8 Nisan 2014 Salı

Bebekle tek başına seyahat

Biz geldik! :) Çok özlemişim bloğumu, daha dün gece geldik ama bu sabah Maya uykuya yatar yatmaz hemen koşa koşa geldim bloğuma, çok özlemişim yazmayı ve okumayı. Daha sizleri okuyamadım ama hemen iki satır yazıp o işe girişeceğim - tabii Maya izin verirse.. Zira bizim bildiğimiz Maya gitti, tatilde yerine çok farklı bir Maya geldi.

Bu benim bebekle tek başıma ilk seyahatim. Daha önce hep eşimle seyahat ettik ama ilk defa yalnız başıma Maya tam 10 aylık olduğu gün cesaret edebildim. Malum bebekle uçak seyahati insanın gözünü korkutuyor; ağlar mı, bizi birer paraşüt verip uçaktan atarlar mı, uyur mu, emer mi, gittiği yerde alıştığı rutinini bulamayınca ne yapar falan insan kurup duruyor. 3 aylıkken Türkiye'ye, 7,5 aylıkken Seyşeller'e gittik ve Maya'nın seyahatlerde ne kadar mutlu ve huzurlu olduğunu gördük ya; ben dedim "hadi bi deli cesareti göstereyim, tek başıma atayım uçağa anane ve dedeyi görmeye götüreyim". Tabi seçim de var, malum.. Uçak yolculukları güzel geçti ama bir daha THY ile ASLA diyorum. Daha önce hiçbir havayolunda karşılaşmadığım saçma sapan bir uygulama ile karşılaştım; bebekli yolcuyu pencere kenarına oturtma uygulaması. Zaten özel aile koltuğu denen ayak mesafesi geniş, öne puset asılabilen uçaklar değil, bir de daracık alanda iyice daracık olan pencere kenarını veriyorlar zorla. Kalksan çocuğun kafası çarpacak, devamlı dışarı çık içeri gir derken tüm sıradaki yolcular fenalık geçirecek, tam "kapalı alan korkusu" yaratma amaçlı saçma sapan bir uygulama. Neymiş efendim, ortada servis masası geçerken çocuğa çarparsaymış.. Neyse ki gidişte de dönüşte de yanımda anlayışlı insanlar oturuyordu.

Türkiye güzeldi, seçimlerde ağzımızın payını aldık, haberlerde karısını yakan adam, havuza düşüp ölen çocuk, denize düşürülen bebek falan derken sinirlerimiz iyice laçkalaştı ama yine de güzeldi. Maya ananesi ve dedesiyle hasret giderdi, özellikle bu sefer gelişinde "dedeeeee" diyip durduğu için babam mest oldu, annem benim asla giydirmeyeceğim türde en pembesinden eşofmanlar kıyafetler giydirip hevesini aldı, Ankara'dan gelen teyzem bana "yere koy, yerde oynasın" diyip durduğunu unutup Maya'yı 1dk bile kucaktan indirmedi, İstanbul'dan gelen kuzenim Maya'yla kahkahalar attı, oyunlar oynadı falan derken bizim kız tam bir şımarık oldu. Burda benim kurduğum düzeni tabii ki sağlayamayacağımı bilerek ve "amaaağn 1 haftada ne kadar bozulabilir ki, bırakıcam keyfini çıkartsın, dönüşte nasılsa çizgiye geri sokarım ben onu" diye düşünerek gitmiştim tabii ama valla tahminimden de fazla şımardı, o Maya gitti, yerine başka Maya geldi. Dün bizi havaalanından karşılayan Beyaz Atlı Prens bile "1 haftada inanılmaz değişmiş, sanki başka bir çocuk olmuş" dedi - olumlu anlamda olduğunu umuyorum ama fazla sormadım ne nasıl kim falan :)

Velhasıl, Maya sandalyesinde oturarak, kendi elleriyle hapur hupur iştahla yemek yerdi. İştahla dediğim tabii ki Türk standartlarına göre "ay bu kız çok zayıf, bi deri bi kemik" boyutu bu arada. Annem zaten ilk günden tanıdığı tüm bebeklerin obeziteye yakın kilosuyla Maya'nın son derece normal Avrupai vücut ölçülerini karşılaştırıp, ertesi 7 gün boyunca "ay bu çocuk yemiyo hiç" mottosuyla yola çıkıp eline envai çeşit ıvır zıvırı dayadığı için (köfte, armut, kuru kayısı ile başlayıp ben ses etmedikçe börek, simit, pide köşesi ile devam eden ve hatta kabul etsem şekerli ve yağlı ve tuzlu gıdalarla devam edecek olan yiyeceklerden bahsediyorum) tabii ki çocuk yemeyi reddetmeye, ağzına konulmadıkça istememeye, eliyle tuttuğu suluğu bile bize içirtmeye kalktı. Zaten bizim ailede sevgi vermek ile yemek yedirmek aynı şey olarak algılandığı için, devamlı yedik yedik yedik yani. Ben 1,3kg, Maya ise 300gr almışız 1 haftada.. Dün uçaktan indiğimde memelerimden sızan süt resmen bluzumu lekelemişti yani o derece bir Montofonluk halindeyim. Lömbür lömbür. Öğğk.

