10 Nisan 2014 Perşembe

Dr.Nazi ile emekleme kampı

Biliyorsunuz Maya'nın iki doktoru var. Asıl doktoru inanılmaz tatlı, yumuşak bir adam, bizdeki kod adı Dr.Süss (Şeker). İki numaralı doktor ise Ağlayan Çocuk Merkezi'nin aşırı uzun, aşırı zayıf, aşırı somurtkan, her daim siyah giyinen, resmen RedKit'teki cenaze levazımatçısının (bakınız yandaki temsili resim) vücut bulmuş hali. Adam o kadar somurtkan, o kadar obsesif, o kadar titiz ki; insan bu adam neden çocuk doktoru olmuş ve hatta neden özellikle de ağlayan çocuklar konusunda uzmanlaşmış diye düşünmeden edemiyor (ya da adam son derece Dr.Süss'ken, 5 gün 8 saat ağlayan çocukları görmekten mi böyle olmuş bilemem). Ama adam bir deha, adam müthiş bilgili ve adam ne derse çıkıyor ve adamdan çok şey öğrendim.. Velhasıl adam acaip bir adam. Biz Beyaz Atlı Prens'le bu adama, takıntılı hali ve aşırı sert görünümü nedeniyle Dr.Nazi kod adını verdik (çok da ayıp ettik, özellikle Almanya'da bu tip espriler hiç hoş karşılanmıyor tabii).

Neyse; bu adamcağız Maya'yı 2 ayda bir görüyor, kaportasına süspansiyonuna falan bakıyor, notlar alıyor, tavsiyeler veriyor falan. Tavsiyeleri inanılmaz işime yarıyor, özellikle uyku düzeni ve ağlama konusunda inanılmaz fayda gördüm. Velhasıl; 8. aydaki kontrolünde baktı bizim Oturan Boğa patates çuvalı gibi nereye koysan orda kalıyor, "tembel teneke" canım yavrum, kıçını kaldırıp da emeklemeye hiç niyeti yok, dedi ki "hmmmm, 8 aylık ve emekleme yok, kendisine 10 Nisan saat 09.00'a dek zaman veriyorum (neden? çünkü adam tatile gidiyor ve 10 Nisan'da dönüyor) ve fakat hala emeklemeye başlamazsa, fizyoterapi ile desteklememiz gerekebilir".. Hönk?!

Ben böyle hırslı, çocuğunu çizelgelerle büyüten, başkalarınınkiyle karşılaştıran bir anne değilim. Olmak da istemem, bu tip davranışlar bence sağlıksız davranışlar ve altta yatan kendine güven eksikliğinden kaynaklanıyor. Ayrıca her çocuğun gelişimi farklı, bazı çocuk oturduğu yerden izlemek, gözlemlemek ve elleriyle keşfetmekten hoşlanıyor; bazısı ise hop hemen hareket edeyim, sağı solu inceleyeyim hevesinde. Sadece bebeğin de kontrolünde değil bu tip gelişim aşamaları; bazen sizin ebeveyn olarak tutumlarınız da etkiliyor bu süreçleri. Mesela ben "gelişim evrelerini desteklemek" için bebeği zamanından önce zorlama durumunun yanlış olduğunu düşündüğüm için kesinlikle hızlandırmaya, desteklemeye, en küçük bir müdahaleye falan çalışmıyorum. Bu benim kişisel fikrim. Bazısı bebeği 2 aylıkken oturur durumda tutuyor, ben bel ve omurları henüz hazır değil diye düşünüp zarar vermemek için hep başı bedeni destekleyerek yatar pozisyonda tuttum çocuğu mesela. Ya da yerde debelensin dediler, baktım göbek üstünde kalınca kendini kısıtlanmış hissedip mızırdanmaya başlıyor, bir de bebeği ağlatmamak gerekir diye düşünen o tuhaf hippi annelerdenim ya, o nedenle pek yere de bırakmadım. E ne oldu, Maya 6. ayda oturmadı da 7. ayda oturdu; 8. ayda emeklemedi de 9. ayda emekledi. Ne fark eder? Çocuk yetiştirmek bir yarış değil ki.. Eninde sonunda oturacak, emekleyecek, kalkacak, yürüyecek. Koştur koştur zorlamanın ne alemi var?! Bu yaklaşımın tek kötü tarafı, herkes sizin gibi düşünmüyor.. Bazı insanların kıyaslamaları ve karşılaştırmalarına, şunu yap bunu yap türü "öğreten adam ve kadın" yorum ve davranışlarına maruz kalıyorsunuz. Biraz siniriniz bozuluyor. Ama kulak arkası edeceksiniz anacım.. Şu 10 ayda öyle çok öğreten kadına, meraklı teyzeye, karşılaştıran kıyaslayan yarış atı anneye maruz kaldım ki; artık duymuyorum, görmüyorum, ağzımı açıp laf etmiyorum. Hı-hı diyip, göz devirip geçiyorum.. Ben ve bebeğim mutluyuz, kime ne?! Lakin; bir de çocuk doktorunuzun bakışı var tabi. İşte o biraz önemli. Dolayısıyla bi hönk dedim kaldım..

