13 Aralık 2014 Cumartesi

12-18 ay arası oyun ve aktiviteler

Maya'ya 18 ay boyunca, tek başıma tam zamanlı annelik yaptım. Bu biraz da maddi ve manevi imkanlarımla ilişkili ama ben çocuğu bilinçli bir seçimle daha geç bir yaşıma erteleyerek, biraz da bu koşulları kendim sağladım. 20'lerimde anne olsaydım, hem hala gezmede tozmada kalacaktı aklım (20-35 arası 57 ülke görmekle bu ihtiyacımı bir nebze doyurduğumu söyleyebilirim) hem mesleğimde gelmek istediğim yere gelemeyecektim (ben öyle hem çocuk hem kariyer hem okul başarabilen insanlardan değilim, öyleleri var mı yani her işi tam anlamıyla yapabilen var mı onu dabilemiyorum doğrusu) hem de açıkcası duygusal olgunluğa da insan 30'lardan önce varmıyor, bu da bir gerçek..

34 yaşımda anne olarak, şimdi çocuğuma hem zaman, hem de enerji ayırabiliyorum. İkimiz, arada tam anlamıyla tırlatsak da, ortalamada iyi bir ekibiz. Onunla istediğim düzeyde zaman geçirebildiğime ve tam zamanlı anneliğin en önemli sorunlarından biri olan "tükenmişlik"i yaşamadan (gece o yatağa gittiğinde benim de pestilim çıkmış oluyor tabii ama bunu normal kabullendiğim için ve de vitamin desteğiyle yıkılmadan ayakta kalabiliyorum, en azından "çoğunlukla" diyelim..) kaliteli zaman geçirebildiğime inanıyorum. Gün içinde o kadar yoğunuz ki, açıkcası 18 ayda ben HİÇ televizyon açmadım, Maya uyumadığı zamanlarda HİÇ bilgisayar açmadım, bazı şarkıların doğrusunu öğrenebilmek ve çok sevdiği bir iki oyun dışında (ki bu da toplamda haftada 2-3 günü ve gün içinde 5 dk'yı geçmez) Maya HİÇ internet kullanmadı. Tamamen doğada ya da iç mekanda birebir, beraber ya da gözüm üzerindeyken tek başına oyun ve aktivite yaparak tüm günü doldurabiliyoruz. Burada 0-6 ay için ve burada da 6-12 ay için ve hatta burada özellikle ev içinde oynanabilecek oyun ve aktiviteleri anlatmıştım.

Şimdi gelelim 12-18 ay arasına. Maya bu 6 ayda çok değişti, bebeklikten çıkıp ufak bir çocuğa dönüştü. Onunla birlikte oyunları da gelişti. Artık çevresindeki nesneleri tanıyor ve ne işe yaradıklarını, çıkardıkları sesleri biliyor. Dolayısıyla "deliye pöstek saydırmak" dediğim, at önüne ıvır zıvırı, kullansın beş duyusunu türü oyunlardan sıkılıyor. Artık amaçlı, konusu olan oyun ve oyuncaklara, birlikte oyun kurmaya daha ilgili. Hala kendi kendine oynamaktan çok zevk alıyor ama anne ve hatta mümkünse hem anne hem baba ile birlikte "oynamak" istiyor. Bu bence çok keyifli bir dönem çünkü ben de oyun oynamayı çok seviyorum. Gün boyu beraber atlama zıplama koşturma, bazı küçük ev işlerini yaptırma (çöpleri attırma, ufak silme süpürme işleri, bulaşık ve çamaşır makinasını doldurma (bkz. yanda makinanın içine girmiş oturmuş bızdık), boşaltma, çiçekleri sulama vs.) dışında, bir de yastıklardan oyun evleri yapma ve "açık uçlu oyuncaklar"la (farklı şekil ve ebattaki tahta bloglar, LEGO, Playmobil ve raylı tren sistemleri) tamamen uydurma, hayal etme oyunları oynuyoruz. Bir de bebek evimiz var. Bazen salonun ortasında tüm oyuncakların birlikte yarattığı bir hayali dev-metropol falan kurmuş olabiliyoruz. Sonra söküyoruz, deviriyoruz, fırlatıp atıyoruz. Evde sanki savaş çıkmış gibi her yer heryerde oluyor. Tam da salonun ortasında tabii. Ama bence önemli değil. "Oyuncak toplama" şarkısıyla bitiriyorum günü; bazen 178.453 parçayı tek başıma toplayarak, bazen işine gelirse Maya bunun 4-5 tanesine yardım ederek.. Önemli değil. Obsesif bir düzen alışkanlığındansa, yaratıcı bir dağınıklık iyidir.

