13 Kasım 2015 Cuma

Çocuğuma sinirlenmemeyi nasıl başarabilirim?

Öğrenen Anne'den yine çok ses getirecek bir "çocukla hayatta kalma rehberi" etkinliğine hoş geldiniz :) Malum yavrular dünya üzerindeki 2. yıllarını tamamlar tamamlamaz (hatta büyük çoğunluğu "daha adı üstünde "2 yaş krizi" beklesene azcık yavrum" desek de, rakamlara fazla mahal vermeden) adet yerini bulsun diyerek keçileri dağlık araziye doğru kışkışlamaya başladılar. Helal olsun onlara; daha önce de yazmıştım, 2 yaş krizine girenden değil girmeyenden korkun bacılar. Çünkü bu krizin "benlik gelişimi, sosyal yaşam kurallarını öğrenme" gibi biz psikologların dillerinden düşmeyen kazançları dışında, ilerde yetişkin olduklarında işlerine çok yarayacak bir de "sosyal baskıya başkaldırma ve grup psikolojisine uygun pasif hareketler değil; aksine, genel etik ve adalet anlayışıyla paralel düzeyde (olduğunu umduğumuz, çünkü bu paralelliği çocuğumuza kazandırmak da bizim ebeveynlik görevimiz) kendi düşüncelerini, haklarını savunacak aktif davranışlar içine girme" davranışının kazanılması açısından da çok hayati önemi var. Sonra diyorsunuz niye bu millet koyun gibi yönetilmek istiyor? İşte bunun önüne geçmek için 2-3 yaş ve ergenlik döneminde yaşanan "başkaldırı"yı önemsemek ve uygun şekilde desteklemek gerekiyor.

Fakat; bazen öyle şeyler yapıyorlar ki.. E biz de yorgunuz; aynı anda on kulvarda birden koşu yarışındayız, belki patrona kızmışız, belki kocaya delirmişiz, belki kaynana kafamızı ütülemiş.. Uyumamışız, kahve içememişiz.. Sabrımızın sınırındayız.. Ve o anı yakalıyorlar, illa ki yakalıyorlar!

Çocuğumuza sinirlenmemeyi başarmamız mümkün değil çünkü sinirlenmek de en az sevinmek, üzülmek, endişelenmek, neşelenmek kadar insani bir duygu. Duygularımızı kontrol edemeyiz fakat duygularımızın yarattığı ya da neden olduğu davranışları kontrol edebiliriz. Yani daha önce de yazdığım gibi; 2 yaş krizindeki çocuğu değiştiremiyorsanız, 2 yaş krizindeki anneyi değiştirin! Nasıl mı; aynen şu yazımda değindiğim gibi; öfkenizi kontrol altına alarak.

Yazıda çok ayrıntılı anlattığım için tekrar etmek istemiyorum, fakat bir iki eklentim olacak:

Çocuğunuza vurmak, fiziksel cezalar vermek kabul edilemez tabii fakat bir çok anne "bağırma"nın çok da sorun olmadığını düşünüyor. Oysa çocuğa bağırdığınız anda, çocuğun hissettiği tam olarak şudur: kendinden fiziksel olarak 3 kat büyük ve sinirli bir kütle ona doğru geliyor, bu büyük kütlenin büyük gözleri, elleri, kızarmış bir yüzü ve görünen dişleri var ve çok yüksek sesle, bağırarak konuşuyor ya da uluyor. Oysa bu kütle onun yiyecek, barınma, güven ve öğrenme ihtiyaçlarını karşılayan, tamamen bağımlı olduğu, dünyayı onun üzerinden kurduğu tek varlıktı.. Siz olsanız ne hissederdiniz? Evet; korku, çaresizlik, kaybolmuşluk hissi, tüm güven duygunuzun yerle bir olması. Ve bu mantıklı bir yetişkinin hissettikleri, şimdi bir de mantığı, yargıları, sosyal becerileri hiç gelişmemiş 2-3 yaşında bir çocuğun ne hissedebileceğini düşünün!

Dolayısıyla lütfen çocuğunuza bağırmak istediğiniz anda, onun yerine kendinizi koyun ve bu bahsettiğim manzarayı düşünün. Çocuğunuz sizi ne kadar sinirlendirirse sinirlendirsin, öfkenizi kontrol altında tutmak ZORUNDASINIZ çünkü o 2 yaşında, sizse bir yetişkinsiniz ve şu an çocuğunuza "öfkenin dışavurumunu öğretme" dersi veriyorsunuz. Onun öfkelendiğinde nasıl davranmasını istiyorsanız, bıkmadan, usanmadan, devamlı, sürekli ona örnek olacak şekilde davranmak zorundasınız. Ya da bırakırsınız, o da öfkelendiğinde sizin gibi vurur kırar, bağırır, çağırır.. Fakat unutmayın, bugün elinizin altındaki küçük çocuk yarın sizden daha uzun, daha güçlü bir insan olacak ve öğrendiği bu tekniği siz nasıl onun üzerinde kullandıysanız, o da sizin üzerinizde kullanma hakkını kendinde bulacak. Her zaman dediğim gibi; yaptığınız ebeveynlik "bu an" için değil "yıllar sonraki bir an" için..

Peki, ne yapacağız? Çocuğunuza sinirlenmemenin en kolay yolu; onun sizi nasıl ve neye sinirlendirdiğini keşfetmek ve çocuğunuz sizi sinirlendirmeye başlamadan çok önce bu kısırdöngüyü kırmak. Bunun için daha önceki yazıda bahsettiğim "günlük tutma" yönteminden yararlanabilirsiniz ve gün içinde nelere sinirlendiğinizi (örn. o kalemle duvarları boyama dediğim halde inatla boyadı), öncesinde ne hissettiğinizi (örn. bulaşık yıkıyordum ve ona devamlı yapma etme demekten yorgundum), sinir anında nasıl davrandığınızı (örn. hırsla gittim elinden boyayı aldım, bağırdım, poposuna vurdum) ve siniriniz geçtiğinde ne hissettiğinizi (örn. 30dk sonra sakinleşmiştim ama poposuna vurduğum için kendimi berbat bir anne gibi hissediyordum, içimden ağlamak geliyordu) ve aslında nasıl davranmanızın gerektiğini (örn. vurmak yerine odadan çıkıp 2 dakika banyoya gidip yüzümü yıkayabilir, derin nefes alıp geri dönebilirdim) yazarak kişisel bir farkındalık listesi hazırlayabilirsiniz. Bu liste kabardıkça size "yorgundun, müsamaha düzeyin düşmüştü, birden sinirlendin ve yapmaman gereken bir davranışı yaptığın için üzüldün, kendini suçladın" kısırdöngüsünü gösterecek ve "demek ki yorgunken aynı anda birçok işle uğraşmam beni daha sabırsız yapıyor, çocuğum ilgi istediği halde ilgi göremeyince sırf ilgimi çekebilmek için yapma dediğim şeyi özellikle yapmaya başlıyor, kurallarıma uyulmaması beni sinirlendiriyor ve çok çabuk parlıyorum" dedirtecek ve "peki ne yapmalıyım?" diye düşündürecek. Bu listedeki olaylara baktıkça "demek ki aynı anda bir çok iş yapmayacağım, sakinleşeceğim, yavaşlayacağım, çocuğum ilgi istediğinde işimi bırakıp 5dk bile olsa tamamen onunla ilgileneceğim" diyeceksiniz. Ayrıca belki koyduğunuz kuralların ne derece geçerli ve uygulanabilir olduğunu sınayacak, daha esnek olarsak yeniden düzenleyeceksiniz (örn. çocuğa kağıt kalem vermek ya da ilgisini kalemlerden oyun hamuruna çekmek gibi).

