10 Eylül 2015 Perşembe

Bir meslek olarak diktatörlük ve tercihleri çocuğa bırakmak

Dün gece Beyaz Atlı Prens "bu Maya bir banka soygununa katılsa, soygunculardan biri değil de kaçarlarken arabayı kullanan kişi olur bence" dedi. Hak verdim. Böyle düşünmesinin nedeni de, kendini tehlikeye atmadan, diğer insanları yönetme huyuymuş. Ona daha çok hak verdim. Bence de bizim kız tam bir banka soygununda herşeyi ince ince tasarlayıp arabayı (ve de insanları) kullanan "arka plandaki beyin". Ama bana öyle geliyor ki, banka soygunu fikri patlarsa bir diktatör de olabilir bu bizim Maya. Özellikle Türkiye tatilleri dönüşünde bu potansiyeli görüyorum ben kendisinde. Fakat onun özündeki diktatörü dizginleyen, yavaş yavaş hizaya sokan ve kozasından bir kelebek olarak çıkma potansiyelini ona veren de yine benim anneliğim olacak..

Benim anneliğimi az çok biliyorsunuz; tamamen sıfırdan pırtladı. El yordamıyla, bol bol kan ter gözyaşı ile (evet aynen Fransız Devrimi yapar gibi) tek başıma geldim bugün bulunduğum yere. Özetle, baktın ki yapayalnızsın, o zaman başkalarının yazdıklarını ve yaşadıklarını çok çok ama çok oku, sentezlerken aklın karışsın ve çuvalla. Sonra deneme yanılmayla, karanlıkta el yordamıyla düze çık, derken hop yine çuvalla. Aslında benim anneliğim kızım tarafından biçimlendirildi çünkü ipler tamamen onun elinde. Ve evet, psikolog olarak kendimi hiç de yanlış yolda görmüyorum (zaten deliler de kendilerini hiç deli görmezler, tımarhaneler hep "yanlış anlama" sonucu orda olan kitlelerle doludur). Ama düşünmeyelim bunu ;)

Bizi dışardan izleyenler "sana şaşırıyorum, nasıl hiç sesini yükseltmiyorsun, nasıl kriz anlarında hep sakinsin, nasıl bu çocuğu HAYIR DEMEDEN büyütüyorsun" diyorlar. Valla. Bunu çok sık işitiyorum, özellikle çevremdeki tüm dostlar tek tek "2 yaş krizi"nin altında kalmaya başlayalı ve gün içinde 453627 defa hayır demeye başlayalıberi. İşin doğrusu, ben Akdeniz Kanı olan biriyim, tüm duygularımı dolu dolu yaşarım, bazen bir parlarım, bir bardak suda fırtınalar kopartırım, yaparım yani o densizlikleri. Ama evet, anneliğimde yapmıyorum, sakinim, çünkü ebeveynlik bunu gerektiriyor. Kendi davranışınıza çeki düzen vermeden çocuktan meyve beklemek olmuyor.

Maya'ya hayır demiyorum, çünkü onun hayır'larından bana fırsat kalmıyor. 2 yaş "krizi" denen şey, aslında bildiğin "büyüdüm ben, kendi kararlarımı kendim vermek istiyorum" çığlığı. Bu çığlığı da ağlayarak, tepinerek, hayır hayır hayır'larla dışa vuruyorlar. Ya inatlaşacak, o hayır dedikçe siz hayırı basacak, sinirlenecek, yorulacaksınız; ya da akıntıya karşı kürek çekmekten vaz geçeceksiniz, kendine ve çevresine fiziksel ve psikolojik bir zarar vermediği sürece bırakacaksınız deneyecek, düşecek, ağlayacak, kanayacak ama öğrenecek (bazen öğrenmesi 3-5 defa kanama ve ağlamaya bakıyor, sabır anahtar kelime). Sonuç; şu an diktatör gibi gözüken ama bir yıl sonra kendi ayakları üzerinde durabilen, ısrarcı olmayan, bağırıp çağırmayan bir çocuk. %100 garantili. Şu an henüz tünelin ucundaki ışık gözükmese de, o tepindikçe, sinir krizleri geçirdikçe, siz sakinliğinizi, ona güvenli liman sunmayı ve mantıklı cevaplarla karşılık vermeyi başardığınız sürece, bu sınavı da pekiyi ile vereceksiniz. İnanın.

Maya da her çocuk gibi bizim duygularımızı çok güzel okuyor, ona göre davranıyor. Bana ayrı, babasına ayrı, babannesine ayrı, kreşte ayrı, dışardaki insana apayrı bir çocuk. Öyle de olmalı, çünkü esneklik sosyal zekanın en önemli kriterlerinden biri.