Tüm bu oyunlar onun özellikle küçük kas gelişimi, neden-sonuç ilişkisini öğrenme, zamansal algı gibi nöropsikolojik gelişime katkı eden oyunlar. Ama en çok da sosyal ilişkileri ve yaşam kurallarını bu şekilde öğreniyor. Özellikle beni izlemeyi ve her yaptığımı taklit etmeyi seviyor. Oyunlar sırasında belli bir şarkının belli bir aktiviteyi anlattığını öğrendi, söylediğimiz şarkıları biliyor ve hangi şarkıyı / aktiviteyi istediğini melodisini ya da ilk kelimesini söyleyerek belirtiyor. Üç dilli büyüyen ve hala 5-10 kelime konuşabilen bir çocuk olduğu için, şarkıyla iletişim, kendini ifade etmesini sağladığından onu rahatlatıyor. Konuş(a)mamasını dert etmiyorum çünkü her dilde çok karışık komutları bile anladığını fark ettim, bu bence "iletişim" anlamında şu an yeterli.

Bir diğer aktivite, kitaplar. Biz ailecek kitap kurduyuz ama açık söylemek gerekirse ilk 6 ay kitap vermedim Maya'ya. Bence gereksizdi, resimlerden ziyade nesneleri tanısın istedim. 6-12 ayda basit (iki renkli, büyük, tek parça nesneler) kitapları oldu ama daha çok kitabın kabıyla, sayfalarını çevirmekle, dişlemekle ilgilendi. 12-18 ayda ise kitabın içeriği ilgisini çekmeye başladı ve özellikle tanıdığı nesneleri, hayvanları, gittikçe daha rengarenk ve karışık kurguları okumak ister oldu. Genellikle akşamları kendi seçtiği bir kitabını getirir, yanıma ya da kucağıma tırmanır, kendi sayfaları çevirerek ve işaret ve seslerle kitabı bana anlatır, sonra ben ona anlatırım. Bu şekilde en az 20dk geçirebiliyor ve her üç haftada bir yeni bir kitap almam gerekiyor. Kütüphaneler ve kitap değişimi bu açıdan çok kullanışlı oluyor.

Tabii ki bu oyunlar dışında hala devamlı gittiğimiz iki oyun grubu, bir yüzme grubu ve bir de evde arkadaşlarla oyun günümüz var. Ve günde hala 1 saat açık havada zaman geçiriyoruz.

Anneyle tek başına oynadığı oyunlarla babayla tek başına oynadığı oyunlar farklı. Benimle genellikle kitap okumayı, şarkı ve dansı, bebek evinde oynamayı seviyorken, babasıyla genellikle LEGO ve Playmobil kuruyorlar, beraber resim (karalama) yapmaktan hoşlanıyor. Ayrıca genellikle babayla yapılan boğuşma ve kudurma işleri de nedense daha çok benimle. Nedeni babanın Avrupalı sakinliği ya da haftaiçleri sadece uykudan önce 2 saat görüşmeleri olabilir. Haftasonu bir yarım ya da tam gün Maya bensiz, sadece babasıyla zaman geçiriyor.

