8 Mayıs 2015 Cuma

Küçük çocuklarda doktor korkusunu yenmek

Doktor korkusu, özellikle bebeklik ve erken dönem çocuklukta yaşanan belli başlı korkular arasındadır. Genellikle kronik bir hastalığı olan ya da biraz uzayan bir hastalık - hastane - doktor deneyimi olan çocuklarda görülse de, özellikle yaş küçükken sıklıkla gidilen genel kontrollerde yaşanan travmalar ile de geliştirilebilir. Çocuğun özellikle doktorun ofisini, mesleki aletlerini ya da kendisini tanıması ve reddetmesi ile daha zor bir hal alabilir.

Maya'nın ilk 18 ayı, yanlış doktor seçimi nedeniyle benim için adım adım kabusa dönüştü. Aslında yanlış olan doktorun kendisi değildi, işinde uzman, yeterli bir doktordu ama bazı doktorlar insan psikolojisinden özellikle de damdan düşmüş acemi annenin psikolojisinden hakikaten hiç anlamıyorlar ve ne yazık ki uzmanlıkları ile hastalarının soru ve sorunlarına ayırdıkları zaman ters orantılı oluyor. Benim de şansıma böylesi denk gelmişti. Baştan beri benim acemi anneliğim, kendi anne babamın doktor olmasından kaynaklı sağlık odaklı paranoyalarım ve doktorun danışmanlık konusundaki zamansızlığı ve isteksizliği birleşince, yıldızımız bir türlü barışmadı. Hele bir son sefer var ki, aynen şöyle:

Dr: hmmm, sadece 8,5 kg, çok düşük, 1 yaşında normali 10 kg'dır.
Ben: e ne yapıcaz?
Dr: hiçbirşey, yapısı böyle demek ki..
Ben: destek?
Dr: gerek yok.
Ben: e ama çok mu az şimdi? napıcam ayyy
Dr: kusura bakmayın zamanım yok bu sorular için, kendiniz okuyabilirsiniz beslenme konusunda.
Ben: ......

Üstelik buradaki sistem Türkiye'dekinden çok farklı. Burada bebekler Türkiye'deki kadar sık doktora götürülmüyor. Belirli dönemlerde kontrolleri var (mesela 1 ila 2 yaş arası hiç kontrol yok!) ve bu kontroller tamamen eski usul, elle, gözle yapılıyor. Özellikle 2-3 yaş altı bebeklerde herhangi bir alarm durumu olmadan tetkik yapmak, önleyici tedavi uygulamak, ilacı bırakın vitamin dahi vermek (D vit dışında tabii) falan söz konusu değil. Size daha da tuhaf gelecek olan bir şey daha söyleyeyim; doğumunun 3. gününde topuktan alınan dışında, Maya'nın şu ana dek hiç kanı alınmadı ve bu Türkiye'deki arkadaş ve akrabalar arasında, büyük bir endişe konusu oldu (anladığım kadarıyla orda bir kaç ayda bir kan ve idrar tetkikleri rutine bağlanmış). Kaç defa 39-40 derece ateşle doktoru aradığımı, "3 gün bekleyin, 40 olduğunda ateş düşürücü fitil verin, düşmezse o zaman arayın"ı duyup evde kendi kendime büyücü iyileştiriciler gibi çocuk iyileştirdiğimi biliyorum..

Buradaki doktorlar mı fazla rahat, Türkiye'dekiler mi paranoyak bilemiyorum ama özetle, buradakiler çocuğa müdahalede bulunmadan izleme taraftarı. Dolayısıyla aşılar dışında bu tip acılı tetkik ve tedavilere maruz kalmamış olmasına rağmen, benim gibi Maya da doktorunu sevmedi, korktu ve özellikle son 6 ayda ciddi bir anksiyete davranışı geliştirdi. Anksiyete benim uzmanlık alanım olduğu için hemen iş kronikleşmeden, mesleğimden ötürü bildiğim ve bana danışan çocuklarda çok olumlu sonuçlar aldığım davranışçı terapi tekniklerinden yardım aldım. Hemen Maya'yı zırta pırta doktorun ofisine götürüp, doktoru görmeden, sadece ön büro ile konuşup dışarı çıkarmaktan tutun, dedeyle birlikte dedenin stetoskopu ya da iğnesiz şırıngalar ile oynamaya kadar herşeyi denedim. Fakat hiçbirinde sonuç alamadım. Maya daha bekleme odasında donup kalmaya, doktoru uzaktan gördüğünde çığlık çığlığa bağırmaya devam etti.