Küçük bir diktatör yetiştirmekten hiç korkmuyorum çünkü ona sınırlar içinde esneklik ve seçenek veriyorum. Bu sayede "kendi kendine başarma" hevesini alırken, aslında etrafındaki insanları manipüle ettiğini sanarken, aslında davranışının sonuçlarını ve genel sınırları da fark etmeden öğreniyor. Ufak bir örnek vereyim:

Geçen haftasonu katıldığımız "sezonun -inşallah- son düğünü"nde 3 yaşında bir kız çocuğu vardı, bizim düğünlerde görmeye alışık olduğumuz küçük hanfendiler gibi giyinmiş, süslenmiş, belli ki saçları yapılmış, rugan ayakkabıları bembeyaz. Kızcağız belli ki tüm bu cümbüşte uykusunu uyuyamamış, alışkın olmadığı bir ortamda büyüklerin arasında huysuzlanmaya, devamlı annesinin eteğine yapışıp kucak istemeye ve alınmadığında da son perdeden ağlamaya başladı. Bir mankeni andıran annesi de mini ötesi elbisesiyle aynı desen yüksek ve ince topukluları giymiş, her dakika 14 kilo çocuğu kucağında taşıyabilecek durumda değil. Çocuk istedikçe "hayır" diyor, etrafındakilerle konuşmaya, birşeyler yemeye çalışıyor. Arada hayır'lar bağırma tonunda, arada çaresiz tonlarda çıkıyor ve tabii ara sıra çocuk kucağa inip çıkıyor. Gece 8'de ben Maya'nın uykusu için düğün ana yemeğini bile yiyemeden kalktığımda, bu durum aralıksız 6 saattir devam ediyordu ve bizden sonra olayı gözlemleyen Beyaz Atlı Prens'in raporuna göre de 2 saat daha devam etmiş, sonra çocuk koltukta uyuyakalmış, ailesi 12'ye doğru kalkarken onu da kucaklayıp gitmişler.

Buradaki hata, tek değil. Bir kere tutarsızlık var, hayır'ların evet'e dönüşebilme ihtimali var ve bu çocuğun ısrarcı olmasına neden oluyor. İkincisi, çocuğun çocuk olduğu unutulmuş. Tamam, sosyal ve bakımlı olmak bir kadın/anne için önemli ve gerekli fakat uyku ve beslenme gibi fiziksel ihtiyaçlar, güven gibi psikolojik ihtiyaçlar karşılandığı sürece. Sonuçta 3 yaşındaki bir çocuklasın, sadece sen değil, o da mutlu olmak, eğlenmek ister. İster istemez sosyallikle asosyallik arasındaki orta yolu bulmak durumundasın. Üçüncüsü, çocuk istediğinde kucağa alınır. Nokta. Çünkü çocuğun ten temasına ihtiyacı var, güvensiz ortamda kuşatılmaya ihtiyacı var, yorgun olduğunda başını göğsünüze dayama ihtiyacı var. İnanın çocuk KENDİ İSTEDİĞİNDE kucağa alınmakla şımartılmaz, ama ondan talep gelmeden ya da tamamen tembellikten istediği anlarda (merdiven çıkmamak gibi, oyuncağını kendi gidip almamak gibi) alındığında işte o zaman şımarır, kucağa alışır, ister ve ağlar. Başka nedenden değil. Fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarla, tembelliği de tüm anneler kolayca ayırır ;)

Kısaca; tercihleri çocuğuma bırakıyorum ve ondan beklentilerimi olabildiğince esnek tutuyorum. Kurallar var ama hepsi doğal kurallar; mesela camdan sarkmamak, trabzanlardan kaymamak, buzdolabının ya da dolapların basamaklarına tırmanmamak gibi direkt kendi sağlığını ya da diğer insanlara vurmak, zorla eşya almak, kaba davranmak gibi diğer insanların psikolojik ya da fiziksel sağlığını bozacak durumlarda, her aklı selim annenin koyması gereken kurallar. Ama "istediğin kadar ağla kucağıma gelemezsin", "gece tam 8'de yatacak ve tek başına uyuyacaksın", "o oyuncağı tek başına değil arkadaşınla paylaşacaksın" gibi anlamsız istek ve kurallarım yok. Kendi tercihlerini kullanıyor. Oyuncağı vermek istemiyorsa vermiyor. Ve inanın ben ısrarcı olmadığım, kararı ona bıraktığım sürece, 2-3 dakika sonra o oyuncağı kendi eliyle diğer çocuğa götürüyor ve beraber oynuyorlar. Durumu kendi kontrol edebildiği için, daha paylaşımcı oluyor.

Ya da bir başka "çok sık yaşanan" örnek: mesela ayakkabısını giymek istemedi ve dışarı çıkamıyoruz diyelim, hatta attı yere kendini, tepiniyor. Ne yapıyorum? Yanına oturuyorum ve başlıyorum dırdıra. Valla bak. Başlıyorum "peki, ayakkabılarını giymek istemiyorsun, o zaman dışarıya da çıkamayız çünkü yalınayak sokakta yürünmez. Ama dışarı çıkmak istemezsen burada beraber oturur bekleriz." Eğer mutlaka çıkmamız gerekiyorsa ve "havasında olmadığını" hissettiysem, normalden erken hazırlanıyor ve bu yerde tepinmeli teatral durum için kendisine 30dk ek süre veriyorum. Genellikle 30dk içinde zaten çözülmüş ve dışarı çıkmaya hevesli hale gelmiş oluyor, bu sayede de hiç bir yere geç kalmıyorum. Yok eğer alışveriş, gezme vs gibi çok önemli olmayan bir dışarı çıkma durumuysa, "peki, dışarı çıkmak istemiyorsun, bu sabah çıkmak zorunda değiliz, o zaman gel salona gidip kitap okuyalım" vs diyorum. Genelde yine sıkıldığı için, 30dk içinde dışarıya çıkmayı kendi ister hale geliyor.

