29 Eylül 2015 Salı

Hızlı yaşam sorunu

Bir Türkiye seyahatimizden daha perişan döndük eve, rahmetli ananeciğimin dediği gibi "yorgunluğun adını tatil koymuşlar". Topu topu 10 gün süren, ailecek birbirimize girdiğimiz, dönüş biletini uzatma mevzuu açıldığında bizimkilerin hayatımda ilk defa beni kibarca (ve çok haklı olarak) vazgeçirdiği, Maya'nın huysuzluğunun tavan yaptığı, benim canım diyene canın çıksın modunda geçirdiğim, ailemin psikolojik ve fiziksel yorgunluktan tamamen şut olduğu, hastalık ve sonra bezginlikten resmen (Allahtan şahane bir bahçesi olan) evden çıkmadan, hiç bir arkadaşımı telefonla bile aramadan geçen bir tatilden, son derece gergin ve yorgun döndüm. Son 3-4 Türkiye seyahatim bu şekilde geçtiği için, artık inanıyorum ki, Türkiye'de tatil yapmak artık olası değil, yapılan şeye anca ziyaret ya da seyahat denebilir, tatil değil..

Bu tatilde beni geren iki nokta oldu. İlki, ben istemediğim halde devamlı yardım ve destek önerilmesi. İkincisi de Türkiye'de yaşamın aşırı derecede hızlı, koştur koştur, haldır huldur akması. Lakin bu yazı, geleneksel "tatil sonrası vur aileye, dostlara" yazısı değil (okuyorlar ayol, yazamıyorum artık; hem çocuğa baktır hem sonra bıdı bıdı çemkir, olmaz, ayıp). Bu sefer olaya çok farklı bir noktadan bakacağım.

Sorunun bende ya da anne babamda olmadığını, tamamen çevresel kirlilikten etkilendiğimizi keşfettim bu tatilde! Ben Münih'in ses çıkmaz kervan geçmez ortamında iyice yavaşlamış, dingin bir Hint buzağısına dönmüşüm sevgili bloggercıklarım. Oysa Türkiye'de devamlı koşturulan, bağıra bağıra konuşulan, tüm duyguların son perdeden yaşandığı hayata bir de korna sesleri, çocuk ve anne çığlıkları, arka fonda nerden geldiği bilinemeyen bir müzik tınısı eklenmiş ve her anımızda bir "haldır huldurluk" var. Yaşam o kadar hızlı ki; insanlar devamlı koşmak, birbirlerine seslerini duyurabilmek için ev içinde dahi bağrışmak zorunda hissediyorlar. Oysa ben yavaş ebeveynlik, anı yakalamak, beş duyumla hissetmek gibi "tuhaf tuhaf" huylar içindeyim. Olmadı. Karşı zeytinliklere bakarak, sadece rüzgarın sesini duyumsayarak, düşüncelere ve hülyalara dalarak bir çay içemedim.. 

