11 Mart 2015 Çarşamba

Hiddetli ve şiddetli "2 yaş sendromu"

Dün oyun grubunda benim tıfılla yaşıtı bir bücür, üçüncü bir tontoşa ait bebeği ellerine geçirmişler, bir kolundan biri çekiyor, diğer kolundan diğeri. Bu Maya'nın ilk defa bir oyuncak için verdiği kavga olduğu için ben de gözlerimi açmış "aha tam şu saniyede bizim kız benlik gelişiminde boyut atlıyor" diye izliyorum.

Gelişim psikolojisinde "Zihin Kuramı" (theory of mind) çok ilgimi çeken temel gelişim taşlarından biri olduğu için heyecanlandım da çünkü benlik gelişimini takiben çocuğun "başkalarının" farklı fikirleri olabileceğini fark etmesi de çok önemli bir adım. Bu güne dek Maya hiç bir çocukla bir oyuncak ya da yemek için böyle bir etkileşime girmemişti, onlar zorla almaya kalktığında benimki de sevinerek uzatıveriyordu, ağlayan bebeklere gider top falan uzatır, sevimli tabii ama naif de, kurtlar dünyasında hayatta kalabilmek için zihin kuramı geliştirmek şart.. Gelişim psikolojisinin tiktakları 1 yaş civarında kendisini aynada fark etmeye ve görüntüsü üzerindeki değişikliklere ilgi göstermeye başladığı andan beri tabii kulağımda, ne zaman ki "Ben artık "Anne"mden ayrı biriyim ve farklı düşünebilirim" diye bir aydınlanma yaşayacak, o zaman şu ünlü 2 yaş sendromu da başlayacak.. Hazırdım. Ve fakat, anneliğimin çoğu adımında olduğu gibi, ben daha fark etmeden gelmiş de geçiyormuş 2 yaş sendromu!

Ben hayran hayran "ilk kavga"yı izlerken, bizimki oyuncağı kendinden bir numara büyük bücüre kaptırdı tabii ve anında küçük dilinin titreştiğini görebileceğimiz derecede ağzını açıp haykırmaya başladı. Yanımdaki anne bana dönüp "ah sizinki de mi girdi 2 yaş krizine, aynen benimki de günde 5 posta bu şekilde, aklımı kaçırmak üzereyim" dedi. Bense...

Gülüyorum kıs kıs. 

Oh be! Sonunda 2 yaş krizi başladı! Hahaha! Yok ayol keçileri tamamen kaçırmadım, kendimdeyim. Valla aynen bu şekilde düşünüyorum, çünkü, sonunda tüm yaşıt anneler benim gerçekten ne durumda olduğumu ve ne hissettiğimi anlamaya başladılar. Çünkü Maya 2 yaş krizine 2 günlük bebekken girdi hem de tüm şiddetiyle ve ben bu durumu 1,5 senedir her gün yaşıyorum. Daha 2 aylık bebekken de böyleydi, şimdi de böyle. Ve evet 2 yaş sendromunu dolu dolu yaşıyor, her şey onun istediği gibi olacak, olmazsa hayır hayır hayır hayır diye haykırır, yetmediyse kendini yerlere atar, yetmediyse vücudunu öyle bir kasar ki böyle exorcist filmindeki kızcağızlar gibi ters dönecek tavanda yürüyecek falan sanırsınız. İlk aylarda kolik dediler, sonra regülasyon bozukluğu dediler, sonra diş dediler, sonra kuş dediler ama bir yerde bir noktada bende jeton düştü; bu çocuk böyle. Nedeni yok. Bu çocuğa "emotionally intense child" deniyor yani duygularını şiddetli yaşayan ve kontrol edemeyen bir çocuk bu. Ebeveynleri tarafından sabırla ve sevgiyle yontulursa ilerde duygusal zekası çok ileri olma şansı var ama bir o kadar da nevrotik, sinirli, hırslı ve de çekilmez bir yetişkin olma riski de var.