Bu noktada hayatımı kurtaran iki olay oldu. İlki, uzun süredir bekleme listesinde olduğumuz mahallenin "süper doktoru" bizi kabul etti. İkincisi de ben Respectful Parenting'de çıkan bir yazıyı okudum ve davranışçı tekniklerin yanına bilişsel teknikleri de eklemem gerektiğini anladım. Yani konuştum onunla, uzun uzun yeni doktorun nasıl bir adam olduğunu, neler yapacağını anlattım, yeri geldi "mış gibi" oyunlarıyla doktorculuk oynadım. Ve sonunda o korktuğum gün geldi çattı: Maya'nın 2 yaş kontrolü!

Yeni doktorumuza randevudan 10dk önce gittik çünkü bu doktorumuz çok dakik ve ben muayene öncesinde Maya ile bekleme odasında biraz ortama alışmak, oyuncaklarla oynamak istedim ve onu tekrar olacaklara hazırlamak tabii. Yine "bak bu odada bir adam var, adı doktor, o senin vücudunu kontrol edecek, böyle ciğerlerini dinleyecek, böyle boyunu ölçecek" falan uzun uzun anlattım. Sonra doktor ikimizin de elini sıkarak bizi odaya aldı ve o da ne, aynen benim dediğim gibi o da başladı anlatmaya! Çocuğu soymadı, dokunmadı, sadece konuşuyor, onun güvenini sağlıyor, hiiiç öyle önceki doktor gibi koştur koştur değil, sakin.. Bilgisayarı yok, elektronik tetkik aletleri yok, resmen benim çocukluğumdaki manuel yaşlı doktor amca bu yahu! Üstelik Maya 1 senede ala ala 2 kg'cık alıp, 10,5 kg olmuş (normali 12 kg, öğrendim ya artık!) ve doktorun cevabı "%10'luk persentilde ama endişe etmeyin, Alman sistemi biraz iri kıyım gider, son derece normal gelişimi. hem bu yaşta büyüme pek hızlı değildir, ilerde atak yapabilir ya da belki minyon çıtı pıtı bir bayan olacak sizin gibi" İşte olumluya pekiştirme budur!

Sonra Maya'nın en korktuğu noktaya, stetoskopla dinlemeye geldi sıra (önceki doktor aşıdan hemen önce stetoskopla ciğerleri dinleme davranışı içindeydi ve Maya bunu aşıyla özdeşleştirdiği için korkudan deliriyordu). "Şimdi ciğerlerini dinleyecek tamam mı" dememle Maya dudakları bir büz, bir kaşları çat ama nasıl uğraşıyor ağlamamak için, gözler kızardı, dudak titredi ama tuttu valla kendini! İnanamadım! Doktorun yumuşaklığının yanında benim sözlü telkinlerimin mutlaka etkisi oldu bence.

Herşey bitince bir adet Haribo şeker de vermesin mi, bizim kız "ooooooaaaaa habibooo" coştu tabii, çıkışta doktora öpücük yollamalar, el sallaşmalar, tam gidecekken geri koşup sarılmalar.. İşte buymuş ya!

Şimdi Temmuz ayında Maya'nın Hepatit A aşısının (B zorunlu ama A da önceki doktorun değimiyle Türkiye gibi! riskli ülkelere seyahat eden Maya'ya önerilmişti) ikinci dozu var. Sonra inşallah 5 yaşına dek başka aşısı yok. Bu doktorla olumsuz bir ilişki kurmasın diye acaba sinsice nasılsa ağlayacakken eski doktoruna mı götürsem, yoksa iğne olayını uzun uzun anlatıp yeni doktorda yaptırmayı mı denesem, işte şimdi ona karar veremiyorum..

Bir de tabii 2 yaşında ilk dişçi kontrolü var, ona da randevumuzu aldık, eğer ağzını açar ve baktırırsa, yakında ilk dişçi maceramızı da yazacağım (EKLEME 2: Açmadı tabii ;) 2,5 yaşta yeniden deneyeceğiz..)

EKLEME: Araştırırken, ülkemizden çok güzel, umut verici bir projeye denk geldim ve sizlerle paylaşmak istedim. Cerrahpaşa başta olmak üzere, bir çok hastanede Oyuncak Ayı kliniği varmış, tıp öğrencileri çocukların korkularını yenmeleri için beraberlerinde getirdikleri oyuncak ayılarını kontrol ve tedavi ediyorlarmış, çok hoşuma gitti.. :) Buyrun buradan okuyun.

