26 Haziran 2014 Perşembe

Up! ve 6-12 aylık bebekle oyun ve aktivite önerileri

Pixar'ın "UP!"ı çok çok çok ama çok sevdiğim bir çizgi filmdir ve şansıma Maya'nın bu sıra dilinden düşürmediği kelimelerden ya da onun bakış açısıyla oyunlardan biri de UP! Bu oyun için bir adet "Up! Up!" (yukarı, yukarı!) diye bağıran bebek, bir adet güçlü kollara ve bele sahip anne ya da baba ve bol miktarda açık alan gerekiyor. Up! Up!'layan bebeğe sinsice (tercihen yerde asker gibi sürünerek) yaklaşıyor ve birden kucağınıza alıp havalandırıyor ve ev içinde bebek kucağınızda ve bir aşağı bir yukarı uçak uçurur gibi ordan oraya koşturuyor, bebeğinizin kahkahalarına eşlik ediyorsunuz. Ama önce Allaşkına yerdeki on bin LEGO parçasını toplayın çünkü şu evrende üç tür acı vardır: fiziksel acı, psikolojik acı ve ayağa batan LEGO parçasının verdiği acı.. Öyle yani..

Hazır bu yeni oyunu tavsiye etmişken, bu vesileyle şu "bebekle oynanacak oyun, yapılacak aktivite" serimizin ikinci yazısına da bir el atayım istedim. Bu serinin 0-6 ay bebekler için oyun ve aktiviteler hakkındaki ilk yazısını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

6-12 ay arası çok eğlendik çünkü bu dönemde Maya artık sadece benim ellerimde tuttuğum, parmaklarıma taktığım kukla ve oyuncaklara bakarak heyecanlanmak, uzanmaya çalışmak, eline alıp ağzına sokmak yerine, aktif olarak oyunlara katılmaya başladı. Oturma, emekleme ve uzanmayla birlikte küçük kas becerilerinin de gelişmesi sayesinde en sevdiği oyunlardan biri "vur ve dinle" oldu. Yani bebeği yere oturtuyorsunuz, önüne farklı malzemeler koyuyorsunuz ve kendi haline bırakıyorsunuz. Ben yaşına uygun LEGO parçaları, tahta kaşıklar, metal kutular, plastik nesnelerden başlayıp tava tencere, kalem kutusu, hışırdayan kap kağıtları, toplar, çiçek ve bitkiler, çeşitli meyve ve sebzeler, balonlar ve ipler ve devamında neye uzandıysa verdim, çok yakınında durmadan ama gözüm de üzerinde olacak şekilde kendi haline bıraktım, ister ağzına soktu, ister kokladı, ister fırlattı. Dıştan bakıldığında sınır koymayı hiç bilemeyen bir anneyim evet :) Ama bence (biliyorsunuz full time anneye bağlayan Klinik Psikolog olmak için bu bünye 10 sene okudu ve de hala okuyor, yani bu cümledeki "bence" aslında "bizce", "onlarca", "uzmanlarca"nın harmanlanması oluyor öhöm diyerek havamı da basayım, havam batsın) bu yaşta "nesnelerin tanınması" beynin gelişimi için çok önemli, inanın o bin para verdiğiniz çıngıraklardan, organik boyalı oyuncaklardan çok daha ilginç bu "gerçek dünyaya ait nesne"ler. Ayrıca tek başına oyun için mutlaka zaman ayırmanızı öneririm. Yaşamın ilk yılında bile olsa; bebeklerin tek başlarına zaman geçirmeye, kendi sınırlarını kendileri kurmaya ve öğrenmeye, bağımsızlık ihtiyacını gidermeye ve kontrollü yaramazlık dediğim şeye ihtiyaçları var. Kendi kendine oyun ve kontrollü yaramazlık çocuğun ilerde "anneğğğğ ben sıkıldııııığm" diye başınıza ekşime huyu geliştirmemesi için de önemli ve yararlı, bakınız buradan okuyunuz. Özellikle emekleme ve ayaklanma döneminde insanın içi gidiyor her düşüşte ama bir şeyi kendi kendilerine becerdiklerinde yüzlerindeki o zafer bakışını görmeye değer! Tabii bu bakışı görebilmek için çocuuuuunuz "tek başına" oynarken siz de "tek başınıza" elinizdeki akıllı telefonla oynamıyorsunuz, çocuğu uzaktan destekleyerek manuel dünyaya ait kendi işlerinizi yapıyorsunuz. Bu konuda hassasız, lütfen akıllı telefonların yarattığı aptal sosyal sorunlar hakkında şunu da okuyunuz.