Evet anneliğim çok esnek, yumuşak ve belki bir çok insana göre "çocuğa söz geçiremez" modeli. Ama benim de niyetim "söz geçirmek" değil çünkü o benim çalışanım değil, çocuğum. Hedefim ona hayatının sonuna dek destek olmak, yoluna engel değil ışık olmak, seçimlerine saygı duymak ve bence en önemlisi de onu herşeyden korumak yerine, tehlikeleri kendi görüp kendi uzak duracak şekilde, kendi ayakları üzerinde duracak şekilde yetiştirmek. Böyle düşününce, doğru yolda olduğumu biliyorum. Bu nedenle de, kim ne derse desin, kafama da hiç takmıyorum.

2 senenin sonunda; tabii ki hastalık, uykusuzluk gibi fizyolojik nedenleri ya da şu ünlü ve çözülemeyen 2 yaş krizinin dürtmeleri sonucunda yaşadığımız tarifsiz korkunç gün ve geceleri saymazsak (çünkü inanın hepimiz gibi biz de bol bol yaşıyoruz bunları) nedensiz yere ağlamayan, ısrarcılığı sıfıra yakın, son derece sosyal, paylaşımcı ve sevecen, kendi kendine gelişimine uygun görevlerini yerine getiren ve çevreden "ne kadar özgüvenli ve kendi kendine başaran bir çocuk" övgüsünü sık duyan bir evladım var ve bunun nedeni de tamamen "tercihleri çocuğa bırakma" türü ebeveynlik anlayışım. Ben ettim, beğenirseniz siz de edin :)

33 yorum:

  1. Aynı senin gibi düşünüyorum Ceren. Senin bir psikolog ve okuyup arastıran, dusunen bir anne olarak böyle düsünmen de beni rahatlatıyor, guven veriyor. Su yemek konularinda da boyle net fikirlerim olsa rahatlayacagim. Dun asilar ve tartilma oldu. 12 ay 2 haftaligiz. Kilo 8.900 boy 75. Boy yuzde ellilere yakin ama kilo yuzde onlarda. Aslinda kiloyu takmiyorum, asil onemli okan saglikli olmadi ki masallah diyelim simdilik hic hastalanmadi. Ama biliyorsun benim ozel durum var. Simdi Maya zayif o,sa cevren cocuk istahsiz der, benim ki zayif olunca herkes et, yogurt vse yedirmiyorsun da onun icin diyor. Dun babasi bile kofte yedirmiyorsun tabi dedi ( kendisi kofte canavaridir ) boyle iste, hemen derdimi de sikistirdim araya :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç korkma, Türk standartlarına göre az da olsa, sonuçta kendi çizgisinde büyüyor değil mi? Bak mesela Maya 2,5 kg doğdu, yani 100gr az doğsa bildiğin prematüre sayılacaktı, şu an 2 yaşında ve 10,5 kg. Ben ilk zamanlar çok kafaya taktım özellikle Türkiye'de akrabalarla falan bir araya gelince ya da hatta dışarda gezerken bile ağzı olan konuşuyor. İlla şişko bebek istiyorlar Türkler, ille sıkıştıracaklar öpecekler sonra da biraz büyüyünce şişkosun zayıfla baskısı.. Böyle olacağına zayıf olsun minyon olsun. Sağlıklı olsun da.
      Bu arada yakında vejeteryan beslenme ve hamilelik, doğum, emzirme konusunda bir konuk yazar ağırlayacağım, hala ilgileniyorsan senin de fikirlerini duymak isterim, vaktin varsa tabii, her zaman..

      Sil
    2. İlgileniyorum tabi ki. Hatta yaz basinda da konusmustuk bu konuk yazarlıği, bilmem hatırlıyor kusun? Bütün yax düdündüm, istedim ama bilgisayarın basına 5 dakikadan uzun oturamadım. Su anda yatar vaziyetteyim, oglan sol kolumun ustunde emerek uykuya geçışte. ( yeni olayimiz sabaha kadar kol ustunde emerek uyumak, arada kol ve meme degisiyoruz) Ben tablette ancak okuyup, bu kadar yazabiliyorum. Ama yazmak da istiyorum, sadece o da değil birçok konuda bircok sey. Acıkcası ben de blog istiyorum. Hayatımda, kendimde bazı degisiklikler yapmak istiyorum, bunları yazmak istiyorum.
      Not: su anda sokaktan ya alla bismillah diye bagirarak, kornalar calarak geciyorlar. Bu insanlar beni urkutuyor, butun keyfim kactı.