37 yorum:

  1. Benim teyzem de almanyada çocuk doktoru hemşiresi . ( hastanede değil mahallede ) benim oğluma içinde a ve c vitamini bulunan bir d vit vermişlerde burada direkt olarak bunu sakın verme ne gerek varmış o vitaminleri zaten sütünden alıyor bırdaki doktorlarda bi acaip yahu diye kızmıştı :)) doktor korkusuna gelince ben kendi deneyimime dayanarak diyorum ki acaba bu doktor korkusu ilaç fobisiyle de başlıyor olabilir mi ? Benim oğlan yaklaşık 25 gün sonra yaşına girecek son hastalığından itibaren hiç bir şekilde ilç veremiyorum bırak vermeyi yakasına mentol damla bile damltmıyorum . İnşallah bilinçlendikçe doktora karşı da tutumu ilaçlara olduğu gibi olmaz . Çok korkuyom valla :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vitamine çok karşılar çünkü yeni araştırmalar gereksiz vitamin kullanımı ile Allah korusun ama kanser arasında direkt bağlantı gösteriyor :(
      Bu arada mentol damlaya da karşılar :P Onu da astımla ilişkilendiriyorlar ayy ben de sırf felaket tellalı gibi hissettim :P
      İlacın tadı tuzlu ya da çok şekerli ise de sevmiyorlar, doktora danışıp meyve suyuna ya da içiyorsa süte katılıp katılmadığını öğrenip beki verebilirsin, ben şu an kullandığım kabızlık ilacını meyve suyuna kakışlıyorum :) İlacın kendisi nasıl tuzlu iğrenç anlatamam, portakal suyuyla biraz içiyor, içmediğini valla şırıngaya çekip ağzından zorla, napiim :( İlaç versen bi türlü vermesen bi türlü... Allah çözümsüz dert vermesin.

      Sil
    2. Hadi ya :( anasını sattımının bi oh deyip yerine kıllanabildiğim mentol damlam vardı o da gitti . Ben bu arada yeni bir kabızlığa iyi gelen ilaç değil gıda takviyesidir şeklinde geçen tamamen doğal diye bilgilendirildiğim incir ekstreli bir şurup kullanıyorum günde 1 ölçek hemde öyle eskisi gibi kaşık kaşık değil . Kakayı yapıyor fakat katı kıvamda . Popoyada anestol verdi en azından artık kaka yapmaktan korkmuyor . Bepantenle paslaşark kullanıyorum . Şurubun adı da cüca . İsim vermemde bi sakınca olmaz heralde :p

      Sil
    3. Aynısını benim babam Türkiye'deyken verdi yani Anestol'ü. Ben de aynen kullanıyorum özellikle kaka yapacağı zamandan böyle bi 15dk önceye denk getirebilirsen iyi oluyor. Kaka yapmaktan korkmamak çok önemli çocuklarda, çünkü bu sefer düzelecekken bile tutuyorlar :(
      Tabii ki sakınca yok, sonuçta medikal site değiiz, anneler birbirine öneriyor ve tabii ki doktorlarına danışmadan kullanmıyorlar! ;)

      Sil
  2. Çok sevindim korkusunu yenmesine. Biz de benzerlerini yaşadık malesef. Bir yandan çocuğu çekiştire çekiştire boyunu ölçen sağlık ocağı ebesi (hanımefendiyi telefonundan ayırdık kıytırık bir aşı için), kilosu normal olmasına rağmen aaaa hiç yemek yemiyor musun seenn demeler üstüne de aşı olunca Boncuk için çok büyük hayal kırıklığı oldu oysa odaya girdiğinde abla abla diye kızın boynuna atlamıştı . Ama diğer yandan götürdüğümüz çocuk kardiyologları müthiş şeker insanlardı. Muayeneye geçmeden birlikte oyun oynadılar, yumuşak bir ses tonu , cesaret veren konuşmalar, önüne oyuncak yığmalar, 10 dklık muayene için 1 saate yakın vakit geçirdiler. Hadi onlara randevuyla gittik ama sağlık ocağı da aşı hariç in cin top oynayan yerler. Bu arada biz de 2 haftaya gideceğiz diş muayenesine birkaç ay önce devlete bağlı diş hastanesine gitmiştik Boncuk ağzını açmayınca ısrar etmediler oysa ki süt çürükleri var, önemli değil diyip yolladılar. Ama iş ciddi bana göre bu sefer üniversite hastanesini deneyeceğiz bakalım. Allah bıdıkların ve bizlerin yardımcısı olsun. Sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay canım yaa, bazıları çocuk sevmiyor ama illa ki çocukla ilgili meslek seçiyor sanki, nedir bu anlayamadım. Bir de dün araştırırken, oyuncak ayı hastanesini buldum, şimdi yazıya ekledim, çok hoşuma gitti bu proje!
      Dişçi maceranızı yazsana gidince, çok merak ettim :) Umarım iyi geçer.