2 yaş krizlerinin ortasında bulunan tüm anneler bilirler ki; bazı savaşları kazanamayız. Çocukla "güç savaşına girmemek" hakkında şu makaleyi okumanızı öneririm. Bazı küçük savaşları (kendisine ve çevresine fiziksel ya da psikolojik zarar vermediği sürece) kazanmasına izin vermeliyiz. Fakat aynı zamanda da tutarlı olmalıyız, bugün evet dediğimize yarın hayır dememeliyiz. O nedenle; çocuk bir şey için ısrar ediyorken kendinizi hop geri çekin ve 1-2 saniye düşünün, evet mi hayır mı? Evet ise, hangi koşullarda evet, hayır ise değişme ihtimali var mı? Sizin koyduğunuz kuralı başkası yıkacak mı, evde uyguladığınız kuralı dışarda uygulayacak mısınız? Ebeveyn olmak "planlı olmak" demek, sadece bugüne değil, yarına dair planlar yapmak demek. Tutarlı olmak çok önemli. Tutarlı bile olsanız göreceksiniz çocuk aynı kuralı en az 8-10 defa yıkmayı deneyecek, farklı kişilerle farklı ortamlarda uygulamayı deneyecek. O nedenle birşeye hayır derken, iki kere düşünün. Bu yaştaki çocuklar "hayır" lafını duydukça kendileri de "hayır"cı olurlar, o nedenle küçük savaşları bırakın "evet" kazansın, "hayır" sadece gerçekten gerekli olan kurallar için uygulansın ve değişmez bir değeri olsun. Fark ederseniz önemli "hayır"ları çocuklar çok çabuk öğrenir ve ikinci bir defa sabrınızı denemezler, ama esnek bir "hayır" defalarca denenmeye mahkumdur..

Son olarak, kriz anında siz de öfkeliylen eyleme geçmeyin. Bırakın yerde tepiniyorsa tepinsin. Bırakın sinirliyseniz siz kendi içinize çekilin ya da çok uzun süreli olmamak kaydıyla (2 yaş için 2 dakika, 3 yaş için 3 dakika kuralı uygulanabilir mesela) odayı terk edin. Döndüğünüzde de sakin bir ses tonuyla "yavrum demin çok sinirlendim ve odadan çıktım çünkü bu davranışı yapmanı şu nedenle istemiyorum. fakat şu an sinirim geçti, eğer senin de ağlaman bittiyse istersen kucağıma gelebilir sarılabiliriz" diyebilirsiniz. Sarılmak istemeyen çocuğu zorlamayın. Fakat burada önemli bir nokta var; bazı çocuklar (benimki de bunlardan biri) ağlamayı çok fazla uzatıp, sonunda neye ağladıklarını da unutup sadece sinirden değil, "kaybolmuşluk" hissinin verdiği çaresizlik ve üzüntüye de çevrilebiliyorlar. Bu çocukları kasılmış, yerlerinden kıpırdayamaz, konuşamaz halde ağlarken grürsünüz. Ayrıca anneler ağlamanın tonunun da değiştiğini fark ederler, sanki daha "içli" bir ağlama başlamıştır. O noktada çok dikkatli olmak, kaybolan çocuğu mutlaka bulunduğu karanlıktan geri getirmek gerekiyor. Çocuğa sakince yaklaşmak, "çok ağladın, hadi artık susalım, gel sarılalım" demek ve kucağa almak, kucakta ağlamasına izin vermek, bu esnada da konuşarak "evet şuna sinirlendin ve ben de onu bu nedenle yapamayacağını söylediğim için ağlamaya başladın. fakat susmayı unuttun, çok ağladın, haydi artık susalım ve gel beraber yüzümüzü yıkayalım, gel şimdi şu oyunu oynayalım" vs gibi tekniklerle çocuğu o kısırdöngüden çıkarmak en azından bizim evde işe yarıyor. Fakat dediğim gibi, o geçiş anını yakalamak çok önemli, çocuk hala öfkeliyken kucaklamaya çalışmak sadece krizi daha da uzatıp şiddetlendiriyor. O nokta önemli.

Çocukla yaşanan gerginliklerin çoğu günlük rutin davranışlarda çıkıyor. Mesela bizim evde 2 yaşına dek günde 2 defa fırçalanan dişler, geçen ay birden kıymetlendi. Ne yazsak ne etsek inatla hayır dendi. Bizim evde merdivenlerden bisikletle inmemek kadar önemli bir kural günde 2 defa diş fırçalamaktır ve asla ödün verilmez. Rica ettim olmadı, anlattım olmadı, hatta yatırdım üstüne çullanıp zorladım yine olmadı. Adeta "diş fırçalama alışkanlığı edinsin" amacından uzaklaşmış zorla çocuğa iş yaptırma derdine düşmüştüm! Neyseki tam o zamanda karşıma çıkan, çocuğa iş yaptırırken özgür iradesini ve kendi zamanını kullanmayı (yavaşlamayı) öneren Bu makaleyi okudum ve diş fırçasını kendisine takdim ettim. Hemen o anda çözüldü sorun. şimdi her ay yenilediğim kendi fırçasını kendi seçiyor, macununu kendi sıkıyor, dişini kendi fırçalıyor, fırçasını yıkayıp kendi kaldırıyor ve bu küçücük görevi layıkıyla yerine getirince de kendini "büyük insan" sanıyor.

"Zamanlama" ve çocuğa uyarak yavaşlama konusu çok önemli, onu başka yazıda ele alacağım yine.

Öfke yönetimi konusunda sıkıntı çekiyorsanız şu yazıyı ve onun üstüne de bu yazıyı okumanızı öneririm.

