28 Ağustos 2014 Perşembe

Bebekle düğün ve davetlere katılmak

Şu 14 ayda; doğum günleri ve sosyal hadiseleri normal rutinden sayarsak, ekstra olarak bebekle 4 düğün, 1 cenaze ve 1 de vaftiz törenine katıldık. Bebekle tatil olur muymuş diyenlere bal gibi olur dedim ya, şimdi de bebekle yetişkinlerin sosyal toplantılarına katılınır mıymış diyenlere, "neden olmasın?" diyeceğim. Bebekle düğün ve davetlere katılabilir, hatta aklı selim kalabilirsiniz. Dikkat bu bir yüreklendirme yazısıdır!

Bebekler; hastalık, uykusuzluk, deli gibi açlık, ıslak toto gibi fiziksel sıkıntılar ya da gelişim dönemine dair psikososyal korku ya da tedirginlikler (yabancı korkusu, ayrılık anksiyetesi vs.) yaşamıyorlarsa, doğal olarak aşırı derecede sosyal yaratıklar. Son derece meraklılar ve etrafta ne oluyorsa illa ki içinde hatta benmerkezci yapıları sayesinde en ortasında olmayı seviyorlar. Çok küçük yaşlardan itibaren sosyal ortamlara sokulan ve ortaya salınan çocuklar daha az çekingen, sosyal zekaları daha yüksek bireyler oluyorlar. Üstelik diğer bebek ve çocuklarla bir arada zaman geçirmenin getirdiği avantajlar da var, mesela yeme problemi olan çocuklar, diğer çocuklarla bir aradayken tabaklarını silip süpürüyorlar (biliyorsunuz 1-3 yaş dönemi çocuklarda görülen iştahsızlık, yemek ayırma ve gıda fobilerinin altında evrimsel bir "zehirlenme korkusu" yatar ve çocuklar tek başlarına yemek istemez, sizin yediklerinizi yemek, mümkünse ortamda başka çocukların da yediğini görmek isterler). 

Doğaları gereği sosyal olan çocukları sosyal aktivitelere katma taraftarıyım ama çocuğun sıkılmaması, kendini oyalayabilmesi ve sizin katıldığınız aktiviteden zevk almanız için birkaç püf noktası önereceğim. 

1. Çocuğa haute couture giydirmeyin. Hem kendi daralır, hem siz onca para verdiğiniz kıyafete domates sosu döküldüğünde dellenirsiniz. Gerek yok. Bırakın yerde sürünsün, doğayla içiçe geçsin, kirlensin. Hiçbir çocuk (avrupalı çocuk bile) sandalyede oturmak istemez, etrafı tanımak ister. Salın yere. Ha tabii altın kural: çocuğa değil etraf güvenliğine dikkat edin, göz göre göre kazalara davetiye çıkartmayın.

2. Rutinini sağlamaya çalışmayın. Bırakın istediğini, istediği kadar yesin, gece 11.30da hala kudurmak istiyorsa kudursun. Ona "bugün özel bir gün olduğu için geç uyuyacağız, uykun gelince bana haber ver" diyin (anlamaz sandığınız 14 aylık bile anlıyor bunu). Evet rutini bozuluyor ama eve dönüşte siz 2-3 günde tekrar toparlarsınız onu, kendinize güvenin.

3. Yanınıza kamyon dolusu eşya almayın, ferah olun. Yedek bir kıyafet, 1-2 bez yeter. Zaten her şey yeni, her şey oyun ve oyuncak. Sadece planlı olun, uykusu geldiğinde nasıl davranacağınızı, nerede uyutmak istediğinizi önceden planlayın, ona göre kalkmanız ya da bir sessiz oda ayarlamanız gerekebilir.

4. Çocuğun eğlenmesine fırsat tanıyın. Çocuğu kıyafetinize bağlı bir çanta ya da aksesuar gibi taşımayın. Bırakın etrafı tanısın, sosyalleşsin, kendi oyunlarını kursun. Sizin kadar onun da bu gece eğlenmeye, yeni kişilerle tanışmaya, yeni yemekler denemeye, azıcık sıkılıp huysuzlanmaya, bolca yeni deneyimler edinmeye ve sosyal zekasını geliştirmeye ihtiyacı var.

