13 Haziran 2014 Cuma

Kaynananın ortası yok mudur?

İki gün önce, Beyaz Atlı Prens'in iş arkadaşından önce ona, ondan da bana geçen, alttan üstten cırcır corcor ve tüm eklemleri özellikle de beli hedef alan korkunç ağrılarla kendini belli eden ve virütik olduğu düşünülen tuhaf bir hastalık geçirdim. Jet hızıyla gelip geçen bu hastalığa ben "36 saat hastalığı" adını verdim çünkü başlamasıyla bitmesi tam 36 saat sürüyor, neyse ki bu kadar hızlı geçiyor çünkü gerçekten kelimenin tam anlamıyla süründüm. Anne olunca öyle yayıla nazlana koltuk tepelerinde prenseslik yapamıyorsunuz tabii. Baba ve bakıcı bir arada bile olsa toplamı bile bir anne etmiyormuş azizim. Bu hastalık sırasında tek ebeveyn olmanın ne kadar zor olduğunu düşündüm. Başını yastıktan kaldıracak halin yok ve etrafta cıvıl cıvıl dolaşan, her an yeni bir oyun isteyen bir bıcırığın var.. Düşünsene.. Aman Allahım.. Sen yalnız annelere güç ver!

Velhasıl, tüm bunlar tabii ki Beyaz Atlı Prens'in de işyerinde en yoğun olduğu, ertesi gün projenin teslim edilmesi gereken günde olup bitti (sağolasın Murphy hiç sektirmiyorsun!). Dolayısıyla anne yatak döşek tuvalet, baba evde ama bilgisayar başında, bakıcımız zaten yok daha önce de bahsetmiştim. Ama doğrusu bu bana ders oldu, iyileşir iyileşmez ilk iş acil durumlarda başvurabileceğimiz güvenilir bir bakıcı arayışına başladım. Duyduğuma göre yaşadığım şehirde bu tip "hasta ve yalnız anne"lere özel profesyonel bebek bakım hizmeti varmış ve 7 gün 24 saat evinize uzman bir bakıcı gönderiyorlarmış. Medeniyet işte.. Ya da tek ebeveynlerin yaygın olması ve dertlerin ortak olması, arz-talep.

"E Beyaz Atlı Prens'in Elfgillerden annesine ne oldu, evlerinizin arası 10 dakikaydı hani, bakıverseydi ya?" dediğinizi duydum, ona geliyorum zaten.. Ben yataktan kalkamayınca kayınvalidemi aradık, ulaşamadık. Beyaz Atlı Prens kızı aldı biraz sabah yürüyüşüne götürdü ki ben bir saat uyuyabileyim belki toparlarım. Yürüyüş sırasında, pembe eşofmanlarını çekmiş, kulağına mp3 çalarını takmış, full makyajla bizim burdaki dere kenarında koşuya çıkmış bulunan Elfgillerden kayınvalideme rastlamışlar (dünya küçük tabii sevgili Murphy!) ve kayınvalidem "aa evet, geçmiş olsun, fakat benim şimdi koşuyu tamamlamam eve gidip duşumu almam hafif birşeyler atıştırıp gelmem biraz zaman alır, ben 1.30 ila 3.30 arası gelebilirim, sonrasında bu güzel havada kız arkadaşlarıma söz verdim, bira bahçesine gideceğiz" demiş. He aynen böyle. Aynen de öyle yaptı, geldi, 2 saat oturdu, kalktı, bu arada ben devamlı yatakla tuvalet arasında gidip geliyordum, kalktığını duymamışım ve kendisine bir teşekkür dahi edememişim, çok ayıp oldu...