60 yorum:

  1. inanın ki severek okuyorum sizi zira hic yorum atmamıs olsamda takdir ediyorum vallahi :) bebeğim 8 aylık olmasina ragmen ben bile bazen giriyorum şu anne krizlerine :) basliyorum sonra onu yanimda kendi haline birakarak sayı saymaya en çok da uykuya geçiş de sorun yaşıyoruz bir tavsiye lerini alabilirim canım ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uyku düzeni kurma konusunda çok yazmıştım Maya bebekken, bak bu yazı sonuncusu olmuş ama içinde geçmişe dair linkler var: http://ogrenenanne.blogspot.com/2014/07/uyku-duzeni-kurmak-yasasn-dev-yatak-ve.html
      Fakat doğrusunu söyleyeyim, benim gözlemim çocuk gece meme almayı bıraktığında rahatlıyor uyku düzeni (biberonu bilemeyeceğim ama aynıdır heralde). O nedenle sabır.. Ben 19 ayda kestim ve o günden sonra uyku ile ilgili sıkıntı yaşamadık, o nedenle buna inanıyorum. Her çocukta farklıdır muhakkak :) ama 8-10 aylar arası bir uyku regresyonu yaşanıyor, geçiyor sonra.. Sen sakin kalmayı başarırsan hepsi geçiyor ya, şimdi düşününce... Kolay gelsin :)

      Sil
    2. aslinda hepsini okudum fakat suan imkanlat kisitli ona ayri oda ayiramiyorum o nedenle odamizda park yataginda yatiyor dun gece 15 dk kada uyudu kendisi ben ayakta sallamadan sadece muzik eşliğinde uyuttum ve biraz agladiktan sonra elimi tutarak uyudu ne kadar sogru yapiyorum tartışılır :)

      Sil
    3. Bunun nesi yanlış ki? Sallamamışsın, elini tutmuşsun ve uyumuş, bunda bir problem görmedim ben :)

      Sil
    4. Annelikte her konuda cuvalladim ama hicbiri uykudaki kadar olmadi.ve gunden gune daha da berbat bir hal almaya basladi.Cerenin azilarindan okudugum kadariyla ve erken dogdugu icin yanimizda yatirdik koynumda uyudu sonra 4 ay kadar odamzda park yataginda yatti 20 aylik oldugunda alerji kontrolu icin gittigimiz sehre park yatagini da goturduk gelirken getiremedik cunku on gun sonra yine kontrol vardi.evde nasilsa bir odasi var ddedik ve dondugumuz gece kendi odasinda uyumaya basladi.ama iste uykuya gecis ya kucakta ya ayakta eee uykuya boyle dalinca sonuc sagdan sola donse uyaniyor ve ayni sekilde ustune bir de sut icerek tekrar uykuya daliyor ve bir gecede her 15dk bir tekrarlaniyor bu rituel.sirf aglamasindan korktugum icin kendikendine uyumaya alistiramadim.simdi burda alistirsam diyorum ama yine son telden aglayavagi icin cesaret edemiyorum.saatimiz rutunimiz tam fakat en onemli noktafa sifir aliyorum iste.ne guzel elinizi tutmus uyumus harika

      Sil
    5. Herseyi yanlis yazmis alti ay yanimda dort ay adamizda kendi yataginda sonra 10 aylikken kendi odasinda yatmaya basladi

      Sil
    6. :) Tuba sen mi korkuyorsun ve hazır değilsin, o mu hazır değil? ;) Bi denesene yanında elini tutarak oturduktan sonra ağlaması o kadar zarar verici olmaz ki.. Sonuçta korktuğun şey "yavrumu ihmal ettim yalnız bırakıp ağlattım" ise (benimki tam olarak buydu) yanında olacaksın ve ağlamasına destek olacaksın bu şekilde :) Ama sen hazır değilsen deneme zorlayıp..

      Sil
    7. Aradan dalicam pardon ama, Ceren alerjili bebeği olan Tuba miydi? Eger sizseniz, ki o bahsedilen olmasaniz bile sizin bebeginizin de alerjisi varmis, kontrole gittigimiz dediginiz sehir ve doktor kimler? Biz de aynı durumdan mustaribiz.

      Sil
    8. Zeynep merhaba evet benim kizimda sut proteini ve coklu gida alerjisi vardi.14 ayina kadar ozel raporlu bir mama kullandi,kesinlikle dana eti yemedi kuzu kiyma ki onu da kasabimiz aksam kiyma makinasini tamamen temizledikten sonra kuzu etini cekiyordu yani dana etinin kirintisi dahi kalsa vucudu direk tepki veriyodu.icinde sut proteini olan hic bisey veremiyorduk buna benzerleri de dahil (balkabagi,hurma,rezene,vs).her yeni gidayi en az 10 gun tek basina veriyordukki neye alerjisi oldugu belli olsun diye cunju biliyosundur testte hepsi cikmiyor.kakadaki mukus en onemli yardimcimdi benim mesela.biz trabzonda ozel bir klinigi olan prof a gidiyorduk.ama eger ist daysan orada da dr isimleri verebilirim cunku bizim ailede neredeyse her cocukta bi alerji var.mail adresim fddenglish@gmail. Kizim cok sukur atlatti sayilir sut icebiliyor artik peynir yiyebbiliyor tabi hala bi cok gidaya tepki veriyor vucudu ama artik uzmanlasmisim anliyorum ne alerji yapiyor.sevgiler..

      Sil
    9. Ceren aslinda hazirim hatta biara aynen sizin yaptiginiz gibi uyuyirduk dev yatsk ben de kurmustum :) ama ne olduysa yataktan inmeyi ogrendikten sonra oldu.yataktan inmesine de razi geldim bu sefer de odadan cikmaya basladi izin bermeyince de fecii sekilde (tahmin edersin :D) aglamaya basladi ve susmuyor kesinlikle.bana zaten bi acayip sakinlik geliyor o aglarken (hala kendimde bi sorun oldugunu dusunuyorum: D) ama esim benim gibi ddgil o da aglayscak durumlara geliyor.vee boylece donduk yine en basa kucakta mayis sonra ayakta tamamen uykuya dalis metodu.hazir esim burda degilken alistirayim diyorum fakat 1.yataktan inmesini nadil engellicem 2.odanin kapisini kapatayimmi 3.ne kadar aglasin malum bizim kiz sarikamisi ayaga kaldirir.ferber mi deneyeyim napim.bi ara su yatir kaldir yontemi deneyeyim dedim kendi karyolasinda ama agliyo kucagima aliyorum susuyo yatirmaya kalktigimda son perde basliyo bidaha bi cikiyo artik jaryolada atiyo falan kendini.valla o kadar yoruldum ki 25 dk da bir uyaniyor artik esimde yok yanimda o oldugu zaman paylasiyoduk gece kalkmalarini.tabi en onemlisi kizimin uyku kalitesi.tamamen kalitesiz geceler anlayacagin :) yani yatakta kalsa da aglasa buna dayanabilirim bi kac gun komsular da dayanir herhalde :)))onerileri bdklemekteyim :D

      Sil
    10. Cok tesekkur ederim uzun cevaba, mail adresi vermeye. Ilk firsatta yazicam, Ankara'dayiz ama uzaktan durumu yonetebilecek baska doktorla da anlasabilirim ama doktorlar istemiyorlar genelde.

