7 Haziran 2014 Cumartesi

Doktor civanım, benden uzak dur

Geçen akşam Maya'nın bezini açtığımda kasığında baya sert yuvarlak bir yumruya rastladım. Tabii paranoyak anne kişisi kanserden fıtığa her şeyi düşünüyor. Özellikle bebeklerde fıtık son derece önemli, hayatı tehlikeye kadar gidebilen bir hastalık (buyrun burdan okuyun). Gece boyu gözüme uyku girmedikten sonra soluğu sabah erkenden doktorda aldık ve çok şükür ki sadece 3 hafta önce geçirdiği enfeksiyona ya da iki hafta önce olduğu kızamık aşısına bağlı, lenf bezinin büyümesi ve dıştan ele gelmesiymiş. Normalmiş, bir süre sonra kaybolurmuş. Rahatlayıp eve döndük. Ertesi sabah Maya huysuz uyandı ama huysuzluk Maya'nın "maya"sında olduğu için üstüne düşmedim, zaten bu sıra iki de azı dişi çıkartıyor ondandır dedim. Ama öğlene dek huysuzluğu katlanarak artıp, devamlı kucak istemeye, 5 dakika ara vermelerle 4 saat ağlamaya ve öfkeden kızarmaya, terlemeye, eliyle karnını tutmaya falan dönüşünce, binbir zahmet uyuduğu öğle uykusundan uyanır uyanmaz soluğu yine doktorda aldım. Bu sefer bende de şalter iyice attı artık, her sefer gittiğim doktora değil, kızlardan birinin önerdiği bir başka doktora gittim.

Aslında bu "doktordan doktora dolaşmak" hali benim hiç yapmadığım birşeydir. Annemle babam doktor oldukları için, onların sosyal çevresinde de genellikle diğer doktorlar bulunduğu için, büyürken onların hasta profilini gözlemleme şansım oldu. Doktorların en sinir oldukları hasta tipi onlara güvenmeyen, illa ki bir başka doktora da gözükmek isteyen, o doktoru da beğenmeyen, bir başkasına koşan yani kısacası kendi doktor olmadığı halde sağdan soldan duyduklarıyla doktorculuk oynayan ve kendi fikrini onaylatamadığı hiç bir doktoru da beğenmeyen "çok bilmiş hasta" tipidir. Bu hasta tipinin klinik psikolojideki karşılığı olan, anksiyete ve üstüne çeşitli kişilik bozukluğu hastaları yıllarca benim de başımı ağrıttı, açıkcası bir fırsatını bulup "bilgisi ve tecrübesi benden daha derin" (meali: daha sabırlı) bir başka meslekdaşıma paslayıp kurtulma yolunu seçtim. Çünkü bu tip insanlara ne yaparsanız yapın beğendiremezsiniz ve başınıza bela olurlar. Ne yazık ki insan anne olunca bazen endişenin dozunu kaçırıp kendisi de bu tip "can sıkıcı" bir tipe dönüşebiliyor. Endişe insana hiç bir olumlu getirisi olmayan, kendini yoran, çevresini bıktıran bir durum gerçekten de. Velhasıl, anneliğin hamurunda endişe var ne yazık ki. Bunu makul limitlerde tutmak ve mantık boyutunu aşmamak tüm annelerin temel ödevi.

Normalde Maya'nın doktorunu seviyorum. 50'li yaşlarda, oldukça tecrübeli ve bilgili bir adam. Sevmediğim durum şu; bu tip bilgili ve tecrübeli doktorlar ne yazık ki hasta zengini ve dolayısıyla zaman fakiri oluyorlar. Doktor işini hızla ve titizlikle yapıyor ama artık araları gittikçe azalan rutin kontroller 15 dakika bile sürmüyor. Mesela burada U6 denen 1 yaş kontrolü şip şak bitti, ben daha sorularımı dahi soramadan kapının önündeydik. U7 burada 2 yaşında yapılıyor yani 1 sene sonra. E ben kime danışacağım on yüz bin endişemi? Hayır doktorun dediği, tek cümle: fiziksel, bilişsel ve psikososyal tüm gelişimi normal. Bu kadar. Türkiye'deki annelerin bloglarına bakıyorum da, kan alınmış, idrar bakılmış, vitaminler, ek besinler sunulmuş. Bunların hiçbiri gerekli görülmedi, yapılmadı. "Bebeğe gereğinden fazla stres yaşatmamak, gereksiz tahlillerle hem hastayı hem sağlık sistemini yormamak" burada doktorların mottosu. Haklılar da bence. "Herşey normal"se neden kurcalıyorsun.. Ama işte dediğim gibi annelik endişe demek, annelik özel ilgi görmek istemek, on yüz bin kez "çocuğunuz sağlıklı"yı duymak istemek ve sonsuz "neden böyle, neden şöyle"lerinize net yanıtlar almak istemek demek.. Ama işinde uzman doktorun, annelik paranoyalarıyla uğraşacak vakti ve enerjisi yok. Özellikle sizden sonraki anne ve 40 derece ateşli bebeği bekliyorsa hiç yok.. Haklı da.

Ama dediğim gibi, içime endişe kurdu düştü. Neden sağlıklı bir çocuk 4 saat ağlar? Haydi başka doktora... Bu doktor daha genç, daha tecrübesiz, daha az hastası ve dolayısıyla daha çok zamanı var. Gittim tüm sorularımı sordum 30 dakika boyunca ben konuştum, o dinledi. Maya'nın orasına burasına baktı. Cevap yine aynıydı: Çocuğunuz fiziksel, bilişsel ve psikososyal açıdan sağlıklı. Peki neden 4 saat ağlıyor? Çünkü bazen çocuklar da bizim gibi sol taraflarından kalkar ya da alışkın olmadığı bir gıdadan gaz sancısı olabilir ya da çıkardığı azılar olabilir ya da sadece canı kucak istiyor olabilir. Bazı çocuklar "high-need baby" (yüksek ihtiyaç içindeki bebekler)dir.. Bir nedeni yoktur.. Dedi. Haklı.