5. Ve altın kural: Katıldığınız düğün ve davetlerde çocuk bakıcısı hizmeti veriliyor mu araştırın hatta düğün dernek sahibine bunu siz önerin. 3-5 çocuğa bir arada bakabilecek bir nanny / bakıcı tutulması çok zor bir iş değil ve Avrupa'da genellikle bu hizmet davetlilere sağlanıyor. Siz de çocuğunuzu diğer çocuklarla birlikte güven içinde nanny'ye teslim edip keyfinize bakabiliyor, ara sıra gibip çocuğu öpüp okşayabiliyor, sonra kendinizi çılgın gecelere atabiliyorsunuz. Muhteşem bir fikir; hem çocuklar bir arada oynuyor, kendilerine özel çocuk menüsünü tadıyor, uyuyacakları zaman kendilerine ayrılmış sakin odaya hep beraber geçiyorlar, hem de anne babalar işinde uzman bir bakıcının güven verici hizmetinden yararlanıp akılları çocukta kalmadan gerçekten düğün derneğin keyfini çıkartabiliyorlar. Şahane değil mi?

10 yorum:

  1. "1-3 yaş dönemi çocuklarda görülen iştahsızlık, yemek ayırma ve gıda fobilerinin altında evrimsel bir "zehirlenme korkusu" yatar ve çocuklar tek başlarına yemek istemez, sizin yediklerinizi yemek, mümkünse ortamda başka çocukların da yediğini görmek isterler"
    BUNU DAHA ÖNCE DUYMAMIŞTIM ÇOK İLGİNÇ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ufacıklar ama ne işgüzarlar! :)

      Sil
  2. Yurtdisinda çok güzel olanaklar var.çocuklar kadar ebeveynlerinin sagliklarini ve psikolojilerini de bir o kadar onemsiyorlar.değil düğünde,inan evde baktirmak için bile donanimli birini bulmak çok zor.bir haftadir başladı teyzemiz bildiğin bastan egitiyorum kadini.parka gitmediği halde hadi parka gidiyoruz diyor en basit örnekle. Daha iyiside yok inan kucuk yerde;(onun için sevgili ceren bu konudaki önerilerin tr de ütopik kaliyor.ama ben iste ben varya latin dansi yaparim vs ama asiri derecede domestik bir yanimda vardir.Amerika sansini elimizin tersiyle ittik...ayol orda kimle kisir yapip yerim oralarda;)) derdime parmak bastin cerencim tam saydiriyordumki yok surda adam gibi gymboore vs biyer diye ,yazini okudum.ben bi kahrolup geleyim..kayfe neyim birşeyler iceyim;))) haa küçük bi soru hani demissinya ustu basi kirlensin , liyos kendisi yemek istiyor uzunca bir suredir.zeytin yiyip çekirdeğini cikartiyor.kati gidalar ok.ama çorba vs de kendisi içmek istiyor ama henüz tam tutup dökmeden yiyemiyor.napmali bu durumda..sevgiler liyasmum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu koca ve güzel yorumdan sadece kısır kısmına takıldıysam, durumum vahimdir.. Türkiye'de bazı basit işler çok zor, çok haklısın.. Yeme konusunda, valla bugün daha beyaz koltuklara domates salçası buladık, ben artık direkt kafamı çeviriyorum, hatüftasonu toptan dipköşe temizlik yapıyorum, evi hok götürüyor valla umuyorum elbet bir gün bu fırlatma dökme işleri bitecek ve diğer çocuklar 5 yaşında hala yedirilirken bizim bıdıklar çatal bıçakla kendileri yiyecekler falan diye hayal ediyor ve umud ediyorum....

      Sil
  3. ;))) cerencim yolun düşerse ugra sana bol nar eksili bir kisir yapayim o halde;)) liyasmum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah.. Nasıl isterdim valla yolu düşürmeyi :)