Ya bak dalga geçmiyorum, aslında ben bu Elf kaynanamı çok seviyorum. Böyle tam benlik bir kadın, ne mıç mıç içiçeyiz, ne de selamı sabahı kesmiş haldeyiz. Haftada 1 gün 2 saat Maya'ya bakarlar, 2 haftada bir de biz onlara sabah kahvaltısına gideriz, genellikle her hafta bir sabah da telefonda konuşur, birbirimize kibarca esenlikler falan dileriz. Ben de yapı olarak biraz mesafeliyimdir insanlara, evime karışılsın, hayatım didiklensin, davet edilmeden gelinsin gidilsin, istemediğim halde bulaşıklarım yıkansın falan hiç kaldıramam. O nedenle, son derece egosentrik olup beni de kendini de mutlu eden bir kaynanam var çok şükür. Lakin, bazen - özellikle de bebek bakıcısına ihtiyacım olduğunda - kadının sabah koşusuna, yüzme seansına, alışveriş programına ya da sosyal aktivitelerine öncelik vermesi tabii bizim Türk kültürüne göre biraz ters geliyor. Şimdi "torun baldan tatlıdır" gibi atasözleriyle harmanlanmış toplumumuzda bana "vah garibiiim" diye bakanlarınız vardır eminim. Ama şimdi eğri oturalım doğru konuşalım, kayınvalidemin de bir hayatı var ve kadının hayatının odağı biz ve Maya değiliz, olmamalıyız da. Kendine bakıyor, yaşamının ikinci baharını doya doya yaşıyor (helal olsun) ve evet ihtiyacım olduğunda da yanımda, geliyor bakıyor Maya'ya üstelik bir de şu üstteki çilekleri gitmiş "kendin topla, kendin ye" bahçesinden organik organik toplamış, geçmiş olsun'a getirmiş. Daha ne isterim, hiç.. Ben mutluyum, o mutlu, herkes mutlu yani.

Bu "kaynana hadisesi"nin bir de bizim Türk kültürü versiyonu var biliyorsunuz. Bu versiyon benim kaynanamın tam tersi bir versiyon. Çocuk olunca eve gelip bir daha gitmeyenler mi ararsınız, çocuğa bakıyorum adı altında tüm hayatınıza karışan, kendi kafasına göre düzenleyen (donlarınızı bile elden geçirip işine gelmeyenleri çöpe atan "ama eskimişti yavruuum") mı ararsınız, hatta bu haftaki klasik kaynana dedikodusu sırasında bir arkadaşımdan şunu dahi duydum: "ay kaynanası demiş ki: "kızım sizin uykunuz ağır, çocuk ağlayınca hemen duyamıyorsunuz, koşamıyorsunuz, ben sizin odanızda kanepede uyuyayım da çocuk ağlayınca ben bakayım" !!!!!! YUH yani evet ama oluyor bunlar. Kaynanaların sınırı yok azizim. Üstelik bunu da size "iyilik olsun" diye, "yardımcı olmak için" yapıyorlar da kıymetleri bilinmiyor, ah bu gelinler aaaaaah.

Velhasıl, kaynanaların ortası yok sevgili gelinler, ya aşırı üstünüze titrerler ya da tamamen boşverirler. Ne kaynanalar gelinlere, ne de gelinler kaynanalara yaranabilir diyelim bitirelim en iyisi.

16 yorum:

  1. Hahahaaa benimki evde annem babam (başka şehirde yaşadıkları için doğuma gelmişlerdi)kapı gibi lohusa olmayan kocam dururken bizde kalıp gece gaz çıkarcakmış eve kapak atmanın yolları 23456... anında cevabını aldı o ayrı üffff savcam başımdan diye kocadam oluyodum!!!gazınıda kakasınıda ben yaparım gölge etmeyin yeter ki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsız yorum bırakmasaydınız keşke, cevabımı bir "kişi"ye vermek daha samimi geliyor.. Gaz çıkaran kaynana da iyiymiş :))))

      Sil
  2. Biz de o kadar samimi olmadık hiç bebek olunca da uzaktayız zaten fırsat olmadı ama yarın bir haftalığına geliyor bakalım ne tip bir ilişkimiz varmış test edicez. Geçmiş olsun canım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağol Gececim :) Sana da keyifli günler dilerim, "test edildi onaylandı!" olsun ;)

