6 Kasım 2014 Perşembe

Olumsuz hissediyorsanız, durun ve şükredin.


Üyesi olduğum bir sanal grupta, dün 7-8 aylık oğlu olan bir anne "devamlı ağlıyor, artık tükendim, dayanamıyorum, bazen tutup duvara fırlatmak geliyor içimden" diye bir yardım çığlığı attı. Bunun üzerine bir gecede belki 100'ü aşkın yorum gelmiş; kimi ağlayan bebeğe neyin iyi gelebileceğini yazmış, kimi sabır dilemiş. Baktım herkes birbirinden dertli. Bir çok anne, çocuktan sonra değişen hayattan dert yanıyor, çocuğumu çok seviyorum ama.. diye başlayan ve çocuksuz hayat ne güzelmiş, bilemedik diye biten bir sürü yorum. Hepsine katıldım, anladım, onlar gibi hissettim, paylaştım. Kızımı büyütürken ben de çok zorlanıyorum ve bazı annelere ve çocuklarına bakınca, benim neden bu kadar ağır ve zorlu bir patikada yürümem gerektiğini düşünüp, bu haksızlığa lanet ediyorum. Oysa halime şükretmem gerekir; bedenen ve ruhen sağlıklı bir çocuğa sahip olmak, insanın şükretmesi için yeter de artar bile.

Okuduğum bloglarda da, bende de son birkaç yazıdır olumsuz bir ruh hali çöreklendi hepimizin üstüne. Yaklaşan kışın, bozulan havaların da etkisi var elbette ama bir durup silkelenmenin zamanı geldi sanki.. Bugün bunu yapmak, üstüne basa basa yazmak, sizinle de paylaşmak istedim. Sağlığımıza, huzurumuza onları kaybetmeden şükretmeyi bilelim!

Kızımı çok seviyorum. İyi ki var. Ondan çok şey öğreniyorum ve karakterimin olumsuz yönlerini törpülüyor, beni daha iyi, daha sevecen, daha anlayışlı, daha sabırlı bir insan yapıyor. Bana çözmem gereken bir çok problem veriyor, zorluyor, devamlı deniyor ve bu beni, yaşamı tüm zorluklarıyla deneyimlememi, yaşama dair bir çok ayrıntıyı öğrenmemi sağlıyor. Diğer çocuklar gibi annesinin her verdiğini sorgusuz kabul eden bir insan olmadığı için, şu an zorlansam da, ilerde o bir yetişkin olduğunda onun bu huyuyla, dik başıyla, özgüveniyle ve kendi seçtiği yolda yürümesiyle gurur duyacağımı biliyorum. Geceler boyu uyumaz ve uyutmazken, yakınacağıma, bugün esneye esneye okuduğum şu yazıdaki gibi belki de az uyku ihtiyacı onun zekasının yüksek olduğunu gösteren bir işarettir diye düşünmeye çalışıyorum. Az yediğinde, yaşıtlarından daha minyon olduğunu fark ettiğimde endişelenip üzüleceğime, sağlıklı olmakla çok yemek arasında düz bir ilişki yok ki diye düşünmeye, bilakis az yedikçe ömrün uzadığını gösteren şu makaleye odaklanmaya çalışıyorum. Sık sık hastalandığında, belki de gerçekten şu yazıdaki gibi, bu sayede ilerde daha güçlü bir bağışıklık sistemi olacağını düşünmeye çalışıyorum. Kısacası, sahip olduğum çocuğun olumsuz huy ve durumuna odaklanmaktansa, onun artı yönlerini görmeye, bulmaya, tüm bunlara şükretmeye çalışıyorum.