      Sil
    3. Tabii ki, ısrarcı olmamak adına böyle yazdım, hatırlamaz mıyım, aklımdaki asıl yazar sensin hala çünkü vejeteryan değil vegansın. Hiç sorun değil, topladığın zaman bekliyorum, yerin hazır :)
      Emerek uyuma konusunda ben çok zorlandım seni anlıyorum, şimdiki aklım olsa en baştan önünü alırdım ama o an çok zordu bunu yapabilmek, destek istersen özelden vs yazışalım.
      Blog aaaaaç :D Hayat kurtarıyor.
      Ülkenin gündemine değinmek istemiyorum :( Biliyorsun diğer blogda aklımı bununla bozup tırlatmanın eşiğine geldim, burada yazmak istemiyorum ama çok da umursamaz görünüyor öğrenen anne bu konuda, ne yapacağımı bilmiyorum.. Allah hepimize akıl fikir versin, kendi arkadaşlarımın faşist yorumlarını görünce tanıyamaz oldum.. :(((

      Sil
  2. işte tamda bu ceren. olması gereken krizleri aşmamızı kolaylaştıran yöntemler tam da bu söylediklerin

    YanıtlaSil
  3. Ceren senin bu tip yazılarının hastasıyım. Başkalarına da gönderiyorum. Hep birlikte faydalanıyoruz. Bugün ben Doğu'yu çok ağlattım. Çünkü canı biraz mutfak tezgahında oynamak istedi. Biraz izin verdim, onunla takıldım orda ama baktım elini yakma tehlikesi var... Zorla alıverdim ordan onu.. Çok ağladı yavrum.. Ama gram üzülmedim ya. Dedim kendime, kızım doğru olanı yaptın.

    Fakat genelde, normal yapımın aksine Doğu'ya karşı hep sakin hep sakinim. Bunun altında olgun bir anne olmam mı yoksa "aman şirret bir çocuk yetiştirmiyim" döt korkusu mu var bilemiyorum : ))) Sarılmanın gücüne, güzelliğine ben de inanıyorum. Şimdi senden bilimsel açıklamasıyla duyunca iyice sevindim.

    Bazen tüm aile, anne-baba-çocuk sarılmak da ne iyi geliyor şu kötülüklerle dolu hayata. (gündeme kayıyorum eyvah tutun beni)

    Kendine güvenli, barışçıl bir çocuk olacak diyorsun ya.. İçim bir açılıyor sorma.. Ben de kararlılıkla yürümek istiyorum bu inatlaşma, agresiflik yollarından.. sabırla, sevgiyle geçmek istiyorum.

    Tabi bazen anne ve baba olarak çocuğun yanında salak saçma konularda tartıştığımız için de kendimi "bi cacık olmaz bizden" psikolojisinde buluyorum ama..
    Çabalıyoruz.

    Yazından şunu anlıyoruz.
    Sabır is the answer.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahahaha ben de senin hayranınım şekerim, hislerimiz karşılıklı ;)
      Zorla elinden tehlikeli birşey aldığımda ilk başlarda Maya çok ağlıyordu, ben kendimce şu yöntemi buldum; Maya'cım o bıçakla oynanmaz çünkü çok sivri, elin kesilebilir ve "aua" olabilir (aua mayanın "ayy" nidası yani canı yandığında söylediği ve aslen almanca olan bir kelime). Aslında hani buna bazı psikologlar "olmamış şeyin olasılığını söyleyip çocuğu ketlemeyin falan diyerek karşı çıkıyorlar (mesela çıkma oraya, düşersin gibi) ama kilit kelime burda düşersin değil düşebilirsin olup bir de arkasına "dikkatli ol" eklenince aynı psikologlar pek bir mutlu oluyorlar falan hani). Ayrıca benim anne olarak görevim sonuçta ona bıçağın keskin bir şey olup canını acıtabileceğini ya da merdivenden dikkatsiz tırmanırsa düşebileceğini de öğretmek olmalı diyor fazla takılmıyorum ben bunlara.. Ama ağlarsa valla ben de üzülmüyorum çünkü olması gereken bu.
      Ama mesela ben artık çok otomatiğe bağladım nerden ne tehlike gelebilir devamlı hesaplama ve daha çocuk onu istemeden bertaraf etme ve böylece doğabilecek "hayır ama istiyorum ama hayır" ikilemlerini en baştan ortadan kaldırma yöntemini uyguluyorum, iyi oluyor.
      İnan olacak çünkü ilk defa çocuk yetiştiriyorum ama valla elimden çok sorunlu çocuk geldi geçti ve sadece bu dinamiği değiştirmek bile çocukları bu yönde değiştirdi ;) O nedenle bu kadar emin konuşuyorum. Sonuçta senden ve yakın çevresinden ne görürse o oluyor.
      Sabır sabır sabır :D Ben de öğrencisiyim bu sabırın, kişisel hayatımda çok sabırsızımdır ne yazık ki ama dediğin gibi annelik hayatı bi başka oluyor insanın..

      Sil
  4. sonuna kadar katılıyorum canım sana yakın zamanda oğlumun sünnet düğünü var inan herseyi onların düzenine gore ayarladım oğlum cok opulup sıkılmasın diye takı torenini kaldırdım Ela nın uyku duzeni icin fotograf ve kuafor saatlerini değiştirdim ters ters laf sokanlar oldu ve hala oluyor ama umrumda değil cocuklarım herkesin keyfinden ve eğlencesinden önce gelir once bunu kavramak lazım. Arada bir cocukların yerine kendimizi koysak zaten kendimize çeki duzen verebiliriz.sevgiler ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay senin başın çok kalabalık okuyor ve heyecanlanıyorum :) Kolay gelsin.

      Sil
  5. Bu yazıyı yeni doğum yapan tüm annelere okutmak istiyorum.