Bizim kız ağladıkça annemle babam telaşlandı. Zaten telaşlı insanlar, her işleri koşturmalı, şöyle bir toplanmamış kahvaltı masasını falan dert etmeden oturup sohbet etmek mümkün değil ama Maya'nın huysuzluğu çığlıklara dönüştükçe hepimiz gerildik. Ben gerildiğimi hissedince yavaşlıyorum, sakinleşmeye sadeleşmeye çalışıyorum ve Münih'te işe yarıyor. Alıyorum ağlayan kızımı karşıma, yetişkin gibi sakin tonda konuşuyorum. Biraz daha bağırıyor, sonra bakıyor ona gürültüyle karşılık veren yok, susuyor. Ama burada.. Kızım ağlayınca birden babam en yakın gözden bir sesli aparat bulup dibinde sallamaya, dikkatini başka yere kaydırıcam da susturucam diye "Maya bak bak bak, Maya, Mayaaaa" diye çırpınmaya, annem ellerini bilekten döndüre döndüre nanayda nananay diye oynamaya, ordan babam "acaba şusu mu var busu mu var" diye endişe krizlerine, annem "ay şusu yok busu yok da ondan ağladı" krizlerine, babam "hemen getireyim, alt kata koşayım" derken annem "yok dur üst kata koş, karnı açtır şunu ağzına ver, yemedi, öbürünü ver, olmadı getir çikolata hah yedi ohhh"lara başlıyor, bu hızda, gürültülü telaşta, zaten gürültü ve devinime bebekliğinden beri aşırı tepkili olan Maya iyice cozutuyor, o ağladıkça ben sinirleniyorum, anneme babama söylenmeye ve hatta kendim de telaşla oraya buraya saldırmaya, şunu yapın bunu getirin diye etrafa emirler vermeye ve en kötüsü de Münih'teyken hiç olmadığım bir "sinirli ve kaotik anne"ye dönüşüyorum. Vallahi ağlayan çocuğuma 3 defa da sinirle sesimi yükseltip bağırdım bu 10 günde.. Ben ki 2 senede sadece 2 defa sesimi yükseltmiştim ve arkasından kendime kızıp saatlerce ağlamış, neden böyle oldum diye kendimi paralamışım. 10 günde 3 defa! Ve hiç de yanlış gibi gelmedi bağırmak (itiraf edeyim çok da rahatladım)!

Sonra bir gece, (tabii uyku tutmuyor beni bu sinirli halimi düşünür ve nedenlerini ararken) bende ampül yandı. Teyzemin emaili de yardımcı oldu bu ampülün yanmasında. Demiş ki "Öğrenen Anne'ciğim, bunlar inan ki iyi niyetle yardımcı olma isteğiyle yapılan yanlışlar. İnsan tornunu bu kadar az görünce, geçirdiği her saniye onun çevresinde dönmek, doya doya şımartmak istiyor, en güzel zamanlarını geçirsin diye her dediğini yerine getirmek hiç üzmemek istiyor çünkü ilerde insan hep o güzel günleri, anane dedesi tarafından şımartıldığı zamanları hatırlamak istiyor. İnan benim annem de bizim ananemizle aynen senin yaşadığını yaşıyor, tatil dönüşü hep bu çocukları çok şımartmışsınız perişan olduk diye ananemize dert yanıyordu. Ama inan ki o günler hayatımızın en güzel günleriydi, bak kimse seni öyle şımartmıyor hayatta, topu topu 5-6 sene ananen şımartıyor, hepsi bu işte" dedi. Haklı. Vallahi haklı. Ben de bilmez miyim, ailem dünyanın en verici, en merhametli, hakikaten en iyi niyetli insanları benim.. Dünyada herşeyim gitse bu ailenin içine doğduğum için şükrederim ben her gece vallahi..

Ama bir de şu var. Bizim milletçe başımıza ne gelse vallahi bu "iyi niyet ve kıyamama odaklı beklenmediği halde hizmet, istenmediği halde yardım kültürü"nden geliyor. Sadece çocuk bakımında bana karışmaları ve sanki ben kendim çocukmuşum gibi devamlı şunu yaptın mı, bunu yap diye karışmaları ve beni bu nedenle "yetersiz hissettirmeleri" değil sorun; evin iki kat merdivenini aman yorulmasın diye (kendi dizleri belleri ameliyatlık derecede hastayken) kucakta çıkarttıkları, "ama çok güzel baktı da istedi, kıyamadık" diye yemek saatinden 5dk önce verdikleri koca koca çikolatalar sayesinde zaten iştahsız olan kızım hiç yemediği, istediği her şey anında yapıldığı için 2 yaşın verdiği huysuzlukla hep daha fazlasını istediği ve doyumsuz mutsuz bir çocuğa dönüştüğü için de.. Mutsuzum ve sinirliyim. Çünkü burada 10 günde verdikleri 5 yıldızlı hizmeti ben orada tek başıma bir başıma veremiyorum, bir psikolog olarak kendi sağlığım için vallahi kimseye istenmediği ya da gerekli olmadığı halde hizmet vermek de istemiyorum. Burada onların geçirdiği her "mutlu an" benim orada fitil fitil burnumdan geliyor. Ben de insanım ya.. Bir de arada kalan hep benim, kötü anne olan benim, hemen zorlanınca ağızlarından düşürmedikleri "annen izin vermiyor" ya da "bak annen kızıyor bize".. Yahu ben bi taraf siz bi taraf olmak zorunda mıyız??