Bu blogda devamlı yakınmak istemiyorum. Tabii ki hepimiz gibi benim de ara sıra inişlerim, ruh dalgalanmalarım oluyor. Ara sıra annelik çok ağır geliyor, eziliyorum, yapabildiğim tek şey (ki benim için bir nevi terapi) yazmak.. Ve sonra yorumlar geliyor, bakıyorum yalnız değilim, herkes bir şekilde bata çıka yürüyor. Çok uslu, uyuyan ve yiyen, o süper çocukların bile aileleri yakınacak birşeyler buluyorlar. Ya da engelli ya da sağlık problemi yaşayan çocukların anneleri bazen o çocuğun onlara öğrettiklerine, yaşamlarına kattığı sevgiye şükrediyor, bu durumu bir şans olarak görüyorlar. Hayat okulu bu, hepimiz öğrenciyiz. Zaman dördüncü boyut çünkü; hiçbir şey aynı kalmıyor, herşey değişiyor.. Bazen sahip olduklarımız tek bir saniye içinde yok olabiliyor, bazense bitmez dediğimiz dert birden diniveriyor. Herşey geçiyor, hayat da.. Nasıl geçireceğimiz, neler öğrenip, ne derecede mutlu ve huzurlu olabileceğimiz ancak ve sadece bizim elimizde.

Bu nedenle; sağlığıma, iç huzuruma ve sahip olduklarıma (aileme, eşime, kızıma, sıcak evime, hoş sohbet dostlarıma, maddi manevi mülk ve değerlerime) şükrediyorum ve bunların artarak devamını ve sizlerle paylaştığım şekilde hepimiz için de aynı şekilde çoğalmasını diliyorum.

29 yorum:

  1. yazdıklarına sonuna kadar katılıyorum en bunaldığımız anlarda sağlımıza sükretmeliyiz cocugu ömür boyu bakıma muhtac olan anneler var onlar napsın yemediğine dertleneceğimize uyumadığında sikayet edecegimize biraz bardagın dolu tarafını gormekte fayda var.sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet, o bardakta bir de buz gibi bira olsa... :D

      Sil
  2. Sanirim ilk bir yil bu da gececek fikri yeni yeni okusmaya basliyir annelerde. En ufak bir rytin degisiminde buyutuyorlar hatta daha bugun facebookta uye oldugum anneler grubunda 10 aylik bebeginde ortaya cijan muhtemelen ilk yeme bozuklugundan sikayet okudum. Icimden daha neler neler olacak bu da bisey mi desem de bunu acikca yazmiyorum. Hepimiz ayni endiselere kapildik cunku buyuk dertler olmadigi surece (allah korusun) tum sureclerin gecip gidecegini insan sonradan anliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herşeyin ilki çok zor oluyor be gece, ben hiç hafife almıyorum kimsenin derdini, herkesin derdi kendine büyük.. Dediğinde haklısın, yavaş yavaş insan alışıyor, kabulleniyor sonra çözüm de üretebilmeye başlıyor..

      Sil
  3. Cerencim ben tüp bebek yöntemiyle anne oldum ,hem de 4. Denemede ancak.Anira anira nasil istedim,her regl oldugumda,her negatif sonucu aldigimda bogurdum,simdi çok zorlaniyorum ya ,diyorum kendime ne cabuk unuttun o günleri.Ben nasil gebeyken onu kaybetmekten korktuysam ,oda şuan ayni kaygilari üst perdeden yasiyor.Gözünden bir turlu ayirmak istemiyor beni ,hergun bye bye deyip ise gitmeme ,sadece 3 yarim gün calisiyor olmama rağmen,evde kaldigim günler canima okuyor benim. Bakici teyzemiz ,siz yokken asla bana boyle yapmiyor diyor.Bilmiyorum ben mi çok abarrttim bu doğal ebeveynlik durumunu ,Sears amcayi çok okudum.Yoksa sari kuzum yapisi geregimi böyle talepkar ve hassas. Kolik bitti lakin etkileri hala bitmedi ,ne zaman bitiyor bilen varsa bana da soylesin olur mu ;) bunca dertlendim simdi vicdanimi rahatlatma vakti,çok şükür bin şükür seni bana verene ;))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşı gereği çok normal bir kaygı bu Doğal anne, ayrılık kaygısı geçecek merak etme.. Kolik normalde 3 ayda bitiyor ama bazı bebekler diğerlerine oranla insan kullanmayı, manipülasyonu daha iyi beceriyorlar özellikle de sen biraz zayıfsan hemen bunu anlıyor ve senin en hassas olduğun noktadan seni ele geçiriyorlar :) İlerde başarılı bir patron olabilir diye düşün, işi pollyanna'ya bağladık işte :P

