29 Haziran 2014 Pazar

Her eve bir Cronjäger lazım

Biliyorsunuz, bizim böğürtlen burunlu, bambini yanaklı, tontiş kulaklı Maya, sağolsun doğuştan ağlak bir bebek. İlk 3 ay kolik sandığımız ve benim burada sizinle kolik bebekle nasıl başa çıkılır/çıkılmaz konusunda paylaştığım yazımda da bahsettiğim gibi, kolik ağlaması 4. ay boyunca dinmeyince, burada da yazdığım gibi tam keçileri kaçırmak üzereyken, çocuk doktorumuzun sayesinde soluğu şehrin "ağlayan çocuk merkezi"nde almış ve biricik yevvvrumuza şurada da bahsettiğim "regülasyon bozukluğu" teşhisi konulmasını takiben, hayatımıza bir adet "Dr. Cronjäger" gerçeği girmişti. Kendisini ilk başlarda sevemedim hatta şurada da bahsettiğim gibi kendisine Dr. Nazi adını bile verdim. Hey gidi günler hey.. Meğerse bu Dr. Nazi, bir cevhermiş de haberim yokmuş.. Regülasyon bozukluğunu yenmede ve sonrasında her başım sıkıştığında verdiği ve benim de dönem dönem sizlerle paylaştığım ipuçları sadece anneliğe değil, adamın kendisine bakış açımı dahi çok değiştirdi. Şu an benim için Dr.Cronjäger eşittir bir Dr.Gregory House. Huysuz muysuz ama tıbbi cevher diyorum. Adama tapıyorum. İyi ki var. Nokta.

"Jäger" nedir bilir misiniz? Oldukça sert bir içkidir. Yemeklerden sonra hazmı rahatlattığı falan söylenir. Dolayısıyla, doktorun adının son yarısında bulunan bu hazımsızlık giderici etki, sadece hoş bir rastlantı değil, adam düpedüz benim "annesel hazımsızlığıma" iyi geliyor yahu. Krizlerden sonra al bir Dr. Cronjäger, rahatla, oh missss! Hele hele çocuklu hayatla mücadelede kendini geceleri şaraba, sabahları kahveye dayama şansın yoksa, kahpe kaderin bir cilvesiyle hala ve inatla emziren, beyni türlü bağlanma odaklı ebeveynlik (aka. attachment parenting) zırvalığıyla (töbe töbe, çarpılıcam şimdi) yıkanmış montofon anneysen.. Hoşgeldin klübe, çek bi fırt Dr.Cronjäger'den, rahatla... Oh missss.

Dr. Cronjäger'e düştü yolum yine bu hafta. Çünkü daralıyorum dostlar. Ağlak kızın çığlıkları, azı dişlerini çıkarmaya azmettiği bu günlerde (tabii ki tek azı dişi çıkarmak da neymiş, çıkarmışken dörder dörder çıkarmak farz!) opera sanatçısı kıvamından bir desibel öteye atladı. Vallahi kulaklarımda daimi bir çınlama, bir tinitus'ceğiz oluştu, geçmiyor.. Bulutsuzluk Özlemi Nejat'ın "Beynim Zonkluyor" derken ne demek istediğini anlamış bulunuyorum!

Neyse, özetle: kız ağlar, ben ağlar, Beyaz Atlı Prens kızı kucaklamış, beni öperek okşayarak hangimizi sakinleştireceğini bilemez haldeyken bana bir gülme krizi gelir. Ben bir ağlar bir gülerken, bu olayın tuhaflığı kızı da güldürür, biz ailenin tuhaf kadınları böyle gözyaşları içinde gülerken, Beyaz Atlı Prens şaşkoloz kalakalır falan. Ay bir durum komedisi halimiz.. Ertesi sabah bir doz Cronjäger almam icab etti tabii. Sinirler laçka. Adamın etinden sütünden faydalanıyorum, napiim, gurbet elde fazla okumuş entelajans annenin ev annesine dönüşme durumunda yaşadığı kozmik buhranlar, varoluşsal hezeyanlar arasında bu kaçış: "parasıynan" değil mi hacı!?

Anam annelik ne zormuş beh! Dostlar başına.. Neden elalemin bebeği miyk miyk ağlarken benimki hüloaaaaaaağ diye ağlıyor bilemiyorum ki? Ya tamam, ben de biliyorum gülmesi de bi coşkulu bu kızın, geçen gün babası "kanıt olsun cepte dursun" diye telefona kaydetmiş, tam 25 dakika aralıksız ikimiz gülüyoruz böyle önlü arkalı, haberimiz yok kayıt altına alındığımızdan. 25 dakika aralıksız gülüyoruz, Allah hep güldürsün de, o da biraz manyaklık tabii. Güldüğümüz şeyi de sormayın hiç, saçma sapan bebek mizahı işte, konusuz. Güle ağlaya büyüyoruz ikimizde sanırım..

