13 Ocak 2014 Pazartesi

Kuaför denen terapist

Geçen hafta yoğun ve duygusal anlamda roller coaster üzerindeymişçesine geçti, bir de üzerine gece boyu saat başı kalkmak eklenince, yorgunluktan sarhoş gibi başladım haftaya. Haydi hayırlısı. Maya 6. ay ile 8. ay arası her bebekte yaşandığı söylenen büyüme atağına (growth spurt) girdi ve bir önceki postta kasıla kasıla yazdığım "aman da bakın nasıl da rutin bir hayatımız var hahahayt" yalan oldu. Neyse, katlanıyoruz, alışıyoruz, artık anneliğin "durumu kabullenmek ve alışmak" olduğunu öğrendim, sesim çıkmaz oldu. Sosyal destek önemli ama. Baktım Maya'nın yaşıtları da aynı şekilde, tüm göbekdaş-bebekdaşlarım sürünüyor, fazla kafama takmadım. Ama yorgunluk, uykusuzluk kötü.. "Canım" diyene "canın çıksın!" diye cevap vermenin eşiğindeyim, hissediyorum.

Hal böyleyken, iki koşturma arasında gözüm aynaya ilişti ve doğum sonrası zaten döküle döküle iki tele düşen saçlarımın arasında edepsizce sırıtan beyaz teller fark ettim. E, olabilir, yaş oldu 35. Çocuk yapmak ve bakmak da insanı gençleştirmiyor. Ama bir zamanlar benim şampuan reklamlarında oynayacak ayarda güzel saçlarım vardı (tabii tabii öğrenen anne dersiniz diye o kayıp zamanlara ait bir fotomu üste ekledim) ne zaman nereye gittiler, şaştım kaldım. Doğumdan sonra dökülmeler yaşanıyor, süt verdiğiniz dönem boyunca devam ediyormuş. İlk başlarda paniğe kapılmış, gidip tüm paramı saç bakım ürünlerine, içinde tuhaf isimli tüm o doğal maddeler olan şampuan ve kremlere dökmüştüm ama baktım hiçbiri fayda etmediği gibi, boşuna cüzdanım hafifliyor, kızdım saçıma, "görürsün sen şimdi!" dedim. Gittim bir güzel anne modeli (omzun 2 parmak aşağısı denen anlamsız noktada) kestirdim, sonra da bulduğum en ucuz ve en sıradan şampuanla saç kremini aldım, doya doya kullandım. Organik morganik de değil. Kutunun üstünde gür saçlı sarışın bir hatun sırıtıyor, yeter de artar bile.

Ama valla salaş hatun da değilim, hele hele "bebekten sonra kendini saldı" dedirtmem kimseye! Beyaz teller, daha 60'tan önce ı-ıh. Sonra salıcam, uzuuun beyaz saçlı nine olucam, öyle bir hayalim var evet ama daha erken. Bir 25-30 yıl saç boyalarına talimiz..

Talimiz de.. Ben hayatta saçımı kendim boyamadım, kokoşumdur o konuda, illa ki kuaföre boyatırım. İki nedeni var; bir: inanılmaz üşeniyorum, hele de uzun saç, yok canım uğraşamam. İki: kuafördeki boyalar her zaman piyasada satılanlardan daha kaliteli oluyor ve uzman elinde başka oluyor boya. Bir de ben takıntılıyım saç ve kıl tüy işleri konusunda, 15 senedir falan aynı kuaföre gidiyorum. Ondan önce bir 15 sene de başka birine gittim, adam kan davasından kaçıyormuş, izini kaybettirdi. Valla bu kuaförü bulana kadar canım çıktı, bırakmam. Saç kesimi ve boya için teeee Avustralya'dan Türkiye'ye gitmişliğim vardır ki, düşünün ne derece obsesif olduğumu (kuaför için gitmedim ayol, ailemi de gördüm tabii ki, ilahi siz okur..) Velhasıl, çocuklu yaşam herşeyi değiştiriyor. Bu kış Türkiye'ye gidesim gelmedi; hem acaip bir grip salgını olduğu için çekindim, hem de biraz herkes herşeye karıştığı için, çocuk yetiştirme konusunda her kafadan bir ses çıktığı için, sokaktaki teyzeler bile "öğreten kadın"a dönüştüğü için şu dönemde istemedim.

Hal böyle olunca, ilk defa bir atılım yapıp "Almanya'da kuaför arama" hadisesine kalkışmak gerekti. Şimdi benim kriterlerim basit aslında; 1. Tam istediğim şekilde ve boyda kesmesi 2. Bıdı bıdı konuşup, bin tane özel soru sorup cevap beklememesi. Bu iki kriteri bir arada bulmak malum zor iş. İlla ki "moda" adı altında kokoş bir hale büründürmek istiyorlar, illa ki saç renginizi 2-3 ton açmak ya da araya gölge atmak istiyorlar, illa ki kocanızın mesleğinden girip komşunun eşcinsel oğlundan çıkıyorlar. Bir de Almanya'daki ek sorun; burda çoğunluk sarışın olduğu için kahve tonlarını beceremiyorlar.