      Sil
    2. Ben de sabırsızlanıyorum inşallah randevu ayarlayabiliriz. Doktor setini Boncuk da çok seviyor. Bizim alış amacımız farklıydı gerçi. Eşim ve ben gözlüklüyüz Boncuk da bu duruma çok içerliyordu eline fırsat geçince hemen bizimkileri takıyordu. O yaşta çocuğa camlı telli gözlük emanet edilmez diye yuvarlak, sarı ,camsız, plastik doktor setinin gözlüğünü verdik bayıldı bir havalar bir havalar sonra setle oynamaya başladı. Arada iğne yapıp, tansiyonumuzu ölçüyor :)

      Sil
  3. Yalnız ben koca yazıda sadece bir noktaya takıldım. Ateş meselesi. Nasıl yani 40 olmadan ateş düşürücü verdirmiyorlarsa, sevgili Ceren o süreci nasıl yaşıyorsun?

    Çünkü kendimi hayal edince ben şöyle olurdum
    Her 15 dakikada 1 ateş ölçerdim, korkumdan.
    Bu yüzden çocuk uyuyamazdı zaten. Onu yoklayıp durduğum için odaklanamazdı.
    Ilık duş, ince giydir yapsam.. Ve saatler geçmesine rağmen ateş düşmese acılardan acı beğenirdim.
    Ve en fenası da ateş ölçerlerden kıllanmaya başlardım. 39.3 gösterdi diyelim.. Ya aslında 40 olduysa ve tam ölçemediysek, ya şuan ilaç alması gerekiyorsa ve ben bunu anlayamıyorsam.

    Of Ceren, ben bu mevzuyu başaramıcam sanırım. Ben ne zaman ilaç vermeliyim, nasıl davranmalıyım bilmiyorum.

    Oğlum şuan 17 aylık. Nasıl olduysa yaşamı boyunca yalnızca 1 kez ateşlendi.. Onda da zaten babasıyla birbirimizi bıçaklıycaktık gerginlikten.. Neyse doktoru bizi karşısında aldı ve ateşi çıktığında neler yapacağımızı anlattı geçenlerde.

    Şöyle dedi:

    Eğer 38'lerdeyse hafif olan şu ilacı verin. Baktınız düşmüyor o zaman 4 saat sonra daha güçlü olan şu ilacı kullanın. Bunları 4 saat arayla kullanabilirsiniz. Ama koltukaltından 38 (sanırım böyleydi) olursa bundan korkmayın. Tabi ılık duş, istünü hafifletmek vs vs.

    Ben de bunları uygularım diye rahatlamıştım. Antibiyotik kullanmak dışında bunların çok zararı yoktur diye kendimi avutuyordum.

