7 Ağustos 2014 Perşembe

Çocuk hastalıkları ve stres

Bu yaştaki çocuklar yılda ortalama 9 kez, anaokulu çağında ise 12 kez hasta oluyorlarmış, bu gerçekten doğruysa, hastalıklara karşı verdiğimiz tepkileri tekrar gözden geçirmemiz gerekecek; çünkü Maya hastayken ben / biz sadece fiziksel anlamda değil, psikolojik anlamda da çok zorlanıyoruz.

Bu hafta başında Maya 3 numaralı hastalığını geçirdi. Bu seferki de aslında önceki iki hastalıktan farklı değildi; huysuzluk ve iştahsızlıkla başlayan, 3 gün boyunca 40 C' ateşle devam eden, büyük olasılıkla virütik bir hastalıktı yine. Yüksek ateşe dair geçen seferkiler kadar elim ayağıma dolaşmadı ama artık bebeklikten çıkan minik hastanın bakımı çok daha zormuş. Tam da "14 aydır emziriyorum, artık kesmeli" derken, meme gerçekten kurtarıcım oldu. Ağzına lokma koymadı ama 24 saat, 3 gün devamlı emdi. Kısa aralıklarla kucakta odalar arası gezdirme dışında biz ikimiz devamlı yataktaydık. Ve ben bir şey daha öğrendim, 48 saat uykusuz ve sonra 2 saatlik uykuyla bir 24 saat daha uykusuz da yaşayabiliyormuş insan.. Fiziksel olarak dayanabiliyorsun da, psikolojik olarak.. İşte o ayrı hikaye.

Yorgunluk, yetersiz beslenme (zaman mı oldu?), tüm sıkıntımı içime atmak (bloğa yazamadım ailem okuyor ve aşırı endişeli insanlar), kimsenin sırtımı okşamaması (Beyaz Atlı Prens'in birden "kocam denen ilgisiz herüf" ayarına dönmesi) beni bitirdi. Çocuğun hastalığının stresiyle annelik yeteneğimi, eşimle ilişkimi ve genel olarak hayattaki başarısızlıklarımı kafama taktım. Strese karşı pek dayanıklı değilim ve özellikle neden-sonuç ilişkisi içinde gelişmeyen olaylar beni aşırı korkutuyor.

Stresle mücadele edebilmek çok önemli. Genellikle hepimizin bir yöntemi vardır; kimimiz oturur "ağlar ve rahatlar", kimimiz işi mizaha vurur, durumu kabullenmeyerek alternatif evrene geçeriz, kimimiz ise sinirlenir, en yakınımızdakilere kafayı takarız. Ben hayatımın çok farklı streslerinde, kendi kafamda olayı çözene, beni korkutan ya da endişelendiren olaylara dair mantıklı "neden-sonuç" ilişkisi kurana ve gücümü toplayıp aktif mücadeleye başlayana dek, bu yöntemlerin her birini kullandığımı görüyorum. Bu günlerde en çok kullandığım yöntem ise; endişeden uzaklaşabilmek için kafayı en yakınındakine takmak. Beyaz Atlı Prense kafayı takmış bulunuyorum, evet. Ne yapsa hata, ne yapsa eksik, devamlı homurdanıyorum, psikolojik savaş halindeyim. Onun da benden bu derece sevgisizlik karşısında eli ayağına dolaşıyor, hani tahtaya kalkınca doğru bildiğini unutan öğrenci gibi, normalde yapmayacağı şeyleri yapıyor. Hepsi saçma sapan küçücük şeyler, mesela makinada beyazları yıkayacağım (evet yine BEN) içinden koca siyah bir tshirt çıkıyor, deliriyorum. Mesela bebek ağlıyor, yataktan su istiyorum, 14 aydır aynı yerde duran suluğu bulamıyor, illa bebekle BENim yataktan kalkmam, gidip suluğu bulmam gerekiyor. Saçma sapan küçücük şeyler, biliyorum ama işte deliriyorum.. Gece boyu, BEN ağlayan bebekle salonda turlarken, o kulağında tıpalarla horul horul uyuyor. Gündüz işte, BEN yine yatakla oda arası turlamaktakta, o akşam geldiğinde "yoruldum, bugün erken yatayım" diyebiliyor. Evet, uykusuz işe gitmek zor biliyorum ama sanki havaalanında radar kontrolörü adam! Deliriyorum.. Sonunda da patlıyorum evet, saçma sapan birşeye sinirleniyorum.