Geçen ay, Maya'yı karşımıza alıp "bak evladım, bu Dr. Nazi amca biraz tuhaf bi adam. Kendisi seni mobil pozisyonlarda görmek istiyor. Eğer bu ay içinde kıçını yerden kaldırmazsan, Dr.Nazi (amca) seni emekleme kampına yollayacak. Orada eveki yan gel yat düzeni bulamayabilir ve performansın tatmin edici bulunmazsa sabun bile yapılabilirsin. İş ciddi" dedik (yani ben dedim, Beyaz Atlı Prens bu ırkçı esprilerime gözlerini belerte belerte "nçık nçık nçık" yapmakla yetindi).

Çocuğu yere koydum bacılar. Ev Allahtan yerden ısıtmalı bizde. Aynen eşek terbiye eder gibi, burnunun ucuna bir de havuç koydum, ne uzağa, ne yakına. Böyle onu delirtecek mesafede, ergen sevgililerin birbirine değemeyen parmak uçları misali, bildiniz mi? Bizim patates çuvalı sen bi hırs yap, bi atılım göster, bi gaza gel! Önce otururken ellerinin üstünde şınav çeker gibi sallandı durdu, sonra kıçtan kaya kaya ilerlemeye başladı, bir ayak dışarda denge yaparken, ömür ayak kıvrık tuhaf bişeyler yaptı, çocuk da anası gibi tuhaf olduğu için geri vitese taktı geri geri gitti falan ama A noktasından B noktasına gider oldu. O reklam filmlerindeki çocuklar gibi 4 ayak üzerinde gitmiyor ama hedefine ulaşıyor, aklına koyduğuna varıyor. Kendine özgü bir stili var hatunun. Malum oturma eylemini de ben kendi kendine yatar durumdan oturur duruma geçme sandığım için Maya'nın oturduğunu 1 ay geç idrak etmiştim hatırlarsınız, şurda yazmıştım ya.. Bunu da emeklemek olarak algılamıyordum. Bu sabah Dr.Nazi Maya'yla uzun uzun oyun oynadı, bizim kız böyle tuhaf erkeklerden hoşlanıyor ya, bir gülücükler, bir el sallamalar, byebye'lar, yanak şişirmeler, konuşmalar. Ne becerisi varsa gösterdi valla adama, şaştım kaldım. 1 saatlik cilveleşme seansının sonunda Dr.Nazi ellerini kavuştura kavuştura "evet çok güzel, bilişsel becerileri yaşıtlarından önde gidiyor, emeklemeye de başlamış" diyince ben ikinci bir hönk? çektim. Meğerse buna emeklemek deniyormuş ve Maya 9 aylıkken emeklemeye başlamış! Hatta şimdi 1 haftadır da ellerinden destek alarak dikilmeye bile başlamış! Yemin ederim bu iş böyle giderse ben kendimi ilgisiz anne ilan edeceğim..

Velhasıl Dr.Nazi'nın kızımı emekleme kampına ve ordan da sabun atölyesine göndermesine ramak kala Maya atılım yapıp mobil hale geçti çok şükür. Amma ve lakin, şimdi hayatımızda çocuk kilitleri, masa köşesi kaplamaları, yumuşak zemin hazırlamalar ve morluklar ve ani haykırışlarla mücadele dönemi de başlamış oldu. Evi nasıl "çocuk güvenliği"ne uygun hale getirdiğimizi de birdahaki sefere anlatayım e mi?!