Velhasıl, Dr. Cronjäger'a dedim ki "ben keçileri kaçırmak üzreyim doktor civanım.. bu kız niÇIN ama niiiiÇIN böyle ağlak?". O da dedi ki "sayın bayan, bunlar büle olur, sizinki biraz histerik nevrotik bir şahsiyet, büle yani, kabul edeceksiniz, siz kendinize bakacaksınız, güçlü olacaksınız, gerektiğinde bebeği bırakacak evden kaçacaksınız". Dedi. Vallaha dedi. Fazla okumuş, fazla araştırmış, fazla düşünen ananın sonu: Evden kaçan ana fenomeni. Buyrun bakalım..

Çarşamba babanneye ve Cumartesi babaya bırakarak 2'şer saat kadar spora kaçıyorum her hafta, sapık gibi koşuyor, manyak gibi bisiklet çeviriyor, fırsat bulunca 18'lik dilberlere aşık atmaya Zumba'ya falan katılıyorum, lakin yetmiyor. Kız büyüdükçe sesi de büyüdü be anacığım. Desibelin bir üstü nedir, bilemedim, yakında sesiyle kristal bardak, pencere, tava falan patlatır bu kız. Müziğe de ilgisi var, özellikle de klasik seviyor (lakin geçen gün oyunhavasında da kıvırta kıvırta oynadı, bilemedim nedir bu hali). Ağacı yaşken eğmeli belki de bir musiki hocası tutmalı, mesela bir Muhsin Bey, piyano hocası... Yakışır.. Lakin evet, dağılmayalım, keçiler kaçmadan, bana evden kaçma reçetesi yazıldı. Uygulamada ne derece yol alacağım bilmiyorum, ama evet, sonbaharda işe ve doktoraya geri dönmeyi de planladığım için, mart kedileri misali her fırsatta (yavaş yavaş dozu arttırarak) kapıyı açık bulduğum an, evden kaçmaya niyet etmiş bulunuyorum. Du bakali n'olcak?

Kızdan yana korkum yok, kendisi sosyal ötesi bir insan evladı olduğu için, onunla oynayan birilerini bulduğu sürece bensizliğe fazla takılmıyor. Ben eve gelince "mam-maa" diye çığlıklar ve el çırpmalarla karşılanıyorum ama giderken oralı olmuyor pek, daha ziyade "defol git ne halin varsa gör, rahatla da gel, seni öğlenden sonra süründüreceğim nasılsa" bakışı atıp, kafasını çeviriyor. Lakin ben bırakamıyorum, kıza bağımlı oldum, resmen Stockholm Sendromu yaşıyorum bu çocuğa karşı.. Ağlamadığında, süper bir insan evladı kendisi.. İnanınız lütfen.

Kıssadan hisse: uzay mekiğinin bağlı olduğu roketten ayrılma çalışmaları başlamıştır. Stop. İlk adımı 1 ay önce attık, 1 aydır Maya kendi odasında, kendi yatağında, kendi kendine uyuyor (yuppii evet ben BİLE başardım bu işi, çok zor değilmiş yav, yazıcam bunu bir ara, fırsat olmadı çenelemekten). Ve inşallah ikinci adımı yani bu sıralarda iyice azalan emzirme maratonumuzu da yakında bitireceğiz (esenliğe kavuşur kavuşmaz önce çılgınlar gibi içeceğim yani 1 birayla sarhoş olacağım, ertesi sabah da tam 1 litre kahve içip kutlayacağım ve sonra cırcır olacağım ama size memeden kesme hikayemi de yazacağım). Ve yazın uzun ve güzel günlerini kızımla bolca kucaklaşarak, oynayarak, ara sıra böyle ağlama gülme krizleriyle falan geçirdikten sonraaaa, inşallah sonbaharla birlikte aldığım ve 1 yıldır depe depe kullandığım annelik iznimi, ben de yavaştan artık geri iade edecek ve işime gücüme döneceğim. Haydi bakalım, düğmeye bastık, yelkenleri açtık! Vira vira!

13 yorum:

  1. bizim oğlanda aynı durumda. 3 haziran doğumlu bizimki de.. geçenlerde kızı 5 yaşına gelmiş birine dert yanıyordum, "hiç yemek yemiyor 10 gündür. uyurken sıkıntı yaşıyoruz, durmadan son perdede ağlıyor. aşırı huysuz ve artık saldırgan -kafa atıp dudağımı filan şişirmişliği var-" diyerekten..
    aynı sıkıntıları zamanında çektiğini söyledi. doktora gitmişler ve doktor bana da çok mantıklı gelen bir açıklama yapmış..
    bebeklerin 1 yaş civarında boyları uzadığından kas ağrısı çekerlermiş. aslında durmadan büyüyorlar ama bu sıralar daha belirgin bir büyüme söz konusu imiş.. bu dönemlerde hırçınlaşır, huysuzlaşır, bazen yemek yiyemez olur, bazen de uyku problemler yaşarlarmış
    ben işten çıkma vakti yaklaştıkça gerginleşiyoruz oğlanı alacağım diye şu sıralar..:)
    bir de erkek gücü var yani hakkaten daha saldırgan oluyorlar. zayyıfcana bir anneyi yere yıkıp üstüne çıkıp bir de kafa atıyor ki, sormayın gitsin..

    günüm günümü aratır oldu valla :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu dediğin doğru, growth spurt yani ani büyüme hamlesi deniyor bu dönemlere :) Kolay gelsin hepimize..