      Sil
  4. Bence her annenin cocugu ile sorunu var. Sorunsuz bir cocugun yetisdigine inanmiyorum. Sadece bazi anneler umursamiyor, bazilari da önemsiyor. Fark bu. umursanilmayan cocugun gelecekte ne gibi sorunlari olacak acaba? Mutlu, neseli bir insan olabilecekmi? 3 cocugum var, hepsinde ufak tefek sorunlar yasadim. Yemek uyku, gaz sorunu ve daha niceleri. Ne ararsan bulursun. Ama hicbiri kalici degil, hepsi geciyor.... Maya'nin yemek sorunu hala devam ediyor:((( Selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Lalelula nasıl bazı insanlar zor bebek yok, çömez anne var diyorlarsa, ben de sana söyleyeyim o melek gibi sorunsuz çocuklar var canım. Özellikle avrupa'da bolcalar ve hiç de anneleri umursamaz falan değil sadece bebek rahat. Sanırım biraz da karakter işi, biz akdenizli insanlar daha hareketliyiz, kavgacıyız, dominantız. Bebekler de bizim gibi tabii ki. Ben yetiştirmenin yanında kalıtımla gelen huylara da inanıyorum yani kolay bebek de zor bebek de var, her suç annelerin değil. Ama sen daha iyi bilirsin, 2. çocuk daha kolay derler, nedenlerinden biri de annenin zamanı yok, azıcık dozunda yani umursamamak çocuğa iyi geliyor :) Bu arada 3 çocuk mu, helal olsun sana, ciddiyim, çok tebrikler ben düşünemiyorum bile.

      Sil
    2. Her zaman bahcemin oyuncaklarla ve evimin cocuk sesi ile dolu olmasini istemistim. 3 cocukla anca bu istegim yerine geldi:)) Bebek konusunda öylemi düsünüyorsunuz. Belki günün birinde bizim bebeklerde bu konuda buraya integration olur da, rahat Bebek olurlarmi? Ayyy öyle olsa varya üc bes bebek daha yaparim.Lol. Bence henüz erken, birkac sene sonra konusalim ikinci cocuk meselesini ;)

      Sil
    3. :) Senin adına çok sevindim, dolu ev de değişik belki güzel birşey olsa gerek, ben bilmiyorum ancak filmlerden izlediğimi biliyorum fena durmuyor :D Çocukların kaç yaşlarında, yani araları açık mı merak ettim.. Arayı açmayı mı önerirsin (okurlara canım bana değil) yoksa hemen peşpeşe sıralamayı mı? :)

      Sil
    4. :) dolu ev nese, mutluluk,hayat demek benim icin. Kizim kücük iken, komsular rahatsiz olmasin diye, bahcede bagirmamasini istemistim. O da:" anne,onlar huzur evinde zaten sessiz yasamak zorundalar"demisti, ve aslinda cok hakliydi:)) benim büyük yavrum 15, ortanci 12 ve ufaklik 2 bucuk. Calisan bir anne olarak benim hayat sartlarim, maddi ve manevi olarak öyle gerektirdi ve benim icin ideal bir durum. Cocuklarimin bebekligini doya, doya yasadim ve yasiyorumda. Pespese olsalar idi eminim yapamazdim, gereken ilgiyi ve zamani veremezdim. Büyüdükce daha degisik,interessant ve güzel oluyorlar:)Esimin ve benim calismam, maddiyatimiz ( evet malesef o da önemli olabiliyor) ve ben cocuguma mutlu bir cocukluk yasata bilecekmiyim sorularim arasindaydi. Arayi acip veya acmamayi herkes kendi sartlarina göre karar vermesi lazim. O konuda bence bir formül yok. Frankfurt' tan selamlar.