      Sil
    11. Tubacım uyku konusunda sana tek önerim olacak, ne uygularsan uygula önemli olan senin kararlı olman. Çocuklar en ufak kararsızlığı anlıyor kullanıyorlar. Ben yataktan inmeye çalıştığında hayır diyordum kararlı şekilde, şu an uyku zamanı ve uyuyacağız diyordum, kaç kere denerse denesin hayır'ı alıyordu. İlk başka ağladı baktı ödün vermiyorum, zamanla alıştı. Dediğim gibi herhangi bir yöntem olur ama yöntemin işe yaraması en az 14 gün alıyor daha önce olmuyor, o nedenle hangi yöntem senin için rahatsa, kaldırabileceksen onu dene derim.. Kararlılık çok önemli. Bizim kızlar uzun ağlıyorlar çünkü uzun ağladıkları zaman eninde sonunda istediklerini yaptıracaklarına dair bir inançları var ;) Bu inancı kırdığın anda istediğini dene, uyku, yemek, davranış problemleri, hepsinden sonuç alıyorsun. Sabır yani ve tutarlılık :) Kolay gelsin!

      Sil
  2. Yavaş ebeveynlik iyi guzelde bizde her zmn işlemıo maalesef:( heleki işlerin en ağırlaştığı döneme girdik poff.. Şimdiye kdr ki en buyuk krızı bugun yasadık 10dk dedesi neden gıttı dıye çığlık attı durdugu yerde,kendını sıktı böyle çatlıcak gibi sonra kapılara vurdu ki bunları yapan kimseyıde gormuo.holigan tavırları içgüdüselmi ki? Ayy neyse bu sefer ıyı gectı aynen dedıgın gbı "o an" da sarılıp konusunca bakalım daha neler beklıo bizi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii ki görüyor, gittiği yerde antenler hep açık tüm çocukları anne babaları izliyor, işi gücü bu :) Sen fark etmiyorsun ama bir çocuktan gördüğünü o da deniyor hemen, mesela Maya kreşe başlayana kadar aşırı paylaşımcı, kibar bir çocuktu, kreşten sonra "beniiim benim hepsiii gitsin ooo" modunda (ay çok sinir bozucu) çünkü kreşte kibar kibar hayatta kalmasının mümkün olmadığını öğrendi, bu "bencillik" ilerde yetişkin yaşamında bazı noktalarda çok işine yarayacak ve zamanla ufak şeyler için fırtına yaratmamayı öğrenecek.. Öyle düşününce ben rahatlıyorum ve sinirlenmiyorum.. Ama genel olarak ben 2 yaş krizlerine sinirlenmiyorum, çok rahat karşılıyorum, bizim dertler başka biliyorsun.. Her ev farklı işte :)

      Sil
  3. Bağırma ve cezalandırma kısmını ben daha çok kendimi rahatlatmak için kullanıyorum zaten. Yani çocuğa eğitimsel, hizaya getirimsel falan hiç bir katkısı yok, aksine zararı var farkındayım...

    Bakınız senin verdiğin duvar boyama örneğiyle bir de ben demonstrasyon yapayım:

    -Edin o elindeki boyayı bırakır mısın? Duvarı boyamak yok (ben: yumuşak ton. Edo: ses yok)

    -Edin beni duydun mu? Duvarı boyamak yok. (Ben: hafif sertleşen ton. Edo: Ses yok, devam)

    -gel buraya annecim, masada otur resim kağıdını boya. Istersen beraber bişeyler çizelim. (ben: yumuşak tona dönüş. Edo: ses yok, devam)

    -Edin o boyayı hemen getir buraya. 3 e kadar sayıyorum (ben: sert ton. Edo: hiç oralı olmuyor, dönüp bakmıyor bile)

    -hemen bırakır mısın? (Bu sırada yanına gittim, hizasına indim)
    Çocuk da bırakmıycam diye boyanın üstüne kapaklanmaya tepinmeye başladı.

    -yeter yaa! 2 saattir insan gibi anlatıyorum sana, yok! Duvar boyamak yok! Bitti! Yeter! (Bağırtı, cümbüş)

    Şimdi gördüğümüz üzre burda anne kişisi dellendi ve öfkesini kontrol edemedi. Çünkü o sırada başka bir işle meşguldü (küçük kardeşi yedirmek/makina boşaltmak/yemek hazırlamak vs vs) sorunu konuşarak çözeceğini sandı.
    Evet olayı ilk gördüğü anda yanına gidip daha tatlişko ve interaktif davranabilirdi. Ama bu çocuk uzaktan "yapma" deyince de komut alma yaşına gelmişti artık. Neden şansını denemesindi?
    Edo aslında o an ilgi istemişti ve dikkat çekmeye çalışıyordu ama annesi her an her dakika onunla oyun oynayamazdı. Beklemeyi öğrenmesi (mesela 3 dakika beklemek) de önemliydi. Ben çocuk gık dediği an, aman yavrum okey dur hadi geldim evet araba oynuyoruz evet düt düüüüt diye yerlere yatamam. Oyun zamanı oyun, personal space zamanı pörsınıl sıpeys.

    Şimdi kendimle çeliştim. Bu hareketimle ona birşey öğretmiyorum/eğitmiyorum dedim. Ama aynı zamanda beklemeyi öğrensin dedim :) neyse toparlıyorum:
    Bağırdığım için, ömrü billah duvar boyamaktan vazgeçecek değil. Ama sorun o an çözüldü mü? Duvar boyama kısmı evet. Ben rahatladım mı? Kısmen. Şahane bir katarsis yaşadım daha ne olsun.

    İşte böyle cerencim, bir de aramızda böyle yaptığının yanlış olduğunu bile bile pişman olmayan analar var :)

    Allah'tan aşırı seviyorum sıpayı. O da beni seviyor. Böle bikaç dakika bağırışıp, tripleştikten sonra hemen sarmaş dolaş oluyoruz. Bütün krizler, saçmalıklar unutulup gidiyor.