8 yorum:

  1. Mobil hayatınız hayırlı olsunnnn. Bence de çocuklar ne zaman isterse o zaman sergilesin becerilerini ama şunu düşünmeden edemiyorum. Belki de biz fırsat tanımıyoruz. Yere bıraksak yapacak ve belki bunu çok sevecek heves edecek bilemeyiz. Hollandaya geldikten sonra bu fikre kapılmaya başladım ben de çocuğa fırsat sununca o gerçekten yapıyor ve bu adamlar gerçekten çocuk gelişiminin her noktasını çok iyi biliyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle :D Ben düşecek, başını çarpacak, ayağı totosu acıyacak diye tavuk anneye bağladım be Gece, biliyorum hatamı.. Ben ondan çok korkuyorum. şimdi de evi görsen savaş alanı gibi, bizde yerden ısıtma var ama halı sevmiyoruz ve kullanmıyoruz, çocuk düşünce direkt parkeye geliyor alnı diye heryere battaniyeler, oyun minderleri falan koydum :P Bizim tasarım ev resmen gecekonduya döndü rengarenk :D Ama napiim ya düşüyor hala, dedim ki 10 gün düşmesin hiç, kaldırıcam.. 10 gün! Diyeceksin iyi 15 yaşında kaldırırsın bu kafayla hahahahah Sen nasıl atlattın bu dönemi?

      Sil
  2. Valla bizde ince kilim gibi bir halı vardı salonda sadece başka hiç bir yerde yoktu, bir ara o halının üzerine kullanmadığımız bir yorgan koymustum ama üzerinde durmuyor tabi. Ben hep peşindeydim, cam bir sehpamız vardı onu polar battaniye ile kapladım o kadar. Onun dışında hep takip. Bir de bir süre sonra ellerinden tutup yürüme faslına alışmıştı ve neredeyse hep onu istiyordu, zannederim ki 4 ay hep iki büklüm yaşadım ben hiç geçmeyecek gibi geliyordu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Notre Dame günleri, onlar da gelecek evet :)

      Sil
  3. Maşallah,Maya'ya...doktorun Maya ile bir saat ilgilenmesi içimi cızz ettirdi.Bizim devlet hastaneleri yunusa, en çok 5 dakika, özel ilgi istediğimiz özel hastaneler ise en çok 10 dakika ayırabiliyordu..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ne yazık ki, doktorların da hastaların da işi zor bizim ülkede. Günde 100 hasta baktığı olurdu annemle babamın :( Bu hizmetler özel değil burada, tamamen bedava ve herkese açık.. Umarım birgün bizim ülkemizde de böyle kimseyi ayırmayan, doktora da hastaya da saygı duyan, ulaşılabilir, sosyal hizmetler yaygınlaşır..

      Sil
  4. Ya Ceren inanamıyorum yine yeni yeniden kendimi buldum sende! Ben de Ege henüz emeklemiyor diyip duruyorum herkese ama o dediklerini bizimki de yapıyor. Ne yani emeklemiş mi oluyormuş şimdi?? Ay bizde bi tuhaflık var bacım. :)
    Haa bu arada, sizin şu Dr. Nazi'den biz de yararlanmış olduk sayende. Uyku saatlerini düzenleme konusunda yazın çok yardımcı olmuştu, teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anne Gazetesi, sende biraz "hadi hadi hadi şunu da yapsın bunu da yapsın"cılık hissettim bak, aman diyeyim, o nokta buz üstünde yürümek gibi.. Daha çok küçük, nasılsa yapacak, çok kafaya takmamak lazım :) Emeklemek A noktasından B noktasına ama rastgele bir yere değil, amaçlı ve niyetli olarak bir şekilde ulaşmak olarak anlamlandırılıyormuş. Yani sürünmek, popo üstü ya da kaymak da emeklemek oluyormuş :D Ben de bilmiyordum bunu.
      Dr. Nazi valla çok acaip bir adam, bir de yeme konusunda yazacağım yakında, onda da çok yardımı oldu. Ama sizde bu tip bir sorun yok zaten sanırım daha 8 aylık 10 kilo demiştin di mi? hehehehe tosuncuğu öperim, sevgiler!

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!