Oysa beni korkutan "neden?", yani neden hasta oldu? Noe'nin oğluyla birlikte bir muzu dişledikleri için mi? Babannesiyle yürüyüşe gidip ayakları çorapları ıpıslak döndüğü için mi? Trende hapşıran birinden mi? Bizim ev pis mi? Ellerimizi yeterince yıkamıyor muyuz? Bağışıklık sistemi mi yetersiz? Beslenemiyor mu? Çok mu zayıf? Ya değil işte, ilk cümleye bak yılda 9 kez diyor.. Yine de neden neden neden? Asıl soru: ben bu çocuğa bakamıyor muyum, yetersiz miyim....

Nasıl yapacağım bilmiyorum, belki bir uzman yardımı almam gerekiyor. Açıkcası düşünüyorum da. Strese karşı çok zayıfım ben. Mesela ağlamasına karşı çok zayıfım, dayanamıyorum, rahatsız oluyorum ve bu ona da yansıyor. Ya da hastalandığında gülüp oynayamıyorum, yıkılıyorum, suratım beş karış, sinirliyim, onu öpüp sarılsam da içimde fırtınalar kopuyor. O da anlıyor çünkü çocuklar hep anlar.. Bunu nasıl yeneceğim bilmiyorum, sakin kalabilmeyi, normalleştirmeyi ve kabullenmeyi nasıl başaracağım. Allah daha büyük hastalıklar vermesin, beni ve yavrumu sınamasın inşallah ama hayat bu, olabilir ve ben hazırlıklı olmalıyım. Anne olmak güçlü olmak demek çünkü, oturup zırlama ya da sinir küpü olma ya da kaçıp gitme lüksü yok artık.

Maya iyileşti. O zor 3 gün çok şükür geçti. Şimdi oturup hastalık sırasında yaşanan stresle başa çıkma yöntemlerini araştırıyorum, gerekirse bir uzmandan yardım alacağım. Sizler bunu nasıl yeniyorsunuz, sakin kalmayı nasıl başarıyorsunuz, fikirlerinizi duymayı gerçekten çok isterim....

27 yorum:

  1. Oğlum da 14 aylık ve biz de emmeye tam gaz devam ediyoruz..
    ilk 6 ay yanında kaldım ve sonrasında işe başladım. o 6 ay boyunca gece-gündüz tam da bahsettiğiniz psikolojideydim..
    Çok sevdiğim eşimi de düşmanım gibi gördüğüm zamanlar oldu. hele bi ara yoğun gaz problemi yaşıyordu oğlum ve karşılıklı akşama kadar ağlıyorduk. Eşimse tabii ki abarttığımı düşünüyordu.
    İŞ yerinde emekliliği gelmiş bir bayanın önemli bir tavsiyesi olur biz yeni yetmelere: "beklentilerinizi düşürüüün, erkekler böyle şeyler yapmaaaz" der şikayetlendiğimizde.
    aynı hassasiyeti bekleyemeyiz onlardan ama bunu o sırada görebilmek zor, biliyorum..
    eşim beni de bebeğimizi de çok seviyor. bir şeyler yapmayı da istiyor ama işte ya elinden gelmediğinden ya da altında başka psikolojik nedenleri olduğundan yapamıyor. şimdiye dek bir kez bile altını değiştirmedi mesela. ya da hep ben uyutuyorum. ama yine de iyi ki var o olmasa ne yaparım ben bilmiyorum. baba böyle bir şey işte varlığı bile yetiyor :)
    anneyse her şey olmak zorunda. hem iyi bir anne, hem iyi bir eş, hem iyi bir aşçı, hem hizmetçi,vs. kendi haricinde her şey olmalı..
    her neyse, uzatmayayım..
    kendime biraz vakit ayırmaya -maalesef işe başlayınca bunu sağladım-, sevdiğim beni neşelendiren insanlarla birarada olmaya, bebeğimin-yeni hayatımın tadını almaya başlayınca biraz düzeldi bu durum.
    eşimden çok bir şey beklemiyorum artık. her şeye yetebiliyorum, olduğu kadar en azından..
    bir de şurda yanıbaşımızda savaşlar var.. çocuklar ölüyor her saat başı.. bakmaya dayanamadığımız görüntüler dolanıyor internette. konuşurken içimiz acıyor. o annelerin sizden, benden ne farkı var ki? ya da bebeklerimizin birbirinden??
    aeşi çıkar, hastalanır bebkler, düşer bir yerlerini yaralarlar, bazen de sebepsiz yere zırıl zırıl ağlarlar. bizler de öyleyiz.. ben de bazen oğluma sarılıp ağlıyorum akşamları. onu bırakıyor olma çaresizliğime ağlıyorum, babamıza kızıp ağlıyorum, işyerinde birine kızıp ağlıyorum, savaşlara kzıp ağlıyorum, sebepsiz yere ağlıyorum.. bakıyor şaşkın şaşkın, sanki kendi hiç ağlamıyor gibi. Dertleşiyorum onunla. belki o da ağlayarak sizinle dertleşiyordur :)

    belki bu psikolojiden kurtulmanın en iyi yoludur, ŞÜKÜR..
    Çok şükür ateşi çıkıp hastalanabilecek bir çocuğunuz var, sizi şuan evde olmak daraltsa da çok şükür başınızı sokacak bir eviniz var..
    ben o mahvolmuş hayatları düşündükçe utanıyorum artık şikayet etmekten...
    çok zor şu durumunuz ama daha zoru var, biliyorsunuz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii şükretmek çok önemli, kesinlikle katılıyorum ve ben de her fırsatta sahip olduklarıma şükreder, devamını dilerim. Öte yandan, bir psikolog olarak, aşırı pozitifliğin de normal olmadığını düşünüyorum çünkü herkesin derdi kendine büyük diye bir tabir vardır, dertler olmasa onları çözmek için aklımızı kullanma, kendimizi geliştirme şansımız da olmazdı. Bu nedenle herkesin bunalma eşiği farklı olabiliyor diye düşünüyorum. Dediğiniz gibi, insanın kendisine zaman ayırabilmesi hayattaki en büyük şanslardan biri, mutlaka yaratmak lazım bu zamanı.

      Sil
  2. Çok geçmiş olsun öncelikle.

    Yaşadığın stres hiç saçma sapan değil valla, erkeklerin hepsinin köküne kibrit suyu diyorum ben böyle durumlarda. Yahu dediğin gibi insan aynı yerde duran şeyi bulmaktan aciz olur mu?
    Tez jürim var, onu yetiştirmeye çalışıyorum, beyefendi sağolsun lüftedip çocuğa bakıyor; ama kahvaltıyı yemekleri ben hazırlıyorum. Evi bok götürüyor, şu an bir şey demiyor; ama içten içten ona da taktı. Çünkü evi temizlemek benim işim ya!! Ben ders çalışırken çocuk uyuyuyanca kendisi de yatıp mışıl mışıl uyumayı biliyor anca. Bir insan evladı hiç mi düşünmez peki bu kadın çocukla bu işleri de nasıl yapıyordu diye; ama yok işte, onların beyinleri o kadarını kavrayamıyor.