    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Baştan sona her yazdığınıza katılıyorum :)

      Sil
    2. Canım ben bağırmayan bir insanım, ben kendi doğrumu yazdım bloğuma :) Sen bağırıyorum ama sonra gönlünü alıyorum, süt liman oluyoruz demişsin, olabilir, bu da başka bir annelik türü olabilir. Sonuçta çocuklar bağıran, sinirlenen insanları da görecekler hayatta ama ben sadece benden görmesin diye düşünüyorum. Ben bu şekilde katarsis yaşamıyorum, o nedenle gerek yok diyorum.
      Olaya sinirlenmeden önce müdahale et derken demek istediğim buydu benim. Yani madem duvarı boyamayı bırakmadığını görüyorsun ve bunun seni sinirlendireceğini biliyorsun, neden hala olayı uzatıyorsun bekletiyorsun ki? Git sinirlenmeden al elinden boyayı, hiç değilse bağırma kısmına kadar uzatmamış olursun :) Bilmem yanılıyor muyum?
      Herkesin doğrusu kendine tabii ki.. Ben gereksiz yere uzatmama taraftarıyım bu tip olayları ;)

      Sil
    3. Evet, katılıyorum sana. Bağırmak insanlarla günlük hayat iletişimlerimizde yeri olan bi Dışa vurum. Sadece çocuğumuza karşı değil; Partnerimizle, arkadaşlarımızla falan da seslerin yükseldiği durumlar olabiliyor. Sen zaten bağırılmayı da görecek , benden görmesini istemiyorum demişsin.
      İşte bunu ayarlamak lazım. Benim dikkat ettiğim nokta tam olarak bu. Yani bağırmanın bir adabı olmalı :) bas bas bağırmak, ağzına geleni Söylemek asla değil! Volümün bi kaç tık yükselmesi, kısa ve net cümlelerle konuyu kapatma ifadesi içerebilir. Hakaret ve Aşağılama içeremez. (Benim bağırma çerçevem bu) Işte bu çerçevede hareket edersek, bağırmanın rahatlatıcı etkisi olabiliyor bağıran taraf için :)
      Hem çocuğumun bunu model almasında da bir sakınca görmüyorum. Mesela yapma etme demesine karşın laftan anlamayan, inatla elinden oyuncağını almaya kalkan arkadaşına "yeter artık. Bunu yapmayı bırak. İstemiyorum" diye volümünü birkaç tık yükseltebilir. Bazen gerçekten karşı taraf durması gereken noktayı anca bu sayede idrak ediyor. Çaresizce ağlamaktan ve ya arkadaşını itip kakmaktan daha pratik bir çözüm olduğunu birçok kez Tecrübe ettim.
      Konuyu yine çok dağıttım ve uzattım. Ben de zaten mutlak doğru budur, hepimiz bağırmalıyız demiyorum kesinlikle. Mümkün mertebe bağırmamalıyız, bağıracaksak ta bir bağırma code' u edinmeliyiz diyorum sanki :))

      Sil
    4. Başak.. Senin bahsettiğin şeyi biz evde Volkan'la da konuşuyoruz. O tam o ince çizgiyi anlayamıyor. Bazen bakıyorum kendi agresifliğini yansıtıp bağırdığı oluyor. Bugün araba durakladı mesela. Volkan inip bakarken, bebe de arkasından ağladı- arabadan çıkan babası için. Volkan da ona acımasızca "dur bi oğlum şimdi sen de aa" dedi. Ay inanamadım. İnanamadığım şey çocuğu orda kendi yaşıtı gibi görüp, iletişimsel olarak ona arbede yapması. Bebe ne anlasın, babasının sinirinden. Ben bunu onunla konuşuyorum (bazen de bağırarak konuşuyorum tabi :P ) Ona göre olay şu:

      "Babası bazen agresif olabiliyor, beni gerçekçi tanısın, mıymıy sahte olmak istemiyorum" diyor.

      Tabi mesela o bağırmasının üzerinden 5 dakika geçtiğinde hemen yeniden pamuk gibi oluyor ama ben o hıyarto bağırmaya aşırı kıl oluyorum. Senin anlatmaya çalıştığın şey mesela bu değildi tam olarak , bunu farkettim. Sen daha çok "uyarı alarmı" gibi bir şeyden bahsediyorsun. Yani çocuğa kendi arızanı yansıtan, kişisel bi bağırma değil. Bilmem Ceren ne der ama ben Volkan'ın nadiren de olsa yaptığı bu angut çıkışlara aşırı kılım- aşşşırı.

      Ama Volkan'la bağırarak tartışmak bazen bi zevkli kiii. Aman allaaah.

      Sil
    5. Ya arkadaşlar ben şüphe içindeyim bu yazdıklarınızdan sonra, çünkü ben büyürken bizim evde bağırılmadı hiç (başka evlerde görürdüm annelerin bağırdığını ve beni çok korkuturdu o tip anneler) ve ben günlük ilişkimde de bağırmıyorum eşime kızıma ya da iş yerindeki insanlara. Burda zaten bağırma kültürü yok hiç ses yükselmiyor insanlar belki biraz fazla aşırı kontrollüler ama yani benim çevremde bağırılmıyor, bizde mi bir tuhaflık var bilemedim ki?!
      Ama bağırmadan kastınız mesela ben annemle çok dalaşırım birden bi dellenme gelir aaaaağh anne yaa falan derim ama öyle içinde kötü kelimeler geçen bağrışmalar bilmiyorum yani hakikaten öyle olmuyor. Ya da sizin bağırma dedikleriniz de böyle de ben mi anlamıyorum, akdeniz ateşi falan diyeceğim ama.. Ama bağırmakla böyle birden alevlenip kasıp kavurmak yani "dur oğlum 1 dakka yaa" falan ne bileyim bağırmak gibi gelmedi ama yazı ile sözel anlatım farklı yani tonlama farklı yükseklik farklı.. Kafam karıştı aaaaa (bağırdım mı mesela şimdi ben?) Hayır bağırıyorum da farkında mı değilim aaaa (bak yine mi bağırdım?!)
      Ay paranoyak ettiniz beni :D

      Sil
    6. Yeter! diyorum ben de çocuğuma yahu, başka türlü yeteri nasıl öğrenecek ama bağırmadan, böyle Başağın dediği gibi konuşma tonundan 1 ton daha yukarda ama sinirli bir ifade ve haldır huldur değil, "tamam bitti yeter" diyorum tabii ki :D Haydaa ben çocuğuma bağırıyor muyum şimdi aaaa (bak yine yaptım?!)

      Sil
    7. Araya benim yorumum girince karıştı olaylar galiba. Volkan çocuğa ses yükseltiyor, orda bebenin anlamadığı bir mevzu var, gereksiz yere agresif davranış yiyor çocuk. Bu örnek dışında başka şeyler de yaşadık. Doğu kendisini tehlikeye attı diye bağırdı. Refleks bir şeydi. Ama istese toparlayabilir. İstemiyor. Bunlar benim doğal halim, değiştiremem diyor.

