21 Mart 2014 Cuma

Rüyada gülmek

Maya rüyasında ne görüyorsa bazen kıkır kıkır gülüyor. Ben de ona bakıp gülüyorum. Beyaz Atlı Prens de bu deli halime bakıp gülüyor. Gecenin bir saati zincirleme gülüyoruz. Allah hep böyle deli deli güldürsün hepimizi (sizi de ayol, hepimizi!). Velhasıl, bazen ağlanacak halimize gülüyoruz, o ayrı..

Geçen gece çok acaip bir rüya gördüm. Bu ara Maya yine sağolsun en çok 2 saatte bir uyanıp süt istiyor, o 1-2 saatlik uykularda bir de rüya görebildiğime mi şaşayım, rüyaların inanılmaz trajikomik gidişatına mı bilemiyorum ama bu rüyayı anlatmadan geçemeyeceğim. Zira vakti zamanında gördüğüm Adam Cooper rüyasını (tıklayıp hatırlayabilirsiniz) baya bir geride bıraktı, kanaatimce. Ama beni tamamen deli sanmamanız için, bir klinik psikolog olarak bu rüyanın bilinçaltımın hangi girdaplı derinliklerinden geldiğine değinmem lazım önce. Velhasıl son birkaç gündür daha önceden bahsettiğim gibi, son zamanlarda nerden ve neden edindiğimi anlayamadığım bir "uyurken diş sıkma davranışı" geliştirdiğim için, aklım dişçinin önerdiği "gece yatarken kullanılacak damak" projesine takıldı. Bir yandan onu attım bilinçaltına. Öteyandan bu sıra eşimin iş yerindeki ortaklarından biri tatilde olduğu için, tüm projeleri yüklenen eşim yorgunluktan bitap halde eve döndüğü ve ben de ömrümün baharında annelik izni adı altında ev hanımına bağlamış halde çalışmayarak "hayat müşterek" mottosundan uzak olduğum için vicdan azabı çekmekte, öteyandan kızımla geçirdiğim şu güzel bahar günleri de hiç bitmesin istediğim için "için için" aslında keyfim burnumda diye vicdan azabı çekmekte olduğum için (üf be cümlenin uzunluğu beni bile gerdi) bunu da atmışım bilinç altına, etti mi ikiiii.

Sonra sabahları duşta bu sıra 5 kişi takılıyoruz (bakınız yandaki foto), şampuan kutuları üstündeki kadın/erkek fotoğraflarının önünde insan cibil cibil bir hoş oluyor, her sabah bu halime gülüyorum, bu da üüüç. Bir de bu sıra bahar geldi, hormonlar coştu, hala regl olmadım falan derken bunu da atmışım bilinç altına, döööört. Şimdi bunları aklınızın bir köşesinde tutarak okuyun rüyamı..