Niye böyleyiz, neden herkes saçını süpürge etme halinde? Yahu bırakın, insan en güzel zorlanarak, deneyip yanılarak, kendi emeğiyle çalışarak öğreniyor, en çok (hatta belki de sadece) o kalıcı ve yararlı oluyor. Bırakın kimse kimseye istemediği sürece yardım ve yataklık etmesiiiiin. Bırakın kızım zorlansın, düşsün, ağlasın, istediği şeyler yapılmadığında ya da olmadığında kendini başka türlü mutlu edebilmeyi öğrensin. Ailesi olmadan da kendi başına durabilmeyi öğrensin. Bizim ebeveyn olarak nihayi amacımız bu değil mi?

Şımartmayın demiyorum; şımartın, sevgiye boğun, kucaklayın, boğuşun. Zaman verin, birlikte zaman geçirin. Zaten bunu şahane yapıyorsunuz, daha çok yapın! Ama ağlayınca paniklemeyin, çocuktur bu ağlar, herşeyi ister, verirsin daha çoğunu ister. Ağlayınca ihtiyacı olan kulağının dibinde şıklatılan oyuncak, karşısında oynamalar, yemek, giysi ya da binbir çeşit oyuncak değil; alacaksın kucağına sarılacaksın, öpeceksin ve yavaş yavaş konuşacak, sakin sakin "yavrum olmaz, bunu istiyorsun ama hayır veremem, bu senin için zararlı" diyeceksin. Anlamasa bile, sesinle sakinleştireceksin, SEN sakin kalacaksın ki, çocuk da sakinleşsin. O sana bakarak öğreniyor davranış kalıplarını..

Başka da diyeceğim yoktur canlar. Türkiye'de hayat aşırı hızlı, insanlar bu nedenle devamlı koşturma, bağrışma içindeler. Bir durun, nefes alın, yavaşlayın. İnanın tüm sorunlarınız sakinleşmeyle, yavaşlamayla, anı 5 duyumuzla hissetmeye çalışmayla çözülecek. Hem bir  klinik psikolog, hem de "yavaş ebeveyn" olarak bir bunu söylüyorum, başka hiç bir şey demiyorum..

38 yorum:

  1. aynen benim bu "tatil" de yaşadıklarım bunlar :)) dediklerinde çok doğru biz İstanbul'da yaşıyoruz o kadar hızlı ve yorucu ki burada yaşamak en sessiz hali işte o anlattığın hal düşün artık... çok isterdim sessiz sakin bağrışma çağrışma olmayan bir yerde yaşamayı. tatilde Eskişehir'e gittik bir nebze daha sakin buraya göre ama tabiki annem panik atak İdil ağladımı karnı mı ağrıyor bu çocuğun bişeyi mi var, orda da böyle mi yapıyordu... babam benden saklı saklı bebeğe armut suyu içirmiş bebek isal gaz sancısı çekiyor sorunca söylüyorlar ama biz sana neler veriyorduk 4 aylıkken muhabbetleri !!! bende çok bunaldım evet biliyorum kötülük için yapmıyorlar ama anlatamıyorum :( eve zaten dönüş bayram trafiği ve perişanlık !! uzun bir süre evden çıkmak istemiyorum ama işe koşa koşa gidiyorum valla :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gizli gizli armut suyu mu ay kıyamam ya nasıl gaz yapmıştır hem de..
      Zaten bu iyi niyetle yapılan davranışlar en beteri çünkü kendileri hala doğru olduğuna inandıkları için senin dediğin yönde değiştirmeleri çoook zor.
      Kolay gelsin :)

      Sil
  2. Sen anlatınca hatırladım ben de çocuklar küçükken annemde kalmaya geldiğimde huyları değişirdi. Eve döndüğümde nasıl başa çıkacağım diye düşünürdüm. Ama eve döndüğümde gördüm ki eski hallerine hemen uyum sağlayıp düzenlerini yadırgamadan kabul ediyorlar. Ve hiç abartısız her defasında gittikleri yerden büyümüş olarak dönüyorlar. Her ne kadar tek başımıza onlarla sürekli ilgilensek de farklı ortamlarda ve insanlarla dağarcıkları genişliyor.