    Demem o ki, ayy bir de her şeye takıyorum diye suçu kendinde arama. Erkek milleti öküz.
    Çocuk da elbet hasta olacak. Gerçi bak erkek milleti o durumda da hemen alttan alta anneyi suçluyor ama yapacak bir şey yok, öküzlükle savaşmaya devam!
    Asla ve asla kendini yetersiz hissetme. Aynı şeyleri ben de yaşıyorum. Bazen bakıcıya versem benim kadar sinirlenmez diyorum. Bence herkes yaşıyor bu duyguları. Sen o instagramda aman da sevgi bebeği bilmem ne diye poz çakanlara bakma. Herkesin sinirlenip strese girdiği anlar oluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Nesrin'cim. Çok dolmuşuz hepimiz yahu.. Valla ben doktorayı biraz askıya aldım şu dönemde, ikisini yapamam bir arada, sana bol şans ve güç diliyorum, çok cesaretlisin!

      Sil
  3. Kesinlikle üstesinden gelebileceğin bir konu bence.
    Çünkü deneyim bunu senin için hallediyor zaten.
    Sen nasıl başedicem derken, o çoktan aslında öğretiyor. Deneyim + zaman + deneyim + zaman.

    Benim eşim, dünyanın en tatlı insanı. Erkeklerle de hep aram iyidir zaten. Erkekler ve kadınlar diye ikiye ayıramam insanları fakaat..
    Söz konusu çocuk olduğunda, direksiyondakinin kadın olduğunu artık biliyorum. Birden şakalaşan çift hiyerarşik bir ilişkideki rollerine bürünüyor.

    Ya bu arada bu sorunlar hayatımızın içinde ara sıra yer alırken, olayları güncelken çözümlüyorsun. Oturup sevdiğin adamla da tüm o krizleri tek tek konuşup, rahatlıyorsun ama yeniden aynıları oluyor : ) Kimse değişmiyor.
    Sadece zaman ve deneyim sana yardım edebiliyor işte.

    Ben de geçen yumurta sorunsalı başlıklı bir mail atmıştım. Ne kadar yumurtadan bir sorun aslında.. Konu çocugun ateşlenmesi olunca.

    Dip not: İnsanın ilk kez çocuk büyütürken kendisine saçmalama lüksü de bol bol tanıması lazım bence.

    Sevgi saygı, bol sağlık ve neşeli gün dilerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Dukuju, valla aşk ve nefret ilişkisi içindeyiz bu günlerde. Bi tırmık, ardından koklaşma, tekrar tırmık :) Dur bakalım ne olacak.. İlk çocuğu büyütürken demişsin ama bak deneyimli anneler onu tüm çocuklar diye düzeltir benden söylemesi ;)

      Sil
  4. Hızlı yazıcam diye eksik yazmışım.
    Eşim dünyanın en tatlı insanı demişim de..
    Öyle biridir ama konu kriz anları olduğunda antipati duyduğum, bırak karı koca olmayı asla elele tutuşmak istemeyeceğim bir insana dönüşüyor. Ve ben evlilik sorgulayan kişi oluyorum : )

    Umarım hızlı yazıcam diye yanlış ifade etmemişimdir kendimi.
    Bu sefer gerçekten kaçtım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. E arada sorgulamak lazım evliliği yahu. Sorgula, yanlışları düzelt, devam ;)

      Sil
  5. Daha önceki yazılarından hatırladığım kadarıyla işe dönmeyi planlıyorsun ( 6 -9 ay sonra :S zaman konusunda emin olamadım şimdi) şimdiden sana yardımcı olabilecek birilerinin arayışına girsen nasıl olur? Eninde sonunda böyle birine ihtiyaç duyacaksın en azından nefes almana zaman yaratır ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eylül sonunda dönüyorum evet, ama şansıma bakıcısız, babanneyle ve esnek çalışma saatleriyle dönüyorum. Burada bakıcı derdi büyük Ahucum, sorma..