      Sil
    5. Ne güzel yazmışsın, hem iki şekli de biliyorsun bence, ilk ikisinin yaşı yakın son ikisinin baya var arasında. Güle güle büyüt, güzel günlerini gör inşallah. BU arada benim çok yakın bir arkadaşım 4 kardeş (sonuncular ikiz) ve annesi onlar üniversiteyi bitirirken 14 kişilik yemek masası aldı evlerine ilerde kalabalık olucaz diye :D Çok hoşuma gitmişti, sen de heralde böyle bir masa alacaksın birgün, sevgiler!

      Sil
  5. Hayatta neyin üzerinde durursan o artıyor ve hayatın oluyor bu kesin bir deneyim; sıkıntılarından dozundan bahsetmek , yazıp rahatlamak ki bu da benim tek tterapim çok güzel ama her sohbetinde her yazından her anında sorunlarına odaklıysan orada ciddi bir var olma sorunu oluyor; yani öyle oluyor ki artık sorunların var olma sebebin olmuş, şükürü şöyle bir cümle içinde kullanıyorsun; evet çok zorlanıyoruz evet çok özlüyoruz çocuksuz zamanları ama buna direnmenin de anlamı yok, yazdığın gibi işte şükredip şükür sebeblerini çoğaltacağız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüten yalnız kültürün etkisi de var bizde, hep yok çok gülen çok ağlar, yok en iyiyi beklersen en kötüsü başına gelir, hep olumsuza odaklı yönlendirmeler oluyor yetişirken. Ben bile ne kadar dikkat etsem de bazen "dur ya, çok olumlu düşünüyorum, kendimi kötüye hazırlayayım da üzülmeyeyim sonra" diyorum ya da biri bir huyumu övünce hemen "yok yaaaa, hiç de değil" diye hemen olumsuza çeviriyorum böbürlenme olmasın diye ama insan iltifatı da kabul etmeli, olumluyu da beklemeli, yoksa hakikaten dediğin gibi, negatiften negatif doğuyor..
      Yalnız bir de nazar olayı var yaaa, o ne olacak? :D:D:D

      Sil
    2. Nazar olumsuz enerjidir ve istersen kendini olumsuz enerjiden koruyabilirsin ;) Elbette kültürün etkisi var ama onemli olan farkındalık ya ;)

      Sil
  6. Aslında ,bebek büyütürken arada sirada hayiflanmamiz sikayetten dogmuyor,insan bazen sadece karşısindakinin anliyorum demesini bekliyor cerencim, elestirilmek yerine.Seni anliyorum uzun yillar çok agir ilaçlar kullandin ,çok yiprandin ,zor bir gebelik gecirdin ve kolik gibi bir travma yasadin,sari kuzunda hakikaten zor bir çocuk( 4.30 da güne basliyoruz) ama geçecek hep boyle kalmayacak gibi ,ben diliyle bir teselli bekliyor aslında.Ama duyduklarim genelde,siz yıllarca gezip tozdunuz simdi çocuk bakmak zor geliyor vb oluyor.Soyledigimden daha çok laf isitiyorum ayol ;) kesinlikle katiliyorum cook rahat büyüyen çocuklar var ve benim kizimdan daha zor çocuklar da var gördüm bildim ve onlari anliyorum ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın, bu kadar zorlanmış olduğunu bilmiyordum, sen çok cesaretlisin bence.. Ben hamilelik kararını verdikten sonra 3 ay bekledim, o zaman bile aaa olmuyor neden olmuyor yoksa hiç olmayacak mı falan diye delirme noktasına gelmiştik. Hakikaten zor isteyince olmaması, olunca da insan kaybetme korkusu falan yaşıyor, çok haklısın yani. Koliğe hiç girmeyeyim :D Çıkamayız..
      Bu arada yıllarca gezip tozdunuz bize de çok deniyor, eee n'olmuş yani 57 ülke gördüm bu sayede diyorum susturuyorum (saçımı da savuruyorum havalı bir şekilde :P) ama bak bir nokta var, kimseyi takmayacaksın çocuk yetiştirirken, sadece okuyacaksın kitaplardan ama en çok içgüdülerine güveneceksin valla daha yolun başındayım ama ben bile bunu anladım.. O kadar yani, ağzı olan konuşuyor.. Hep de negatif amaaaan boşvereceksin. O kadar biliyorsan gel sana vereyim sen 1 gün dayanabilecek misin bakalım de geç :D Genelde 3 saat sonra geri getiriyorlar hehehehehe