    Hem seneye çok farklı olacak merak etme, en zor zamanlar geçmek üzere :-)

    Ve evet, ne yazık ki burada herkes bir koşuşturma halinde. Ben de çocuklarımı sakln yetiştirebildiğim için kendimi şanslı azınlıktan sayıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Handan, sizin isminizde kiminle tanışsam içim ısınır hemen, nedenini bilmiyorum ama Handan'lar hep sakin, güven verici oluyorlar, heralde çocukken böyle bir Handan teyzeyle tanıştım, olamaz mı? :)
      Teşekkür ederim moral verdiniz, biraz büyüdükçe umarım dediğiniz gibi daha kolay adapte olur. Dün ve bugün çok zorlandım ve oturup saatlerce ağladım neden böyle oluyor diye. Hem aileme karşı davranışlarımdan utanıyorum, hem onların asla değişmemelerine sinirleniyorum hem de kızım çok kötü etkileniyor bu süreçten, çok ciddi kültür şoku yaşıyor ve dünden beri haykırarak ağlıyor, hiç yapmadığı şekilde öfke krizleri geçiriyor. Gerçekten tükenmiştim, yorumunuz bana çok iyi geldi.

      Sil
  3. Bunlari bir ben mi yasiyorum diyordum yalniz degilmisim.;)) Sevmek ayri yasamak ayri. Burada gercekten ayri hareketli geciyor hayat! Insan sessizlik ve dinginlik ariyor. Hele ailelerin yaninda gereksiz bir savunma icine girmelerimiz yok mu? Ahh ahh!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gereksiz savunma dediğini yazayım: çocuk falezlerin üzerindeki evden balkon demirlerine tırmanıyor, babam da sağolsun totosundan bacağından "tutarak" destek veriyor, "ne olacak canım tutuyorum bakıyorum" diyor mesela. Ya da annem sadece çocuğa hayır diyemediği için biberleri tek tek tatmasına göz yumuyor ve acı biberi yiyen çocuk çıldırıyor mesela.. Ay yok Deneyimli Annecim, yok.. Gereksiz savunma değil benimkiler, ben fazla bile rahatım, az bile karışıyorum inan bana..

      Sil
  4. Babam bebek ağlamasına dayanamaz, biz ufakken ağladığımızda hiç ilgilenmez ve anneme bağırırmış sustur şunu diye. Geçen tr ziyaretimizde eren daha 3-4 aylık ve koliği aralıklı olsa da devam ediyor. Bir akşam (saat7-8) civarı koliği tuttu. Ciyak citak ağlıyor susmuyor. Babam darlandı bağırmaya başladı annemin üzerine yürüdü sanki kadını dövecek (üzüntüsünün dışa vurumu bu şekilde yoksa kızgın değil), ben de baktım ev karışıyor ereni slinge taktım, dilanın elinden tuttum kaçtım evden. Sokaklarda dolaştık bi saat kadar. Sonra eve geldim. O sırada eşim de yoktu, işte bazen tr de olup da iki çocukla yapayalnız kaldığım zamanlar çok oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Annemle babam da dayanamıyor Gece :( Ben de dayanamıyorum ama alıştım artık nasıl geçireceğimi biliyorum ama annemle babam telaşlandıkça benim de sinirim bozuluyor, çocuklar da zaten hassas hemen hissediyorlar annenin sinirini sıkıntısını daha beter ağlıyorlar. Bu ağlama konusu çok fena, hakikaten benim sınavımmış bu annelikte..