      Sil
  3. Bayıldım kaynanana :) Böyle olmalı ya kaynana. Herkesin hayatı var. İyiliğin için denilerek hayatının içine edilmesindense herkesin hayatını yaşaması çok daha iyi, buna emin ol.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eminim :D Valla sürünerek tuvalete gidip geri sürünerek yatağa dönerken salonun açık kapısından kendisinin birkaç santim karelik pembe güllü bülbüllü elbisesini görmek aslında iyi de gelmedi değil ama yine de haklısın, herkes evinde rahat olsun :)

      Sil
  4. Bira bahçesimiiiii ahhh ahhh..salyalarımı toplayım:) daha çok var ogünlere:) o nası kaynana öyle mesafesini bilen negüsel ne güsel.biz o kadar zıt ailelerden geliyoruzki eşimle,soğan tarlasında orkidesin sen derim hatta:) "aaa eteğinin astarı yok kızım" evet oğlunuz aldıı "o biraları kim içio benim çocuklarım içmez" yooo hepsiyle geçenlerde maç izledim bira içtik "az alışveriş yapın" kocam güzel giyin diooo "köpek olan evde bebek olmaz" çoğunuzdan daha temiz ooo
    Sırf anne dememek için yakınındayken konuşuyorum,uzaktaysa ya bekliyorum yada yanına kadar gidip omzuna dokunuyorum:))
    Dünya görüşlerimiz ayrı ben napim.Ama cumaları arar hayırlı cumalar falan derim,gezmeyede götürürüm bazen..bana bilmişlik taslanmıyorsa kuzu gibiyimdir:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Farklılıklarla yaşamayı bilmek de güzel bir zenginlik ama.. İki taraf da birbirine saygılı oldukça, farklılıklar insanı geliştirir diye düşünüyorum ben.
      Bu arada bira bahçelerine ben de gidiyorum ama alkolsüz bira içiyorum, keşke Türkiye'de de olsa ama "biraya özendiriyor" saçmalığı altında yasakmış halbuki çok sağlıklı bir içecek ve de süt yapıyor hahahaha (artık kendime montofon demeye başladım ben, sütü bıraktırma çalışmaları içindeyim, zafer benim olur olmaz yazacağım)

      Sil
  5. Uyyy. Gezmelik tozmalik bayramlik k. Validelerde var azizim... kendi kızlarına gelip 60 ını çıkarıp el kızına gelince benim günüm var diyen k.validede var. Ne arabın yüzü ne Şam ın şekeri. Bizde böyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Aman boşver, kendisi uzak kalbi yakın olsun.. En güzeli.

      Sil
  6. Adsız girdim google şifremi unuttuğum için kusura bakmayın... ben özlem güler sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim, hassasiyetiniz için teşekkürler, gerçekten de bir "kişi"ye yazmak anonime yazmaktan daha güzel oluyor :) Sevgiler.

      Sil
  7. seninki yine haftada bir gün 2 saat bakıyor, bizimki hem türk hem 10dk mesafede hem de yogası koşusu günü olmadığı halde 2 saat değil 2dk bakmayı teklif dahi etmiyor. tabi kapitalizmin canını seveyim artık anneyi bile parayla satın alabiliyorsun. parayı verdin mi herkes kaynana, istediğin mesafeden çocuk da baktırıyorsun yemek de yaptırıyorsun. üstelik hiç birisi için minnet duymadan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla bakıcın iyiyse ve de çocuğun da usluysa çok şanslısın, ben Maya'yı bu ağlak bağırtlak haliyle kendi kanından olmayan birine emanet edemem valla korkarım sabrın tükendiği noktada başına gelebileceklerden..

      Sil
  8. En guzel kaynana hic olmayandir.
    Ya da 'en iyi kaynana henuz dogmadi'
    Ehe

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahahaha kızılderililerde kaynana kavramı var mı şimdi aklıma o takıldı

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!