      Sil
  7. Kayınvalidem 3 çocuk büyütmüş, iki yaş ard arda ve eşimin kızkardeşinin de üç çocuğu var. Oğlum da iki aylık oldu, neyse. Ve dikkat ettiysen Almanlar ard arda doğuruyor hep. Biri eşikte biri beşikte. Benim gözüm korkuyor ikinci çocuk yapmaya ve soruyorum kendime, abi bunlar nasıl yapıyo madem ben de mi bi sorun var???! Sonra bizim kocanın ailesinden olsun gerekse arkadaş çevresinden olsun şunu anladım: Onlar çocukla ilgili yok ağladı yok bilmemne hiç endişe duymuyor. Çocuk ağlıyor mu? Bırak ağlasın. İlk aylardan itibaren çocuk kendi yatağında yatıyor mesela. Yemek yemiyor mu, bırak yemesin. Hoş zaten yemek pişirilmiyo da :D Eşimin kızkardeşi demiştim, çocukları 11,6 ve 4 yaşında. Yemekleri şöyle: sabah marmelat ekmek, öğlen çorba veya bir öğün işte sıcak yemek, akşam da mozarella. Evet onlar çocuklarıyla ilgililer ama ben ayyy yavrım yemiyor gece uykusuz kaldım diye yakınanını görmedim. Emzirme grubun gidiyorum bugün yorgun hissediyorum demeye korkuyorum çünkü tek yorgun ben olucam muhtemelen.. işte o uslu çocuklar bu disiplinle uslu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oetzi, gözlemlerinde haklı olduğun noktalar var ama neden ard arda doğuruyorlar çünkü Almanlar genellikle geç çocuk sahibi olurlar, 35ten önce anne olan, yani entellektüel kesimde fazla yoktur. Biz hangi ortama gitsek mesela en genç çocuklular biziz, çok acaip oluyor çünkü Türkiye'de benim yaşımda oooo geç kaldınız falan.. Öyle olunca arayı fazla açmak istemiyorlar. İki çocuk hele küçükse çok çok zor bence çünkü büyük çocuğun hakkını yiyorsun, daha onun altı bezliyken, konuşamaz derdini anlatamazken abla abi oluyor, bence çok yanlış.
      Yeme konusunda da haklısın, Almanlar sadece öğlen sıcak yemek yerler sabah ve akşam Brotzeit denen ekmek zamanı yapılır, genellikle ekmek, peynir soğuk salatalar falan yenir. Ama bunu da çok sağlıklı yapabilen çok insan tanıyorum. Türk aileler gibi çocuğa iki saatte bir yok cipstir yok kektir yok meyve suyudur dayamadan, dediğin gibi bir öğünü bazen sadece peynir ve meyve ile geçiştirerek, bizden daha sağlıklı ve fiziksel açıdan da güçlü çocuklar yetiştiriyorlar. Fakat haklısın, onlarda bizdeki gibi herşeye aşırı endişelenme hali yok, çocuk yemiyorsa uyumuyorsa genellikle dediğin gibi suyu akışına bırakıyorlar, anne stressiz olunca çocuk da rahatlıyor.
      Fakat bir noktada sana katılmıyorum, bu eğitimle olmuyor sadece, genetiğin de etkisi var. Biz Akdeniz insanı daha kavgacı otoriter endişeli yani duygusalız, Avrupa insanı daha pragmatik, akılcı ve daha mesafeli, kendine odaklı. Bu genetik de yani çocuklar da daha sessiz daha durgun bebekken bile :) Bizim genler dominant ama di mi :D