      Sil
  4. türkiye de yaşıyorum ve bebek doğdu doğalı kafayı sıyırmak üzereyim. işe gidemiyorum, bebekle alışverişe, dolaşmaya gidemiyorum-malum kaldırım diye birşey yok ki bebek arabasını sürebileceğin-, tatile hiç gitmedim, şehirdışına 1 kere çıkabildim onda da zor oldu mola verebileceğimiz yer sayısı sınırlı ve sıcakta bebek emzirecek gölge ve sakin yer yok!, düğünmüş dernekmiş bunlar zaten hayal... türkiyedeki düğünleri bilirsin korkunç bir gürültü kirliliği... yani kısacası bu ülkede hamileysen veya bebekliysen ikinci üçüncü dördüncü sınıf vatandaşsın gelir seviyene göre. almanyada her köşe başında bebek bakım yerleri varken ve son derece sterilken türkiyede koca koca lüks avmlerde bile bebek bakım odalarına b.k kokusundan girilmiyor afedersin. en az 3 cocuk diyenler demesi kolay da bebek daha 3 -4aylık oldu mu yasal izin bitiyor ve anneler ya güvenilirliği tartışmalı bir bakıcı bulup gözleri arkada işe başlıyorlar ya da ücretsiz izin alıp içleri rahat bir şekilde benim gibi kafayı üşütüyorlar. bunun ortası yok ne yazık ki!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :( biliyorum aysenur.. kaldirimlar konusunda ve bebek degistirme odalari konusunda cok haklisin. hatta emzirmek bile bir dert, ben mayayi alismisim heryerde emzirmeye, annem pesimden pasminayla falan kosturuyordu kadincaaz, ayipmis, bir de cocuk merkezli kulturuz sozumona. ama bebek eglendirmeye gelince, herkes opmeye oksamaya sirada, aglayana kadar.. cok haklisin. ama bak benim turkiyede yaptigim su, cocugun cevresini dikkate alip kendini rahat birakiyorum, yani bagirmali dugunlere degil ama mesela arkadaslarinla kahvaltiya goturebilirsin, sakin bir mekan secip mesela haftaici bir gun olabilir. kendini sosyal hayattan cekip bebege odaklanmak anneyi cok ama cok yoruyor, bizim de insan oldugumuzu arada kendimize hatirlatmamiz lazım. valla cevrene de biraz nazini cektireceksin, bu isler boyle turkiyede, bakici ya da annene biraz birakip dusunmemeye calisacak cikacaksin, yoksa insan delirir valla bebek guzel ama insan bebeksizligi de cok ozluyor simdi itiraf edelim :)))

      Sil
  5. Kesinlikle bebeksizliği çok özlüyorum, bunu her fırsatta eşime ve anneme de söylüyorum ama onlara göre hava hoş tabii, "ben anneyim ve bu işler böyle", "çocuk kolayına mı büyüyor sanki", bir de insana vicdan yaptırıcı, suçlayıcı sözler var ki hiç girmiyorum... bazen çok pişman oluyorum taa en başından evlenmek hataydı diyorum artık. oysaki çocuktan önce hiç böyle düşünmezdim. yeni yazında ki o bebeğinden korkan kadın hep bendim. bu korku kesinlikle en çok Türkiyede yaşanan bir korku. çünkü dediğin gibi, bebek ağladı mı "aa neden ağladı, acaba şu mu bu mu", ve sen beceremezsin tarzı bir yaklaşım sözkonusuyken, diğer zamanlarda herkes bebeğin üstüne çullanır, abartılı sevmeler, öpmeler, üsluplar... ortamda bebek varsa zaten başka muhabbet yok... yani kısacası nefret ettim ama neden nefret ettim biliyor musun bu ülkede bebek büyütmekten bu ülkede anne olmaktan nefret ettim. zaten kadın olmanın çok zor olduğu bir yerde anne olmaktan beklentim neydi onu da bilmiyorum?! aslında o kadar çok saçmalık var ki yazsam buraya sığmaz... evet orada yaşamak da hiç kolay değil, hele bir yabancı olarak ama burada, kendi ülkende anne olmak çok çok zor... bebek yeni bir başlangıçken, ben bir bebekle onurlandırılmışken, benim için dünyanın sonu gelmiş, hayat bitmiş, mesleğimi, kişiliğimi, zevklerimi teslim etmiş gibi hissediyorum. :(( beni mükemmeliyetçi aptallığım bu hale getirdi. yeni yeni anneme bırakıp bir kaç saat çıkıyorum ama onda bile suçluluk duyuyorum. ya da rüyama giriyor bebeği birine bırakmışım, o kişi de kendi yediğimiz tuzlu, şekerli, salçalı yemeklerden bebeğe yedirmiş, çok kızıyorum kendime filan... kısaca bende devreler attı... :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Boşver sal gitsin felsefesini içselleştirmemiz lazım :) Yoksa bu kafayla biz bunların ergenliğinde menopozlu halimizle tam cadaloza döneriz bak benden söylemesi.. Ben kendimi de seni de daha nice aynı şekilde yorum yapan anneleri de dürtüyorum al..

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!