Eve gelince düşündüm, aslında "high-need" olan bebek değil sanırım benim. Ben doktordan, annemin de sık sık bahsettiği "daha hasta kapıdan girerken neyi olduğunu anlıyorum" türünde sadece "uzman bakışı" istemiyorum, benim seviyeme insin, benimle uzun uzun konuşsun, endişelerimi gidersin, bana özel bir hastaymışım gibi davransın istiyorum. Belki ailede ve çevrede fazla doktorun olması ve hepsinin de üzerime titremeleri nedeniyle böyle bir hipersensitivite geliştirdim doktorlara karşı.. Tabii ki normal değil bu. benim anne olarak kendime güvensizliğimden kaynaklanıyor. Ama öte yandan, doktorun ya da genel anlamıyla doktorların bu ketum davranışlarına da siniz oluyorum. Onların hastayı insan gibi değil de makina gibi görmelerinden hiç hoşlanmıyorum. Karşındaki insanın psikolojisini hiçe sayarak "evet, aldığımız dokuda kanser olduğunu gördük, kemoterapi başlanacak, 12 seans alacaksınız" gibi bir cümleyi duygusuzca ve dannn diye söyleyebiliyor olmalarından nefret ediyorum. Anlayacağınız doktorlarla aşk ve nefret ilişkisi içindeyim..

Tüm bunlar olup biterken, hayatımdaki doktor dozu az gelmiş gibi bir de Noah Gordon'un "Hekim"ini okuyorum, içim dışım doktor oldu, artık fenalık geldi. Lütfen hastalıklar, sağlık sorunları, doktorlarla ilişkiler (ailedekiler hariç tabii), ilaçlar, iğneler, tedaviler bir süre benden ve ailemden (ve de siz okuyanlardan) uzak olsun. Amin!

4 yorum:

  1. Hiç sorma doktor mevzusunu.
    Hasta olmadan doktora gitmeyen tiplerdenim benim. 9 ay hamilelik, bebek de 3 aylık oldu, demek ki 1 senedir her ay doktordayız. Burada da cart testi, curt testi derken vaktimiz hastanelerde geçiyor. Her anne dediğin gibi bebeğinin sağlıklı olduğunu duymak istiyor. İçimizde taşıdığımız acaba bir şeyi yanlış mı yapıyorum, yanlış mı bakıyorum endişesi her anımızı etkiliyor. Doktor seçerken de öyle doktorlar arıyoruz. Eşime sorarsan bu kadın hastalığıymış. Kadınlar doktorun iyisini kötüsünü kendileriyle ne kadar konuştukları üzerinden değerlendiriyormuş.
    Haklı da sanırım:) Ben de hamileliğimde sırf bu yüzden genç doktorlar tercih ettim hep. Bir şey yoktur diyip geçiştirmeyecek; ama gereksiz yere test, kontrol, ilaç yüklemesi yapmayacak doktor bulmak çok zor.
    Mesela Türkiye'de şu anda işitme testi her yenidoğana ilk 15-20 gün içinde yapılıyor. O periyotta sanırım çocukların kulaklarında bir miktar su oluyormuş ve bu testten çoğu kalıyormuş. Biz biraz geç yaptırdığımız için sıkıntı yaşamadık; fakat çocuğunuz duymuyor gibi bir cümleyi sırf hastaneler para kazansın diye kaç anne baba duyarak strese giriyor haberleri var mı acaba.

    Doktor olmanın ön koşulu duygusuz olmak mı bilemiyorum:) Bir kere bu mesleği yapanların herhangi bir hastalığın kendileri için çok olağan olmasına rağmen, karşılarındaki hastanın onu hayatında bir kere yaşadığının farkında olarak hassas davranmaları gerektiğini düşünüyorum. Örneğin doğum. Doktor günde 20 tane doğuma girebilir; ama ben hayatımda bir bilemedin 2-3 kere bu duyguyu yaşayacağım. Veya kanser olmuş biri. Karşısındaki doktor "uzman" olabilir, ama hasta değil..

    Ay çok uzattım:) Evet özetle doktorlar, iğneler, tedaviler, hastalıklar bir müddet hepimizden uzak olsun. Amin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O işitme testi zaten akıllara zarar, neden 2-3 hafta bekleyip yapmıyorlar anlamış değilim. Herkes ilk anne babalık paranoyasını öyle yaşıyor :)
      Teyzem kanser atlattı (çok şükür maşallah iyi şimdi) ve kendi doktoru da kanser geçirmişti, bu bizi çok rahatlatan bir ayrıntı olmuştu, empati önemli gerçekten..

      Sil
  2. Amin bin!
    Ben de annemin bobrek ameliyati icin 7 doktor gordukten sonra bize mr i acip gosterip, detayli anlatan kisiyi secmistik.
    Hatta biri bana 'annene hic iyi bakmamissin, hemen yatiralim' dediginde, hoop noluyoo yaa diyerek kacirdim annemi.
    Ustune Maya su an tam konusamadigi icin derdini de anlatamiyor ve bu durumda elbette bunlari hissedersin.
    Aklima geldi sunu da soyleyeyim, 'zingildayan agac cok yasarmis' :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay o da Nuri Alço'nun doktor versiyonuymuş :))) Zıngıldayan ağaç ne yahu, aklıma üstüne ziller bezler asılı dilek ağacı geldi!

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!