      Sil
  6. Kafamda aynen dediğin gibi kurar dururum, mantığım alana kadar da etrafımda kim varsa yıldırırım. Ne sakin kalması ayol, ben de benimkinin burnundan fitil fitil getiriyorum, başka türlü rahatlayamıyorum çünkü:)

    YanıtlaSil

  7. Kendimi gordum yazdiklarinizda ve okurken tuhaf bi rahatlama
    hissettim.benim hikayem dogum yaptigim gun basladi.stresli bi hamilelik gecirdim plasenta previa (bebegin esinin onde olmasi ve dogum yolunu kapatmasi) vardi.sezeryan olmam gerekiyordu.36. Hafta kontrolumde nst de sancilar tavan yamis gozukuyordu.hemen bir serum verdiler ve yine nst ve yine sanci.damar yolu acik bir sekilde ertesi sabah 8 bucukta hastanede olmak sartiyla eve yolladi doktorum.sabah hastaneye gittigimde muayene etti doktorum ve inanilmaz bisey aciklik 4cm ve plasenta olmasi gereken yerde normal doguma engel hicbisey yok.sok oldum kendimi ne erken doguma ne de normal doguma hazirlamistim.sanciyi cok hissetmedigimden suni sanci verdiler ve ben o gece kizimi cok da kolay bir dogumla kucagima aldim ustelik epidural ya da herhangi bir agri kesici olmadan.fakat hersey o gece basladi dogum yaptigima birturlu inanamiyordum ne yapacagimi bilemez bir haldeydim.bi bebege bakiyordum bir karnima ve uzun bir sure bu boyle devam etti.kendimi hamilelige oyle bir kaptirmisim en iyi sekilde beslenmeler,klasik muzikler , dikkatli hareketler (kanama yasamamak icin) dogumdan sonra ne yapacagimi hic bilmiyormusum.lohusalik sendromu da eklendi bunun ustune aglamar sinirlenmeler surekli hamile oldugum zamanlari dusunmeler, bebegim agladiginda ne yapacagimi bilemiyordum.dort bir koldan tanidik tanimadik,sokaktaki teyzeler ve hatta dedeler emzirip emzirmedigimi sutumun olup olmadigini soruyorlar sut yapan formuller anlatiyorlar vs.oysa benim guzel kizim beni emmeyi reddediyor memeyi agzina verdigimde cigligi basiyordu.ve sonuc sadece iki ay anne sutu verebildim yavruma o da sagarak.butun o oneriler sorular ters tepki yapti bende ve emzirme konusunda yapmam gerekenleri yapmadim.ve bu benim ustumde bir yuk gibi kaldi kizim alti aylik ve ben hergun kendimi bu konuda enaz bir kez sucluyorum.sutum olsun diye su icen birini gorsem vicdanim sizim sizim sizliyor kalbimde bir yara.bu alti aylik surecte neye ofkelensem acisini esimden cikariyorum.adam gag dese suc gug dese suc.ve ofkemin siddeti giderek hergun artiyor.aslinda bebekle ilgili konularda bana cok yardimci oluyor fakat ben butun ofkemi ondan cikariyorum.hatta bazen oyle bir an oluyorki suclu benim bir konuda ama ben yine onu suclarken ona bagirirken buluyorum kendimi.ve artik bir yardim almam gerektigini ben de ciddi ciddi dusunuyorum.ofkemle stresimle basedemiyorum ben.benim stresim cocuguma da geciyor ve o da sinirli bi bebek oluyor.sinirli bebek mi olur demeyin oluyor valla.dort ay kolik yasadik ve bence bu da benim lohusalik ve sonrasinda yasadigim stresle cok alakali.cevremdeki herkes okadar rahat hallediyor gibi gorunuyorlarki sorunlari bunu gordukce kendimi daha da sucluyorum.ve yataga yattigimda basliyorum kendimi sorgulamaya.kocami gereksiz yere kirdim,ev islerini yeterince cabuk ve planli yapamiyorum,cocugumu iyi besleyebildimmi,onunla kaliteli zaman gecirebildimmi, nasil daha sakin olabilirim ,"soz veriyorum yarin daha sakin olucam" vs vs.kisacasi kafam kazan gibi.ama yazinizi okumak yorumlari okumak iyi geldi konu stres ama iyi geldi iste.nekadar da anlatasim icimi dokesim varmis yazmak bana cok iyi geldi tesekkurler.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok zor başlamışsınız, umarım devamı kolay gelir. Kolik konusunda ise, stresin etkisi büyük diyorlar ama hiç stres olmayan anneler de biliyorum yani çocuk cırtlak çıkabiliyor, şans meselesi, kendinizi hiç suçlamayın.. Evet yalnız değiliz :)

