9 Mart 2015 Pazartesi

Hem anne hem de mutlu olmak mümkün mü?

Artık mümkün! Hem de tımarhanelik olmadan! Ehem, bu sonuncusu biraz göreceli aslında..

Şöyle yapıyoruz; bu sihirli minik hapı.. ehem pardon hatlar karıştı, diyoruz ki; annelik roller coaster gibidir, bir çıkarsınız, bir inersiniz, hooop içiniz hoplamış, eller havaya, çığlık atmak istiyorsunuz ama nefesiniz kesilmiş.. Yalan mı? Ama her çıkışın bir inişi olduğu gibi, her inişin bir çıkışı olduğunu ve bir noktada bazı insanların bir bilet daha alıp tekrar bir tur yapacak derecede bu işten keyf aldıklarını da hatırlamak lazım. Bazıları da roller coaster arsızı oluyor, bi daha bi daha bi daha derken midedeki fazla alkolü seyircilerin üzerine çıkarıp rahatlıyorsunuz. Böyle bir durum komedisi bu annelik.

Ama mutlu olmak elimizde, hem de Pollyanna'ya bağlamadan yani "ben kederimi içime gömeyim de Polly teyzem görmesin aman"demeden, bildiğin mutlu olmak, mutlu olduğunun farkında olmak.

Nasıl mı? Şöyle (ay konuya bi giremedim, bir de reklam arası alsam tam olacak). Tamam söylüyorum. İtiraf edeyim, annelikte her dönem bütünlemeden (hatta çoğunda öğretmenin kanaat notu ile) geçtiğim halde anneliğimden memnunum ve de mutluyum. Çünkü:

1. Anneliğin zorluklarını herkesin eşit olmasa da kendi içinde bir şekilde yaşadığını biliyorum.
2. Arada sinirlenmemin, keçileri kaçırmamın, çocuğuma japonca birkaç kelime bağırıvermemin normal olduğunu biliyorum, suçlu hissetmiyorum ve kendimi kusurlarımla seviyorum.
3. Mükemmel olmaya değil (yok öyle birşey) koşullarım içinde elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Başkalarıyla değil, kendimle yarışıyorum.
4. Yapamadıklarıma, eksiklerime değil, güçlü yanlarıma ve başardıklarıma odaklanıyorum.
5. Anı yaşıyorum, geçmişi ya da geleceği değil. O anı doya doya, farkında olarak yaşıyor ve çocuğuma da yaşatmaya çalışıyorum. Zaman geri gelmeyecek.

Bu konuda kendinizi geliştirmek isterseniz şu sayfayı ve bu son derece eğlenceli kitabı öneririm.

19 yorum:

  1. Bir anne adayı olarak bu maddeleri hemen aklımın bir köşesine yazıyorum :)
    Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  2. başkalarıyla değil kendinle yarışmak evet tam bunu yapsak bile mutlu oluruz bence:))sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hele bizimki gibi herkesin herkese karıştığı bir toplumda, en zoru da bu belki..

      Sil
  3. çok güzel bir tespit annelik bir kıyaslama vede birilerini geçme olayı değil. Çğnkü herkesin anneliği kendi çocukları için en iyisi olmak zorunda.

    YanıtlaSil
  4. Başkalarıyla yarışmamak ve anı yaşamak her açıdan bize mutluluk getirecektir zaten öyle değil mi :) sayende bunları bir kez daha hatırlamış olduk teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  5. Sana açılmak istiyorum :D

    YanıtlaSil
  6. Hay eline agzına saglık ya!Çok duyuyorum ve instada yorumlarda okuyorum "ayyy ne guselsınızz,iki çocukla nasıl boyle bakımlısınız,kac yere nasıl yetısıyorsunuz.."her gordugune oZenıp uzulen annelerı hıc anlamıyorum gercekten.Bagırma olayına gelınce valla sucluluk duyuyorum arada oda bana bagırıyor cnku gulsemmı o halıne endıselensemmı napsam..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. At gözlüğü takmalı bazen.. Bağırma konusunu açayım; çok sinirlendiğimde gerçekten patlama noktasına gelince İngilizce Almanca ya da Türkçe olmayan birkaç dilde bildiğim birkaç küfür var hehehe onları sıralıyorum, genellikle onun gözüne bakmıyorum kafamı başka tarafa çeviriyorum, umuyorum işte ona bağırdığımı değil duruma bağırdığımı düşünsün.. Ayh.

