22 Ekim 2013 Salı

Bebeklerde Regülasyon (Duyu Bütünleme) Bozukluğu

İlk üç ay Maya'nın ağlama krizleri ve uyku sorunlarının kolik olduğunu sanmakla, son 1 ay da "ama bu kolik denen şeyin 3. ay sonrasında bitmiş olması gerekiyordu, bu neden bitmiyor" diye düşünmekle ve umutsuzluk ve çaresizlikle adım adım depresyona doğru ilerlemekle geçti. Maya'nın haykırarak ağlamaları 4. ayın sonuna dek bir türlü dinmek bilmeyip, biz de artık yorgunluk ve çaresizliğin doruğuna ulaşıp, bu işi kendi kendimize ya da kitaplardan okuduklarımızla çözemeyeceğimizi idrak edince, şehrin "ağlayan çocuk merkezi"ne başvurduk. Çok da isabetli bir iş yapmışız çünkü bu merkezde Maya'ya "Regülasyon (Duyu Bütünleme) Bozukluğu" (regulation disorders of sensory processing) teşhisi kondu.

Bebeklerde regülasyon bozukluğunu açıkcası daha önceden duymamıştım ve bunun nedeni son on yılda yapılan çalışmalar sayesinde literatüre daha yeni yeni giren bir bozukluk olmasından kaynaklanıyormuş. Türkçe kaynaklarda "öz denetim bozukluğu" olarak geçen bu sorun hakkında fazla bilgiye rastlayamadım. Son bir haftadır bize verilen bilgiler ve kendi okuduklarımdan öğrendiğime göre, bu bozukluk aynen bizim başımıza geldiği gibi, bebeklik döneminde "kolik" ile, çocukluk döneminde ise hiperaktivite bozukluğu ve hatta otizm spektrum bozukluklarla karıştırılıyor ve çoğu ebeveyn "bekle ve gör" tekniğini uygularken yani çocuğun büyüdüğünde bu sorundan kurtulacağını sanma yanılgısına düştüğü için erken müdahale edilemiyor ve çocukluk döneminde görülen daha başka sorunlara davetiye çıkartılıyormuş.

Teşhisin konulabilmesi için şu kriterlerin tamamı gerekliymiş: 1. Fizyolojik zorluklar: uykuya geçmede sorunlar, beslenme ve dışkılama problemleri. 2. Duygudurum sorunları: bebeğin ağlama krizlerinin kolayca dindirilememesi, kucağa alındığında kendini germesi, sakinleşmemesi. 3.Motor becerilerde yaşa kıyasla gerilik. Ayrıca regülasyon bozukluğunun 3 alt tipi söz konusuymuş. Bunlar: 1. Hipersensitif tip (görsel, duysal ve dokunsal uyaranlara karşı rahatsızlık, korku) ve bu tip çocukların ilerde anksiyete ve depresyona meyilli bireyler oldukları gözleniyormuş. 2. Hiposensitif tip (bu uyaranlara karşı tepkisizlik, dikkatsizlik). Bu tip çocukların ileride otizm geliştirebileceğine dair hipotezler var. 3. İmpulsif ve duyusal uyaran ihtiyacı içinde olan tip (devamlı kucak ve oyun isteyen, aşırı hareketli ama motor becerilerin eksikliği nedeniyle bir okadar da sakar olan, sık sık yaralanan çocuklar) Bu çocuklarda ileride hiperaktivite bozukluğu ortaya çıkabiliyormuş.

Peki regülasyon bozukluğunun nedenleri neymiş? Tabii ki doğal ve çevresel etkenler. Kimileri genetik yatkınlıktan bahsederken (senin annen de böyleydi yavrum..) kimileri merkezi sinir sistemindeki bir sorundan kaynaklandığını, diğerleri ise aile tutumlarının etkisiyle (ailenin çocuğa fazla görsel, işitsel, dokunsal uyaran sunması, uyku saatlerinin düzenlenememesi, stresli ve sakin olmayan ev ortamı) çocukların bu bozukluğu geliştirdiğini savunuyor.

Tedaviye gelince.. Tabii ki öncelikle ailenin eğitimi şart. Regülasyon bozukluğu olan bir bebek ve çocukla yaşam gerçekten zor ve aile tükenmişlik noktasına gelebiliyor. Bu tip çocukların tedavisinde kabullenme ve sabır ilk şart. Ebeveynlere kendi psikolojik durumlarını fark etme ve bunun çocuğa yansımasını görme öğretiliyor. Çocukla etkin oyun, günlük yaşamda sıkı bir rutin kurulması, çocuk ile ebeveynin güvenli bağlanmasının sağlanması ve çocuğun ihtiyacı olandan fazla duyusal uyaranın çoğuktan uzak tutulması diğer adımlar. Motor becerilerde bir açık çıkarsa fizik tedaviyle önü alınmaya çalışılıyormuş.