      Sil
  8. Benim de nacizane tavsiyem olaylar sonrası değil de olay esnasında tepkini göstermen.Sonuçta biz de makine değiliz, çocuk da bir tek bizim değil.1-2 gece uykusuz kalmakla ölmez. Beyaz atlı prens beyi buralar da çok kibar, zarif, düşünceli olarak okuduk şimdi böyle davranmasını çok kınıyoruz. Hele tıpa olayı... Sen kendini yıpratma Cerencim yorgun olduğun anda gece kaç olursa olsun kaldır adamı. Sen yıpranacağına bırak o uykusuz kalsın. Çamaşırları da yıkama ortada kalınca anlasın . Sen mükemmel olmaya çalışıp kendini paraladıkça o da demek ki idare edebiliyor diye düşünüyor bence. Sevgiler Işık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay sorma Işık, başıma ne gelirse akdeniz kanımdan geliyor, bu batı avrupalı adam benim "anında tepki" dediğim şeyi düpedüz "saldırganlık" olarak anlıyor, ki valla öyle bağıran kin tutabilen falan biri değilimdir, ayarını tuttururum ama adam çok yumuşak ve medeni büyütülmüş.. Ben yanında böyle badem bıyıklı saldırgan kişi misali kalıyorum :P Valla bana çocuk konusundaki endişeleri "abartıyorsun" dediği oluyor evet, ooof of. Şeytan diyor, çarp kapıyı çık, bırak baba kız bunları başbaşa..

      Sil
  9. Canım çok geçmiş olsun; biliyor musun Aren değil 9 2 kere bile hastalanmadı ve ben düşünüyorum başka bir çocuğum olsa hastalandığından ne yapacağım diye; dahası Eylülde okula başlıyor bakalım napıcağız.

    Farkında olmakla stresle baş edemediğin zaten yolun yarısından bile fazlasını katediyorsun bence. Bence yardım alarak nedenini altında yatan bilinçaltı nedenin bulabilirsin. Anneannen mi böyle endişeliydi, annen mi, kaybetme korkusuyla mı başa çıkamıyorsun yoksa mükemmeliyetçi misin? bak hemen yetersiz miyim, bakamıyor muyuma getirmisin yani birazda benim çocuğum nasıl hasta olur yo yo olamaz gibi bir durum bu.

    Yangına körükle gidicem ama beyaz atlı prensle konuş türkte değil üstelik uyumasın abi uyumasın kalksın geceleri biraz baksın uykusuz işe gidilebiliyor akşamları biraz yükünü üzerinden alsın söyle bunu ya açık açık yüklenme bu kadar kendine.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Tütencim :) Aman dilini ısır, maşallah Aren'in bağışıklık sistemi güçlü demek ki.. Stres konusunda derin düşünüyorum, yarın ağlayan çocuk merkezini arayıp yeni bir randevu alacağım. Annem endişelidir evet ama sağlık konusunda değil, benim sağlık endişelerim teeee çocukluğuma dayanıyor, annemle babam doktor olunca gereğinden fazla sağlık bilgi ve korkusuna sahip oldum sanırım, şimdi de çocuğum olunca nüksetti evet..