    Saçı, makyajı, kıyafeti bozulmasın diye saatlerce ( abartmış olabilirim ama her dakika bana saat gibi geld) bir bebeği kucağına almayıp arabasında susturmaya çalışan kadın geldi aklıma. annelik şık olmaktan önce gelir ama anlatamadım o kadına .

    Ben de hamileyken 2 yaşına kadar hayır demeden 2-3 yaş arası çok az hayır diyerek büyütücem demiştim. Büyük ölçüde uydum bu kararıma, elini prize sokmak vs dışında hiçbirşeye hayır demiyorum. Yemeğini masada yemek istemiyor yerde yemek istiyor bazen tamam diyip yerde yedirmeye başladığımda sonra kendi masada yiyor mesela. Ama o istediğini yaptığımdaki gururlu bakış ve duruş içimi eritiyor. Sayende kendimi uzaylı gibi hisettmiyorum çünkü çevrendekiler oğlunun oyuncğı olmuşsun, kural koy uygula vs dediklerinde seni düşünüyorum o da böyle yapıyorsa doğrudur diyorum.

    Bu yazı ve diğer tüm yazıların için ellerine sağlık , Maya' ya sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biri daha dedi bugün bu "elini prize sokmak" işini yahu, alın prizlere birer kapatıcı aparat aman, çocuklar meraklılar demek ki.. :)
      Çok teşekkürler

      Sil
    2. Bütün prizlerde kapak var, kapağı çıkartıp takacağım fişi ( saç kurutma makinası vs) takarken elini uzatıyor . En sert hayırı söylediğim için daha da merak ediyor belki de.

      Sil
    3. A evet sert hayırlar pek işe yaramıyor. Yumuşak tonda söyleyip bir de açıklama ekliyorum ben, genellikle dinliyor (ciyakciyak ağlamıyorsa tabii)

      Sil
  6. Böyle şeyler söylediğimde eşim bana manyakmısın,normal anneler nasıllar acaba merak ediyorum diyor:)) şu insanları kullanma ve soyguna benzer şeyleri bende düşünmüştümde.. Yazı bir harika,kurallarda öyle.yol gösterici oldu bana teşekkür ederim.Hayır konusunda aynı düşünüyoruz çok sık söylendiğinde öneminide yitiriyor zaten.. Düğündeki hatun gibiler öyle olmaya zorlanıyorlar birazda,son dönemlerde fit olma,doğumdan incecik çıkma,bakımlı görünme ve birde heyyy heryere yetişebiliyorum bakın baskısı var üzerlerinde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahahahah normal anne ahahahaha var mı ayol öyle bişey?
      senin oğlanla benim kızı beşik kertmesi edemezsek bile bir soyguna beraber imza attırabiliriz bence hahahaha ama bak torunlara ben bakmam vallahi canım çıktı benim :P emekli olcam ben.

      Sil
    2. F.william abagnale jr. gibi olur bunlar bu gidişle:)))) hehe böyle çocuklardan nasıl birer çocuk çıkar düşünemiyorum bile:)ne bakıcaz ayol alman babane hesabı "haytımızı yaşıyiciğiz biz,zati sizleri zar zor büyüttük" deriz ama bunlar bizim etimizi sütümüzü iyice kullanırlar çocuklarına da baktırırlar ben diyim sana:)

      Sil
  7. Sevgili ceren,
    blogundan takip ettiğim kadarıyla annelik tarzını kendime çok yakın buluyorum.
    Mümkün olduğunca az hayır deme, ama birşey gerçekten "hayır"sa onun arkasında durma (ki bazen fazla düşünüp tartmadan ağzımdan hayır Çıktığı durumlar oluyor. Atıyorum 2. Dilim keke hayır deyivermiş bulunuyorum. Sonra aslında o gün gayet güzel beslendiği ve tatlı kotasını aslında tam Doldurmamış olduğunu farkediyorum. Yani 2.yi yiyiverse de olurdu. Ama baştan hayır dediğim için tutarlı olmak adına büyük bi dramayı göze alıp sözümün arkasında duruyorum.)
    Ha bizim mini çakal, biraz daha Büyüyüp beni sebzesini yediğine, sporunu yaptığına, 2. Kekin sağlığı ve iştahı açısından bi zararı olmayacağına beni ikna ederse, o noktada teslim olurum. Yani anneyim diye dediğim dedik öttürdüğüm düdük mottosunu benimsemeyeceğim. Ama şimdilik kurallara ve sınırlara ihtiyacı var.

    Ikincisi, her ihtiyacı olduğunda sarılmak, kucaklamak, öpmek, tatlı sözler söylemek kısmında sana hep desek tam destek! Yemek yerken kucağımda oturmak isterse okey, yanında yatmamı isterse hayhay, beraber oynamak isterse pek tabii. Ama bunun da bir zaman sınırlaması olmalı diye düşünüyorum. Yani 5-10 dk tüm ilgi ve enerjimi ona aktararak gönlünü yapıyorum. Ama yavaştan "şimdi annenin gitmesi lazım, artık kendin yat-otur-oyuna devam et bakalım" telkinleriyle ikna ediyorum. Mızırdanırsa ve ya tam tatmin olmadıysa, "peki birazcık daha" diyerek ek süreler tanıyorum. Ama sinyalleri iyi okuyup, ihtiyacından fazlasını vermemeye çalışıyorum. Yani 5 dakika kucakta oturup, keyfi yerine gelmiş bir çocuğu o an, hemen o tatlış moduyla başka bir şeye (yemeğe, oyuna) kanalize etmeli. Yarım saat kucakta tutmanın gereği yok.