Uyku desen ayrı macera. Bizim kıza 1867463 adet oyuncak alınmış tabii özenilmiş. Maya da oyun oynamak, kucakta gezdirilmek falan dururken uyumak istemedi haliyle. Ama valla ben de neyse hali görsün dedim ve zorla uyutmadım hiç. Tabii bizim 8'de yatan bebeto 11'lerde oyun oynar falan haldeydi. Dün gece de aynı ritmi babaya uygulamaya kalktı ama Batı Avrupalı babadan bu Akdeniz genişliği konusunda yüz bulamadı ve paşa paşa (10'da!) uyudu tabii.

Kucak işi kötü oldu. Çünkü benim bileğimde aşırı ağrı yapan ve kolda çocuk taşımakla ilişkili olduğu söylenen "anne hastalığı" diye de geçen "De Quervain Sendromu" var Maya'nın kolik günlerinden kalma bir hatıra olarak. Çocuğu taşımak da gittikçe kötüleştiriyor bunu. Süt verdiğim için kortizon iğnesi yiyemiyorum ve bir sonraki aşama da ameliyat be dostlar.. O nedenle Maya'yı mümkün mertebe taşımamam lazım ama ne oldu, Maya kucak gülü oldu, bizimkiler sağolsunlar..

Ama Maya aşırı ilgi (ne yapsa alkış, ne yapsa sevgi, çocuk resmen alkışlarla yaşar hale geldi!) nedeniyle şımarmanın yanı sıra bu sosyal ve çocuk odaklı ortamda mutluydu tabii. Ben de "çocuk böyle bakılmaz şöyle bakılır" yorumlarını fazla duymamaya, benim çocuk yetiştirme tutumlarıma aykırı yapılan işleri görmemeye, sinirlendiğim zamanlarda dilimi tutmaya çalışarak sanırım baya bir yol katettim. Tabii bizimkiler yine eğitimli, anlayışlı, çok karışmayan insanlar, haklarını vermek lazım. Buradan da bir teşekkür ediyor öpüyorum annemi, babamı, teyzemi! Ne güzel bir haftaydı...

Tabii tilkinin dönüp dolanıp geleceği yer kürkçü dükkanı. Biz de döndük evimize dün gece. Beyaz Atlı Prens 1 hafta bekarlık sultanlık yapmış, keyfi yerinde. Evi *ok götürüyor, buzdolabı tamtakır, 3 posta çamaşır birikmiş falan ama herkes mutlu. Maya babayı görünce delirdi, kucağından inmek istemedi, uyumak istemedi, sabah uyanıp da babayı yeniden görünce inanılmaz şaşırdı falan. Allah hepimize çocuklarımızı anneli babalı büyütmeyi, büyüdüklerini, yetişkin insanlar olduklarını görmeyi nasip etsin! Ay bir de bahar iyice gelmiş, yatak oda balkonumun önündeki vişne ağacım açmış.. Bu yandaki o.. Nasıl güzel değil mi!!!! Yani keyifliyim be dostlar, siz de keyiflisinizdir inşallah..

Önümüzdeki günler bu şımarık çocuğu geri rutinine sokmaya çalışırken bu pozitif halimden eser kalacak mı bilmiyorum ama; hepimize güzel, neşeli, huzurlu ve sağlık dolu bir bahar diliyorum. Hoşbulduk tekrar!