      Sil
  5. gülümseyerek okudum inankki bunların hepsi türk milletine özel durumlar :) 2 çocuk buyuttum annem hala sen ne anlarsın modunda arkamda geziyor :) hep bi koşturmaca herşeyimiz bi sakinliğimiz yok ee doğal olarak büyüyen cocuklarımızda boyle olacak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır benimkiler beni de büyütmemişler, 2 aylıkken ananeme teslim 4 yaşımda geri alma şeklinde. Yani "sen anlamazsın biz anlarız" diyecekleri bir durum da yok ama yine de o havadalar, te allaaaam.. Anane dede kafası da iyi kafa gerçekten.

      Sil
  6. O kadar tanıdık geldi ki yazdıkların... Bağırmalar, gürültü... Hatta ağlayınca yapılan naynaynaylar bile :( Beni de artık TR'ye gitmekten alıkoyan nedenler. Çünkü ben de oraya gidince onlardan biri oluyorum, hani düzgün Türkçe konuşan annem, köyüne gidince şivesi birden değişir ya; aynen öyle benim de huyum değişiyor. Kocam yanımda olmayınca özellikle. 1-2 sene önce oğlumda yaşadıklarım gözümün önüne geldi sen anlatınca. O yüzden artık oraya gitmek çok zor geliyor... Tatil değil kesinlikle, boğuşmaca-güreşmece haralahurala... Eve gideyim, dinleneyim artık dediğim çok oluyor. Afrika'ya, Amerika'ya çocukla gitsem bu kadar yorulmam. Gerçekten!

    Senede 4-5 kez gittiğim TR seanslarını, artık 2ye düşürüyorum ve özleyen gelsin diye rest çekiyorum... başka çare bulamadım :)
    İyi dinlenmeler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, sen benim annelik idollerimden birisin, bunu yazman benim için çok özel, çok teşekkür ederim. Demek ki bende değilmiş sorun, hepimiz yaşıyormuşuz :(
      Ben de senin yöntemini izleyebilirim ama çok vicdan koyuyorlar ortaya, annem "çocuğu bizden kaçırıyorsun göstermiyorsun" bile dedi yüzüme. Ne yapacağımı bilemiyorum.. Ben çok ailemi mutlu etmeye çalışıyorum ve bu beni çok yoruyor ve sinirli bir insan haline getiriyor. En iyisi belki de senin yaptığın gibi resti çekmek ve paranız var zamnınız var siz gelin demek (ama bir de gidince ağda yaptırıyorum hahaha cillop gibi şahane bişey oluyorum, bir bakayım ağdacı münihte :P)

      Sil
  7. evdeyken, başbaşayken arin'e karşı o kadar sabırlı oluyorum ki inanamazsın. zaten mizaç olarak da çok sakinimdir, kolay sinirlenmem, bağırmam. ama arin huysuzlaştığında yanımızda birileri varsa inanılmaz geriliyorum! ve beni geren arin değil, etraftakilerin niye ağlıyor, şunu verelim, bunu yapalım yaklaşımı. yahu rahatsız ettiğimi düşünüyorum insanları çocuğumla! bırakın ağlasın ya..gerçi babasına bile bırak ağlarsa ağlasın elleme komutunu girmem epey süre aldı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet işte bu gerginlik çok kötü ya olayı kaosa sürüklüyor. neden olur ki? bizde mi var bi sıkıntı nedir :)
      o çocuk yalnızken şımarması ve yaramazlık yapması gerektiğini öğrenmeli :))))

      Sil
    2. ah bu çocuklar ah bu çocuklar! bi türlü öğrenemediler nası davranacaklarını! :))

      Sil
    3. Hah işte tam bu ya Pelin, aynen aynen aynen. Ben de çocuğuma değil çevredekilere odaklanıp onları sakinleştirmeye çalışıyorum aynen, budur işte hata yahu!