    Üçüncüsü, çocuğu huzursuz edecek, rutinini bozacak ortamlara sokmama davranışını da kendi hayatımızda uyguluyorum. Ona hitap etmeyen tatillere, gezmelere, düğünlere, Gürültülü ortamlara götürmem. Uyku saatini geçirmem. Bu benim sosyal Hayatımı baltalasa da, onun rutini daha öncelikli. Bu konuyu başından beri böyle kabullendim ve hiç isyan etmiyorum :)

    4.sü tantrum tabir edilen saçma ağlama krizlerini yönetme taktiğimiz çok benziyor. Ben de Evden Çıkacağım saatte her zaman hesapladığıma ek bir süre daha ayırıp öyle hazırlanmaya başlıyorum. "Ayakkabı giymem, şapka takmam" viyaklamalarını ikna, rüşvet, sebep-sonuç, kıssadan hisse hikayeleriyle manipüle ediyorum. Ve son olarak da "tamam gitmiyoruz o zaman" kozunu oynuyorum. (Bu arada Rüşvet dediğim: çikolata vermek- yeni oyuncak Vaad etmek falan kesinlikle değil. Yolda şarkı söylemek, yaprak toplamak, gideceğimiz yerde ördek beslemek falan gibi şeyler)

    Seninle ayrıldığımız nokta ise; ben Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisinde, kendi birincil basamak ihtiyaçlarımı tehdit altında hissettiğim noktada çirkefleşiyorum :) yani çocuk dediğin 8.30 da yatacak arkadaş. Ki bana yeme, uyuma, kendimi güvende hissettiğim kişisel alanlarımı düzen içinde tutma, efendime Söyleyeyim Sevişme ihtiyaçlarımı karşılamak için zaman kalsın. Ya da parka gittiğimizde, hadi dediğimde eve dönelim, barınma ihtiyacımı karşılayayım :) Buz gibi soğukta, kaydırak tepelerinde bi yere kadar bekleyebiliyorum. İşte bu noktalarda işleri onun insiyatifine bırakamıyorum, senin kadar esnek değilim. Olabilmek ister miydim? Istemezdim. Ben de halimden memnunum. Zaten her anne-çocuk ilişkisi biricik ve özeldir.

    Bu Yazım biraz uzun oldu, okuyanları sıktıysa affola. Seni Hep okuyorum, ama artık yorumlarımla da geri bildirimde bulunacağım, iznin olursa :)
    Sevgilerimle


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. <3 AY hoşgeldiniz efendiiiim :D Çok sevinirim, uzun yorum da severim hiç kusura bakmam, herşeyi gereğinden fazla uzatmayı severim çünkü..
      Bu sıra ben de 830da yatırmaya azmettim ama biliyor tilki yemek konusunda takıntılı olduğumu, yatak lafını duyar duymaz başlıyor süt, yoğurt, peynir, tahıllı kraker hep de sağlıklı şeyleri istiyor yahu 2 yaşta böyleyse 15te ne olacak bunlar?!? Ben de valla veriyorum, seninki gibi değil anacığım tüy siklet yemez içmez sultan, yemek isteyince ben gecenin 4ü olsa veririm :P Ama işte 830 yatağa girene dek 845 uyuyana dek 9 oluveriyor, ah ah ah.. :D Olsun napayım.. Sorunum bu olsun..
      Sevgiyle kucaklıyor öpüyorum!

      Sil
  8. her akşam kreş dönüşünde bir bahane bulup kriz çıkartıyor bizim sıpa.. dün de artık o kadar dolmuşum ki o yere atıp kendini ağlamaya başlayınca (bu arada sabah annem diye ağlayarak zorla bindiği servisten akşam yardımcı annem diye inmemek için ağlıyor, evet!) ben de hıçkıra hıçkıra başladım ağlamaya :)
    zaten kocaya bozuğum, karnım burnuma yaklaşıyor ve tedirginim, koşkur koştur işten eve gelmişim, yemek yok, birazdan baba gelip en doğal (!) ifadesiyle "yemek?" diyecek..
    bunları söyleye söyleye hüngür hüngür ağladım. oğlan ne yapacağını şaşırdı! kalktı yerden, sarıldı, öptü.. ilerleyen saatlerde bir daha ağlama teşebbüsünde bulununca "ben de ağlayım mı annecim" dedim hemen sümüklerini koluna silerek "hayııııııııır" diye bağırdı. "işte sen ben ağlayınca nasıl üzüldüysen ben de sen öyle ağlayınca üzülüyorum, bunun yerine benimle oturup konuşsan ne güzel olur" dedim, tamam anne (uf tamam git başımdan der gibi) dedi, sarılıp öpüştük :)
    ben de öğrenen bir anneyim ama çocuğumdan öğreniyorum anneliği.. kitaplar, insanlar pek işe yaramıyor :) bu sıpacıklar parmağında oynatıyorlar bizi..
    kural koymak istiyorum ama diyorum ki sonunda, ulan dünya yangın yeri olmuş, hayat kısacık, bu sıpa da belki en mutlu günlerini yanımda koynumda geçirecek neden buna engel olayım? benim bebeğim yanımdayken, bebeğimin annes yanındayken değil 5-10 dakka istediği kadar sarılayım, bazen de ben istediğim kadar :) ne olacak şurda 5-6 yaşından sonra kucağıma mı gelecek, benimle uyumak mı isteyecek?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Annemi özledim krizi o :D Bol bol sarıl öp, geçer..
      Allah kolaylık versin, çabucak geçsin sağlıkla al kucağına ikisini birden öp inşallah..