Üçümüz bir aradayken.. İşte o zaman tadından yenmiyor. Genellikle tam zamanlı bebek bakan anneler gün içi yorulup akşam çocuğu hemen babaya devrederler ya. Bizde pek öyle olmuyor çünkü Maya ikimizle aynı anda oynamaktan büyük keyif alıyor ve ısrarla istiyor (totomu tam koltuğa yerleştirmişken UP! UP! diye çekiştiriliyorum yine yere doğru). Üçümüz beraber hafta içleri genellikle kudurmaca ve raylı sistemi kurup trenleri tokuşturmaca, toplarla oynama aktiviteleri içinde oluyoruz. Haftasonları ise genellikle doğada koşturmaca, çocuk bahçesi ziyareti ve üçümüz birlikte (ve birkaç yüzen ördek, 10-15 parça LEGO vs. ile hep birlikte) uzun köpüklü banyo keyfimiz var. "Üçümüz" olmak bence çok çok önemli..

İşte 12-18 ay arası da böyle geçti. Bakalım 18-24 arası bizi neler bekliyor :)

17 yorum:

  1. Ben de tam topu bana atacakken fikir değistirip yalamaya başlamadıği, kitabini elimize alip tam resimler ilgisini çekmişken tadinin daha cazip gelmediği,amaçli oyunlar oynayabileceğimiz günleri iple çekiyorum :) şaka bi yana her ani ayri güzel.

    YanıtlaSil
  2. sevgili tam zamanlı anne ceren, seni her okuduğumda dero yla benim hatatıma benzer bi çok şey bulurdum hatta ben haftada 72 saat yalnız bakıyordum kızıma. bizim hiç öyle oyun grubumuz yüzme vs etkinliklerimiz olmadı. hem maddi hem oturduğumuz sitede yeni olmamız komşuluk olmaması ve en önemlisi benim tempolu bi hayata bebekle uyum sağlayamamamdan kaynaklandı. kızım sosyalleşemeyecek mi korkusu sardı beni. tam da bu sırada 12 aylık olunca işe başladım ve her şey alt üst oldu. şimdi artık size hiç benzemeyen bir hayatımız var. ve sana nasıl özeniyorum anlatamam. hafta içi park bitti arkadaşla bebek arabalı gezintiler bitti. oyun saati çok kısaldı anlayacağın çok dertliyiz. artı bu hafta ayrılırken ağlama krizi yaşanıyor kusana kadar.15 aylık oldu. tabi bende işe gidene kadar ağlıyorum. (günde 6 saat ayrı kalıyoruz)artık size hiç benzemeyen bi hayat yaşıyoruz :((( seneye 24 ayda yarım gün kreş düşünüyorum sosyalleşmesi için. şu anda günde 6 saat ayrı kalıyoruz. senden de yorum almak istiyorum sosyalleşme vs konusunda. sevgiler özden

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Özden, lütfen kendini üzme, ben de çalışan annenin çocuğuyum ve bak azıcık tahtam eksik olsa da sanırım ortalamanın üstünde bir psikolojik yapım var yahu. Yani annenin çalışmasının olumsuz etkisi olduğunu düşünmüyorum ben, üstelik kızına örnek de olacaksın biraz büyüdüğünde seninle gurur duyacak. Benim annem hem işinin getirdiği yükümlülükler, hem de kendi mesleğini severek yapıyor olması nedeniyle ben 3 aylıkken beni ananeme bırakıp çalışmaya dönmüş. Ben de ayrılık anksiyetesi, bakıcı teyzelerin yarattığı sosyal sorunlar vs. ile yüzyüze büyüdüm ama annemle babam beni ne az zaman ayırdılar diye şımarttılar, ne de kendilerini suçlu hissettiler çünkü şartlar öyle gerektiriyordu ve bu şartlar içinde verebileceklerinin en iyisini vermeye çalıştılar. Çalışan anne olmak ülkemizin bir gerekliliği, sadece maddi değil manevi olarak da senin çalışmaya ihtiyacın varsa, bu nedenle kendini kötü hissetmemelisin. Evet çocuğu bırakıp işe gitmek zor ama hayatın gerçeği bu. Değiştirme olasılığın olmadığında kabullenmek ve koşulların getirdiği en iyi sen olmak durumundasın. Ben bu yazımda işte durumum şöyle ideal, böyle rahatım demek istemedim, öyle anlaşıldıysa çok üzülürüm ama benim şartlarım böyle. Burada çalışmamam maddi olarak bizim için daha avantajlı çünkü bakıcı veya kreş ücretleri benim maaşımı geçer. Bu durumda ben de evde Mayayla olunca ona bu durumun avantajını vermeye çalışıyorum yoksa ben de diyebilirim 7/24 çocuk bakmak çok zor da, çalışmak daha kolay da falan (ki doğru da) ama şartlar böyle ve ben bunu kabul edip en iyi ben olmaya çalışıyorum.
      Kreş konusunda bence iyi olabilir. Bakıcı mı kreş mi dersen bence kreş çünkü hem sosyal ortam hem de tek kişi çocuğa bakınca istismara açık oluyor bence. Kreşin çocuk gelişimine ciddi avantajları var 2 yaş erken mi dersen, kreşe bağlı. Eğer kreşte bu yaş grubu varsa harika ama mesela çocuğu 3 yaş grubuna sokup başına da bir bakıcı vereceklerse yok yani..
      Çok dert etme, şimdi sosyalleşemiyor ilerde ne olacak diye çünkü bizim Türk çocukları bir kez anaokuluna girdi mi çabuk kapıyor arayı :) Sevgiler