      Sil
  8. Cok guzel yazmissin. Durustce bunlari paylasabilmen ayri bir cesaret. Iyi bir anne miyim diye endise ediyorsan, bence iyi bir annesin.

    YanıtlaSil
  9. Herşey bakış açısında gizli..ben de son günlerde bu konuyla çok haşır neşirim, Suudi Arabistan a taşındım üç hafta önce, tek başımayım eşim yanımda değil..o kadar zorlayıcı bir hayat söz konusu ki benim için, ama hep iyi bişeyler bulmaya çalışıyorum tutunmak için..yoksa nasıl yaşar insan..çok iyi geldi yine yazın, sağolasın:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Songül, kolay gelsin öncelikle, tek ve gurbet bir arada çok zor. SA'da expat community'ler var, bir araştırsana, iyi gelebilir belki?

      Sil
    2. Henüz düzen kurma aşamasındayım..ev dağınık olunca, kafayı toparlamak da güç oluyor hem işte, hem sosyal hayatta..neyse ki az kaldı..face üzerindeki toplulukları gördüm ama senin bildiğin var mı başka..bir de ev arkadaşı arayışı içine girebilirim, bunun için önerebileceğin bir sistem var mıdır, ya da yol yordam? Teşekkürler:)

      Sil
    3. Valla SA'ı hiç bilmiyorum ki... Kolay gelsin!

      Sil
  10. Biz 39 ay bekledik Cerencim.Tüp bebek yöntemine rağmen olmaması çok yipratiyor aslinda.E bide sizden daha duygusal stres yönetimi daha zayif bir nazli ceylaniniz varsa cinnet kapiyi calmiyor değil ;) Bunca sikintiya rağmen çok çok zor bulamama,buldumcuk olmama rağmen çok tahammülü değilim be Ceren, her sabah 4.30 da güne baslayip iki saat sonra ise gidip sonra gün boyunca sari kuzumun üst perdeden sürekli ağlama durumlarına sanki daha sabirli olmaliydim.Allah bir mucize vermişti bize, tazi gibi kosmali ari gibi sokmaliydim tabiri caizse.Disimdan kuzuya belli etmesemde,bu sabah 4.15 te uyandik ,icimden neler saydiriyorum bi bilsen..Biliyorum ki buda imtihanimizin bir parcasi,yaradan verdi ve dediiki bakalim isyan mi sabir mi edeceksiniz ;) Disimdan sabir içimden isyan ediyorum sanirim ,nolcak simdi ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepimiz öyleyiz Doğal Anne, içimiz ayrı dışımız ayrı :) Bence normal ama bu, insanın çocuğuna karşı devamlı olumlu duygular beslemesi normal olamaz, önemli olan bunları kontrol edebilmek ki sen de bunu iyi başarıyorsun.. Çocuklarınıza negatif duygularımızı da öğretmeliyiz (bunu öğretme ve gösterme şeklimiz önemli tabii, işi negatif davranışa dökmeden) çünkü bu şekilde onlar da negatif duyguları olan biriyle karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını öğrenirler.. Değil mi?

      Sil
  11. Aynen katiliyorum çok tesekkur ederim Cerencim bunları duymaya ihtiyacım vardi,uzmanindan ;)

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!