8 Mart 2014 Cumartesi

Bekar kadın'la mektuplaşmalar(*)

Sevgili Bekar Kadın'cığım;

Öncelikle Dünya Kadınlar Günü'nü kutlarım. Bu sene de erkek egemen dünyaya baş kaldırarak çalıştın, çabaladın, emek verdin, ürettin. Bu sene de işyerinde cinsel ayrımcılığa karşı ayağa kalktın, sokakta, işte, evde bile yaşanan cinsel istismara karşı sesini çıkarttın. Bu sene de kendi ayaklarının üzerinde durdun, kendi emeğinin -pek de alamadığın karşılığını - yine de gönlünce yedin, içtin, gezdin, biraz biriktirdin, biraz harcadın, değerlendirdin. Helal olsun sana.

Şimdi sen bana bakıp "işte hayatın anlamı, bir erkeğe, onun çocuğuna sevgi vermek" diye düşünüyorsun ve her akşam işten yorgun argın çıkıp geldiğin evde, koltuğuna oturmuş, önüne bir tepsiyle aldığın akşam yemeğini yerken, tek başına uğraşmamak için demlik yerine daldırma yaptığın çayı içerken, tv'de film izleyip kendini yalnız hissederken bana özeniyorsun ya.. Özenme. Çünkü ben de sana sırf bunları yapabildiğin için özeniyorum. Eve istediğin saatte dönebilmenin, sırf kendinle sessiz sakince başbaşa kalabilmenin, daldırma çay yapıp da soğutmadan içebilmenin lüksüne sahip olmana özeniyorum. Belki evde bir çocuk kahkahası olmadığı için kendini yaşlı hissediyorsun ya, hissetme. Evde bir çocuk ağlaması olmadan, kitabını alıp köpüklü bir banyo yapabilme şansına sahipsin sen. Belki haftasonu geldiğinde yapacak birşey bulamayıp günler birbiri ardına hep aynı geçiyor hissine kapılıyorsun ya, kapılma. Haftasonunun geldiğini ve hatta geçip gittiğini dahi anlamayacak kadar koşturma içinde olmadığın için, çocuğun okulu, kursu, alışverişi, yemeği, kocanın beyaz gömleklerinin ütüsü gibi ekstra işlerin olmadığı için geçmiyor o zaman.

Tatil vakti geldiğinde, özellikle düğün dernek olduğunda herkes çift çift gidiyor, ben hala yalnızım diyorsun ya, deme. O çiftler düğünden çıkıp koştur koştur evdeki çocuğa dönerken, senin için after-wedding-party daha yeni başlıyor çünkü. Tatil mi dedin? Çantanı sırtına atıp o uzak ve tehlikeli ülkeye gidebilirsin, orda cildi güneşten bronzlaşmış, kalçası sıkı, saçında beyaz teli olmayan o gençle tanışabilirsin, evlilik ve çocuk hayalleri kurmadan her gece dans edebilir, bu sırada "çocuk acaba evde uyuyabildi mi?", "bakıcısı yemeğini verdi mi?" gibi tuhaf düşünceler aklına gelmeden bir erkekle ya da bir başka kadın ya da kadınlarla gönlünce zaman geçirebilirsin. Sarhoş bile olabilirsin, ertesi sabahı düşünmeden şarap şişesine bile düşebilirsin sen. Sultansın, bekarsın.

İlerde yalnız kalacağım, bir ziyaret edenim bile olmayacak, evimde çocuk, torun sesi olmayacak diye düşünüp umutsuzluğa kapılıyorsun ya, kapılma. Dostların olacak senin, saçlarınızın beraber beyazladığı dostların, komşuların olacak. Yalnız kalmayacaksın çünkü çevren bugün olduğu gibi yarın da, gelecekte de senin kendi isteğinle edindiğin dostlarla dolu olacak. Yaşamın "işte evlendim, 2 çocuğum oldu, 25 sene çalışıp emekli oldum, şimdi torunlar gelip gidiyor" ile özetlenecek derecede sıradan olmayacak çünkü, senin anlatacak dünya seyahatlerin, flört edip yarı yolda bıraktığın sıkı totolu bronz tenli delikanlılar, maceraların olacak, seninle konuşmak hep keyifli olacak, hep ilginç olacak.

Kısacası sevgili Bekar Kadın; insan kendi mutluluğunu kendi yaratıyor derler. Doğrudur. İçinde bulunduğumuz hal ve durumun keyfini çıkartabilmek de, bu durumdan sıkıntı duyuyorsak değiştirmek de bizim elimizde. Bazı şeyler içinde bulunduğumuz zaman bize sıkıntılı gibi görünebiliyor ama bu durumun da güzel bir yönünü bulabilmek sanırım önemli. Bazen "yaşamımın en mutlu anıymış, bilmiyordum" (Orhan Pamuk) diyebiliyor insan...

Sevgilerimle,
Evli ve Çocuklu Kadın.


Sevgili Evli ve Çocuklu Kadın'cığım;

Öncelikle, ben de senin Dünya Kadınlar Günü'nü kutlarım. Şu an annelik izni nedeniyle işine gücüne ara verdiğin halde dünyanın en ağır ve emek isteyen işini yapıyorsun; bir çocuk yetiştiriyorsun ve ona dünyayı sevdirmeye, dünyayı da onun için yaşanılır kılmaya uğraşıyorsun. Bu anlamda, belki de kişisel kariyerini bir süre rafa kaldırdın, belki okulunu yarıda bıraktın, belki hepsini bir arada yürütmek için insan üstü bir çaba sarfediyorsun. Üstelik bunu hiçbir ücret almadan hatta çoğu zaman "beni büyüttüğün için teşekkür ederim!" cümlesini bile bir ömür boyu duymadan (ve aslında duymayı da beklemeden) yapıyorsun. Bu nedenle sen de en az iş gücünde aktif çalışan kadınlar kadar emekçi'sin, üreten'sin. Helal olsun sana.