      Sil
    2. evet, benimki de annemi özledim krizi sanırsam :)
      inşallah bakalım, sağolasın..

      Sil
  9. Ben de senin gibi düşünüyorum. Ama otoriter bir annem vardı ve arada onun bıraktığı bazı etkiler beni dürtekliyor. Kendime hakim olup sakin kalmaya çalışıyorum ama zor gerçekten

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ebeveynlik tarzı 4 nesli etkiler diyorlar, doğru sanırım..

      Sil
  10. kendimi kötü hissettim şimdi :D Ben d gecen gun bır düğüne katıldım. Süper değildi ama kısa bir elbise vardı ve topuklar. Tabi ben topuklu ayakkabı nasıl kullanılırdıyı untmusum farkında olmadan.Ben de oğlumu alamadım kucağıma. Eşime dedim ki bebiş bu gece sana emanet yokluğumu hissettirmeyeceksin hadi bakalım. Valla bana iş bırakmadı alt alma kucaklama uyutma hepsini üstlendi. Muhtemelen cırlamamdan korktu.Yazın için cok tesekkurler birçok konuda kararsız olduğum konulardan biriydi. Ve suan daha rahatladım. Fakat benim sizlerle paylaşmak istediğim bir konu daha var. Maalesef benim oglusumun uyku saatı yemek saatı yok. Ayrıca gece yemeklere de cıkıyoruz ve bebek arabasında uyuyor. Cocuktan sonra hayatını değiştiremeyenlerdeniz biz. Hala çocugu ananesıne bırakıp ( bunun için 600 km yapıp) 2 gunlugune biryerlere kaçma derdindeyiz. Cunku gercekten sadece eşimle de olmaya, dur yapma , kaka yaptı yapmadı, agladı yoruldu demeden 3 ayda 1 de olsa oturup herseyi konusmaya ve ılgımı bolmeden esime vermeyi seviyorum. bu sırada bebiş burnumun direğini sızlatıyor tabi. Son gunlerde de cevremdeki evlilşklerden hep aynısını duyuyorum. Cocuktan olduktan sonra kendıne bana bakmaz oldu. Sohbet dahı edemıyoruz ya da sadece cocuktan konusuyoruz vs gıbı. Boyle bır durumun yasanmaması ıcın elımden gelenı yapıyorum. Ayrıca kız arkadaslarımlada yıne gorusup bır kahve ıcmek de ıyı gelıyor. Fakat daha sonra vıcdanen acaba cocuguma ıyı bakıyor muyum dıye kendımı de sorguluyorum.Fakat o cokkkk mutlu bır bebek. Herzaman neselı, hatta kalabalık ortamları bızden cok sevıyor yeterkı etrafında bırılerı olsun. sız nasıl götürebılıyorsunuz tum bu ıslerı ya da sadece ben mı tekım :S

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ha anne ha baba yahu, ikinizden biri olduktan sonra :) Benim dediğim hatunun kocası da kendi gibi klasik olup çocuğa yan gözle bile bakmıyordu..
      Öp de başına koy o çocuğu ne güzel işte, ben bebekken bile arabada uyutamadım Maya'yı :D Çok kıskanıyorum o arabasında horul horul uyuyan çocukların anne babalarını :P
      Ama bak çocuktan sonra kendime bakmak, sosyal çevreme ya da eşime özel zaman ayırmak ya da çocuk dışında konuşmak bence de çok önemli, yoksa akıl sağlığımı kaybederim. Sadece bunu çocuğa göre ayarlamayı sanırım iyi başarıyorum çünkü hiçbirşeyden de geri kaldığımı söyleyemem :D Hatta "çocuk dışında konuşalım aman içim daraldı" diye yakınlarımı ve arkadaşlarımı genelde ben uyarıyorum, valla çocuğu bırakıp kendime özel zaman ayırdığımda da hiç öyle burnum falan sızlamıyor, o da "anneeeeğm" diye peşimde değil inan :D Dediğin gibi, onlar kendilerine sevgi verildiğini bildikleri için mutlu çocuklar. Ayrıca ben hep şunu söylerim kendime; sen bu çocuğun ilerde nasıl bir birey olmasını istiyorsan, bizzat kendin ona o şekilde örnek olacaksın. Kendine bakacaksın, hayatı seveceksin ve dolu dolu yaşayacaksın ki, çocuk da hayatın ve kendisinin sevilesi birşey olduğunu öğrensin. Yani doğru yoldasın hiç vicdan falan yapma derim :)