      Sil
  8. Hep bu anneannelerin sözleri doğru zaten tatilin adı yorgunluk , ordan oraya savrulmaca işte . :)
    Ayyy işte hep koşuşturmadan kilo alamıyorum ben zaten . :D
    Öyle maalesef ahh ahh hep bu koşuşturmalardan bir nefes almaya bile vakit yok. İlerde çocuklarımız bariii koşuşturmadan yaşasa ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yaaa ama ben kiloda alıyorum üstüne üstlük nasıl olceeeeek bu iş anlamadım :))

      Sil
    2. :)))) kiminin iştahını kapar kimininkini açar bu stres koşturma.. her bünyede farklı.

      Sil
    3. Hahhaha :D Aynen öyle bünyeye göre değişiklik gösteriyor bu koşuşturmalar canım benim :)
      Kilolar nasıl olsa emzirdikce gidiyor takma kafana ;) Sağlık olsun da . :)

      Sil
    4. Yalan ayol, ben hamileliğimde 5 kilo aldım, doğurduktan 1 hafta sonra hamilelik öncesi kilomdaydım, emzirme döneminde 2 kilo aldım :D Gitmeyebiliyor o kilolar, spor yapmadıkça kalıyor..

      Sil
  9. Henüz çocuğum olmamasına rağmen kendi anne babamı gördüm anlattıklarında. Türkiye'deki yaşama alışkanlıkları konusunda da yerden göğe kadar haklısın. Ne yazık ki nezaket ve sükunet çoğu zaman eziklik addediliyor. Yine de tüm bunları yalnızca seyahat ettiğin zamanlarda deneyimlediğin için şanslısın. Umarım aynı şansı ben de kendi hayatımda en kısa zamanda yaratacak cesareti bulurum. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım Baharcım :) En iyisi aslında çocuk o yaşa gelmeden, en baştan tavrını koymak önlemini almak yoksa büyüdükçe çocuk tatlanıyor diye daha fena oluyor kural koymak ve kendi doğrunu yaptırmak.

      Sil
  10. Gitmecen gari ben memlekitime,hem şivemi bozup dururlağ hem sinirimi:)) şaka bir yana aile ziyareti bunlar tatıl değil!tatıl dedıgın bır yorgunluk olur tabıkı ama fızıksel,dınlenmiş olursun miss gibi vakıt gecırırsın. Biz senede bir kereye ındırdık 5gun kadar surecek sekılde.gerci en azından bnmkiler bakıyorda arada dinlenebiliyoruz,eşimin ailesi sıfır ilgi...offf bu ülke böyle ne değişirler nede rahatlarlar.yavaslık genlerımızde yok

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne fiziksel dinlenmesi ya, çocuk devamlı anne anne diye kucağımdan inmedi, maksimum 3 saat bırakıp saçımı kestirdim ağdaya gittim vallahi başka evden çıkamadım..

      Sil
    2. Şu anda da fitil fitil getiriyo burnumdan, delirmek üzereyim.. Yazsam bi türlü yazmasam deliriyorum..

