14 Mart 2014 Cuma

Eski ve yeni anne modelleri

Geçenlerde bir anne-dost bana "ya sen nasıl beceriyorsun, ben bu bebekle ne oynayacağımı, ne yapacağımı şaşırıyorum, bilemiyorum yani nasıl kaliteli zaman geçireyim?" dedi. Düşündüm, ben Maya'ya TV açmıyorum, i-pad kullanmıyorum, telefonu bilgisayarı karıştırmasına izin vermiyorum (karşı değilim hiçbirine ama daha çok küçük değil mi bu bilgi bombardımanı için?!) bu durumda da devamlı manuel oyunlar oynuyoruz, bol bol konuşuyor, şarkı falan söylüyorum. Ama tabii bunlar hep enerji istiyor, aktif ilişki ve iletişim istiyor yani zaman istiyor, emek istiyor. Üstelik yaratıcı olmak zorundasınız, daha minicik ama bir oyunu öğrenince sıkılıyor, yenilik istiyor.

Yani aktif anne baba olunca, hayatınızın her anı, her saniyesi dolu oluyor. Daha önceden yazdığım gibi anne olduktan sonra artık ayaklarımı uzatıp yatma, oyalana oyalana yürüme, kendi keyfimin kahyasıyla zaman geçirme lüksüm kalmadı benim. Belki ilerde geri kazanırım bu lüksleri, özlüyorum da çünkü. Ama hayatımın şu dolu halinden de memnunum, bebekle "öğrenmek" güzel. Ama bazen düşünüyorum, TV, i-pad falan da hayat kurtarıcı. Biraz büyüdüğü zaman yaşa ve biliş düzeyine uygun teknoloji ile mutlaka tanıştıracağım ben de. TV'ye ve bilgisayara karşı değilim, bence bunlar dikkatli ve bilinçli kullanıldığında beyni geliştiren gereçler. Ayrıca kimi kandırıyorsunuz, teknoloji çağının bebeklerini teknolojiden nasıl (ve neden) uzak tutacaksınız ki?

Ama bazen de düşünüyorum, benim ananem tipik titiz türk ev kadınıyken 2'şer yaş arayla 3 çocuk büyütmüş, merdaneli çamaşır makinası ve radyo dışında da evinde bir teknoloji yokmuş. Üstelik çok da sosyalmiş, gezmeden gezmeye koşarmış, üretkenmiş de. Nasıl becermiş ayol hepsini bir arada? Ya da annem (tamam bana 5 yaşıma kadar bakamamış ama sonrasında tee üniversite için evden ayrılana dek 11 sene bakmış yani, hakkını yemeyelim) hem en zorundan doktor olarak ultra çalışan kadın ol, hem mızmız çocuğa bak, hem her haftasonu ev gezmesine börek pasta yap elalem parmaklarını yesin. Nasıl başarmış yahu?

Bir tanışım var (arkadaş diyemedim, ne olur ne olmaz), iki çocuklu, üniversite okuduğu halde ev hanımı. Gerekçesi "eşim yeterince kazanıyor, benim çalışmama gerek yok". Eyvallah, kendi seçimi, birşey demek bize düşmez. Bence çalışmak sadece para kazanmak için yapılan bir eylem değil, kişisel gelişim için de gerekli, çocuğa rol modeli olmak için de gerekli falan ama neyse.. Hadi diyelim ki bu kızcağız kendini anneliğe adadı, çocuklarını kendi büyütmek ve her anını doya doya yaşamak istedi. Onu da diyemiyorum çünkü bu kızcağız bir gün olsun çocuklarına bakım vermedi; geceli ve gündüzlü iki bakıcı tuttu, çocuklarla yaptığı tek aktivite AVM'ye gidip, orda bakıcı çocukların peşinde koşarken alışveriş yapmak ve kahve içmek! Buna da çocuklarla zaman geçirmek diyor.. Bak yine eleştirel yazıyorum, bana düşmez aslında eleştirmek, belki vardır bu işte de bir anlam, bir hayır. Ben anlamıyorumdur.. Ama bu kızcağız geçenlerde "çocuk yetiştirmek ne kadar zorlu, erdem ve sabır isteyen bir iş" temalı bir konuşma yaptı ki, o noktada dur bakalım!

