15 Ocak 2014 Çarşamba

Arkayı dörtleyelim!

Bizim kızlarla buluştuk dün, hani sık sık bahsediyorum göbekdaş-bebekdaşlarım diye. Ben her hafta illa ki biriyle buluşuyorum ama dördümüz bir araya çok sık gelemiyoruz artık. A. işe başladı, 7 aylık Chris oğlan kreşe verildi. İngiliz bacımız T. kendini aştı, Teo oğlan 8 aylık yürüyor, nasıl bir süper anneye bağladı anlamadım ama 7/24 bebek eğitiminde, sosyalleşmeye fazla fırsat bulamıyor. Canım Noe memleketi İspanya'daydı, döndü çok şükür, Cayetano oğlan 9 aylık emeklemeye başlamış, yoklanmadık fiş-priz bırakmıyor. Alternatif annem S. 'nin evinde makarna partisi yaptık, birkaç ay önce kalp ameliyatı geçiren Kaspar oğlan 7 aylık en minnacık en güzel gülen, ne oturabilen, ne dönebilen ama müthiş mutlu ve güzel bir çocuk. Maya kız..

Ah Maya kız; çığlık çığlığa 4. dişi çıkartıyor. Halim Beşiktaş-Kadıköy dolmuşlarındaki "arkayı dörtleyelim!"den hallice. Meali: yine uykusuzuz, yine perişanız. 20-4=16 tane kaldı.. Vah başım, vahlar başım.. Üstelik sadece alt çeneden çıktı bu dişler, üstte hala dişsiz bir damak, oldukça komik bir görüntü. Diş buğdayı yaparken inci gibi dedim ya, aynen inci gibiler, eğri büğrü. Acaba düzelir mi, yoksa zavallım erken yaşta dişçiyle mi tanışacak merak ediyorum.. Bakalım, bekleyip göreceğiz. En azından, diş çıkarma dönemini artık anlıyorum, 2 gün önce yanakları kızarıyor, elma elma oluyor. Sonra uykusuzluk ve iştahsızlık başlıyor. Geceleri saat başı uyanıp ağlama, emme isteği ekleniyor. Gündüzleri huzursuz, devamlı salyaları akıyor, ne bulsa ağzına götürüp dişlerini kaşıyor ve "Eeeeiiiiiiiiğ" diye gittikçe tizleşen tuhaf bir çığlık. Alt 4 çıktıysa, sanırım - korkarım - üst 4 de yakındır.. Di mi?

Yorgunluktan ve Maya'nın kulağımın hemen dibinde çığlık atıp durmasından kulaklarımda devamlı bir çınlama oluştu. Tinnitus, adı kadar sevimli bir durum değil. Az duymaya başladığımı fark ettim ama elimde, belimde ve boynumdaki ağrılara, bacaklarımdaki 150 tane morluğa, bazen ısırıldığı için kanayan, yara olan memelerime, dökülmüş ve geri kalanı da Maya tarafından özenle yolunmuş saçlarıma, gözümün altındaki morluklara, cildimin kuruluğuna ve artık kronik uykusuzluğa ek bir de tinnitus olmuş, ne yazar dedim geçtim.. Bebek yapmak vücudu çok yıpratıyor. Doğum öncesi ile aynı kilodayım (47-48 arası gidip geliyorum, memelerimin doluluğuna bağlı olarak - montofon misali..) ve karnım falan doğumdan sonraki hafta eski haline dönmüştü ama asıl yıkıcı olan süt vermek sanırım. Bu dörtlüden sadece ben ve S. hala ve inatla ve sebatla süt veriyoruz, diğerleri çoktan bıraktı. Yine de iyiyim ya, doğum sonrası yoga ve sporu bırakmamak çok işe yarıyor gerçekten. Fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da..