      Sil
  11. Ayni durumlar biz de surekli var (ustelik suan annemle birlikte yasiyoruz) cocuk uykususunda ih dese annemde bir telas ki anlamiyorum bu halini cunku benim bebegim masallah dogdugu gunden beri agliyor.etrafima bakiyorum esim annem babsm kardesim benim haricimdeki herkeste bir panik havasi.oysa bendim bu ailede sabirsiz olan cocuk aglsmasina dayanamayan.aksine bende de bir sakinlik o agladikca ben daha da bir sakinlesiyorum nedense.ama ise yariyor bu sakinlik cunku aglamsk istiyor bazen tek istedigi bu bunu hissediyorum gercektende.ve o sirada yapilan bir mudahale ilgisini baska yone cekme calismalari sonucsuz kalirken daha da beter aglamasina ofke nobetleri gecirmesine sebeb oluyor.ama gel de bunu anneme anlat iyi niyetle yapilan tum cabalar sonucsuz kalinca daha da beter uzuluyor ama her defasinda ayni film oynuyor evimizde.
    Hele şu siralar iki yas sendromuna cok hizli bir giris yspti bizim kiz ki sorma aglamalar tavan.siz burda anlatirken ohhooo bizimki bebekliginden beri agliyor alisigim diyordum ama bu farkliymis.yolda evde markette parkta aninda ofke nobeti gecirebiliyor ve ben hic bir sey yapamadan saskinlikla seyrediyorum (ben de mi bi sorun var).kendisine dokunmama da izin vermiyor her sey bitince sariliyoruz opusuyoruz hicbir sey olmamis gibi devam ediyoruz.sanirim benim bu sakinligim bi cesit savunma mekanizmasi.hatta gecenlerde yine sokakta boyle bir kriz aninda tanidik biri "ayyy aglatma perisan oldu ne istiyosa al.nasil dayaniyosun benim icim parcalandi"diyo karsimda ben ona bile cevap vermedim.kadinin gozunde bir despot anayim :) ama napim istedigini o an alamayacagimi soyledim bebisime o ise aglayip aldirabilecegini duşündu şansini denedi ya o an o aglamaya katlanip bir daha olma olasiligini minumuma dusurecektim ya da istedigini alip herseferinde boyle olmasini kabul edicektim.birinciyi sectim pisman degilim hakim bey :) nerden nerlere geldim konuyu saptirdimda saptirdim.ama butun bu anlattiklarimdan sunu ozetleyebilirim:beni Derincim degil çevremdekiler boguyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O panik havası dediğim gibi çocuğa geçiyor, çocuk etrafı sakin rahat olmayınca susacağı varsa da susmuyor, korkuyor çünkü.. Sen çok güzel ifade etmişsin bu durumu. Allah kolaylık versin, ben heralde delirirdim devamlı birlikte yaşasaydık, zaten onlar da çok yoruldular şimdi bana "sen pek gelme istersen" diyorlar :))) Herkes boyunun ölçüsünü aldı.
      2 yaş krizlerini aynen ben de şaşkınlıkla seyrediyorum bazen de vallahi bi gülme geliyor bana, kafamı çevirip gülüyorum ya (bende de mi var sorun hem de psikoloğum ben) ama sen bağırsan delirsen daha beter atacak yere, başka ne yapacaksın, bekleyeceksin işte.. Benimki de izin vermiyor dokunmama, 10-15dk sonra ağlama tonu değişiyor ya hani, o an izin veriyor, ben de bolca sarılıyorum, sonra susunca da kerata "bak sustum, bitti, aferim de" diyor hahahaha delireceğim. Ama bence doğru yoldayız, yalnız değiliiiz, birleşeliiiim :D

      Sil
  12. Nanayda nanay diyerek bileklerini bukup oynayan tüm annaneleri öpuyorum buradan :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D aynen öyle ama hiç abartı yok

      Sil
  13. bizde evimizde bu sakinliği korumaya çalışıyoruz. oturduğumuz yer müstakil, araba-insan gürültüsünden uzak. bu bile çok önemli insanı o kargaşa mahvediyor. oğlan o kadar alışmış ki sessizliğe, hadi olmadı kedi/köpek/kuş seslerine, bayram seyran zamanı bi yerlere gidince çıldırıyor.
    yemek yemiyor, uyku uyumuyor, beni babasını asla dinlemiyor.. evet ben de teyzen gibi düşünüyorum, benim de anne-babanne dönemlerindeki şımartılmalarım hala en mutlu günlerimdir. lakin ben anne statüsündeyken katlanamıyorum!
    oğlan çıldırıyor,, ben çıldırıyorum, hadi kendiminkilere sözüm geçiyor da, kayınvalidelerde olmuyor o iş.. o zaman as suratını, snra kocayla birbirine gir :)
    kabus gibi bir bayramdı..
    çocukluğumda ilerde büyük biri olursam ilk işim bayramları kaldırmak olacak derdim. olamadım, olsaydım kaldırırdım :P
    bu konuda "grandparents"lar (özellikle kayın gurubu:)) eğitim almalılar bence..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir de AVMlerdeki çocuklara bakınca deliriyorum ben, o ışık o ses o kalabalık yazık ya minicik beyinlerine.. Bunu beyin gelişimi sananlar var biliyor musun! Neymiş çocuk daha fazla etkileşim yaşasın daha çok görsün ilgisini çeksin vs, sonra da diyorlar ayol bizim çocuk hiperaktif oldu :P
      Anane dede kursu talep ediyoruz nerde bu devleeet