      Sil
    2. öncelikle seni uzun zamandır takip ettiğim için tanlıl anlaşılma gibi bir durum olmadı. ben de tek bakarken çok bunalıyordum aslında işe başlayınca tahammülüm daha çok arttı ve kızıma olan davranışlarım daha sevecen sabırlı bi hale geldi. çakışmanın avantajlarını da yaşamıyor değilim fakat sorarsan kalbim yine de senin gibi hala tam zamanlı birliktelikte. artı bakıcı konusu sürekli beynimi mıncıklayan bir konu. ağlattı mı azarladı mı kızdı mı vs vs vs...bugün aynen söylediğin gibi katı sayılabilecek bir şekilde davrandım bakıcı 10 da geliyor gelir gelmez başladı bana yapışmaya bi ara kadın yaklaşıp sevdi aplamaya başladı alacak da ben gideceğim diye. 1.5 saati kahvaltı bulaşık mak. yerleştirme vs birlikte geçirdik tabi ben giyinmeye başlayınca akıllı dero başladı bana yapışıp ağlamaya. giyinmek tam bir kabusa dönüştü ilk bulduğum şeyleri geçirip lensimi taktım aynaya bakamadan saçımı bağladım. bu sırada çıkan sesler korkunçtu ağlamaktan zaman zaman kusuyo tıkanıyo çığlıklar salya sümük bacağıma yapışık.sürekli onu sevdiğimi akşam tekrar geleceğimi söylüyorum kadının kucağına verince daha çok ağlıyo diye yere bıraktırdım. kendimi koyvermemek çok zor oldu bu sırada bakıcı da mont ve beresini giydirdi üçümüz aşağı indik kucağıma gelince asansörde biraz sustu. aşağıda vedalaşmak da bugün aklıma geldi.sonra kadının kucağına verince yine feryat figan öptüm seni seviyorum akşam gelicem dedim arabaya bindim korna sesini seviyor diye uzun uzun bastım ağlıyordu hala. çok ağlamamış salıncağa binmiş bahçede. yarın da aynısı yaşanacak sanırım. kendi dertlerimle sizi de boğdum ama sahneyi gözünüzde canlandırabildiyseniz gerçekten zorlanıyorum ve beynim kalbim midem yer değiştirdi. umarım tramva yaşamaz ve ilerde kalıcı sorunlara güvensizlik gibi yol açmaz. güvenli bağlanma güvenli bağlanma dedik ne haldeyiz:((( iştede kendini bilmezin biri çok yapışık yaşadın senin suçun bırakıp bırakıp gitmedin dedi tartıştım biraz. çok uzattım kocaman sevgiler özden