    Bir de şu ateşlenme mevzusunda ebeveynlerden biri çok hassasken diğerinin aşırı rahat olması da çok sinir bozucu. Bence ateş hafiften yükseldiği an, üstünü hafifletme ve sık sık kontrol etme moduna geçilmeli. Yoksa ben mi çok abartıyorum? Ama 40'a gelene kadar da kendi haline bırakamam ya :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dur panikleme sen iyi bir annesin ;) Maya çok sık ve yüksek ateşli hastalıklar geçirdi kış döneminde, bahsetmiştim ya, onların ilkinde ben çok panikledim ama kendimi şöyle telkin ettim: şimdi ben çocuk olsam, hasta olsam, bana nasıl davranılmasını isterdim? Anne babamın paniklemesi beni daha da korkutmaz mı, hatta eşler birbirlerine kızarlar bu tip panik anlarında stresten kavgalar çıkar normaldir ama çocuğun bakışından bakarsan istediğin tek şey aslında annen ve baban rahat bir görüntü versinler, sana "geçecek, sadece biraz hastalandın, o nedenle kendini kötü hissediyorsun, karnın, başın ağrıyor, burnun akıyor, ateşin olduğu için mızırdanmak, ağlamak istiyorsun, bunlar normal ama geçecek merak etme" demeleri, mümkünse sakin, neşeli, enerjik davranmaya, pozitif olmaya çalışmaları (tabii bu noktada olay kesinlikle yok bişeyin, geçecek bak hop hop laylaya dönmemeli, yoksa çocuk bu birşey değilse neden canım acıyor ikilemine girer, güveni sarsılır). Ben bunları kendi anne babamdan öğrendim, tabii onlar doktor oldukları için çok serinkanlı rahattılar benim çocukluğumda (annem der içimde fırtınalar kopardı diye ama dıştan süperdiler, beni çok rahatlatırlardı, hatta aklım ermeye başlayınca babam bana her hasta oluşumda vücudumda neler olduğunu, nasıl savaştığını falan anlatırdı masal gibi, çok eğlenceli olurdu, evde illa ki patates haşlama ve pirinçli naneli yağsız çorba olurdu, çizgi filmler de tam gaz olurdu, ay ben çok severdim hasta olmayı hahahaha töbe töbe)
      Ateşten de çok korkma, vücudun kendi kendini iyileştirme çabası ateş. Doktorların çoğu havaleyi bile normal görüyorlar, yeter ki havale sırasında nasıl davranman gerektiğini bil..
      Her çocuk farklı ve sen yine doktoruna sor ama ben 39'dan itibaren hafif giydirme, hafif ılık bezle ellerini, alnını, başını ve bacak arasını serinletme, 39.5'ten itibaren ise "Ibuprofen" içeren (Nurofen mesela) fitil veriyorum, ateş düşene dek 8 saatte bir tekrarlıyorum. Bol bol sıvı vermeye çalışıyorum, zaten yemiyor sadece içiyor. 38 ateş Maya'ya koymuyor valla oyun falan oynuyor ama 40 olunca perişan tabii..
      Sık kontrol etme konusu ise biraz karışık, insan tabii bakmadan edemiyor ama en önemlisi çocuğun uyuması ve dinlenmesi çünkü aslında senin yaptığın hiçbirşey hatta bazen ilaç bile etkisiz, vücut kendi yenmeye çalışıyor ve uyku en önemli ilaç. Çocuğu uyandırmadan bakmak çok önemli, ben genellikle aynı odada uyuyorum hastayken, nefesinin sıklığından, elini öperken sıcaklığından anlıyorum zaten ateşinin yükseldiğini hatta eşim çok şaşırıyor ben mesela bu 39.3 derim hakikaten tam 39.3 çıkar derecede :)
      Yani evet 39.5'e kadar kendi haline bırakıyorum ama sonrasında ben de 40'tan korktuğum için müdahale ediyorum. 41'i falan görüyoruz bazen :( Ama kendi haline böyle kontrollü bırakıyorum tabii :)

      Sil
    2. Cok cok haklisin. Bunu biliyorum ama ilk hastalikta cuvalladik. Ogrenicez.. hasta cocuk anilari bende de cok keyifliydi. ve kesinlikle ates konusunda gidis yolunu sevdimm. Asagiya da yazdigin gibi bunlar muhim meseleler degil tabi. Ufak hastalklar. Dunyada tum bebeler ve cocuklar hastaliktan uzakta olsun insallah. Sagol bilgiler icin ogrenen ve caktirmadan ogreten anne.

      Sil
    3. İlk hastalıkta hepimiz çuvalladık yaaa, ben boşanıcaz falan da sanmıştım ertesi sabah :D
      AMİİİN

      Sil
    4. 39 lar 40 lar ne yahu?? bizim oğlan 37.8de havale geçirdi!
      doğduğundan beri hiç ateşlenmemişti 19 aylıkken havale geçirdi..
      o günden bu yana paranoya başladı bende. bunun ateşi var diyorum 35.7 çıkıyor :)
      39-40 düşünemiyorum bile, heralde ben kalpten giderim!
      aman havale konusunda okuyun, öğrenin bilinçli olmak hayati önem taşıyor..

      Sil
    5. Havaleden korkmayın ama nasıl davranacağınız bilin derler, çok haklısın ve çok geçmiş olsun, eminim çok korkmuş endişelenmişsindir...
      Havale ne yazık ki genetik diyorlar, ailede varsa dikkatli olmak lazım, dediğin gibi düşük ateşte bile geçirilebiliyor. Tekrar geçmiş olsun!

      Sil
    6. nöbet 15 dakikadan uzun sürerse korkmak lazım dediler. bizim 2-3 dakika sürdü allah korusun öldü sandım. 15 dakikadan uzun sürerse beyinde hasar bırakırmış. ateş bi uyarıdır, vücutta yolunda gitmeyen bir şeyler var demektir dediler. o yüzden hiç ilaç yanlısı olmasam da o sıkıntıyı çekmesine taraftar değilim. 38 olunca 2 tane paranox s fitille ibufen'i dönüşümlü veriyorum malesef..
      çok teşekkürler :)

      Sil
    7. 10 dakikadan uzun süren havaleler mutlaka doktor takibi gerektiriyor ama 30dk'ya kadar genellikle beyinde kalıcı zarar bırakmıyor derler..
      çocukta havale hikayesi olduğunda senin de çok doğru yaptığın gibi ateşin fazla yükselmesini beklememek en doğrusu.
      bu arada havale konusunda şurda baya geniş bilgiler var merak edenler için: http://www.medicinehospital.com.tr/ansiklopedi/terim/1522/havale-geciren-cocukta-bilinmesi-gerekenler.html