Maya'ya geri dönersek.. Maya'daki sorun, doğumundan bu yana aşırı uyarana tabii tutulması olabilir. Yani tipik bir yaz bebeği olarak, doğduğu günden itibaren hep dışarda, hep yeni insan ve aktivitelerin içinde oldu. Bu bana göre idealdi ama meğerse Maya'ya göre ideal değilmiş.. Maya eğer sakin, kendi kendini sakinleştirebilen, yorulunca uyuyabilen ve fazla ağlamayan bir çocuk olsaydı, dışarda bulunmak onun için ideal olabilirdi ama meğerse Maya sakinlik ve rutin isteyen, fazla uyaran bombardımanı karşısında ne yapacağını bilemeyen bir çocukmuş. Bilemedim.. Ben de klinik psikolog ve gelişim psikoloğu olmama güvenip çocuğun beyni gelişsin, sosyal olsun falan derken, bilinçsizce yormuşum çocuğumu.. Terzi kendi söküğünü dikemezmiş meğerse..

Neyse ki yol yakınken durumu anladık ve uzman yardımı aldık! Bundan sonrası için yapılacaklar şöyle; Maya'nın günlerinin sıkı bir rutin içinde geçmesi gerekiyor. Bu da demek oluyor ki, doktor yeşil ışık yakana dek ordan oraya, aktiviteden aktiviteye, oyundan şarkıya, gezmeden spora deli danalar gibi koşturmayacağım. Tabii ki sosyal bir insan olarak birden asosyal anne kişisine bürünmem imkansız ve yanlış olur. Ama sosyal aktiviteleri Maya'nın rutinine göre hazırlayacağım. Şöyle ki; sabah 8-12 arası bebek ve anne gruplarına, spora, gezmeye ve arkadaşlarla buluşmaya zaman ayırabilirim ama bu durumda Maya'nın maksimum 2 saatte bir kanguru ya da arabada uyuması gerekiyor. 12'de ise mutlak surette evde olmam ve Maya'nın uyku rutinine başlamam, saat 16'ya dek sakin ve sessiz ev aktivitelerine zaman ayırmam gerekiyor. 16-17 arası oyun, 17-18.30 arası ise doğada yürüyüş ve Maya'nın kanguruda ya da arabada uyumasını sağlamam, 18.30-20.00 arası babayla kucaklaşmalar, oyun ve koklaşmalar, 20'den itibaren de gece uykusu rutininin başlaması gerekiyor. Gece evdeyiz bir süre.. Doktor tarafından bana önerilen ve benim de 1-2 haftadır deneyip memnun kaldığım rutinim bu işte.. Maya şu an 4,5 aylık, tabii 3 hafta da erken doğdu ve herkesin dediği gibi bu açığın kapanması gerçekten zormuş. Bu rutini 6. aya dek bu şekilde korumamız, sonrasında tekrar doktor görüşmesiyle bir sonraki adıma geçmemiz öngörülüyor.

Herşey iyi gider ve Maya iyi tepki verirse, regülasyon bozukluğu ömür boyu başının belası olmayacak. Bunun için elimden geleni yapacağım ve psikolojik açıdan da güçlü olmaya çalışacağım. Artık bardağın dolu tarafını görme ve elimizdekilere şükretme zamanı!

Regülasyon bozukluğu hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz; buraya ve buraya ve buraya ve buraya ve buraya tıklayınız.

12 yorum:

  1. Bunu daha büyük bebeklerde (1-2yas gibi) olabileceğini duymustum da yenidoğanlarda ihtimal vermezdim. Nacizane bir tavsiye, rutinleri ihmal etme ama saatlerine takılma. Misal her gün aynı saatte o uykuya yatmayabilir ama aralıklar düzenlidir bu yeterli. Daha önce de belirtmiştim dila günde yarım saatten 5-6 kez uyurdu ve her arada 1,5-2 saat uyanık kalırdı. Kalkış yatış saatleri değişse de uyanık kalma süreleri değişmezdi. Dolayısıyla bir sonraki uykuya kaçta yatacağına saate bakarak değil en son uyanmasının saatine bakarak karar verirdim ben.

