6 Mart 2014 Perşembe

Bebeklerde ayrılık korkusu ve yabancı korkusu

Bir önceki yazımda nasıl da bebeği babannesine bırakıp "gecelerin kadını" olduğumdan bahsetmiştim ve siz bebekdaşlarımı da güvenilir bir bakıcı ya da aile üyesinin desteğini arkanıza alarak "alemlere akma"ya motive etmiştim. Tabii durup durup birden 8. ayda "bunu evde denemeyiniz" çünkü bu dönemde bazı bebeklerde ayrılık ve yabancı korkusu ortaya çıkabiliyor. Biraz travmatik bir durum olabilir bu "alemlere akma" maceranız..

Bizim kızda henüz ayrılık anksiyetesi ve yabancı korkusu başlamadı ama aslında her çocuk 8. ay ila 1,5 yaş arasında bir dönem bu tip bir korku ya da kaygı geliştirebiliyor. Travmatik bir ayrılık hikayesi olmasına gerek yok. Oturduğu yerde mutlu mutlu oyun oynayan bebeğiniz bir gün birden siz odadan çıktınız diye yaygarayı basabilir, ayaklarınıza bir koala yavrusu gibi dolanabilir, ona gülümseyerek kollarını açan sevgi dolu dedesini ittire ittire ağlayabilir, Kayahan'dan "oooooooh, ben yine gözlerinin hapsindeyim" eşliğinde sizi 7/24 devamlı yanında yamacında istemeye başlayabilir. İşte buna biz psikologlar "ayrılık anksiyetesi" ve az tanıdığı ya da tanımadığı diğer insanlara yönelik kaçınma davranışına da "yabancı aksiyetesi" diyoruz ve yaşamın bu döneminde son derece normal bir gelişim evresi, korkmayın, geçecek diye de ekliyoruz. Neden oluyor biliyor musunuz bu, bak nedenini duyunca sevineceksiniz: Çünkü yavrunuz artık size güveniyor, sizden destek alarak yaşamı tanımaya başlıyor ve özellikle emekleme hazırlığı ve yürüme döneminde bu kaygının evrimsel anlamda yaşam kurtarıcı bir nedeni var! Ayrılık kaygısı ve yabancı korkusu teeee vakti zamanında genetik şifremize işlenmiş, işlenmiş ki, emeklemeye ve yürümeye başladığımızda anamızın dizinin dibinden ayrılmayalım, kaybolmayalım, yabancıların arasına düşmeyelim. Çünkü maymundan hallice olduğumuz dönemde böyle maceracı bebetolar kaybolmuş, annesinden uzakta mazallah dark-side'a geçmiş, geri dönememişler. O nedenle, atalarımız öyle korkmuş, öyle korkmuş ki; bu korku teeeeee bize kadar gelmiş, bebetolarımızın doğal koruma kalkanına işlenmiş. Ne zaman ki bebetolar artık az biraz yürümeye konuşmaya, sosyalleşmeye başlar, o zaman bu yabancı korkusu da ayrılık anksiyetesi de geçer.

Peki bu doğal korkuların hafif ve kısa süreli yaşanması için neler yapılabilir? Mesela ben Maya'yı doğumdan sonraki 5. gün dışarıya çıkardım. Hem de öyle köşe başına kadar yürüyüşe falan değil, bira bahçesine götürdüm. Kahkahalar, insan sesleri, doğa sesleri, hayvan sesleri ve kalabalıkla erkenden tanıştırdım. Her gün 1-2 saat dışarıya çıkardım, üzerine tülbent falan örtmeden uyuttum. Farklı insanları; burnunda hızması olan oğlanları, kırmızı saçlı kızları, zenci, asyalı, beyaz, şişman ve zayıf, uzun ve kısa, yaşlı ve bebek, huysuz ve güleç tüm insanları merakla izledi hep. Çeşitli kaynaklarda da dedikleri gibi, bunun işe yarayacağını umdum.