Ayrıca, o kadar koşturmanın arasında zaman bulup da bana iki satır yazabilmiş olduğun için çok teşekkür ederim. Yıllardır süregelen dostluğumuz, ayrı yaşam koşullarımıza rağmen bizi hala bir arada tutan sevgi bağımız, birbirimizi yargılamadan kabul etmemiz, beni her sefer duygulandırıyor ve gururlandırıyor. Senden 7/24 ilgi isteyen bir çocuğu büyütürken, aynı zamanda dostlarına ve hatta en önemlisi kendine de zaman ayırabiliyor olman, gerçekten takdire şayan bir durum. Bazı bekar ya da çocuksuz dostlarının seni artık arayıp sormadıklarından yakınıyorsun ya, aslında haklısın. Ama sen de çocuk olalıberi onları arayacak zamanı bulamadın, zaman bulduğunda enerjiyi bulamadın, doğumdan sonraki birkaç ayda anca kendine geldin ama bu arada da baktın ki giden gitmiş, kalan sağlar senin olmuş. Boşver zaten gideni, seni her koşulda, yorgunken ve zamansızken de seven, arayıp soran insanlar olsun çevrende.

Hani bana hep dersin ya, "bekarlık sultanlık, uzat uzatabildiğince" diye.. Aslında öyle değil be arkadaşım. İşten eve biraz geç geldiğimde, anahtarı deliğe soktuğumda, kapkaranlık bir antre ve sessizlik karşılarken beni; seni elektrik düğmesine senden başka birinin bastığı aydınlık bir ev, kollarını iki yana açmış bir çocuk, sıcak bir çorbanın kokusu karşılıyor. Sen "çocuğun ağlamasından başım şişti" derken, ben "sessizlikten çıldıracak" hale geliyorum. Sen "doğumdan sonra aldığın kilolardan" yakınırken, ben "bir kilo sebze yemeği pişirsem, tek başıma kaç gün gider" hesabı yapıyorum. Sen "aynı adamla 15 sene hoşaf oldum" derken, ben "tek adamla ama adam gibi bir adamla uzun soluklu bir ilişki" peşindeyim.

Hani bana "gez, eğlen" diyorsun ya, eve dönmemi bekleyen biri olmadıktan sonra ne anlamı var? Senin kendine zaman ayırmak için koşa koşa evden çıktığını biliyorum ama sonra eve daha çabuk dönebilmek için otobüsün en arka kapısından indiğini ve kızını 10 saniye daha erken kucaklamak için bu 1 metrenin hesabını yaptığını da biliyorum. Senin "off şu yatakta tek başıma sere serpe yatıp saatlerce uyusam" dediğini biliyorum ama o yatakta üşüyen ayaklarını gecenin bir vakti yanında yatan adamın ayaklarına sarıp ısıtabildiğini de biliyorum. Sen belki gecenin 3'ünde açık olan club'ı bilmiyorsun ama ben de gecenin 3'ünde çocuk uyanınca, o sessiz ve huzurlu saatte onu kucağına alıp öpüp koklamanın mutluluğunu bilmiyorum. Sen belki vizyondaki filmi izleyene dek aktör yaşlanıyor ama, ben de koltukta başımı güvendiğim birinin omzuna dayayıp film izlemeye azmettiğinde, daha 3. dakikada uyuyakalmanın keyfini bilmiyorum.

Ah, sevgili Evli ve Çocuklu Kadın; insanın mutluluğu yaşadığı anın değerini bilmesi derler. Doğrudur. Yaşadığın anın zorluğu da keyfi de senin bakış açında gizli. Biliyorsun ki insan yalnız doğar ve yalnız ölür ama bu ikisinin arasında yaşanan bir ömür vardır. Doya doya yaşamak, geriye dönüp baktığında birşeylere anlam verdiğini, bekarsan da evliysen de çocuklu ya da çocuksuzsan da birşeyleri ürettiğini, yaşama kattığını, ardında bıraktığını görmek; işte bu paha biçilemez'dir.

Sevgilerimle,
Bekar Kadın.


(*) Bu mektup fikrini Blogcu Anne'nin Çalışan Anne'den Çalışmayan Anne'ye Mektup yazısından aldım. O da fikrin orjinalini The Healthy Doctor'un A letter from a working mother to a stay at home mother and vice-versa başlıklı yazısından almış.

8 yorum:

  1. Ehehehe. Bekarlik sultanlik be Sevgili C!

    YanıtlaSil
  2. Bir solukta okudum, öyle güzel yazmışsın ki hem bekar anneler hem evli anneler adına teşekkür edesim,sarılasım geldi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bekar anne ;) Onları unutmuşum evet, en zoru da onlarınki gerçekten.. Onlara ekstra helal olsun!

      Sil
  3. KALEM NASIRI8 Mart 2014 22:34

    Hayatımızın güzel ya da çirkin olduğu, baktığımız noktaya bağlı. Bu durumu çok iyi özetlemişsiniz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Teşekkür ederim, görmek kadar şükretmek de çok önemli tabii..

      Sil
  4. gözlerim yaşardı ya..kendimi daha iyi hissettim..bir anne olarak:) kalemine sağlık çok çok güzel olmuş:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Sulu göz anne :) Teşekkür ederim, çok sevindim kendinizi daha iyi hissettirdiğime, sevgiler!

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!