19 Nisan 2014 Cumartesi

Çocuk modeller ve güzellik kavramı

Dün sabah biz "ana-kız" yine bahar sarhoşu, enerji bombası, ağaçlara sarılası-öpesi uyandık. Yine sırf çiçekler için (!) süslenesim geldi. Bu sefer bu çılgınlığıma Maya'yı da ortak ettim. Böyle ana-kız süslendik, püslendik, efil efil elbiseler, sosis ayaklara bantlı ayakkabılar, üç tel saça çiçekli bantlar, bahar kadar canlı renkler falan. Doğayla buluşacağız ne de olsa!

Çıktık, önce evimize çok yakın olan kanal boyunca yürüdük, ordan "eski orta-çağ şatosu, yeni restoran ve açıkhava oda tiyatrosu" olan kaleye, önünde kuğular olan gölete yürüdük. Maya her köpek gördüğünde sevinçten çığlık atıyor, etrafta bülbüller ötüyor, sincaplar zıplıyor, çocuklar koşturuyor, 90'lık nineler bisiklete biniyor (normal bu) derken, aklıma köşedeki fırından üzümlü ve fındıklı paskalya poğaçası almak düştü. Böyle şık şıkırdım fırına girdik, medeni Batı Avrupalı vatandaşlar arasında ekmeklere elleşmeden medeni medeni sıramızı bekliyoruz.

Arkamda bir sevimlilikler, bir şekerlemeler falan oluyor, dedim heralde yaşlı bir amca Maya ile oynuyor. Gözüm tek tek azalmakta olan ekmeklerde ya, fazla bakmadım arkama. Burda çocukları dokunmadan sevdikleri için içim rahat. O da ne? Hiç olmayacak şey, insanların gözlerinin bile birbirine değmemesi için uğraştıkları bu toplumda biri arkadan omzumu dürttü! Benim yaşlı amca sandığım adam böyle tepeden tırnağa marka giyinmiş, güneş gözlükleri, saçları, dişleri falan papıl parıl parlayan 40'lı yaşlarda bi tip! Adam "Çocuğunuzun ne kadar güzel olduğunun farkında mısınız?" dedi bana.. Hönk? İyi de kardeşim, bir kere, tüm analar için çocukları hatta gördükleri tüm çocuklar istisnasız güzeldir. Kuzguna yavrusu anka kuşu gözükürmüş. Sağol dedim ve deli midir nedir diye düşünerek paskalya çöreklerini izlemeye geri döneyazdım. Adam yine dürttü, bir de cebinden bir kart çıkartmış "Bayan, bakın ben x ajansının sahibiyim, çocuğunuz y firması için tam aradığım yüz, lütfen birkaç dakikanızı ayırır mısınız?" diyor. Ayol sapık mıdır nedir derken, hakikaten adam ciddi galiba çünkü x ajansını da y firmasını da ben (nam-ı diğer sağır sultan) bile biliyorum evet.. Yine de gözüm paskalya çöreklerinde, yarım kulakla dinliyorum adamı. Adam konuştukça ve paskalya çörekleri tek tek azaldıkça içimi bir sıkıntı kapladı. X firması şöyle nezihmiş, çocuklar şöyle mutluymuş, böyle çocuk odaklı çekim teknikleri varmış, çocuğum böyle çok para kazanacakmış, şöyle ünlü olacakmış, uzun soluklu çalışma garantisi varmış, dır dır dır.

Yok kardeşim sağol almayayım. Ben efendi efendi paskalya çöreğimi alayım, çıkayım bi zahmet. Sen kendi yoluna ben kendi yoluma. Kusura bakma Maya, sana fikrini soran olmadı ama yok yani; mankenlik mi, bu yaşta mı, eksik kalsın.. Little Miss Sunshine filmini izledik bin şükür, almayalım çocuk mankenin dramını.. Adamdan koşar adımlarla uzaklaştım (ve evet üzümlü paskalya çöreğini de koltuğumun altına kıstırdım bu arada).