      Sil
  10. Bende kaç gündür neden yazmadı ceren diyordum ben görmemişim çok geçmiş olsun. Hastalığının nedeni dişlerden doğan bağışıklık zayıflığıdır bak gör yakında bir diş göreceksin. Dila da bu sayılara bakınca bu kadar çok hastalanmadı ama hastalıklarında da çoğunlukla eşim yoktu yanımda hep istanbuldayken oldu çok ağır 15-20 gün sürenler olmuştu çok zordu gerçekten zaten biri sütü bırakmasına neden olmuştu. Eşine hissettiklerini ben de hissediyorum zaman zaman ve hatta diyorum ki benim vücudumda sadece bir gün yaşasan 48 saat uyanmadan uyursun o derece yorulursun kaldıramazsın. Şimdi bir de hamileyim ya yorgunluktan geberiyorum tüm gün hiç oturmuyorum ama masallah vücudum bu yüzden dirençli galiba kan değerlerim iyi seyrediyor. Ben senin anlattığın kadar yogun stres yasamıyorum. Genelde unutkanlığım işe yarıyor ve bir de annelikte bir süre sonra herseyin gececeğini daha iyi idrak ediyorsun. O kadar çok badireler atlattık ki çok şükür hepsi geçti bu da gececek, yorgunluğun süreç bitince uyuyup biter, o kızgınlıklar güzel bir jestle unutulur nasıl unutmayız sevdiğimiz adam sonuçta. Yani gececeğini düşünmek olayın içinde takılmaya engel oluyor bende

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağol Gece, valla her zamanki gibi önce Maya sonra ben, soğuk almışız sanırım, boğazım ve başım ağrıyor tipik.. Evet babalar işi hafif sanıyorlar ama geçen parkta bebek bakan bir baba işin çokluğundan ve ağırlığından yakındı ve hiç böyle olacağını tahmin etmemiştim dedi, içimin yağları eridi valla :D
      Evlilik konusunda evet ya, zaten işin sırrı bu değil mi, beraber ayakta kalabilmek.. Takım ruhu, haydi bre pehlivanlar az kaldı :D

      Sil
  11. Bu cinslerin yabancısı da Türkü de aynı sanırsam. Bütün bebekli evlerde durum bu. Biz de her iki ayda bir aynı mevzulardan tartışıyoruz valla. Ve de sebeplerin hiç de sudan diil, bence gayet mantıklı. Sen annesin biliyorsun da o neden bilmiyor?!? (Örneğin sulugun yerini) demekki hiç vermemiş bebeye de ondan! İnsan "yerini bilmiyorum" demeye utanır halbuki! Peh...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay sorma, bir de bizim evde eşyalar hep aynı yerde durur yıllarca, obsesifler gibiyim, hiç değişmez yani.. Öyle rahat tipler vardır ya eşyaları ikidebir değiştirirler, onlardan olsam bari içim yanmaz..

      Sil
  12. Hastalıklar seni üzüyor ama onu güçlendiriyor bunu hep böyle düşün yorulduğun zamanlarda.. Ben de çok hasta olan bir çocuktum.. Annem şimdi paranoyak bir anne, sağlıkçı olmasına rağmen, evet, onun için üzgünüm. Ama ben şimdi çok daha güçlüyüm hem bağışıklık hem de sinir sistemi açısından.. sağlık diliyorum elbette her zamanki gibi, iyi olun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle mi dersin? Yoksa bazen üstüste hastalık, iyice güçsüzleşip kronik olur mu dersin.. Sağlıkçıların çocukları zaten çok hasta olur, fazla bakımdan :D Aslında salmak lazım evet.. Sağol canım, sabah seni düşündüm ben de..