Maya'nın en çok sevdiği oyunlardan biri de "sakla ve unut" yani oyuncakları ya da elindeki kayısıyı ya da benim ev anahtarımı ya da babasının cüzdanından aşırdığı ehliyetini aklına gelen ilk çekmeceyi açıp içine koymak, sonra size fellik fellik aratmak ya da aradan 2 gün geçtikten sonra birden ortaya çıkarmak (bebek eşittir köpek tezimi doğrulayan bir örnek daha). Bu oyunu oynamak istemiyorsanız, çekmecelere bebek kilidi takın derim. Ben seviyorum bu tip zihni sinir projelerini, yasaklara da karşıyım, o nedenle bizim evde kaos ve cümbüş kuralları hüküm sürüyor ve bu oyunu da severek oynuyoruz.

Bir diğer oyun, "kutu içinde kutu içinde kutu" oyunu, ki fikir babası benim dedem olur. Dedem ananeme bir nişan hediyesi yollamış efenim: kocaman bir kutu. Ananem heyecanla kurdaleyi çözmüş, içinde bir kutu daha, onu da çözmüş bir kutu daha, onu da.. Derken ennnnn içinden ufacık bir kutu çıkmış. Hikayeyi bin kez dinledim ama o kutunun içinden ne çıkmış hatırlayamadım bak.. Lakin dedemin zihni sinir aşk projesi bak kaç nesildir ailenin kadınlarını oyalıyor.. Aynı oyunu kutu içinde yutulmayacak türde ev eşyaları ile (mesela rengarenk plastik kaşıklar, lego parçaları) oynayabilirsiniz.

Sıcak günlere özgü bir başka oyun da "sulu şakalar" oyunu. Bunun için bebek küvetini suyla dolduruyor, bebetoyu küvetle birlikte balkona oturtuyor, yıkanmasını istediğiniz oyuncakları küvete atı atıveriyorsunuz. Oyunun mantığını anlayan bebek ilerleyen günlerde zaten kendi seçtiği oyuncakları bulup getirip küvete atıp atıp çıkarıp geri atıyor. Balkon da yıkanmış oluyor bu vesileyle.

Bu oyunlar dışında tabii ki; topları on yüz bin defa at tut, tahta küplerle kuleler yap ve devir ve alt kat komşuyu delirt, çocuk bahçesinde anana el sallaya sallaya çalılığın arkasında gözden kaybol ve panik içinde geri gel ve oral dönem çocuğunun klasik sevdası yerde ne bulursan ağzına sok ve yenebilen bir şey mi öğren, bu sevda uğruna git ayakkabılıktaki ayakkabıların altını yala ve anneni delirt oyunları da bu dönemde en sevilen oyun ve aktiviteler arasında.

Açıkcası 6-12 ay dönemi çocukla mümkün olduğunca dışarıda sosyal mekanlarda zaman geçirmenizi öneririm. Bu sayede bebeğin doğal dürtüsü olan "her saniye yeni bir şey keşfetme" ihtiyacını da karşılamış, sosyal becerileri gelişmiş bir evlad-ı muhterem sahibi olacaksınız (ve de zaman daha hızlı geçiyor ev dışında, oh be bugünü de ölmeden ve öldürmeden tamamlayıveriyorsunuz).

Özetle, pahalı oyuncaklara ve 7/24 gözetim altında tutmaya gerek olmadan da çocuğunuzu eyleyebilirsiniz. Bu yaş çocuğu için artık günün her saniyesi "oyun" anlamına geliyor, çünkü onlar yaşamı oyunla öğreniyor, sosyal, fiziksel ve bilişsel becerilerini geliştiriyorlar. Biraz yaratıcılık ve bolca enerji ile, 6-12 ay dönemi çocuğuna farklı ve eğlenceli ortamlar yaratabilir, hayat hakkında yeni keşiflerde bulunmasını sağlanabilir, gününüz "rutin"e dönmeden, sıkılmadan ve sıkmadan ve "entellektüel ev annesi"ne özgü varoluşsal kaygılar içine girmeden de gül gibi yaşayıp gidebilirsiniz. Şiddetle tavsiye olunur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!