Psikoloji demişken.. Konuya geri döneyim. Kızlarla pek şen şakrak başladık, makarnalar içecekler elde, bebetolar ortamızda halıda yatar oturur emekler koşar halde. Ne olduysa birden işe başlayan A. ağlamaya başladı! Evet! Durdu ve höööööööö diye birden.. Sinirleri boşaldı kızın yazık ya.. A.'dan bahsettim, çok kariyer odaklı, yılbaşından beri işe geri döndü, oğlan kreşe başladı. İyi gidiyor diyordu ama anlaşılan pek de öyle değil durum. Bu anne olmak zor iş yaaa. İşe başlasan aklın evde, evde kalsan aklın kariyerde. Ortasını bulmak ne zor. Ona mendil verirken, İngiliz dilberimiz başlamaz mı! Kocam benimle sevişmiyor, ben çok "anne" olmuşum, tek konumuz çocuk olmuş demez mi, bir hööööööö de ondan! Ona da bir mendil. S. ile Noe çok olumludurlar, pozitif enerji yumakları ikisi de. S'in gözler doldu mu! Demez mi "7 aylık oturmayı bırak hala dönemiyor, gece boyu saat başı uyanıyor, yorgunluktan tükenmenin eşiğindeyim".. Hööööö, hadi yine mendil.. Noe ile gözgöze geldik, burunlarımız kızarmış, doluyuz belli ki, hani kapıdan geçen kibar insanlar misali "buyrun lütfen önce siz, yok rica ederim siz" halleri.. Noe dedi "ay deliricem, evde her iş bana bakıyor, oğlanı bir saat tut diyorum onda da bilgisayarla oynuyor" höööööö, mendil tabii. Baktım pakette son bir mendil duruyor, sıra bende. Tamam terapistim ama anneyim de.. Diğer 4x2 göz üzerime dikilmiş.. Üstelik, üstelik, üstelik hööööööööö.... Maya'yı çok seviyorum ama yorgunluktan delirmek üzereyim. Bebekle evde olmayı, işime ve doktorama ara vermiş olmayı çok seviyorum ama çalışan, kendi ayakları üzerinde duran, özgür kadın olmayı özlüyorum. Kocama aşığım ama 7 aydır hala Maya'nın x tulumunun nerde olduğunu bilmemesini, hala çocuğa 1 kaşık mama yedirmemiş olmasını, gece ağladığında bir kez bile pışpışlamamış olmasını, kıçını dönüp yatmasını ve horhor uyuduğu halde hala sabah "ay uyuyamadık di mi dün gece yine" demesini aklım almıyor. Ve tüm bunları içime atıp atıp dışardan Pollyanna anne'yi oynamak, herkesin "ay sen nasıl başarıyorsun, hem fıstık gibisin, hem bakımlısın, hem de herşeye yetişiyorsun" demesi sinirlerimi geriyor! Çünkü evet herşeye yetişiyorum, evet fiziksel ve psikolojik olarak güçlüyüm, evet hala sevişiyoruz öpüşüyoruz, evet hala bebek dışında iki laf edebiliyorum falan da.. ÇOK ZORLANIYORUM! Sanki bir ip üzerinde akrobasi yapıyorum 7 aydır, her saniye düştüm düşeceğim..

Makarnaları yedik, alkolsüz içecekleri içtik, üstüne 2 kafeinsiz 3 kafeinli kahve içtik, birkaç kutu mendil harcadık, bebetolar da birbir burunlarını sıktı, yüzlerini çizikledi, Maya yine Chris'in totoyu elledi falan derken, rahatladık valla.. Tek tek de güzeller ama bu arkayı dörtlediğim buluşmaları çok seviyorum. Umarım ayrılırken birbirimize söz verdiğimiz gibi, daha sık yapabiliriz bundan sonra!