Ben elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.. Her yolu deniyorum.. Ama artık daha rahat ve sakin olduğum da bir gerçek çünkü artık hepsi 2 yaş sendromunda ve hepsi birer küçük diktatöre dönüştü NIHAHAHAHA oh be, yaşasın tek başıma değil, artık herkesle birlikte cehennemi yaşamak!!

Bu cehennemi yaşarken, şunları bilin isterim:

1. Çocuğunuz bir diktatöre dönüşmedi, bu sadece bir gelişim dönemi ve her dönem gibi geçecek.. Sabır!

2. Bu dönem yaşanırken çok zor gelse de, çocuğunuzun nöropsikolojik gelişimi için çok çok önemli bir temel taş aslında. Bu dönemde çocuk "ben"i keşfediyor, "ben diğerlerinden farklı biriyim, farklı düşünebilir ve davranabilirim" i fark ediyor, "ben bir şekilde yaptıklarım, söylediklerimle dünya olaylarını değiştirebiliyorum, olayları istediğim şekillere sokabiliyorum"u öğreniyor, dolayısıyla sizin kurallarınızı her saniye sınıyor, aşmaya çalışıyor, kendi borusunu öttürmeye azmediyor.

3. Zihin kuramı gereği, bu dönemde çocuk ilk defa negatif duyguları keşfediyor. Nasıl gülümsemeyi öğrendiğinde bunu devamlı yerli yersiz kullanarak "mükemmelleştirdiyse", yürümeye başladığında nasıl kafayı yürümeye, koşmaya her dakika adım atmaya taktıysa, bu sefer de negatif duyguları nerede ve nasıl, hangi şiddette kullanacağını öğrenebilmek için DEVAMLI kullanıyor. Amacı sizi sinirlendirmek, üzmek, delirtmek değil. Amacı negatif duyguları nasıl kullanacağını öğrenmek. Ve siz onun aynasısınız, sizi sinirlendirdiğinde nasıl davranıyorsanız, onu öğreniyor, öğrenebilmek için de sizi devamlı sinirlendirmeye çalışıyor. Böyle düşünün ve bu dönemi sanki bir tiyatrocuymuşsunuz gibi, sanki sahnede "oynuyormuş"sunuz gibi oynayın, ona "nasıl davranılacağını" öğretmek için, her an kendinizi kontrol edin. Demek istediğim mükemmel anne olmaya çalışmak değil (yorar bu) ama ona davranış ve duygularınızla rehber ve örnek olmak.

4. Hayır'lı çocuğa Hayır demeniz bu dönemde hiç bir işe yaramaz, sadece onun daha şiddetli bir hayır ile size gelmesine yarar, dolayısıyla iş inatlaşmaya dönüşür. O nedenle kendine ve çevresine ciddi bir zarar gelmeyeceği sürece, bırakın denesin, düşerek, yanılarak ama kendisi öğrensin.

5. Ve en önemlisi: "bu çocuk böyle"; ne yaparsan yap, mizacı değişmeyebilir. Onu bu şekilde kabul etmek ve sevebilmek de bizim annelik sınavımız.

Arkası yarın: bir sonraki yazımda kriz anlarında nasıl sakin kalabileceğimizi anlatacağım..

Birkaç da öneri hemen, şunları ve şunları ve şunları okudum ve çok yararlandım! 
Çocuklardaki öfke ve yönetimi hakkında daha fazla okumak için buraya ve buraya ve buraya ve buraya da tıklayabilirsiniz.

16 yorum:

  1. Bir sonraki yazınızı bekliyorum. Neler çekiyorum bir bilseniz. :(

    YanıtlaSil
  2. Nacizane bir sorum olacak sevgili Ceren. Bizim Boncuk da bu duruma ilave kimsenin eşyasını kimseye kullandırmıyor ve yanından ayırmasına izin vermiyor. Örneğin; annemin telefonuyla ben benim telefonumla annem asla konuşamıyoruz. Masada herkesin yeri belli kimse kimsenin yerine o kişi evde olmasa bile oturamaz. Çay içilirken tabak bardağın altında kaşık da içinde olmalı gibi. Tersi durumlarda hıçkıra hıçkıra ağlıyor.Bu durumda gecici mi acaba? Bazen çok mağdur oluyoruz açıkçası. Bu arada Boncuk 21 aylık. Sevgiler Işık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. e çünkü şimdi tek kelimeli iletişimden iki kelimeli "annenin telefonu". "ananenin elbisesi" ayrımına geçti, normal :) bu bahsettiklerin tamamen bilişsel gelişimin getirileri, eşleştirme, birlikte anma.. bu açıdan bakarsan belki biraz rahatlatır ;)