Velhasıl eve gelince beni bir düşünce sardı. Bizim kız güzel mi, değil mi diye düşünmemiştim hiç. Her çocuk kadar güzel bence. Önemli olan içinin, bahtının güzelliği.. Belki tüm bebelerin sarı ve maviş olduğu bu ülkede koca koca açtığı gri ela mavi ne renk olduğunu hala anlayamadığımız gözleri ve kahve rengi saçlarıyla farklı olduğu için göze batıyor. Lakin; daha 10 aylık bir çocuğa "aradığım yüz" diye yaklaşmak nedir? Anası babası biraz yollu olsa, çocuğun yaşayacaklarını düşününce benim içim daralıyor..

Çocuğa sormadan alınan yaşam kararları.. O minicik yavrunun gözlerine flaşlar patlatılması ya da annesiyle sarmaş dolaş uyuması gereken saatte üzerine giydirilmiş saçma sapan kokoş kokoş elbiselerle, saçına ve cildine sürülen bilimum kimyasalla kuşatılmış olması bence düpedüz çocuk istismarıdır.. Daha önce de yazmıştım, çocukların izni alınmadan sosyal medyada fotoğraflarının paylaşılmasına bile karşı olan insanlar var. Neyi paylaştığınıza dikkat edin, ilerde bu fotoğraflar çocuğunuza zarar verebilir diyorlar. Okul çağında bu nedenle zorbalık davranışına maruz kalanlar, ergenlik döneminde sosyal izolasyon ve sorunlar yaşayanlar hakkındaki haberleri okuyor, duyuyoruz (buradan ve buradan mesela). Bir de facebook nazarı denen bir hadise varmış, biraz komik ve saçmasapan birşey bana göre ama birçok insan buna da inanıyor. Hani eskiden reklam filmlerinde oynayan çocukların üzerine kaynar su dökülmesi, hasta olmaları falan gibi haberler çıkardı ya, biraz öyle birşey bu bence. Ama yine de itiraf edeyim, ben de genellikle sosyal medyada çocuk fotoğrafı paylaşmayanlardanım ama benim asıl derdim sanal hırsızlık, çocuk pornosu falan..

Öte yandan bir de bu "güzelsen mutlusun" mantığıyla gidildiğinde, o çocuk ilerde ergenlik döneminde türlü beden algısı sorunları, yeme bozuklukları, başkasının koyduğu kriterlere göre yaşama kaynaklı sosyal kimlik bunalımları yaşamaz mı, yaşar.. Üstelik "güzel" damgasını yemek aslında ağır birşeydir. "Sen çocukken çok güzeldin" lafını ben hayatım boyunca çok duydum ve "ee şimdi çirkinim mi yani?" diye düşündüm hep. Ne gereksiz bir iltifat.. Güzellik nedir sonra, her 10 senede bir değişiyor güzelin tanımı. Bir bakıyorsun kaşlar kalın, bir bakıyorsun düz saç, bir bakıyorsun minyon beden, bir bakıyorsun 1.75 boyun altı çirkinmiş.. Oysa güzellik bir bakıştır, bir gülüştür, bir canlılık bir neşedir bence.. Enerjidir güzellik. Bunları öğretmeliyiz çocuklarımıza. Bedenin güzelliğine kanmamayı, ruhun güzelliğine bakmayı ve her bedende bir güzellik görmeyi.. Çünkü güzel bakan ve güzeli gören, her koşulda mutlu olabilir diye düşünüyorum.