      Sil
    8. http://www.ayseserdaroglu.com/tr/article/desc/2520/ate%C5%9Fli-havale-nedir.html

      bu da bizim nöroloji doktorumuzun yazısı.. eğer bunları havaleden önce biliyor olsaydım asla bu stresi yaşamaz, çocuğa da yaşatmazdık. ateşten havale geçirilmediğini, ateşin haberci olduğunu öğrenmiş olduk..

      Sil
    9. Cok tesekkurler paylasim icin! :) Tekrar gecmis olsun ve tekrarı olmasın inşallah..

      Sil
  4. Pardon son kısımda yanlış yazmışım. Yani sadece bekleme yapamam yine bi hafif ilaç vermek isterim üstünü hafifletme dışında..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla bana göre ilacın hafifi fazlası yok ne bileyim, hepsi ilaç sonuçta, hepsi yabancı madde, doğal değil. Mümkün olduğunca kaçınıyorum, Allah korusun bunlar önemli hastalık değil Güneş, çocuk bu hastalanacak tabii ama ileriyi düşünmek lazım ilaç kullanırken bence..

      Sil
  5. Bebeklerde muthiş bir önsezi var.gerçekten ilgi ve sahtesini cok net ayirtedebiliyorlar.ve evet burda cok sık kontrole çagiriyorlar.ayrica doktorlar ve aşi için gittiğimiz ebeler ćok sabırsızlar.karşilarindakinin bir küçük insan olduğunu çoğu zaman gözardi ediyorlar.bu da korkuya,kabus gibi geçen muayenelere sebeb oluyor.
    Derin artik birakin doktoru muaynehaneyi sokağa bile tepki verir oldu.üstelik son bir kac seferdir anlatiyorum uzun uzun.gostermeye calisiyorum neler olacağini ama nafile.bir seferinde bir yontem denemistim o gun ise yaradi fakat sonrasinda o da ise yaramadi.ama hic doktorculuk oynamak aklima gelmemisti.şimdi ben de hem anlatip aradada bu tarz oyunlar oynayacagim umarim ise yarar.sagol

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ya, 2 yaşında demiyor, insan gibi konuşuyor, onun hastası anne değil sonuçta, hastasıyla iletişim kuruyor..
      Doktor seti al bence, hoşuna gidebilir :) Ayıları dizersiniz yan yana :D

      Sil
    2. Siparişi verdim bile :))))

      Sil
  6. Doktorumuz cook sakin biri.hic bir çocuğun agladigini duymadim. Sessiz sakin sadece gerekli cümleler ve sorulariniza cevap. Alisilagelmisin disinda ama odasına girdiğinizde ayrı bir dünyaya giriyormussunuz hissi. Çok pozitif.
    Ayrıca kontroller sık ama bir kere demirini kontrol için kan alindi. Ki kullanmasına gerek kalmamıştı. Ates kabusum ve çok hızlı yükseliyor devamlı düş kaldırmakla falan onunu anlamıyorum. ;(
    Bitli Turist

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Süper doktor bu anlattığın, hele ezberden demir ilacı yazmayan doktor, ne az şey artık! Çok şanslısınız :) Son cümleni anlamadım duşa sokmak mı demek istedin, duş konusu çok hassas, çocuğu titretmemek lazım ateşi düşüreceğim diye.. Yoksa daha beter yükseliyor, ben genellikle ılık bezle kollarını, yüzünü, apış atasını falan böyle hafif hafif dokundur kaldır yöntemiyle serinletiyorum. Duşa sokmuyorum..

      Sil
    2. Yukarıda ki yorumu telefondan yazana kadar canım çıkmıştı, son cümleyi kontrol etmemişim. Kusura bakmayın.

      Ilık su ile duş aldırmak, devamlı kompres yapmakla ateşinin önünü alamıyorum. Havale geçirmesi en büyük korkum. İlacı hemen kullanıyorum. Bir taraftan onun vicdan azabını yaşayıp, bir taraftan da içimin hiç rahat etmemesinden dolayı da ilacı kesinlikle kullanıyorum. Ayy öyle işte susayım artı :D

      Not:Benim doktorum aynı zamanda. Ailemizin çocuk doktoru :)) Bak daha çok takdirinizi kazansın. Çok kilo almasından hiiç haz etmiyor. :))

      Sil
    3. Ya zaten doktor dediğin böyle asırlık olunca çok fark ediyor gerçekten de..

