışarak, bir yandan dans ederek diğer yandan akşam yemeğini yemek ve bu acaip davranışın yoldan geçenlerce nasıl algılandığını düşünüp gülmek. Yemeği takiben huysuzluğu kolik boyutuna taşıyan ve kendini aşan bebetoyu arabasına atıp çığlık çığlığa yollara düşmek, mahallenin tüm çıkmaz sokaklarını, tüm ara yollarını ve caddelerini turladıktan sonra harap ve bitap halde eve dönmek, koltukta başımı Beyaz Atlı Prens'in omzuna dayayıp, kucağımda memedeki bebetoyla uyuyakalmak ve bebeto 11 gibi nihayet uyumaya karar verince yatağa yolculuk.. İşte böyle geçti ilk günüm ve doğrusu harikaydı..

Bu hafta programımda geçen hafta yeniden başladığım spor salonuna gitmek, biraz almanca çalışmak, kızlarla kahvaltı ve çocuksuz arkadaşlarla bira bahçesi keyfi yapmak, bol bol yürümek, sağlıklı yemekler pişirmek ve hava müsait oldukça nehirde yüzmek ve piknikler yapmak var. Tabii ki bebetoyla :D

2 yorum:

  1. Ne guzel hep keyifli gecer insallah bende gecen yaz kendimi hatirladim gunde kac kere cikiyordum disari gercekten acik havada zaman daha rahat geciyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amsterdam sokaklarında da harika geçer o zaman GeCe'cim ;) Kanallarda hoplaya zıplaya, benim yerime de gezin anneli kızlı..

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!