      Tabi ki ilişkilerde bağırmak ilkel bir şey. Başak'ın o tezine istinaden, bağırmanın kişinin sadece kendisini rahatlatması olayına katılarak Volkan'a bağırdığımı yazdım. Çünkü aslında orda kendimi ve doğru bir şey yapmadığımı kastettim. Yani eleştiriyorum ama kendim de aynısıyım demek istedim.

      Ay evet ben çok çene yaptım. Sustum.

      Sil
    8. Bağırmanın Tanımı cerenin referansında yapılmış zaten "kendisinden 3 kat büyük, sinirlenmiş kızarmış bir kütle ona doğru geliyor" gibi bir tabloydu. Heh, o zaman Paniğe mahal yok. Hiçbirimizin hissettirdiği o olamaz bence. (Yani aranızda en bağırtgan ben çıktım, ben bile öyle bağırmıyorum yahu:))) tamam o zaman bu raddeye gelmedikçe, sıkıntı yok.

      Ceren- bizim evde de hiç bağırılmazdı. Annemin bağırdığını hiç duymadım. Babam da bağırmaz ama illallah ettirene kadar bır bır söylenir, onun taktik bu :) ben kime çektim bilmiyorum :))
      Almanlar bağırmıyo diyorsun ama adamların hizaya getirici konuşması zaten döver gibi ayol:) ben bana ciddi ve hesap sormalı Almanca konuşulunca çok korkuyorum mesela :)

      Güneş-aynı tartışmayı benim kocayla tv izleme hususunda yapıyoruz o geldi aklıma (beni olduğum gibi tanısın, çocuğuma rol yapamam falan diyormuş ya)
      Ben çocuk yatmadan evde tv açılmasını istemedikçe eşimin karşı argümanı : baba dediğin L koltukta yatıp tv izleyen bi figürdür, bunu değiştirmemeliyiz :))) neyse ki, sadece haberleri izlemeye okey vererek mutabık olduk. (Tabi burada çocukları etkileyecek ajitasyon haberler magazinler fln yok ana haber bülteninde, ajans o ajans)

      Ay bu üçlü çok tehlikeli oldu şuan, konu dağıtmada ve serbest çağrışımla muhabbet üstüne muhabbet açmada olayı abarttık :))
      Ben de sustum :)

      Sil
    9. Ya bendeki anlam karmaşası şundan çıktı "bağırmak" ile "söylenmek" arasında bir fark var ve ben "söylenmek" olayını çok sık yaparım yani böyle mırın mırın sinirimi boşaltırım. Ama bağırmam, yok, bağırmaya karşıyım :) Volkan da belki böyle mırınlıyordur ama erkek sonuçta sesleri boru gibi canım diyorlar saçlarımız uçuşuyor kükreyişlerinden, hani öyle bişey olabilir yaw :D Ay ben de niye kocanı savunuyorum anlamadım ki (benimki mesela çok kızdırdı demin beni - bağırmadım hahaha - ama yahu 2,5 senedir aynı yerde duran yatak çarşafının yerini nasıl öğrenemez bir insan evladı yaaa aaaaaaa. :D hadi ben de sustum.)

      Sil
    10. Ben bu tartışmadaki bağırmayı anladım sanırım. İki erkek annesi ablam bana der ki çok yumuşaksın arada sert çıkman lazım , tatlı sert olmalıymışım. Mesela bir yaramazlık yapınca gel bakayım buraya seni yaramaz seniiii gibi bir çıkışma. Hani çok yaygın bir örnek vardır annelerimiz terlik fırlatır da tutturmaz ya onun gibi ters birsey yaptığımızı biliriz ama aslında kızmadıklarını da biliriz. Ben de arada aksiyon olsun diye yapıyorum öyle bir bağırma kovalamaca :) çocuk kesinlikle o anki halden yaramazlıktan çıkıyor

      Sil
    11. :) "Bağırmayı" bile tanımlayamıyoruz, deneyince yanlış tanımlıyoruz, ne mutlu bize.. Bağırmaktan kastettiğim; çocuğa kendisini çaresiz hissettirmek, korkutmak için yapılan bir eylem. Hepimiz anladık ne olduğunu da konduramıyoruz, olmasın,istiyoruz, dimağımız almıyor, ne şanslıyız bunun için ;)

      Sil
  4. Ben bazen zor kullanıyorum. Çünkü öyle olması gerektiğine inanıyorum. Gerçekten o sırada bunu ona da söylüyorum. Mesela bugün parkın en tehlikeli yerinde hiç yapmaması gereken şeyleri yapıyordu. Ondan büyük yaş çocuklar için orası.. Ben de fiziksel olarak hasta, yorgun ve artık park saatlerinin sonuna gelmiş olmanın verdiği sabırsızlıkla kucakladım veledi "Aaa tamam mecburum seni ordan alıyorum- arabana koyuyorum Doğu. Şimdi markete, ordan da eve gidicez. Tamam mı?" dedim.

    Ağlıyodu, cümlemi bitirince sanırım plan hoşuna gitti, sustu. Yani 22 aylık oldu artık anlıyor beni bence. Bilmiyorum çok fena bir iş mi yapıyorum ama evet böyle kritik anlarda zorlama yapıyorum. Ama dürüstüm valla Ceren, o an ona da anlatıyorum. Ve öfkeli değil, kararlı ve seri davranıyorum. Kızgınlıkla yapmıyorum.

    Mesela bizimki de diş fırçalamaya direniyor. Ben de eline diş fırçası teslim ettim. Fakat oyuna çevirdi. Doktor da muayenede memnun kalmadı dişlerinin durumundan.. Ee şuanda hileye başvurdum. Diş fırçalarken telefondan kısa bir video seyrettiriyoruz. Yani, onun görüntüsünün olduğu bi video mesela.. Bu da bir çeşit zorlama işte aslında.

    Ben öfkelenmemeyi başarıyorum Doğu'ya. Çoğunlukla başarılıyım. Gıcık olduysam da kaçıyorum olay yerinden. Ama kaçamıyorsam o an.. Çok aşırı istekleri bana fazla geldiyse, yapmak istediği şey her neyse pokunu çıkarttırıyorum. Mesela oraya çıkıp o yukardaki şeyle oynamak mı istiyor. Onu abartı derecede yaptırıyorum.. Baya bi iyice gülüp eğlenip hızlıca bıkıyor. Ya da suyla oyun.. O döktü mü ben de bir tane döküyorum. Onun döktüğünü hemen silmiyorum, iyice mahvoluyor ortalık, iyice poka dönüyor. Sonra bıkıyor, sıkılıyor ve bitiyor mesele. Ben de sinir atıyorum böylece rahatlıyorum. Dikkat ettikçe, toparlamaya çalıştıkça beteri oluyor. O yüzden salıyorum gitsin. Kendine zarar verirse de ilk paragrafı uyguluyorum. Böylece bana değmeden geçip gidiyor mesele.