11 yorum:

  1. Grup terapisi olmuş sizinki :( çocuk yetiştirmek çok zormuş ben de hep bunu söylüyorum şimdi. Önceden doktora yapmanın zor olduğunu söylerdim ve hala öyle düşünüyorum ama sen bu açıdan şanslı sayılırsın belki de çocuktan sonra tez sana çok kolay gelebilir :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dişler konusunda da yazacaktım unuttum. Erken diş çıkarmış bir bebe anası olarak ne çektim ne çektim. Bitse de kurtulsam diyorum ama hala üç tane var ve gerçekten en zoru son azılarmış, bitince göbek atıcam artık o derece. Hiç anlamadan diş çıkardı diyen annelere de çok gıcığım bu arada

      Sil
    2. Öyle oldu valla GeCe. Son üç mü, ay az kalmış, sabır! Anlamadan diş çıkar mı ayol, bence sallıyorlar, sırf "bizim çocuk süper çocuk" takıntısı :P valla bak.

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Hemşiiiire hemşiiiire, öyle owww diyip kıs kıs gülerek kaçmak olmaz bak! :)

      Sil
  3. yazıyı okurken her cümlede kendimi düşündüm,bebeğim 3 aylık onu çok seviyorum yüzüne her baktığımda bana her güldüğünde ona tekrar tekrar hayran oluyorum ama dediğin gibi çok zor,uykusuzluk,süt arttırmaya çalışmak için her dakika süt sağmak (çalıştığım için çoğunlukla biberonla veriyoruz sütü),kendi kişisel bakımıma yetişememek, yığınla biriken ev işi,üstüne cabası da 2 aylıkken işe başlamak ...derkeenn harap olan sinirler ve hemen hemen 3 günde bir ağlama krizleri,o kadar yıprandım,üzüldüm, sinirlendim bezdim ki,istanbul gibi bir şehirde kimseyle görüşmeye ne vakit oluyor ne mesafeler aşılabiliyor,kendimi çok yalnız hissediyorum .öğrenilmiş çaresizliğe döndüm artık,çaresi yok büyüyene kadar çekeceğiz yani.herhalde beni azıcık da olsa neşelendiren şu kucağımdaki netbook ve internet,o da işten arta kalan ve kızımın izin verdiği sürece :( (biraz olumsuz bir yazı oldu benimkisi ama yine de annelerimizin bizi ne yokluklarda büyüttüklerini düşününce güç buluyorum ve şükrediyorum,öyle veya böyle büyüyecek çocuklarımız biz de onlarla birlikte büyüyeceğiz ...)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama bak yalnız değilmişsin ;) Ya aslında ben bu internet iyi mi kötü mü karar veremedim yahu, herşeyi bulup okuyabilmek bile bazen yeni yeni paranoyalara sahip olmak demek. Bir de sanki çok vakit alıyor, bizim annelerimiz internetsiz herşeye daha mı fazla zaman ayırabiliyormuş anlamadım ki.. Düşünücem bu konuda. Hatta yazarım bile, bana fikir verdin :)

      Sil
  4. Peki yapmışsınız hepinize iyi gelmiş. Şekerim herşeyi üstlenip sonra kocadan destek bekliyorsunuz bırakın birazcık ya bırakın. Çalışmaya başlayan arkadaşın yuva olayını kötü etmiş çok erken bence ama okuyunca çalışmak candır dedim ya vallahi bak çok uykusuz kalıyorsun 1 saat uykuyla işe geliyorsun ama hoop bir canlılık geliyor.

    Bu kadar güçlü gözükmek zorunda değilsin Ceren, sal kendini biraz.

    Beni aranıza asla almazdınız di mi böhüüüüü mendilim nerede

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla ben de aynısını düşündüm Tüten, kendimiz ediyoruz kendimiz buluyoruz, adamların da işine geliyor. Ay geçen gün zavallı Beyaz Atlı Prens sabahtan akşama kadar çalışıyor sonra gelip çocukla oynuyor yazık dedim ve der demez de saçmalama dedim kendime.. Oynayacak tabii ki, onun da çocuğu. Ben de evde çalışıyorum sonuçta di mi ama :D Evet salayım biraz Tüten de nereye salayım, tatil iyi gelecek bana..
      Almaz mıydık hiç, hemen alırdık hem de ;) Mendiller şirketten!

      Sil
  5. Valla durum dünyanın her yerinde aynı. Yalnız değiliz hiçbirimiz

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!