      Sil
  2. Hadi bakalım gazan mübarek olsun düşe kalka öğreniyoruz işte. Bana mayanın bu ikili oyunları hep burcundan oluyormus gibi geldi :)

    YanıtlaSil
  3. Yorumum gelmedi mi yoksa onaya mı takıldı anlamadım :/

    Tekrar yazayım..

    Harika karar, süper karar. Peki Maya'yı kime ya da nereye teslim edeceksiniz?

    Demek hayat normale dönüyor artık.

    Bloğa ara ara bakıp, keyif alıyorum. Daha evvelden size bıktırıcı acemi annelik sorularımla mail yoluyla yazdığım olmuştu.

    Ben hala acemi, hala tökezleyenoğulları.
    Neyse ki oğlanı 6 aylık ettik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sıra bloggerda bir tuhaflık var sanırım, ilk yorumunuz gelmemiş.
      Hayat aslında hiç anormal olmadı bizde Dukuju, sadece bazı konularda biraz değişti, esnekleşti diyelim :)
      İşe ve doktoraya aniden değil de yavaş yavaş, esnek bir şekilde dönmeyi planlıyorum. İlk olarak gurup terapilerime başlayacağım, bunlar zaten 2 saat sürüyor, genellikle sabahları yapıyorum. Dolayısıyla ilk adımda işe bu şekilde giderek Maya'yı öğlene dek babannesine bırakmayı düşünüyorum çünkü burada kreşler hem pahalı hem de 1 sene öncesinden falan kayıt olman gerekiyor, yer bulmam imkansız. 3 yaşında anaokuluna başlayıncaya dek, babanne ve oyun gruplarıyla idare edeceğim ve ben de mümkün olduğunca esnek çalışma saatleriyle çalışıyor olacağım.
      Bu arada biz de kızı 1 yaş ettik ama hala acemiyim aynen :D Bence çocukları 35 bile etsek acemi kalacağız biz :)))) Bu arada sorularının hiçbiri bıktırıcı değildi, elimden geleni cevaplarımtabii ki, sevgiler

      Sil
    2. Yine yorumum gelmedi :(
      Yeniden yazacak vakit yok , hızlıca tekrar sevindiğimi belirtir, yenmeyen sebze öğününe alternatif bir seçenek bulmak için mutfağa doğru koşarım. Sevgiler.

      Sil
    3. :))) Ne buldun merak ettim bak..

      Sil
  4. selamm blogunuzu cok begendim oku oku doyamadim nereye yorum yazsam bilemedim, ayrica avrupa turlari/seyahatleri/ziyaretleri icin kiskancliktan catlamak uzereyim:) Texas tan sevgiler, Ozz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Ozz :D Ama Amerika da gez gez bitmez ki! Sevgiler

      Sil
    2. biliyorsun komsunun tavugu komsuya her zaman kaz gelini kiz gorunur:) bu aralar Texas a sikisip kalmis durumdayim neyseki yakinda kuzey bir eyalete tasinacagiz..taze bir anne adayi olarak blogunu bol bol okuyup tecrubelerinden faydalanmayi dusunuyorum :) sevgilerr Ozz

      Sil
  5. Kendi kendine uyuyor kendi kendine uyuyor ben buraya takıldım bir ben beceremedim ulen bu işi :) Yani bazen düşünüyorum ikinciyi yapsam kız olsa biraz da rahat çocuk bakmak nasılmış onu tatsam sonra birden aklıma Maya geliyor :)))) Arenden bir taneye daha gerçekten katlanamam demiyeyim de allah vermesin ama yani yokolamaz olamaz olamaz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tütencim senin becerdiğin on milyon şey içinde bi beceremediğin o olsun, rica ederim. Maya canavarı bence azmaktan bayılıyor, ben uyuttuğumu sanıyorum. İkinci çocuk fikrine gelince, ben de tüylerim diken diken o olasılığa takılıyorum (hatta öyle takılmış vaziyetteyim ki vücudum direkt reddediyor daha regl olmadım yahu! fizikselden ziyade psikolojik sanki?)
      Bu arada seyahatiniz süpermiş (tangalı amca dışında ayyy hala midem kalkıyor yahu) okuyor ve gitmiş kadar oluyorum ;)

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!