Şu an çalışmıyorum. Zevk-i sefa içinde yaşamıyoruz ama idareli ve kanaatkar insanlarız, çok şükür eşimin kazandığı ve ailelerden gelen yardımlar rahat bir hayat sürmemize, kaygısız bir şekilde uyku uyumamıza yetiyor. Lüks giderimiz seyahat etmek bizim, elimizde para birikmiyor pek, birikince de hemen seyahat ediyoruz. Bu sayede 59 ülke gezdim. E o da bir çeşit yatırım sayılır ;) Kendimize yatırım. Ama neyse yani benim çalışmama çok şükür gerek yok şu an. Ama çalışıyor olsaydım da kazandığım zaten bakıcıya gidecekti (burda Türkiye'deki gibi elini sallasan beleşe yakın ücretle çalışabilecek gariban bakıcılara çarpmıyorsun) o yüzden ben şu dönemde çalışmaya ara vermeyi ve Maya'ya odaklanmayı tercih ettim. Mutluyum da. Ama çok yoruluyorum, herşeye yeteyim yani bakımlı olayım, sosyal olayım, entellektüel olayım, e tabii üstüne iyi de ev hanımı ve sevgili olayım derken devamlı yorgunum. Ama çaktırmamaya çalışıyorum, dışardan pek belli olmuyor ki arkadaşım bana "sen nasıl becerebiliyorsun?" diye sorabiliyor.

İdeali nedir bu işin bilmiyorum. İdeali yok sanırım. Bazı insanlar çalışan anne modeli mutlu, bazıları çalışmaya ara veren ve çocukla doya doya zaman geçiren anne olarak mutlu, bazıları ise aman kocam kazansın ben bakıcı tutayım keyfime bakayım modeli mutlu. Sanırım anahtar kelime "mutlu olmak" çünkü hangi rolü oynarsanız oynayın, önemli olan mutlu olmak ve mutluluğu çocuğunuza (ve çevrenize) yayabilmek. Bu anlamda, mutluyum ben. Ben mutlu olunca da sevgilim ve çocuğum da mutlu. Bu kadar basit.

8 yorum:

  1. Kesinlikle çok doğru bir yaklaşım bu son dediğin. Bence de önemli olan mutlu olmak. Ama bir de çocuğunun yanında olmak isteyip de maddi nedenlerden dolayı sevmediği bir işte istemeden çalışanlar var. Onları napcaz? Ben mesela. Ben de işe sırf çocuğumun geleceği, refahı, mutluluğu için gidiyorum diye kendimi avutuyorum ne yapayım....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :( O kötü işte.. Değiştirme şansın tez elden çıkar umarım!

      Sil
  2. Sevgili Ogrenen anne,
    Oralarda bakici fiyatlari eminim kur hesabiyla buralarin doktor maasina denk geliyordur ama vallahi buralarda da artik herbir sey gibi bakici maaslari da el yakiyor.

    Bir de yazinla ne kadar alakali sen karar ver ama icimi dokesim geldi:) Bakici kimselerin anlayissizligi nedir ayol? Bizimki daha iki aydir haftada uc veya dort gun saat 10-17 saatleri arasinda baktigi Uzum kizimi "bir dogurmadigi kaldigini" oyle cok sevdigini ve zaten tum gun kendisinin baktigini falan soyleyerek benim dengelerimi alt ust etmeyi basardi! Bence cocuguna baskasi bakacaksa hem ekonomik hem de duygusal dengeler cok kritik! Hanim hanim bi tanecik bebegimi birakip ise gitmek zaten yeterince zor, bir de sen tuz basmasana yarama bile diyemedim dusun...

    Opucukler,
    Cigdem

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu soru hiç iyi olmadı Ceren:) İki gündür düşünüyorum, dünyanın en basit sorusuna cevabım yok. Vereceğim gerçek cevaplar korkutuyor! Kızımı çok özlüyorum; her gün işle ilgili yeni "son tarihler" belirliyorum aklımda. Pofff ki poff...
      Ç.

      Sil
    2. Anlıyorum seni.. Kolay gelsin çok..

      Sil
  3. Bu konu ço kaygan bir zeminde bence yani senin o arkadaşında muhtemelen çok mutlu kim olmaz ki yani gez toz cocuguna bakım verme baskaları baksın ohhh cefasını baskası sefasını sen sür peki şimdi bu ve bu tipler mutluyken çocukları mutlu mu hayır değil bir de çocukların mutlu olup olmadığını nasıl anlayacağız sürekli eşiyle gezen haftanın 3 günü başbaşa takılan çifler biliyorum ama bak çocuğumuz çok uslu hımm öyle mi caanım çocuk sakın pasifize olmuş olmasın???

    Ben çalışıyourm biliyorsun ama inanki canım çıkıyor o çalışma saatlerinin açığını kapatmak için hakkını yemeyeyim gürayında öyle adamla 29 aydır başbaşa bir seyahatimiz olmadı 2 gün bile olsa.
    Hem bakımlı hem o hem bu olabilmek biraz insanın içinden gelse ve kendine de bağlı olsa en çok çocuğuna bağlı bana kalırsa bneim yemek yapmam mümkün deil arenle mesela şık da giyinemem mesela aren eteğimi açar bluzumu çeker peinden her daim koşmak gerekir

    aman ne çok konuştum yine

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama mutlu musun, önemli olan o :) Bakımlı olmak zaten makyaja kuaföre bakmıyor, bir duş, bir güzel gülüş, bir parlayan göz ;))) Çocuk seni görünce kuduruyor, naapsın, uçuşan etekler, koşuşan anneler.. Hoş bence!

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!