Rüyamda ben hamileymişim yine. Kara kara düşünüyoruz, neyle geçinicez, ne yiycez ne içicez, çocukları nasıl besliycez falan diye. Beyaz Atlı Prens diyor ki ben ikinci bir işe başlayayım. Ne yapayım, ne edeyim derken, diyor ben buldum, ikinci iş olarak Alman Porno Sektörü'nde star olacağım. He, gayet mantıklı, gülmeyin. Ama nasıl olur falan derken, diyor gel bak çok nezih bir işyeri, içine sinsin. Kucağımda Maya, Beyaz Atlı Prens'in ikinci işinin ilk iş gününde kendisini yalnız bırakmıyor, destek olmak üzere işyerine gidiyoruz "ailecek". Hakikaten çok nezih bir ortam üstelik tuhaf bir şekilde temiz, antiseptik kokuyor! Çünkü işyeri sahibi bizim dişçi! Kadın da ekonomik krize böyle bir çözüm bulmuş, porno sektörüne girmiş, girişimci ya.. Neyse, bana tuhaf gelmiyor bunlar. O sırada bir çıplak vatandaş geçiyor önümden. Erkek. Hah diyorum süper, hem de Gay Porn, ama seviniyorum hakikaten çünkü eminim Beyaz Atlı Prens aç kalsak dahi bu sektöre girmez.. Derken yok değilmiş, gay porn falan. O adam da bir aile babasıymış işte ikinci işi yapan. Neyse benim hayaller suya cumburlop. Aman ne halin varsa gör diyip bırakıyorum Beyaz Atlı Prens'i, eve dönüyorum, amma genişim ha! Akşama geliyor Beyaz Atlı Prens, yorgun vaziyette. Diyorum "hayatım nasıl geçti günün?" diyor "iyiydi, üniversiteden bir (kız) arkadaş da ordaydı bizi çift yaptılar" diyorum "neeee, insan arkadaşına bunu yapar mı, insan arkadaşını nasıl fuck eyler" diyorum yani kaba bir şekilde. Bizim kitabımızda yok öyle arkadaşla aşk durumları yahu! Beyaz Atlı Prens açıklama yapmak için ağzını açınca bir de ne göreyim, ön dişleri kırılmış, böyle çapuk çupuk. Ben ne diyorum: "neyse ki dişçiyle beraber çalışıyorsun, aralarda hallediverir!" E yani kendime yuh artık derken uyandım.

Tabi fazla güldük, ulu manitudan ya da karmadan geri tepti. Öğle öncesi Maya'yı parka götürdüm. Çocuk 5cm yanımda oturuyor, o derece yakın, elim eline değiyor, gözüm üzerinde falan. Elinde de bir oyuncak var, Noe'nin oğluyla çekiştirip duruyorlar. Nasıl oldu anlayamadım, bu ara emeklemeye emek veriyor ya, bir saniye içinde kaydı, önce totodan, sonra kafadan ÇÖÖÖT diye betona (çocuk bahçesine beton döken sadece bizim belediye değilmiş bu arada, ben de hiç fark etmemişim). Aklım çıktı.. Hemen doktoru aradım, adam ne kadar yüksekten düştü (30cm), ilk neresini çarptı (toto), ne kadar ağladı (1-2 dakika) falan dedikten sonra, bana "yok bişey olmaz, ilk oyun parkı kazanız hayırlı olsun" dedi ayol! Bu doktor milletinin rahatlığı da.. Aslında haklı, şu yandaki fotoğraftaki kızın yaptığını ben kaç kez yaptım, kaç kez kafa üstü düştüğümü, salıncaktan atlıycam derken uçtuğumu, kaydıraktan tepetaklak kuma daldığımı bilirim. Dizlerim hep kabuk içinde olurdu. Ama işte insan çocuğuna yine de kıyamıyor. Yine de tabii 1 yaşın altında 48 saat boyunca kusuyor mu, uyukluyor mu, normalden keyifsiz mi dikkat etmek ve çocukta bir farklılık durumunda hastaneye koşmak elzemmiş. Bu konuda okumak isterseniz şuradaki kaynakta iyi bir yazı ya da çocuğunuza oyun bahçesinde güvenli oyun oynamayı öğretmek isterseniz buradaki ve buradaki kaynakta iyi kitaplar var.

Güldük, ağladık, yeniden güldük, psikopata bağladık. "Çok gülme, ağlarsın" diye boşuna demiyorlar galiba.

4 yorum:

  1. Çok geçmiş olsun. Sanırım hepimiz atlatacağız bu tür kazaları. Allah büyük kazalardan korusun hepimizi. Rüya da çok fenaymış bence yorgunluktan oluyor bunlar. Ben de abuk sabuk rüyalar görüyorum iki gıdımlık uykularımda :)

    YanıtlaSil
  2. Rüya fantaztikmiş de, sonu kötü hakikaten. Geçmiş olsun. Allah beterinden korusun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toton açık kalmış yazmadığın için teşekkürler :D

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!