      Sil
  13. ne çocuğum var, ne eşim. ama söz konusu stres ile baş etmek olunca, konuya dahil olayım dedim. bak bu konuda uzmanım işte. ("stres ile baş etmenin yolları" vb. isimli kitaplar kadar insanı stres eden bir şey yoktur bu arada) stres karşısında kendimi çok kez eve kapatmışlığım, dünyaya küsmüşlüğüm, hayata sövmüşlüğüm var. allahım o depresif zamanlar... gençlik işte... yaş aldıkça (yaşlandıkça demem. öldürsen demem :P ) bunları yapamaz oldum. allaam nerede o odaya kapanmalar, hayata küsmeler, bunalıma girmeler filan... yok, yapamıyorum artık. kendimden sıkılıyorum beş dakikada. onun yerine çeneye vuruyorum işi. ben ne zaman strese girsem çenem düşüyor, son yıllarda bunu fark ettim mesela. abuk sabuk bir ton şey konuşuyorum. normalde, çok konuşan biri değilimdir ha... misal ameliyata giricem (hayatımın stresidir narkoz almak, ama 3 kez ameliyat olmuş insanım) bir çene bende, bir çene... narkoz verip ancak kurtuluyor doktorlar. hatta bir ameliyatımda anestezistin niyeti lokal anestezi yapmakken, benim cerrah olaya müdahale edip toptan uyutturdu. o derece konuşuyorum. uyanıp kafam güzelken de saçmalayarak devam ediyorum konuşmaya. yat uyu, her yerin uyuşuk zaten di mi? ama ben napıyorum? hastaneleri bezdiriyorum. en son ameliyatımda, tam ameliyathanenin önünde bir hemşire, hastabakıcıya sordu: "kürtaj bu mu?" hastabakıcıdan önce ben atladım tabii "hayııııır..." ama stres işte, narkozda durmuyor. ben uyanıp odaya getirilince başla bağırmaya, "bunlar bana yanlış ameliyat yaptııııı, bunlar bana kürtaj yaptııııı" hastaneye rezil ettim yanımdakileri. beni yaka paça atmadılarsa, yanımdakilerin kıkırdayıp olayın ciddi olmadığını anlatmaya çalışmaları ve hastane parasını peşin vermiş olmamdır. neyse, bu konu uzun aslında, geçeyim.
    dediğim gibi, son senelerde çeneye vurdum kendimi. ya konu harici şeyler konuşup kendimi eğlendiriyorum, ya da çenemle sevgiliyi dövüyorum resmen. adam sadece benimle beraber olduğuna değil, doğduğuna pişman oluyor muhtemelen. ama zaten sevgili dediğin ne için var? sorarım sana ceren... bu işe de yaramayacaklarsa yani cık cık cık...

    anlayacağın stresle baş etme yöntemi sevgiliyi strese sokmaktır cerencim. doğru yoldasın. ama püf nokta şu; her daim bileceksin ki, adamın bir günahı yok. sadece sana batıyor her yaptığı. tabii bunu bilsen de vicdan yapmayacaksın. bak bitti gitti işte stres. ne olacak yani etrafı kırmayınca? aman kimseyi kırmayayım derken daha çok strese gireceksin. hayatı paylaşmak gerek, stresi paylaşmak gerek...

    gördüğün gibi, iyi ki psikolog olmamışım. sevgiler... :)
    not: doğru yöntemi bulduğunda beni de haberdar et.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaw seni çok özlemişim ki kendime yorum bıraktırtmışım beyin gücüyle, hatta haberim olmadan bu yorumdan, bir de diğer blogdan sana atıfta bulunmuşum.. :) Uzun uzun yazmana hasretiz! - Yöntemi bulamadım ama meslektaştan randevuyu aldım valla.. Vuslata erersem yazarım hemen (eremezsem de yazarım, çenem elime vurur bilirsin)

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!