13 yorum:

  1. Tamamen aynı fikirdeyim. Bir de, çocuk yaştan itibaren sadece güzelliğine vurgu yapılan birinin eskisi kadar güzel olmadığını düşündüğü anda yaşayacağı travmayı düşünemiyorum. Sahip olduğumuz ve işlenirse hayat boyu bizimle olacak değerler (çalışkanlık, yetenek, vb.) varken sadece güzelliğe bel bağlayan bir yetişkin olarak çok da mutlu olamayacaktır kanımca.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, o nedenle sadece çocukları güzel kızım, yakışıklı oğlum diye değil, akıllı kızım, çalışkan oğlum falan diye de sevmek gerekir diyorlar..
      Bu arada kalem nasırı, senin bloğuna ben yorum bırakamıyorum, illa ki G+ üyeliği istiyor :( Acaba bunu değiştirmenin bir yolu yok mudur, hoşuma gidiyor yazdıkların.

      Sil
    2. Öncelikle teşekkür ederim. Üyelikle ilgili düzeltme yapmaya çalıştım ama başaramadım. Yine denerim.O zaman, yorumları zevkle beklerim.

      Sil
    3. Hallettim galiba:)Beklerim.

      Sil
    4. Yaşasın, bundan sonra çenem düşebilir ;)

      Sil
  2. Ceren müthişsin,soluk soluğa okuttun , Maya 'yı,gözlüklü adamı ve paskalya çöreklerini okumadım,yaşadım:) Güzellik konusunda çok haklısın,şimdiden öğretmeliyim Yunus'a...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla erkek annesi olarak senin işin de zor Ayşe'cim :) Bizim kız mesela nerde Afrikalı koca koca adamlar, onlara el sallama öpücük gönderme halinde :D Şaşırıyorum yahu ben sarışın erkek severim ama kızın tipi bu demek ki! Şaka bir yana, evet güzelliğe aldanmadan karşındakinin içini görmeye çalışmayı öğretmeliyiz çocuklarımıza, dediğin gibi.

      Sil
  3. Valla bizde böyle bir istek kızımdan gelse bile izin vermem sanıyorum ben de. Bazı fotolar görüyorum gerçekten şok oluyorum. Bu arada maya çok güzel kız annesi :) bahtı da hep güzel olsun insallah

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha evet bence de "we are the boss" ama sen daha dur, bunlar 11-12 yaşında karşımıza piercing falan diye dikilecek, anlat bakalım derdini o zaman.. Hoş o zamana piercing kalmaz daha feci anne yüreği hoplatmacalar çıkar gibime geliyor. Amin canım ikimizin de güzel bıcırık kızlarının bahtı da güzel olsun inşallah!

      Sil
  4. Evet, bahtları güzel olsun bebeklerin. Çok güzel yazmışsın.

    YanıtlaSil
  5. Bana da küçükken reklam teklifi gelmiş ama babam kabul etmemiş,zaten sonra mutanta dönüştüm,eğer kabul etseydi şu an gazete sitelerinin ''neydi ne oldu'' başlıklı haberlerine meze olabilirdim :(

    Bir de,özellikle kızlar için,çok tehlikeli bir çağda yaşıyoruz.Medya güzelliği öyle bir nesnelleştiriyor ki,solaryumdan turuncu olmuş Avrupalılar,çekik gözden kurtulmak için circle lens delisi olmuş Asyalılar,güzelim kara tenine sarı saçı yakıştırmış Doğulular görüyoruz.Halbuki herkesin güzelliği aynı bence.Mesela bende kızıllar ve sarışınlar hep bir adım öndedir ama esmer erkekleri beğenen arkadaşlarım da var.Piercing ve yeşil,mavi,pembe...saça bir şey demiyorum ama doğallığın da ayrı bir güzelliği var.Bu arada Alman gençliğinin genel halini düşünürsek ben olsam piercingten çok solaryumdan korkardım,hepsi kendini ''white nigga'' sanıyor ama evleri iki katlı,kendi arabaları var,gelecekte iyi yerlere gelecekleri belli...Ergenlik işte. (gotikleri ayrı tutuyorum,onlar en güzel duyguların insanları.özellikle diş hekiminin yanında çalıştığı için sadece haftasonu siyahlara bürünebilen alman arkadaşıma selamlarımı iletirim buradan)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Herkes kendinde olmayana özeniyor işte..

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!