      Sil
  3. Ben de bu noktada şaşıranlardanım. Hem kararlarına saygı duyup uygulamak hem de her dediğini yapmış olmamak istiyorum. Durum en az yazamadığım kadar karışık :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. önceden kuralları koyduysan, o zaman o kurallar çevresinde kendine ve çevresine zarar vermeden hafif esnemeler yapmasına izin vermek ama ciddi kural ihlallerinde de dur bakayıııım demek daha rahat oluyor. bazen ben de kuralı o anda, ihtiyaç anında koymaya kalkıyorum, olmuyor tabii :)

      Sil
  4. Bizde de Terrible Two'nun ilk belirtileri başladı. Merakla bekliyorum!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bide sor bakalım annene, onların döneminde terrible tro falan var mıymış peh :D

      Sil
    2. Sorcam ya, Sonraki yazından sonra takıldım.

      Sil
  5. "Emotionally intense child" kavramına takıldı kafam, annemden çok ağladığıma dair bir anı duymadım ama ergenlikten önce de duygularını dorukta yaşayan bir çocuktum, 7 yaşımdayken en sevdiğim çizgi film tv'de çıkınca çığlık attığımı hatırlıyorum :D Araştırmam lazım bu kavramı.;

    YanıtlaSil
  6. Bana yazdığın yoruma cevap yazmıştım bence Maya da Arenden biliyorum Echart'ın bahsttiği acı beden ile doğmuş çocuklar ki bunlar zaten hassasiyetin top noktasıda olurlar. Bir kitap vardı bak bu çocukları anlatan ama unuttum gitti aklıma gelince yazayım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sen yazdıktan sonra ben de araştırdım biraz, enteresan fikirler :) valla bazı anneler diyor ya çocuğumun ağlama tonundan anlıyorum ne dediğini, ben nerdeyse 2 sene olacak hala çözemedim tek bir noktayı bile hehehehe ama işte challenge rocks diyoruz :P

      Sil
  7. Sevgili ögrenen anne. Blogunun gizli takipcilerindenim. Yazilarini ilgiyle okuyorum. Cocuklarin tv aliskanligi ile de ilgili bir postun var mi? Yoksa merak ediyorum acikcasi ne düsündügünü. Benim de iki bucuk aylik bi kizim var 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hatırladığım kadarıyla yok :) sanırım bir yorum gelmişti onda yazmıştım, ben tv'ye karşıyım ama kendim de izlemiyorum. cep telefonu da pek kullanmıyorum, tableti de birkaç kez görüp kafaya taktığını anladığım anda yokettim. bloğu bilgisayardan sadece o uyurken ya da yalnız olduğum zamanda yazıyorum yani teknolojiyle birlikteliği şu ana dek 0'a yakın diyebilirim. ben şahsen 3 yaşa dek böyle olsun istiyorum, sonra zaten okul döneminde arkadaşlarından vs görecek, favori çizgi filmleri oyunları olacak, teknoloji çağında çocuğu teknolojiden uzak tutmak mümkün mü, değil tabii ki, sağlıklı da değil. Ama en azından bu ayrımı fark edene dek ertelemek benim kişisel kararım. Beyin gelişimine, göz sağlığına, fiziksel alışkanlıklarına olan olumsuz etkilerini düşününce ben böyle bir karar verdim ama benimki en doğrusudur demeyeceğim tabii ki çünkü çocuk yetiştirme konusunda doğru yanlış çok kişisel aslında ;)

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!