      Sil
  11. Ciktisi alinip duvara asmalik bir yazi olmus, masallah yorumlara da, hepiniz ne super annelersiniz yahu, kizimin yerinde olsam annem siz olun isterim samimi soyluyorum. Bazen cok yoruluyorum tahammul edemiyorum, daha 8 aylik bebege anlamayacagini ve kendini guvensiz hissedecegini bilsem de dayanamayip bagiriyorum, aksam uyutup kendime kaldiktan sonrasi hep vicdan azabi ama gercek bu. Ha noluyor, ertesi sabah bugun cok farkli olacak diye uyaniyorum, olmuyor. Bir ornek, bu haftasonu azmettim hem bakim islerine gidecek hem de sacimi kestirecektim. Olmadi, kiz gidecegim saatte uyumadi, kalca hizamdaki artik taramaktan tukendigim saclarimla, yine bakimsiz kalakaldim. Agladim, cok agladim. Her aksam bebeyi uyutunca acliktan ya pilav ya makarna yapip yiyoruz, kizimin coklu besin alerjisi oldugundan seceneklerim de az zaten, anneme haftada bir bize yemek yapsan dedim, iki yetiskin insansiniz yapin kendiniz dedi. Yasadigim hayalkirikligini anlatacak kelime yoktur herhalde. Kizimi bu dunyadaki her seyden cok seviyorum, gunduzleri saatlerce kaliteli zaman gecirelim, cok mutlu olalim, hep seviselim istiyorum ama olmuyor iste. Her aksam sukretmekten agladigim bebegime iyi anne olamiyorum. En son psikologa gitsem dedim, herhalde sacimi kestiremememden ona hic vakit yaratamayacagim aciktir. Ama soyle yapsan boyle yapsan diyen cok cikiyor, soylemesi ayip belli bir zekanin uzerindeyim, ben coktan dusunmus oluyorum, demek ki olmuyor olamiyor bazi seyler. Bugune kadar akademik ya da hicbir sosyal iliskimde de boyle hissetmedim, durum cok agrima da gidiyor, en sevdigime en iyi bakimi ilgiyi verememek. Bu da bu sayfada benim gibi birileri varsa kendilerini kotu hissetmesinler diye dursun madem, cunku asil diyecegim seyi unuttum :) Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zeynepçim, bu yorumcuların hepsi artık 1 yaşını, 2 yaşını aşmış veletlerin anaları, sen bakma bize. Biz çooook ağladık tepindik sinir krizleri geçirdik, 8 aylık bebekle bir mi büyük çocuk? Hiç merak etme, o günler bitecek, geçecek, inan bana.. Geçmeseydi valla ben bu çocuğu da kendimi de öldürmüştüm şimdiye kalmazdık birimiz :D O zamanlar biri bana bunu diyince haa evet der sinir olurdum anlamıyor diye ama inan ki anlıyorum ve garanti ediyorum geçecek. Az sabır, az kaldı..
      Bak burda yorumcular arasında çoklu gıda alerjisi olan bir çocuğun annesi de var, belki okur sana cevap yazar ama o miniğin alerjisi de bitti geçti biliyor musun! Yani herşey değişiyor şu hayatta, çok şükür durumumuz aynı kalmıyor. Az dayan, güzel günler yakın..
      Psikolog iyi fikir olabilir en azından rahatlarsın. Anlayışlı bir psikologsa bebeği de yanında götür, durumu anlatırsan ben olsam kabul ederdim neden etmesin psikolog da ya da eşine bırakabilirsen daha iyi tabii, kendine özel bir zaman ayırmış olursun.
      Saç işi yaş iş, benimki de totoma yaklaştı, o konuda bişey diyemiyorum..

      Sil
    2. Ha bir de geçmiş yazılardan bulabilirsin, çocuğa bağırmadan sakin kalarak nasıl davranabileceğimizi, krizleri nasıl atlattığımızı çok yazdım..

      Sil
    3. Sen ne iyi geliyorsun bana bir bilsen! En sevdigim anne sensin valla, icimi rahatlatan bir sensin. Ayni sehirde falan olsak tum parami senin kapina gomer her gun gelirdim iki derdimi anlatir bir kahvemi icer giderdim. Cok sagol, uc gundur hic bagirmadim ve dis&atak birlikteliginin dorugundayiz bu son uc gundur. İlk yorumu yazarken pismanliktan deli gibi aglamistim ama simdi mutluyum. İnsallah devamini da getirecegim, kizim kendisine bana dunyaya guvenli, mutlu buyuyecek. Allahim insallah ya, valla cok istiyorum. Cok calisacagim cok! Sana dunya dolusu sevgi ve opucukler gonderiyorum!

      Sil
    4. Ama sen bunu yapabildiysen, değişebildiysen asıl sen harika bir annesin, çünkü bunu başarabilmek herkesin başarabileceği bir şey değil :) Çok sevindim, çok büyük motivasyon oldu bana :) Bu arada para gömmek değil kahve içmek için beklerim :D Sevgiler bizden!

      Sil
  12. Öğrenen Annem yazdıklarının her kelimesine tek tek katılıyorum . Hayır kelimesini en aza indirgeyerek bol sabırlı davranıyorum ki anneliğim dışında böyle değilimdir . Buna en çok da eşim şaşırır . :)
    Berrak'ın kararlarına , isteklerine saygılı , zevklerine yapmak istediklerine ve diğer her şeyine saygı göstererek büyütmeye çalışıyorum inşallah doğru yoldayım . ;)

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!