26 Şubat 2014 Çarşamba

Cennetten dünyaya çakılmak

Tatilden döneli bir hafta olmuş; artık ne jetlag kaldı, ne okyanus kokan efil efil giysiler. Giysiler yıkandı, yazlıklar rafa geri kaldırıldı. Gezi bloğuna yazı, Facebook'a albüm bile yüklendi, beğenildi, yorumlar yazıldı çizildi falan filan derkeeeen; durulduk, "tatil dediğin bir anmış, o da geçen anmış" kıvamında normal hayata döndük. Edebimle annelik kulvarında seke seke koşmaya ve yazmaya devam.

Mayağ'nım 7. dişini çıkartıyor, ne bulsa ağzında. Benim deri cüzdan, koltuğun kenarı, ekmek köşesi, havuç dilimi falan farketmiyor, ne bulsa dişliyor. Ben de sabır taşı edindim bir adet, karşılıklı dişliyoruz. Geçen gün 6 aylık dişçi kontrolüne gittiğimde, dişçim bana "haberin var mı, sen dişlerini sıkıyorsun, bak burda ve burda ve hatta burda hafif törpülenmeler olmuş" dediğinde çok şaşırdım, şimdi buna şaşırdığıma bir daha şaşırdım bak. Geceleri yapıyormuşum, uyurken, farkında değilim. Dişçi sağolsun "farkındalık düzeyimi" arttırınca, her dakika aklım dişimde gezer oldum ve evet, hakikaten bir diş sıkma halindeyim devamlı. Hadi bakalım.. Bu yaştan sonra uyurken damak taktıracaklar bana, damak taktıracaksın anana Mayağ'nım. Öyle olsun.

Öğrenilmiş çaresizlik içinde artık ne olsa kabullenme ve "yazgımız buymuş küçük emrahım" demeye başladım. Misal, 6+ dişle memelerimi ısıra ısıra emdiği yetmiyormuş gibi, iki elini yumruk yapıp sanki atom döner yer gibi bir de çekiştire çekiştire içiyor sütünü. Özellikle gece uykusundan önce yapıyor. Ne yapıyorum, hiç. Otomatiğe bağlamış halde elim sırtında, gözlerim tavanda, dişlerim sıkılı tabii. Şekil 1A'daki kuzuyu emziren mangal yürekli kangal gibiyim yeminle.. Suratımdaki bakış aynı bakış. Hatırlatırım size, ben bu çocuğu 6 ay emziririm mottosuyla yola çıkmış idim. 8. ayı deviriyoruz. Çok şükür tabii, anne sütünün ilk 1 sene ne denli önemli olduğunu artık sağır sultan bile biliyor. Öyle de.. Neyse. Allahın gönlüne güç gitmesin, süt vermeyi bırakınca inşallah yazıcam bu konuda, şimdilik susuyor, kaşlarımı mangal yürekli kangala benzetiyor ve bol sütlü günler diliyorum.

Öte yandan, bahar geliyor, oley. Bugün ilk pembe pembe çiçek açmış ağacı görüp heyecandan çığlık atarak şarkı söylemeye başladım. Resmen bir müzikalde yaşıyor gibiyiz Maya'yla. Devamlı şarkı söyleme halindeyim, yerli yersiz. Mesela Mayanın uykuya gitme ve uyanma şarkıları var, söz ve güfte bana ait. O hadi normal de, banyoda "mommy changes your diapeeeers la la la" ile başlayan, mutfakta "o la la la the spinach is so delicious"la devam eden, yürüyüşte "obladi oblada, the sunshade is working so la la la"ya dönüşen ve akşam eve girerken "homey homey homey, here we areeeee" diye sonlanan tuhaf bir GLEE bozması sanal gerçeklik içinde çocuk yetiştiriyorum desem? Tırlatmaya az kaldı, doktorum nerde, bir güzel kız yüzünden, çıldıracağım diye cevap verir miydiniz bıcırık bebekdaşlarım, Fatih Erkoç'cağızlarım? Yoksa topuklarınız totonuza vura vura yanımdan kaçar mıydınız? Naaalan, n'olur, "n'evet, n'ben de çocuğuma devamlı n'şarkı söylüyorum" de... Bitek ben değilim dimi? Velhasıl Maya alıştı artık devamlı şarkı söylememe, ilk başta "bu kadın manyak mıdır nedir?" diye tek kaşını çatarak suratını büzerek bakıyordu, artık o da "da-da-da" "aida aida aida"larla eşlik ediyor. Baya baya konuşuyor ayol bu çocuk, tek sorun, "Mars Attack" diye bi film vardı bilmem hatırlar mısınız, aynen oradaki Marslılar gibi konuşuyor.. Biraz ürküyoruz kendisinden.

Bir üst numero beze geçtik oley. Aslında daha önce geçebilirdik de ben biraz pintiyim, stokları eritmek için çaba verdim. Çocuk bu arada zavallı birkaç kez üstünü/babasının üstünü/koltuğu falan çişledi. Baktım bu iş bana doğru yaklaşıyor, paraya kıydım yeni numerolu bezi aldım. He, büyüyor valla.. Üç beş de zıbın, tulum aldım, sonra kendimi kaybettim elim kolum paketlerle dolu eve döndüm. Bir de tartı aldım, farz oldu, aynanın karşısına geçip omuz üstünden kıçıma bakışlar atıp duruyorum. O günkü psikolojime göre "ay çok şişmanım" ile "ay kaburgalarım gözüküyor be" arasında gidip gelen bir kilo tahmini skalasından geçiyorum. Oysa ki karnım dümdüz, memelerim de sarkmadı, sanırsam hala DAŞ gibiyim (MILF dedi biri bana, çok heyecan yaptım ayol, terrrrbiyesiz bile diyemedim cevaben. Analık böyle bişey) he bu yaşta çok bile.

Bu neyin kafası, öğrenen anne? diyorsanız. İşte tatilden dönmüş, doktora hocasıyla uzun bir sohbet etmiş, analık iznini bi dönem daha uzatmış, eve dönerken de koca bir dondurma alıp, "Mamiiii ne yiyosun, o ne elindeki, o güzel bişeye benziyo, ver bi dişlesem valla bi diş bi diş" bakışı atan yavrusuna nisbet (yok valla, diil ayol şeker vermiyoruz da ondan) yalaya yalaya eve gelmiş, şekeri çok kaçmış ananın kafası bu. Şükela!

8 yorum:

  1. Bi de baharın heyecanı eklenince bal kaymak bir ruh hali, hadi bakalım :)

    YanıtlaSil
  2. İyi ki geldin Ceren, iyi ki varsın:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbulduk Ayşecim :) Kedi anneliğini de başardın sen, helal olsun!

      Sil
  3. Geldi bahar ayları gevser gönül yaylari tadında olmus bu :)
    Ben de yüksek lisans tezinin 3. Chapterini gonderdim bugün, daha cok revize edilecek de en azindan bir sey çıktı ortaya, Eylül'e kadar son chapteri da yazıp sunarım herhalde diye dusunmekteyim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi bakalım :) Yaparsın, eminim! Bu arada "gezi"ye de hoşgeldin, elim değipte yazana dek bulmuşsun, sevindim.

      Sil
  4. Çok yakın cümleler bunlar bize :) klavyenize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Meme kardeşliği klübü kuralım sizinle diyeceğim ama RTÜK kapatacak beni yakında bu cüretkar halimle :P

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!