      Sil
    4. Heh dün sabahı 39.6 ile açtık gece de 39 da kapadık.Ve ben bir kez daha anladım ki, herkesin her çocuğun ateş toleransı farklı. Sabit kalabilen ateşi olmayan çocuğu olanlardan olarak ille de ilaç kutsaldır. Bir de telefonunu 15 km ötede unutmuş, evde es kaza interneti olmayan bir anne asla olmamalıymış. Kabus kabus..

      Sil
  7. Cerenciğim,
    biraz önce uzun uzun yazdım. Ama sanırım silindi. niye bilmiyorum. kısaca sorucam şimdi. benim oğlan 6 aylıkken 7 800'dü. Buraya kadar iyi. Ama şimdi 9 aylık ve hala aynı. Şimdi kilpo alımı azalıyor bu aylarda ve kilonun bir önemi yok, biliyorum. Ama ayda 50-100 gr da olsa bir ilerleme olması gerekmez miydi sence?
    şimdi bu kilo konusunu aslında takıntı yapmazdım ama ek gıdaya geçişimiz tam olmadı bizim. hala karnını anne sütüyle doyuruyor. eline verdiğim yemeklerle de oynuyor. arada biraz biraz yutmaya başladı. Şimdilerde blw denen yaklaşım bana hem bebeğe saygı hem de onun yemekle sağlıklı bir ilişki kurması açılarından mantıklı geldiği için hiç kaşıkla yemeye zorlamadım. zaten ilk başta ağzını açmıyordu. şimdilerde kaşığı birlikte tutarak biraz yiyoruz. Ona kalsa bütün gün ekmek yer :))
    tabi ben süt ve süt ürünlerini hem etik açıdan hem de sağlık açısından sakıncalı bulduğumdan her Türk annesi gibi yoğurtla başlamadım. Yoğurt vermiyorum. etrafım yoğurt- kefir-eve yapımı lor kutsal! üçlüsüne takık insanlarla çevrili olduğundan da çok tepki çekiyorum. Misal takip ettiğim blw grubu, kendi annem vs, bebekli arkadaşlarım. Buralarda bebeğe yoğurt mayalayıp da vermiyorsan uzaylı gibi kalıyorsun. onun ileride kısa boylu olmasından az gelişmesine kadar her türlü gelişim eksikliğinin de sebebi. Bir de sebze çorbası var tabi, sebzenin suyu nasıl kilo aldırıyor çözemedim daha :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. süt ve süt ürünleri gelişim için çok önemli ama tercih meselesi tabii..
      belki kasaptan ilikli kemik alıp kaynatıp suyundan şehriye çorbası vs. verebilirsin. ben her çorbasını bu sudan yapardım. hem lezzetli oluyor hem de şiuanda kemikleri çok güçlü. bebekler severek içiyor.
      (tabi et suyunu tercih ediyorsanız :))

      Sil
    2. Canım ilk 1 senede anne sütü ya da annenin sütü yoksa tabii ki eşdeğer formülü bebeğin temel besin kaynağı. Burda diyorlar ki 1 yaşına dek katı gıda vermedeki amaç bebeğin beslenmesi değil, farklı tatları tatması, çiğneme yutma davranışı geliştirmesidir. Yani anne sütüne devam, en doğrusunu yapıyorsun ve düzenli verilen anne sütü yeterlidir. Miktarı sana az geliyor olabilir, bu dönemde çok hızlı emer bitirirler, bunlara takılma hiç. Anne sütü yeterli ve tam gıda, üstüne ne yerse ek gıda, destek gıda.. Yemekle oynaması çok çok güzel, çok yerinde, afferim A'ciğime :) O şimdi bu nedir, yenir mi yenmez mi, senin tepkilerine falan bakıyor, öğreniyor. Kaşık kullanması için 1 yaşı bekle, kaşık çatal bir arada ver derim, yani ben öyle yaptım şu an bıçağa bile geçtik :) Maya tabii kraliyet ailesinden geldiği için kocamın tarafının, elle yemekten hiç hazzetmedi, ille çatal kaşık kullanacak saraylım. Bu da beni delirtiyordu acaip uzun sürüyor 2 makarna yiyip kalkıyor falan ama bu da normalmiş, 3 yaşa dek çocuğun yemek bilgi hazinesi oluşuyor, verdiğin her şeyi 10 defa dene, 9'unda yemez 10.da sever diyorlar falan.. Sabır yani..
      Şöyle bir yöntem önerebilirim, parmak gıda hazırla, mesela armut, havuç, elma, patates kızartması, aklına ne gelirse ve bunları onun görüp ulaşabileceği yerlere koy ve arada atıştırmasına izin ver, hayır iştahı kapamıyor aksine yemeğe ilgiyi arttırıyor.
      Yoğurt konusunda ise, burada yoğurt hiç vermiyorlar zaten olanlar da şekerli olduğu için bebeğe verilmiyor, gayet de upuzun güçlü kuvvetli insanlar almanlar bilirsin :D Ama bak 1 yaşından sonra verdim yoğurt, kefir ve ayran, hele şimdi anne sütü bitince, normal sütü asla ağzına sürmediği için hanfendü, bari onlardan alsın kalsiyumu diye istediği an veriyorum (tabii günde 1 bardağı aşmıyor istediği dediğim :P) Hangi blw grubu o öyle ya? geleyim de karıştırayım :P Bu devirde artık badem sütü, yulaf sütü, soya sütü var yahu... Onların kalsiyum değeri hayli yüksek sanırım.
      Sebze suyu keşke içse, lif kaynağı aslında ben verirdim bak ama haklısın, haşlanınca zaten vitamini de pek kalmıyor heralde, evde smoothie yapın diyorlar sebzelerden.. Mantıklı bence de.
      Kilo konusunu en sona bıraktım, aslında iskeletor kızımla ben hiç danışılacak biri değilim ama :D tabloya göre 9 aylık erkek bebekte boy 73 kilo 9 diyor ama alt sınıra bak 6.5kg, yani evet minyon ama son derece normal. Endişe etme bence, çünkü durup durup birden büyüme atağı yaşayabilir her an!