      Sil
    2. bizde annemlerde çok sıkıntı olmuyor. orda kuzen kavgası çekiyoruz abimin oğluyla. babamın öğretmen emeklisi olması ve annemin de çok disiplinli biri olması etkil oluyor, evet biraz da ben çemkiriyorum :) lakin kaynanaya hele hele kayınpedere ne diyeceksin? hele o görümce yok mu görümce :))
      döndük geldik ama aklıma geldkçe cinlerim tepeme geliyor valla

      Sil
    3. Oy kuzenler candır yaw, laf söyletmemmm :D
      Bende görümce falan yok yani eşimin babasının ilk evliliğinden var ama artık 55 yaşlarındalar, eşim sonradan evlendiği genç ve güzel hatundan olma :D Beni değil eşimin annesini kıskanıyorlar :D Hatunun yanında ben bodur kara kuru :D

      Sil
  14. Ben biraz uzuldum yazdiklariniza. Buruldum. Okuyorlar. Uzulucekler. Onlar uzulunce siz de uzuleceksiniz.
    Benim annem de her geldiginde cocuk egitimi hakkinda sallayip duruyor. Cocuklar zivanadan cikiyor. 1 de degil 2 tane hem de. Kuduruyiorlar.Yilda 3 kere goruyorum diye hic sesimi cikarmiyorum. Sesimi cikarsam o gittiginde yasayacagim vicdan azabini biliyorum. Hicbir seye benzemiyor cok fena. Annem uzulecegine ben uzuleyim. Kac yasina geldi. Bana kirgin kalmasina dayanamam.
    Hem sonra annem gidince cocuklarin duzene girmesi en fazla 2 gun suruyor.
    Ölümlü dünya!
    Ayse Yasemin Ilgun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzülüyorlarsa okumasınlar, içime atamam. İçime atmak ve ilerde patlamaktansa paylaşırım, burası benim özel bloğum ve yazarak kendimi rahatlattığım yer; kimseye de zorla okutmuyorum. İstemeyen, rahatsız olan takip etmeyi bırakır. İçe atmak çok zararlıdır, kansere bile neden olduğunu söylüyor uzmanlar. O nedenle en güzeli yazmak, rahatlamak bence. Yanlış bir davranış olduğunu düşünmüyorum ve Türk insanındaki "kendimden başka herkesi mutlu edeyim" anlayışına da resti çekiyorum..
      Anneniz kaç yaşına geldi diye, kırılacak diye içinize atmanız bence çok yanlış. Siz de bir insansınız, siz de kaç yaşınızdasınız, hayatınızı bildiğiniz şekilde yaşamak ve mutlu olmak sizin de hakkınız.
      Ayrıca benim çocuğum öyle 2 günde kendine gelemiyor malesef. Ölümlü dünya olduğu için ben de dünyaya bir kez geldiğimi biliyor, ona göre davranıyorum.. Üzülmek, içe atmak bence çok yanlış ve yapmıyorum.

      Sil
  15. Dikkat ettim de.. annemin kızı olarak cok iltifat ve gaz verme duyardim annemden. .Fakat oglumun annesi olarak annemden hic övgü almiyorum.
    Kendisiyle etmedigim kavga da kalmadı bu bebe büyütme maceramdA

    Ve yine de kendimi suçlu hissettigim doğru. Anneanne heyecanı. . Cok sevmeler.. yaşla beraber gelen kendini adamalar (bana bu kadar adamamisti)

    Her seye rağmen hepsi bizim. Biz hepsinin. Sevgi aile kucak - bir sürü güzel his.

    Soluksuz okudum yazini. Anneme de okuttum :)

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!