21 yorum:

  1. hosgeldiniz, tum rutinler yeniden olusuyor merak etme. ucakla ilgili soyledigin benim basima geldi. thy idi yine koridor kenarindaydim ve servis yaparken bir catal kafasina dustu allahtan siyirip gecti ama cok korktum. biliyorsun onlarin catal kasiklari da demir ve epey agir. ondan sonra hep cam kenarinda oturduk ama pek sikayetci olmadim ben bu duruma, mecbur kalmadikca yerimden kalkmadim, bez degistirme isini falan hizlica koltukta yaptim napiyim gidip gelmek daha zahmetli

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbulduk :) Seninki uslu be GeCe, bizimki öyle 2,5 saat yerinde oturmuyor ki hanım hanımcık.. Hele bu 1 haftalık şımartılma maratonundan sonra 15dk oturmuyor yerinde :P

      Sil
    2. Ne uslusu hiç oturmaz dila da. Bütün topluluklarda en kuduruk o olur hep, yol boyu hep zıp zıp, masaya tırmanıp kafamın üzerinde ön arka koltuklara tırmanıyor. Üstelik üç bucuk saat :(

      Sil
    3. :D çaktırmasana yahu! 40 kez söyleyelim belki uslanırlar idi maksadım :P

      Sil
  2. Hoşgeldin canım, yine güldüm sabah sabah, ben o gugulikli prensesi yerim yerim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbulduuuk, sabah 31 Mayıs'ı okuyunca "hadiiiiiii inşallaaaaaaaah" dedim :D

      Sil
  3. Uzaklarda gitmiş olsan da, bloğuna hoşgeldin :) İnsanda bağımlılık yapıyor bu blog olayı. Yazmadın mı, okumadın mı eksikliğini hissediyor çok fena.
    Pembeler içinde çok da keyifli görünüyor Maya kız. Bu ziyaret onu da epey mutlu etmiştir.
    İnsanın yatak odasının önünde vişne ağacı olması bile bir ayrıcalık, keyfini çıkar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbulduk, şimdi ben de sana geliyorum ziyarete ;) O vişneleri kimse toplamıyor, çürüyüp yere dökülüyor biliyor musun :( Bir merdiven alıp toplayasım var bu sene!

      Sil
  4. Ufacık foto koymussun haydi kaydet buyut kıza bak :)))) düsün aynı sehirde yasaydin hele benim gibi aynı apartmanda yaa sukret sukret :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Annemlerden yılın önerisi zaten "siz gelin Türkiye'ye size bahçe katını verelim, ne güzel beraber olalım" :D Gözüm seyirdi valla, daha cümlenin ilk yarısını duyarken...

      Sil
  5. Hoşgeldin! Maya çoook tatlı olmuş :)

    YanıtlaSil
  6. Türkiye iyi gelmiş sana canım anladık :) Maya'da bol bol sevgi depolamış annane dede'den yarasın kuzucuğa, şımarsın biraz yahu çok tatlı oluyorlar o halleriyle de :)) ama bir şey varki, kalabalık ailelerde çocuklar çok kolay ve çabuk büyüyor tabi nasıl büyüdüğünü dert etmiyorsan ;)
    Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kolun için geçmiş olsun,umarım daha kötüye değil,iyiye doğru gider,kızın maşallah çok büyümüş:)

      Sil
    2. Öznur, kesinlikle, kalabalık ailenin de çok avantajı var gerçekten.
      Ayşe, sağol yahu, kol kırılır yen içinde kalır atasözünü uyguluyorum, çaktırma..

      Sil
  7. İnsanın gönlünce seyahat etmesi ne güzel bir şey,idolümsünüz :D
    Bir de sevgi ve yemek orantısı konusunda yalnız değilsiniz,sevgisini bir kilo bisküvi göndererek gösteren bir babaya sahibim.Ne zaman yanına gitsem obeziteme obezite katıyorum.Sanırım bu Türk ailelerinde genel olan bir şey,hayat felsefemizin ''koy g*tüne'' olmasından kaynaklı olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahahahaha koptum nikki :D doğru olabilir evet! bizde çocuğun şişkosu makbuldür, yemeğin salçalısı kadının da kalçalısı derler.. (hoş son 20 senedir medya sağolsun 0 beden kadınlar makbul olmaya başladı ama yemekteki salça azalmadığı için bu sefer de psikolojik bozukluklar eklendi listemize..)

      Sil
  8. Hoşgeldiniz :) THY en iyisi diye bilirdik ama çocukla pek doğru seçim olmuyor anlaşılan... Tatil sonraları evde bir yığın iş hep bekler maalesef... kolay gelsin. Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorma Hanhildem, dün kendimi türkü söyleyerek ev işi yapan mutlu ev kadınlarına benzettim, hala da bitmedi bugün devam.. Hoşbulduk :)

      Sil
  9. Ceren merhaba, maya'nin yediklerini de paylassan bir gun super olurdu:)
    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gege merhaba, bu yeme-yedirme-yememe konusunda bir yazı yazacağım, teşekkürler hatırlattığın için :)

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!