      Sil
  8. biz de 9. ayda tanıştık doktorumuzla ve 1 yaşına kadar ayda bir, sonrasındaysa 2-3 ayda bir kontrole gittik. beslenmesinden psikolojik gelişimine kadar o kadar destek oldu ki bize.. 60 yaşlarında (belki daha fazla) anabilim dalı başkanı, ilaç sevmeyen, teknoloji sevmeyen, not defteri tutan, 3 ay önce gördüğü bebeği kontol ederken "oo 2 cm uzamış" diye hafızasını konuşturan dünyalar tatlısı bir doktorumuz var Sevgi hoca.
    bizim huysuz oğlan odasına girer, doğru elini uzatıp tokalaşır ve onu öpmesini ister. soysa da, iğne de yapsa gıkını çıkarmaz. bir işveler bir nazlar.. Doktor teyzesine asılıyor bile olabilir :))
    Hele havale geçirdiği dönemde belinden sıvı almalar, tahliller, serumlar, oksijen maskeleri.. ben çok korkmuştum bir daha götüremeyiz diye ama onlar güzel bir bağ kurmuşlar, korkulan olmadı...
    yani eğer Maya doktorunu sevdiyse aşı aralarını bozmaz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. oyy maşallah kuzuya da doktoruna da :)

      Sil
  9. İlk doktorumuz bebe bisküvisi verin dediği anda bi önceki hastaya hemen bıraktım şindiki ise çok sakin,ilaç taraftarı olmayan,zırt pırt kontrol istemeyen,gerçekten ilgili bir doktor.İce anası gibi dayanıklı çıktı şimdiye kadar hiç ağlamadı kan alınırken dahi sadece izledi iğne batıyor tüpe kan doluyor fln çok ilgisini çekti..endişelenmelimiyim yoksa ha ceren? Ateşlendi üçkez birinde 40 oldu duşa soktuk önce sonra ıslak bezle sildik ve birkez dr gittik iki kerede 39u bulduğu oldu..sadec bronşit olup hastaneye yattığında ilaç kullandık.ben sakinim genelde paniklemiyorum zaten doğuma bile tek başına giren nadir kadınlardanım sanırım kimse yetişemedii:((neyseki bunu ömür boyu kullanıp sömürücem hepsini:) loğusaykende yalnızdım,kimse elime ayağıma dolanmadan hep kendi işimi gördüğümden daha sakin oldum ama karakterlede alakalı sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok ayol sen öp o çocuğu başına koy MAŞALLAH :D
      Bence de karakterle alakalı, sakin olmak çok önemli bir başarı her anlamda, her bağlamda yani :) tebrikleri hak ediyorsun bence de!

      Sil
    2. Ohh iyi hemşire empati duygusu gelişmeyen çocuklar böyle şeylere tepki vermez vs dedi,noluyoruz dedim yahu küçük bi sosyopat sanki çocuk değilde.aglasa suç ağlamasa suç.
      Her konuda sakin olabilsem keşke:))ama yok çok sıkıcı olurdu öylede dimi:p

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!