İlk aşamada çevremdeki kahve hatunlara baktım, hoşuma giden renk olunca sordum, genellikle herkesin "kendi rengi" tabii peh peh, yedim hadi.. Birkaç dost sağolsun öneride bulundu ama ya teeee uzakta, ya sittin sene sonrasına randevu verdiler. Sonra internetten "Türk kuaför" diye araştırdım, çünkü bizim Türkler döner işine bulaşmadılarsa genellikle kuaförlük yapıyorlar burada. Ve sonunda 2013 Kuaför ödülü falan almış, modern, kendi saç rengi de doğal bir kahve olan bir kuaför buldum. İşin tuhafı istediğim saate randevu da verdiler. Kızı babannesine bıraktığım gibi, koşa koşa gittim.

Daha ben demeden "saçınıza sadece dip boya yapalım, altın rengi çok güzel, hiç gereksiz boya atmayalım" dedi, ki bu bence güzel, samimi bir işaret. Sonra bıdı bıdı konuşmadı, eli hızlıydı, bana saç bakım ürünü satmaya kalkmadı, üstelik "doğum sonrası 1 sene dökülür ama sizin saçınız gür, hiiiç belli olmuyor" diyerek beni honore etti, daha ne olsun. Biraz kazıktı ama valla tam istediğim gibi doğal kahve oldum, beyazlar tamamen kapandı, ne koktum, ne boya aktı, memnunum! Yalnız komik bir durum da yaşamadım değil, kıza çabuk gideyim diye fön falan istemedim, sadece kurutalım yeter dedim. Meğerse burda adetmiş, elime fön makinasını verdiler, buyrun kurutun dediler! Ayol vallahi Türkiye beleş hizmet ülkesi..

Eve gittim, pek seksi siyah bir elbisem var, giydim, makyajımı, kırmızı ojelerimi de sürdüm, masama çiçek bile koydum, mum ışığında güzel de bir yemek.. Üstelik kimse için değil, tamamen kendim için yaptım hepsini. OH! Nasıl yenilenmiş hissediyorum anlatamam! Yaşasın bakımlı anne olmak!

12 yorum:

  1. Harikasın canım, Maya'da böyle bir anne isterdi eminim. Çok eğlendim okurken, dünyanın neresinde olursan ol, annelerin aynı duyguları hissettiğini görmek rahatlattı doğrusu. Rahatlatan bir şey daha varki o da kuaför kaçamaklarım, yaşasın bakımlı anne olmak! :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maya annesinden daha kokoş olacak valla, o kesin :D

      Sil
  2. Saç konusunda daha doğrusu tüm kıl tüy işlerinde takıntılıyım. Kuaförüm doğurdu, işi bıraktı. Geçen hafta ağda için içime sinen bir yer bulana kadar öldüm resmen. Ama saç için ilk boyattığım kuaföre giderim hala. Seni çok iyi anlıyorum Cerencim. Ayrıca bence de insan kendsi için bakımlı olmalı. Ben memnun değilsem dünya beğenmiş neyime:P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen valla, içime sinen de o kadar az denk geliyor ki.. :/

      Sil
  3. Hem kurutayım iş yapayım hem elektrik masrafı vs, hem de para almayayım olmaz öyle derler diye, sadece kurutun diyemiyorum ben.. Dümdüz saç, dümdüz uçlarından kesildikten sonra, yine dümdüz fon çekilmek suretiyle 8-24 Tl arasına mal olmak durumunda kalıyor..yorumsuz =))
    Güle güle kullan 'gülen yüzünü, yenilenmiş ruhunu'

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla yenilendim :) Ama uzun saçımı da özledim şimdiden..! Bebeğin bezinden bile çıkmasa kestirmezdim ama inanılmaz dökülüyor, iğrenç..

      Sil
  4. Şimdi ben merak ettim ama saçını =) Bu kış gelmiyor musunuz gerçekten ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ı-ıh :/ aman saçım bildiğin kahve, anne modeli, bi esprisi yok yahu :P

      Sil
  5. 8 yasimdan beri ayni kuafore gidiorum. Anlamadim ki adam o kadar mi gencmis. Cunku simdi 32 yasindayim. Nisan sacimi, dugun sacimi bidi bidi sacimi hep o yapti, kesti, etti. Soru sormazsan hic konusmayan bir adam. Ben de Avustralya'dan ve dunyanin baska yerlerinden kuafore TR'ye gitmisligim var:) Ancak artik Avustralya'da da bulmam gerekiyor. Henuz 2 kere ustuste gittigim bir kuafor olsa da tatmin olmus degilim. Kuaforumu ozluyorummmm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Avustralya'da nerdesin, Melbourne'deysen orda bir arkadaşımın çok iyi bir Türk kuaförü var(mış). Biz Perth'teydik, o nedenle referans veremem ama :)

      Sil
  6. He he yalnız olmadığımı bilmek güzel :) benim saclar da feci, hakkaten bebek bezinden filan çıkıyor yani

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Saçımı süpürge ettim evladım deriz ilerde bunlara :D Bir de bana GeCe saç halesi diye bişeyden bahsetmişti, valla öyle bişey var kafamda yeni çıkan saçlardan :D

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!