    Çok uzadı ama bir şey daha ekliycem.
    Parkta bugün bir anne Doğu'nun yaştaşı bir bebeyi dövdü. Bazen oynuyolar Doğu'yla trambolinde.. Ordan biliyorum. Hatun baya vurdu bebeye.. Bakakaldım, donakaldım. Bunun hiçbir açıklaması olamaz. Ve dikkat ettim bebelerine en çok bağıran, itekleyen Rus analar bizim burdaki parkta.. Acaip sertler ya çocuklarına..
    Korku filmi gibiler.. Voyhooy.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dukuju senin yaptığın zorlama değil güvenlik önlemi, dolayısıyla doğru yapıyorsun bunun bahanesi uzatması olamaz zaten. Kaldı ki öfkeli değil kararlı ses benim demek istediklerimi 1 cümlede özetlemişsin demek :D İşte iletişim uzmanının farkı! Öperim!
      Son paragrafa yazamadım yorum 22 aylık bebeği dövmek..

      Sil
    2. Ama daha sabırlı bir yaklaşım mutlaka vardır : )) Tahammül eden ve bekleyen. Çünkü orda çocuk tehlikeye maruz kalmasın diye ben de afor harcadığım için aslında onu ordan uzaklaştırdım. Yine de sevindim yorumuna. Sonuçta güvenlik önlemi evet, en öz haliyle.

      Sil
    3. Eşim mesela hiç bağırmaz bizde, adamın sinirleri alınmış adeta (ama işyerinde tam bir beladır, patron bir de offf yazık insanlara) ama Maya'nın hareketlerine "tamam Maya, bunu yapmana izin veremem, haydi gel" der ve hemen kısa ve öz şekilde bitirir, uzatmaz yani. Maya ona ağlamıyor zaten anasına ağlıyor :D Köftehor.

      Sil
    4. Yukarida yeter diyorum, bu bagirmak mi demissin mesela. . Yeter derken, beklediğin mail gelmedi, ona kizginsin - o yüzden çocuğa da tahammulsuzluk yaparak carcabuk 'yeter' deme noktasina gelmissin. Ben böyle bi yeterden bahsettim. Yoksa elbet 'ünlemli' konuşuyoruz evladimizla. Ama kişisel agresif tavirlara katlanamiyorum. Volkan da agresif olduğunu oğlundan gizli tutmak istemiyormus. Yani buydu.

      Sil
    5. Anladım, hani bir ebeveynlik akımı var ya, çocuğunuza olduğunuz gibi görünün, sinirinizi öfkenizi de öğrensin çünkü bunlar ilerde onun diğer insanlarla ilişkisinde işe yarayacak, sonuçta cam fanusta yaşamayacak diyen.. Volkan bence o tezi savunuyor.
      Ben o akıma pek katılmıyorum, bence bizim görevimiz idealleri göstermek. Tabii ki kötülerle karşılaşacak ama bizim görevimiz güvenli liman olarak kalmak bence.
      Ama bu iki yaklaşım zaten çok çatışıyor, siz ikiniz çözerseniz vallahi pedagoji bilimine çok büyük katkınız olur :D

      Sil
    6. Volkana bu yazışmaları gösterdim. Onu anlayan biri olduğuna çok sevindi. Ama ben yine de fazla sevinmesin diye senin şu cümleni tekrarladım: "bence bizim görevimiz idealleri göstermek. Tabii ki kötülerle karşılaşacak ama bizim görevimiz güvenli liman olarak kalmak bence"

      Ya şey gibi oldu.. Sanki ben çocuğa püf dese uyuz oluyormuşum gibi. Aşağıya yazan diğer okuyucular gibi ben de konuyu kendi ailesine bağlıyorum. Oradaki alışkanlıkları sürdürüyor. Ama yok efendim, ben bebeme agresif diyalog tarzını öğretmemeye kararlıyım. Babasını orjinal haliyle tanımalı, ama babası da azcık kendini yontmalı. Her cümlesine canım ile başlayıp sürekli yumuşak bir sesle çocuğa müdahale eden bir ebeyevn örneği değil kastettiğim asla. Çocuğun çıkarına davranan, hizaya getirirken kendini rahatlamaya değil, çocuğa göstermeye odaklanan.

      Ay yine konuştum dayanamadım işte.

      Son bişey:
      Geçenlerde bi arkadaşlayız parkta. O tam bir prenses anne.. Her cümlesi inci tanesi.. Mesela o bana uygun değil. Ben kısa ve öz cümlelerle anlaşıyorum. Yapamam öyle ben ruhumda yok. "Canım ne dersin, salıncağa gidelim mi, bu konuda nedir fikrin tatlım?"

      Ben bu cümleyi kuramam.
      Ben derim ki "Salıncak.. gidelim mi?"

      Yukarıdaki hassas anne imajımı yıkmak için belirttim. Derdim pamuklar içinde bebe büyütmek değil.

      Ceren ama bu yazıyı iyi ki yazdın. Volkan da ben de sana teşekkür ederiz. Bağırmak nedir, bebeye hangi tavır zarar verir, dank etti ikimizin de tam olarak kafasına.
      Ah Ceren ah.. İyi ki varsın sen.

      Sil
    7. Ahahaha sen beni görmüşsün parkta, insan bi enseye tokat, el sallama falan yapar, teessüf ederim. Ay yok o kadar değilim çok şükür ama bazen abartıyorum (çok anormal bişey, sana çok katılıyorum ve hiç öyle olmak istemiyorum diye şeyettim..)