      Sil
    3. tanlıl anlaşılma diye de bişey yok türkçedr sanal klavye işte yanlış anlaşılma demek istedim yani. ne demek istediğini anladım tanıyorum artık biraz olsun ;)

      Sil
    4. Ayyy kuzu yaaa :) Alışacak merak etme, bazı çocuk bu yaşta yaşıyor ayrılık anksiyetesini, bazısı anaokulunda.. Eninde sonunda ayrılacaklar bizden, bazen biz onlardan ayrılma konusunda biraz zorlanıyoruz ;) Kolaylıklar dilerim. Beni haberdar et e mi :)

      Sil
  3. aynı şeyleri t ekrar tekrar yasmışım bi konu bütünlüğü de sağlanamamış :) başımda dırdır eden bir koca vardı da pardon

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok anladım ben seni :) bir de şu aklıma geldi; ayrılırken çok ağlıyor demişsin ya. Bak onun için ben danışanlarıma şunu önerdim ve deneyenlerin hepsi memnun kaldı. Evden giderken cool ol yani bak anne işe gidiyor, akşam dönecek ve seninle oynayacak de, fazla uzatma biraz duygusuz bile ol yani, öp sarıl ve el salla çık git. Sen eğer ay şimdi ağlayacak ay dayanamıyorum yaparsan o daha çok yapar, çocuklar duyguları çok iyi okuyor çünkü. Olayı ne kadar normalleştirirsen o kadar çabuk adapte olursunuz ikiniz de. Mesela düşmelerde de böyledir ya, "hadi hadi kalk bişey yok gel bir de öpeyim" dersin çocuk ağlama bile ama "ayy yavruumm düştün mü gel sarıl öpeyim ay vahvah" yapınca hemen daha da gür ağlar di mi ;) Bunu yap bak 1 hafta boyunca her gün, 2. hafta ağlamayacak, benden garanti ;) Sevgiler.

      Sil
    2. Özden ben de çalişan bir anneyim ki hatta sektörüm gereği şartlar gereği bebeğim 15 günlükken işe dönmek zorunda kaldim hergun her saniye ağladim.el kadar bebeyle ayni yatakta uyunmaz derlerdi bana ama ben o kadar ozluyordumki sabaha kadar yari uykulu yari uykusuz sarilarak yatardim bebeğime.karnima geri koyabilsem keşke diye aglardim hungur hungur.cerenin de dediği gibi daha küçücükken başladim kendimi yolcu ettirmeye bebegime her sabah annem derdiki minnacik bebetoyu kapi ağizlarinda tutuyorsun alfirmazdim o sozlere ben yine bebeğimi öper işe gidip gelicem derdim ve ayrilirdik
      Haftada üç dört gün çalisiyorum ben.öğlenleri eve gelebiliyorum tek avantajim bunlar.bir de cerenden ögrendigim bir sey kar kis demiyorum kizimla tatil günlerimde doğada vakit geçiriyorum.bu ikimize de çok iyi geliyor.bebekli arkadaşlarim ne bebekle oturmaya geliyorlar ne de disariya cikiyorlar uğraşamazlarmis.olsun tek başima da yapiyorum ve acayip zek aliyorum kizimla basbasa olmaktan.oyun grubu falan ben bloglardan öğrendim bunlari.hatta cerenin oyun grubu fotolarini görunce kendimce ben de bebeğime tüneller minderler vs. yaptim cok da eğlendik.demek istediğim seni çok iyi anliyorum.ama şartlar böyleyse yapcak tek bir şey kaliyor mutlu olcak şeyler bulmak.üniversitede drama hocamin en cok söylediği cümleydi.sen cerenin de dedigi gibi her sabah ayni ritüeli uygula ve bir de nacizane tavsiyem işten hep ayni saatte dönmeye çalis eve.bebekler gercekten hissediyolar annelerinin gelecegi zamani.sevgiler

      Sil
    3. cevabın için çok teşekkür ederim tuba. hocanın dediğini uygulamaya çalışacağım çok haklı bir söz. tekrar teşekkürler

      Sil
    4. Ha evet Tuba'nın dediği çok önemli, rutin yani. Her gün aynı şey olursa daha kolay alışıyorlar :) Tuba bu arada helal olsun yaaaa, çok sevindim iki cümle yardımım olduysa!

