13 Mart 2014 Perşembe

Kendi yiyen bebek yapmışlar!

Valla bak, kendi kendine mamasını yiyen bebek yapmış adamlar! Böyle altına örtüyü seriyomuşsun, eline kaşığı veriyomuşsun, önüne iki brokoli sapı, üç havuç dilimi atıyomuşsun, yiyomuş da büyüyomuş. Valla bak, varmış bundan. Azmettik, bizim eve de bi tane aldık, pek memnunuz.

Aslında Maya 7. aydan beri kendi kendine yemeye başladı ama ben bunu yine her bebeğin yaptığı doğal bir durum olarak düşündüğüm için (bakınız: "senin annen bir salaktı yavrum") bloga yazmaya gerek görmedim. Malum yaşadığım ülkede 1 yaşında sofra adabına uygun sessiz sakin yemek yiyen, 2 yaşında bisiklete binen, 3 yaşında Alpler'e tırmanan çocuklar normal sayılıyor. Fakat bu hafta gittiğimiz bir cafe'de bizim kızların kavga gürültü, ağlama ve zorlamalarla zavallı bebetoların ağzına püre şeklinde mamalar tıkmaya çalıştıklarını görünce, baya bir dumur yaşadım ve "amanın tahtaya vurayım, bizim kız MAŞALLAH bu tip yemek savaşlarını bana hiç yaşatmadı" dedim ve bu konuda "affferim bize ayol" başlıklı bir yazı yazmaya karar verdim. E insanın arada kendi sırtını sıvazlaması lazım.. Nasıl yaptık biz bu kendi kendine yiyen bebeği, anlatayım, siz de yapın.

6 aylık olunca bebek, artık eline geçeni ağzına götürmeye, gevelemeye, kemirmeye başlıyor. Tabii bebek nerden bilsin ne yenir, ne yenmez. Herşeyi deniyor; babamın cep telefonu yenir mi, annemin kolyesi lezzetli midir, koltuğun köşesi gözüme güzel gözüktü bir de tadına bakayım diyor. Tam da bu aylarda, onu motive etmek için dişleri çıkmaya, ağzına verilenleri çevirmeye, yutma/öğürme refleksi sayesinde koca koca lokmaları ağzına ittirip durmamayı da öğrenmeye başlıyor. İçinizdeki ses size bangır bangır "şu elindeki armuttan bir dilim kes de ver çocuğun eline!" diyorsa, bunun da evrimsel bir açıklaması var işte.

Peki nedir bu işin raconu? Öncelikle bir adet 6 aylık, mümkünse bu zamana kadar sadece anne sütüyle beslediğiniz ve bu sayede biberonla beslenenlere nazaran (bakınız bu yazıya) ağız kaslarının gelişimine yardımcı olduğunuz yavru gerekiyor. Yavruyu yakından incelerseniz, bu dönemde sizin yediklerinize göz dikmeye başladığını, içgüdüsel olarak parmak kalınlığı ve boyundaki eşyaları eline almaya çalıştığı, ağzına götürüp emdiği ve ucundan ısırıklar almaya azmettiğini fark etmişsinizdir. E o zaman, hemen koşa koşa yavrunuza bir havuç haşlıyorsunuz. Ne küçük, ne büyük, aynen parmak kalınlığında. İyice haşlayıp yumuşak etmiyorsunuz ama çok sert de bırakmıyorsunuz. Böyle hafif haşlanmış, hafif kıtır kıtır arası olacak, hani çocuksuz günlerin bar cafe gezmelerinde kokteyllerde falan yenen türde, hatırladınız, bildiniz mi? Evde beslenen tavşanlar kaçtıysa, dolayısıyla hali hazırda havuç yoksa, eşdeğer bir başka sebze ile de denemenizi gerçekleştirebilirsiniz. Mesela; çiğden armut, avokado, haşlanmış patates, brokoli, karnıbahar başlangıç için doktorun tavsiyeleri. Tabii ki bebek mamalarında olduğu gibi tuz, şeker, baharat koymuyoruz haşlama suyuna. Bebeği besinlerle yalnız bırakmamak, yerken dik oturur durumda olmasına dikkat etmek ve öğürme/öksürme sırasında çok telaş etmemek önemli noktalar. Bir de tabii bebeğin ayına uygun gıdalar vermek ve 1 yaşından önce de bal, kuruyemişler, yumurtanın beyazı ve inek sütü (ve burada önerildiği üzere inek sütünden yapılmış yoğurt, peynir, süt ürünleri de dahil) vermemek öneriler arasında.

Bebeği bizimle beraber yemek saatlerinde masaya, mama sandalyesine davet ettik, geldi. Önüne bu gıdaları tek tek koyduk. 3T yani "Titiz Tipik Türk" annelerindensek altına kaymayacak bir bez örtü serdik (ben örtü yerine ufak bir elektrikli el süpürgesi edindim (tamamen style reasons!), memnunum), ek gıdaya geçiş aşamasında (bu maceramızı da buraya tıklayıp hatırlayabilirsiniz) yaptığımız hatayı yani bebeği ve kendimizi bembeyaz giydirme işini yapmadık, üstüne/üstümüze eski bir kıyafet geçirdik, istersek kollu bir önlük, istemezsek normal mama önlüğünü taktık, yanımıza suya batırılmış pamuğumuzu (yavrumuzun ağzı bebek mendiliyle tahriş olmasın), elbezimizi aldık, hazırız. Start verildi. Bebek elini havuca attı, ağzına götürdü, belki yüzünü ekşitti, kafamıza fırlattı. Belki de sevdi hapur hupur yedi. Belki birkaç kez öğürdü, korktuk ama sırtına vurunca refleksle hop diye çıkarttığını görünce rahatladık, "çok büyük parçalar almamayı öğreniyor bu şekilde" dedik. Arada su verdik ağzına. Aaa vallahi kendi yiyen bebek oluyormuş!