      Sil
  7. Japonca bir kaç kelimeyle bağırıyorum a çok güldüm :)))) espiri mi gerçek mi onu merak ettim. ben de bugün sabah yumurta dero nun ağzından tükürülerek önce tişörtünü sonra eşofmanı daha sonra sandalye ve en son halıyı sarıya boyayarak ebru çalışması yaptığında kendimi bağırırken buldum yok sanırım türkçeydi. Ağlamıyo ağlamıyo dedim nazar ettim kıza. ya 2. yaş sendromu çağlayarak geliyor yada direk babannenin bakıyor olması karar veremedim daha bi sinir bi ağlama bi mızmızlık. pedegogluk olcaz galiba.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahaha değil ayol değil :D gerçek, yukardaki yoruma da yazdım işte o şekil..
      diş olmasın diyeceğim ama olmayabilir valla nedensiz de bazen film kopuyor bizimkinde :D

      Sil
  8. mümkün mümkün.başkalarıyla kıyaslamazsan bebeni ve kendini.anneliğini kendi içinde ve bazen görüyorum nette google amcaya sorgulatmazsan herşey güzel valla.arada tırlatılır o ayrı aynen ben de ingilizce bağrınıyorum ama şarkı söyler gibi (böyle en metalinde).sıpanın da hoşuna gidiyo melodili ingilizce küfürlerim.buarada ben bi de mahallenin en mutlu yumurcağını okumuştum orda çocukların laf dinlemez durumlarında mağra insanı ile konuşur gibi konuşun diyo harvey'cim.valla biz de çok işe yarıyor.çok da komik ve eğlenceli çocuğun ilgisi hemen size kayıyo.kısacası anne olmak nasıl delilikse böyle tırlak zamanlarda azcık deli deli davranmak her iki tarafa da iyi geliyo :) mutlu anlar zaten paha biçilemez o ayrı.mesela dün derin nin ateşi tavan yaptı tabi ben yine koptum mayday mayday durumlarındayım.neyse düşürdük ateşi falan.gece aklıma şu geldi İşte çocuk bu maya afrika da gezerkene hastalandı bizimki evde otururkene (yağmurdan mütevellit gezemiyoz buaralar) yani aslında paniğe ne gerek var dimi çocuk bu heryerde heran bişeyler olabiliyor.yine üniversitedeki drama hocamın 'kaçınılmaz durumlarda mutluluk arayacaksın illaki vardır' sözünü yadetmeden geçemeyeceğim.
    bak yine konuyla alakasız bir istekte bulunacağım.ya bu çocukların oyuncak miktarı ne olmalı.anane dede teyze sülale derken bizim evde bir oyuncak mağazası oluştu napmalıyım 'mayday mayday'

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. nasılmış o mağara insanıyla konuşma şekli merak ettim!
      oyuncak konusunda ben bonkörüm, çocuğun oyuncaktan başka neyi var? :D ama aşırıya kaçma, odasından dışarlara taşma, evin genel "yetişkin" havasını anaokuluna çevirme noktasında tabii bir durmak düşünmek, ya evi bir numara büyükle değiştirmek ya da bazı oyuncakları bağışlamak, yenilere de bir dur demek lazım ;) bence. oyuncak bağışı sanırım pediatri hastanelerine falan yapılabiliyor eski olmaması kaydıyla.. araştırmak lazım, sen biliyor musun böyle yerleri?

      Sil
  9. Kitabin tamamini okumadim 1-4 yas arasini kapsiyor ben 1 yas kismiyla ilgilendim diger bolumleri okumadim henuz.yazar bebetolarin gelisimini .ilk insandan gunumuze kadar insan gelisimine benzetmis (hatta anne karnindaki yasamdan baslamis benzetmelere).kisaca diyor ki onlar ofkelendiginde ya da yapilmamasi gereken bir seyi yapmakta israrci olduklarinda ya da canlari cok acidiginda vs. Tek istedikleri anlasilmaktir direk oyalama taktigi işe yaramaz.dun kizimin atesi tavan yaptiginda doktora gittik tekrar.kan alinmasi gerekiyordu veri derin o tifil haliyle yeri gogu inletti tabi o an aklima direk kitap geldi ve derine dedim ki ' aciyor aciyor aciyooor.canin aciyooor.coook aciyooooor' hedef durumu tekrar etmek cok onemliymis.o sirada derin sustu icinde bulundugu durumdan siyrildi beni farketti onu anladigimi farketti ( ya da icinden annem delirmis olmali diye dusundu :D ) o aglarken oyuncak sallayan hemsirelerin (muhtemelen onlar da deli oldugumu dusunduler :D ) saskin bakislari esliginde sustu.tabi bunu evde uyguladigimda cok daha eglenceli sahneler cikabiliyor.tabiiki normal zamanlarda cocukla normal konusuyorum bahsrttigim durum anormal durumlarda gecerli.kisacasi yalin olmak bu gibi durumlarda heyheylenmemek vurgulaniyor kitapta.oyuncak bagisi konusunda hastanelere bagis konusunu bilmiyorum keske dun okusaymisim sorardim dr 'a.ama belediye binamizin onunde koca bir oyuncak kumbarasi var.fazlalik gorduklerimi bagislayabilirim aslinda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aa şimdi anladım, evet çok iyi bir teknikmiş!

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!