      Sil
  4. Ceren bi de merak ettim evde hali vs. yok galiba.emekleme ve yürüme döneminde nasildi serdinmi bişeyler yere.benim ev de yerden ısıtmalı bebek var diye halı serdim ama bu seferde hem ısı yalıtımı engelleniuor hem de bilirsin yerden ısıtmalı evde toz cok oluyor bbir gün süpürmesem yumaklar birikiyor.halı yokken cok rahattı.ama iste dusüp kafasını vurmasından korkuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tuba evet evde halı yok ve dediğin gibi temizliği biraz daha sık yapmak gerekiyor ama valla ben haftada 2 elektrikli süpürge ve ıslak vileda yapıyorum, yemeklerden sonra da yemek masasının altını falan temizliyorum yetiyor :D
      Valla emekleme ve özellikle de yürüme döneminde ben her tarafa minder falan koydum, 2 gün sonra baktım hiç bir işe yaramıyor, önündeki minder dururken arkaya düşüyor dannn diye kafayı vuruyor falan, hepsini kaldırdım valla iyi de yapmışım sana da tavsiye ederim. Çok düşüyorlar ve sonunda nasıl düşüleceğini öğreniyorlar, ben kafamı çeviriyordum artık bari görmeyeyim diye :))) Alışıyorsun bir süre sonra. Sanırım onların canı bizden az acıyor :P

      Sil
    2. Evet halisiz gunlerimde ben de hafta da iki yapardim temizliği fakat bu hali denilen şey bildigin ayakli toz uretme makinasi sanki.cocuk duser ama aman ha kafasini vurmasincilarla cevrili etrafim hatta bi arkadasim halinin ustune yorgan falan sermem gerektiğini soyledi emekleme doneminde temiz oluyomus iki iki gun yaptim valla onu da yaptim ama ne temizligi ben hayatimda boyle daginiklik gormedim :) ayrica senin minderler misali derin de gidip halisiz yerde ayakta durmaya calisiyo ve küüüt sirtüstü yerde.ama ilk is annecegizim geldigi gun halilardan kurtulmak.bide bilgin var mi bu bebekler kafalarini vurdugunda kotu bisey olma riski nedir (allah korusun bebelerimizi) derin epeyce bilgilendi nasil dusmesi gerektiği konusunda ana yine arada kaçak olmuyor değil.

      Sil
    3. Aman sakın ya, yorgan bir de kıvrılır, çocuğun ayağına dolanır. Ya gerçekten hissiz bir anne gibi görünmek istemem ama, çocuklar düşe düşe büyüyor ve düşmeyi böyle öğrenecek. Küçükken ne kadar düşerse ilerde daha acı kazalardan o kadar uzak olur bak, Allah korusun.
      Valla ben Maya'yı banktan (30cm) yere kafaüstü düşürmüş olarak (evet hem de 5cm yanında otururken) doktoru aramıştım ve bana demişti ki, hayırlı olsun ilkkez düştü heralde :D Dedi ki, korkmayın onlar dayanıklı üretim ama 24 saat iyi gözleyin, uyku hali, kusma vs olursa hemen hastaneye getirin, onun dışında da fazla endişe etmeyin.. Malum yerden bitme oldukları için ve de aslında dikkat edersen bazı refleksleri var mesela sırtüstü düşerken kolları açarlar falan, koruyor bu refleksler yani :)

      Sil
  5. Cok sagol ya ben dustüğünde nekadar sogukkanli davranmaya çalissamda iste kafa kısmı endişelendiriyordu.gerçi şunu düşünüyorum bu kadar büyük bir mucize büyürken mutlaka korunuyordur.hehe yorgan olayi sadece iki gün yaşandi bizim evde dediğin gibi hem daha tehlikeli hem çirkin bi görüntü
    Sağol tekrar içime su serptin.

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!