Evet hala uykulardan önce anne sütünü ve yemek zamanlarında, yemek masasında, bizimle beraber oturtarak öncelikle kendi mamasını (ama kesinlikle 7. aydan itibaren püre şeklinde değil, gittikçe büyüyen taneler şeklinde, tuz, şeker, pirinç unu ve nişasta eklemeden, özellikle meyve pürelerine tam tahıl ekleyerek, sebzeleri ve etleri buharda ya da fırında pişirerek, yağ eklenecekse pişme işlemi sonrasında ekleyerek, yemekleri 2 günden fazla buzdolabında tutmayarak ve kesinlikle ikinciye ısıtmadan) veriyorum. 7. aydan beri her ne kadar kendi kendine yemeye başlasa ve miktarları zamanla arttırsa da, Maya doğduğundan beri etli butlu tombul yuvarlak bir çocuk değil ve ben de ne kadar istemesem de, yine de hepimiz kadar tavuk anne olduğum için sanki henüz yeterli miktarda yemiyormuş gibime geliyor. O nedenle yemeğini sofrada bizimle yedikten sonra, biz yerken o da önüne koyduğumuz haşlanmış sebze ve de çiğ meyvelerle, bazen balık ve tavuk parçalarıyla bize eşlik ediyor. Kahvaltı zamanında keçi peyniri, yumurta sarısı, salatalık, ekmek köşesi ve rezene çayı da veriyorum. Döke saça, yarısını kafama atarak, yarısını ağzına sokarak yemeye çabalıyor. Etraf batıyor ama hepimiz çok eğleniyoruz, yine beraber öğreniyoruz ve umuyorum ki bebetonun kendi kendine yemekle ilk ilişkisini neşe ve güvenle kuruyoruz.

Tabii ki her bebek dönem dönem iştahsızlık yaşıyor, Maya da son 1 haftadır normale göre çok az yemeye, genellikle anne sütünü tercih etmeye başladı. Üstelik Maya ufak tefek, kilolu bir bebek değil. Ama ben çok dert etmiyorum bunu. Çünkü bazı dönemlerde, mesela diş çıkartırken, mesela büyüme atakları sırasında, mesela sütünüzün coşkun pınarlar gibi aktığı zaman falan bebekler katı gıdaya fazla yüz vermeyebiliyorlar. Ama bu dönemler de gelip geçici, tüm sıkıntılar gibi..

Yani; bu kendi kendine yeme olayını denemenizi çok tavsiye ederim. İlk denemede başaramazsanız demoralize olmayın, yine deneyin, farklı sebze ve meyvelerle, farklı sertlikte ve boyutta gıdaları ekleyerek, çeşitlendirerek yine deneyin, e mi?! Eminim siz de bizim kadar keyif alacaksınız ve "normali de buymuş işte!" diyeceksiniz :)

Bu konuda uzmanından da birşeyler okumak isterseniz şu yazıya ve bu yazıya ve hatta bu yazıya tıklayabilirsiniz. Afiyet olsun!

4 yorum:

  1. Yaşa Ceren cesaretlendirdin beni. Ben daha önce denemiştim armutla ama çok büyük parçalar ısırınca korktum, vazgeçtim. Anca çiğ havuç ve ben onu beslerken başka bir kaşık vererek cesaretlendiriyorum. Ben kıyamam zaten ağlaya ağlaya yedirmeye, yazık miniklere yemezse yemesinler ne kadar mideleri var ki... Ek gıdaya geçiş yazım yarım yamalak duruyor sen yazınca aklıma gelen şeyler oldu onu tamamlayayım bari. İlham için teşekkürler :) Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten son araştırmalar da çocukların zorla yedirildiklerinde o yemekten hiçbir fayda görmediklerini gösteriyor. Hiçbirşeye, yemeğe de zorlamamak lazım. Bazı anneler midenin boyutunu düşünmeden koca koca porsiyonları dayıyorlar çocuklarına, bana afakanlar basıyor valla :) Bol şans!

      Sil
  2. ben de havamı atayım şekerim bizimki o işe 4. ayında başladı :) 6 ayda tamamen geçmiştik ve hiç püre yapmadım ve ben çorba pek sevmem çocuğa da hiç vermedim şimdi çorba içiyor o ayrı. Bir de kahvaltıyı bulamaç yapana çok kızarım sen yer misin o bulamacı cocuk yesin adına bak bulamaç ooggh yani. bununla ilgili super de bir kitap var ing ve turkçe

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah çorbayı ben de hiç vermedim aynı nedenlerle :)))) Bulamaça da karşıyım, çok haklısın! Evet senin yaptığın en iyisi ama işte serde tavukluk var korktum yutamaz boğulur diye.. Çok saçmaymış... Öğreniyorum işte :)

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!