    YanıtlaSil
  2. Canım Ceren; neler öğreniyorum senden,Maya için dua ediyorum inşallah her şey normale döner sen de bebek de rahatlarsınız,kıyaslamayı sevmiyorsun bende hiç hazzetmem ama Yunus hiç ağlama krizi olmadı,kör ölür badem gözlü olur derlermiş Yunus 8 i devirecek ama bebeklikten beri hiç tepinerek,yerlere yatarak ısrarla ağlamadı, komşularım bile ne sessiz çocuk diye överlerken ben korkardım çocuğum da ters bir şey mi var diye...Şimdi senin yazını okuyunca acaba nedeni şu
    olabilir mi diye düşündüm;ben aşırı yalnız kaldım,yunus ile hep evdeydik,bize gelen
    giden olmuyordu hatta telefonum bile çalmıyordu ,24 saat yunusla ilgilenmiyordum ,örgü,resim,yazı,
    ev işi filan yapıyordum,alışveriş merkezlerine ,çay kahve içme yerlerine hiç gitmedim...Hiç uyaransız bir şekilde büyüdü bizimkisi,acaba ondan olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay Ayşe öp o çocuğu da başının üstüne koy :D Yunus'u tanımasam neyse de, ne güzel çocuk ne akıllı çocuk o biliyoruz hepimiz :D Annelik demek sanırım illa ki bişeylerden nem kapmak demek.. Buraya yorum yapan biri önce neden uyumuyor diye endişe edersin, sonra da çok uyudu artık uyansın diye endişe edersin annelik bu demişti, doğruymuş valla :D

      Sil
  3. ağlayan çocuk merkezi nerede acaba internette bilgi bulamadım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler.. benim oğlum da 'oyun halısında saatlerce oyalanan, tavana bakarak dakikalarca yatan' bebeklerden değil.. 4 ayını doldurmasına 1 haftası kaldı hala bir yerde sabit kalma süresi 5-10 dakikayı geçmiyor. hiç bir işimi yapamamayı geçtim, gittikçe ağırlaşan oğlumu kucakta gezdirirken bel fıtığı olacağımdan endişeliyim:)) 'ağlayan çocuk merkezi'ni okuyunca aman Allahım dedim ne şahane bir hizmet! ah tabii ki Türkiye de değil !

      Sil
    2. Ama 4 aylık için 5-10 dakika sabit kalmak çok büyük başarı, gerçekten bak :) Bu işler biraz da alışkanlıkmış Gülşah.. Bebeği çok bol yere bırakmak lazımmış, ben de sonradan algıladım, şimdi herkese öneriyorum. İlk başta ağlıyorlar ediyorlar ama alışınca çok büyük rahatlık anneye ve kendi gelişimleri için de çok çok faydalı :) Sinirlerine hakim olabilirsen dene derim :)

      Sil
    3. arkadaşlarımın bebekleri yok gibiler!! annem de 3 çocuk büyüttüm hiç böyle bebek görmedim diyor...10 dk abartı olmuş yeni yeni altını açtığımda tepiniyor biraz:)) önceden koyduğumla aldığım bir olurdu. kolik ya da her neyse bebeğimin derdi hiç ağlatmamaya gayret gösteriyorum kıyamıyorum ama devam ederse deneyebilirim ilgin ve hızlı cevapların için çok teşekkürler. Bu arada ıslak mendil paketini buruşturarak çıkardığımız ses oğlumun üzerinde mucizevi bir etki yaratıyor.Kendini yırtarcasına ağladığı zaman bile hipnotize olmuş gibi susup şaşkın şaşkın bakıyor. Belki denemek isteyenler olur...

      Sil
    4. Bir de yüzüne dua okur gibi üfle bak, o da mucizevi :D İşin sırrı aslında dikkat dağıtmada çünkü bazen çocuklar ağlamaya başlayınca duramıyorlar..

      Sil
    5. Merhaba;
      2 aylık ikiz bebeklerim var. Gittiğimiz tüm doktorlar kolik olduğunu söyledi. Ama yazınzda bahsettiğiniz gibi bazen kucakta bile susmuyorlar. Endişe etmeye başladım acaba regülasyon bozukluğu olabilirmi diye.Bu

      Sil
    6. Son yorumunuzu sildim, email adresiniz spame maruz kalmasın diye.. Merkez Almanya'da, buradaysanız yönlendireyim?

      Sil
  4. Çok teşekkür ederim. Almanyada olduğunu farketmedim. Blogunuzu yeni takip etmeye başladım. Ben sizi istanbulda sanıyordum. Tekrar teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim keşke yardımım dokunabilseydi ama tek söyleyebileceğim Allah sabır versin, geçecek emin olun..

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!