Bu dönemde yabancıların kucaklama ve sertçe sevmelerine (özellikle bizim kültürdeki bir anlam veremediğim çocuk ısırma, sıkıştırma ve hoplatma gibi tuhaflıklara) tepki geliştirebileceği için, bunu yapabileceğini düşündüğüm insanları "yumuşak ve sakin sevilmekten hoşlanıyor" diyerek uyarıyorum, huzursuz olduğunda kucağımda tutuyorum, ona "aferin Maya, bak x teyze seni seviyor" falan diyerek güven veriyorum, çocuklar en çok bizim gerginliğimizi hissettikleri ve buna göre davrandıkları için ben rahat davranarak örnek olmaya çalışıyorum. Ayrıca bebeklerin süreklilik kavramını anlamadıklarını biliyorum ve onun görüş alanından çıktığım zaman bir daha geri gelmeyeceğimi düşünebileceğini biliyorum. Bunun için, farklı bir odaya gittiğimde huzursuzlanıyorsa o odadan onunla konuşuyor, bazen evde şarkılar söyleye söyleye dolanıyorum. Bu dönemde "ce-e" dediğimiz kaybolma geri gelme türü oyunları oynamak da bir alıştırma oluyor. Ayrıca bebeği bırakmak istediğiniz kişiyle önce kendi evinizde hep birlikte olmayı, sonra yavaş yavaş az aralıklarla bebeği ona bırakıp çıkmayı, sonunda da onun evinde bebeği ona bırakıp çıkmayı denemeyi öneririm, bizde işe yaradı.

Sadece ayrılık ya da yabancı korkusu değil, bu dönemde artık bebeklerde aşırı gürültüye ya da bilinmeze yönelik korkular da ortaya çıkabiliyor. Öncelikle bebek bile olsa, korkularına saygı duymamız, bunu alay konusu yapmamamız gerekiyor. Katı davranışlar, "uslu durmazsan iğneciye götürürüm", "seni burda bırakırım, ben giderim" ve "korkacak ne var!" yaklaşımı bebek ve çocuklarda geri tepeceği için, onunla sakin sakin konuşmak, kendiniz örnek olacak şekilde korkulan nesneye dokunmak ve çocuğa bu deneyimin korkulacak birşey olmadığını yavaş ve sakin bir şekilde göstermek/anlatmak gerekiyor. Çocuk korkusunu yenmeye çalışıyorsa onu övmek, sevmek gibi olumlu yönlendirmeler de çok işe yarıyor.

Ha tabii bazı durumlarda bu korku ve kaygı kronikleşebiliyor, işlevini yitirip genel olarak sosyo psikolojik gelişime ve günlük yaşama zarar verici hale gelebiliyor; o zaman artık bir uzmana başvurulmalı ve psikolojik destek aranmalıdır.

Bu konuda daha fazla okumak isterseniz; bu kaynağa ya da bu kaynağa veya bu kaynağa da bakabilirsiniz. Genel olarak çocuklarda korkular için de buraya ya da buraya ve hatta buraya bakabilirsiniz.
Kitap önerisi olarak da B. Semerci'nin "Çocukluk Dönemi Korkuları" nı ve J.U.Rogge'nin "Çocukların Korkuları Vardır" kitaplarını öneririm.

4 yorum:

  1. Sabiha Paktuna Keskin in hicbir kitabini onermemenizi oneririm:) Ciddiyim. Zira kendisi su an tum annelerin nefret objesi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa haberim yoktu, şimdi okudum şu haberi: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/25116700.asp
      Ve sonra da bunu:
      http://www.cnnturk.com/haber/turkiye/prof-dr-paktuna-keskin-hakkindaki-beraat-kararina-itiraz.
      Çekiyorum kaynakları, bende hep ingilizce kaynak var ve bu kitaplar önerilenler listesinde olunca araştırmadan ekledim, yanlış oldu.
      Uyarınız için teşekkürler!

      Sil
  2. Bende üstteki yorumdakini yazacaktım :) bir de benim iki gün önce yaptığımı yapmamak lazım. Bir yere gidecektim biraz mızlandı ama fena değildi. Sonra sevdiği bir şeyi alıp geleceğini söyledim daha beter ağlamaya basladı meğer o şeyi almaya illa kendi gelecekmiş o alacakmış beklemeyecekmiş vs. Zor ayrıldık. Bu yöntem bizde işe yaramadı yani :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Rüşvet ve yataklık, eşittir annelik :D

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!