      Sil
  5. Bu arada yukarıdaki yorumuma ek olarak yazının en çok şu kısmına bayıldım:

    "kendinden fiziksel olarak 3 kat büyük ve sinirli bir kütle ona doğru geliyor, bu büyük kütlenin büyük gözleri, elleri, kızarmış bir yüzü ve görünen dişleri var ve çok yüksek sesle, bağırarak konuşuyor ya da uluyor"

    YanıtlaSil
  6. Bağıran kütleye bir örnek benim, uykusuz, aç veyorgun oluncadahaçok bağırıyorum. Yanlış oçduğunu bile bile yapıyorum, çünkü o anbağırmazsam daha kötüşeyler yapmaktan korkuyorum. ağlamakrizlerindehiç bağırmıyorum hattaoh2 dakika ağlasınbende bulaşıkları yerleştireyimvb diyedüşünüyorum. Hayırdediğim çook azşey var okonudadabağırmıyorum. Yemek yerse yer yemezse yemez , o konudadabağırmıyorum. Benim bam telim uyku saati. Saat 9 dayatmasını istiyorum ama saat 23 te hala uyumamışsa artık iplerkopuyorbende. Gündüz enfazla 1 saat uyuyan, Gece 53 kere uyanan vesabah ennnnnngeç 7 dekalkan bir çocuk.
    Uyku sorunu eskiyegöredahaiyi amahala normal değil.
    Artık gerçekten uykusuzluktan bayılıyorum ve bağırıyorum. :(
    Sonra vicdan azabı çekiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha kötü şeyler yapmamak için bağırmak bence elini kesmesin diye bıçağı ayağına sapladım türü bişey kusura bakma.. Neden bağırmanın daha iyi olduğunu düşünüyoruz, ben onu anlayamıyorum.. İkisi de çocuğu çaresiz hissettirmiyor mu? O noktada şiddet şiddettir..
      Yargılamıyorum ama en azından bir düşünmek, bak demek ki yanlış yapıyorum, belki bir sonraki sefere bağırmamayı başka türlü sinirimi atmayı deneyebilirim demek lazım diye düşünüyorum..
      Bir de şunu düşündün mü, az bağırıyorum ama uyku konusunda bağırıyorum demişsin, çocuk bunu rutine çevirmiş olabilir mi, yani oynarım yuvarlanırım ama annem bağırmadan uyumam gibi bir kural edinmiş olabilir..? Bu aylarda dediğim gibi çocuklar uyku regresyonu denen şeyi yaşarlar, benimki de yaşadı ve ben de tırlatmak üzereydim seni anlamadığımı ve yargıladığımı düşünmeni istemem ama başka bir yol daha var diyorum ve özellikle vicdan azabı da çekiyorsan tam bir kısırdöngü olmuş demektir, bir yerden kırmak lazım..

      Sil
    2. Off evet, bazen gerçekten sinirlenmediğim halde bağırıyormuş gibi yapıyorum, uyku moduna geçiyor. Benim bağırmamı uyku öncesi son ritüel gibi görüyor yani. Bağırmak derken sesimi yan odadaki eşimin duymayacağı seviyede yükseltiyorum, ( 3-4 kere duyacağı şekilde oldu)
      Hadi uyu artık, uyu! diyorum sert ve kararlı şekilde . Şimdi anladığım kadarıyla sesin seviyesi değil benim kararlı ve sert tavrım etkili oluyor aslında. Sesimi yükseltmeden sert ve kararlı olmaya çalışıyım bakalım uyuycak mı?

      Sil
    3. Aman yol yakınken kır o ritüeli BEN :) O regresyon döneminde ben "tamam artık oyun bitti, artık uyuma zamanı" diyordum (söyleye söyleye mükemmel kısalıkta ama çok efektif bir cümle bulmuştum ama bak unutmuşum) ona alışmıştı ve kendi de bebeklerini uyuturken (uyumuyor keratalar bu ara) "oyun bitti şimdi uyu" diyor böyle kararlı ve ciddi bir tonla :D Çok komik..

      Sil
  7. Basligi defalarca "Cocugumu sinirlendirmemeyi nasıl basarabilirim" diye okudum :) Şu an 10 aylık bizimki ve surekli azar yiyorum kendisinden, sicrama haftasina girdik de. O kadar sindirmis beni yani efendimisss.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Ay yazık size, alın o ipleri elinize daha 10 ayda böyleyse vallahi zor :D

      Sil
  8. Bu konuda Robert J. Mackenzie' nin " Çocuğunuza Sınır Koyma" kitabını öneririm. Aslında tam olarak sinirlenmeme üzerine değil de senin deyiminle kısır döngüyü başlamadan kırmak, yazarın deyimiyle de aile dansını başlamadan bitirmek. Üstelik her yaş için geçerli yöntem. Çocuğa sürekli bağırıp çağırmak, sonunda da şiddet uygulamaktan daha zararlı birşey varsa o da çok yumuşak davranmakmış. Bu çocuk için ebebeyni vasıfsız kılıyor, çocuk sınırları olmadan da kendini boşlukta hissedip hırçınlaşıyormuş.Yani sakin ve kararlı olmak bu işi çok çabuk çözüyor. Biz de işe yaradı. Örnek bir davranış derseniz Dukuju örneğini veriyorum. Maşallah kendisi olayı çözmüş. Tebriklerimi iletiyorum. Bana gelecek olursak bağırmadım desem yalan olur ama o an ki rahatlamanın arkasından gelen vicdan azabı rahatlamayı gölgede bırakıyor. Allahtan çok az yaptım ve hemen sarılıp barışıktık. Ayyy hayat çok zor. Semanur

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de çok aklı başında bi anneymişim gibi algılandım : ) Benimki tembellik. Tembel insanlar sorunları daha pratik yoldan çözerlermiş, o hesap. Ve tabi ki örnek verilcek kişi değilim. Park örneğindeki davranışım Ceren'in yorumladığı gibi doğru olanmış, sevindim. Fakat ahhh ne duygusallıklar, ne hatalar, ne acemilikler bende.. Çuvalla..

      Her zaman söylerim, tam her şeyi çözdüğümüzü zannettiğimizde, gün bitiyor. Ertesi gün yeni baştan acemi anneyiz yani :D

      Teşekkürler yine de güzel yorum için :D

      Sil
    2. Ben de 2 defa bağırdım canım şu 2,5 senemizde "yeteeeer" diye o kadar da Alman anası değilim (Başak sana el sallıyorum) ama haikaten sadece 2 defa ve ikisinde de çok berbat hissettim, ondan yazdım zaten. Bekara "koca" boşamak kolay demesinler :D
      Dukuju alkışlar sanaaaa ;) daha da nice güzel başarın var haydi şimdi alçakgönüllülük yapma ;)
      Bu arada ben şahsen çok yumuşak ebeveynlikten bir zarar geldiğini görmedim ama yumuşak derken senin dediğin gibi kurallı ve kararlı bir duruşla yumuşak. Yoksa çocuk karşısında eziklik, kararsızlık, akıntı nereye götürürse oraya gitme anlamında yumuşaklık değil, şımartmak hiç değil.. Aman. O sert ebeveynlik kadar berbat bir tutum..

      Sil
    3. Ooo yorumlar çok güzel. Başak-Dukuju-Ceren'e az kaldı kaynak yapıyordum :). Yorumlardan da okuyunca aslında hiç de bağırmıyoruz yahu. Benim çevremde gördüğüm bağırma örnekleri ota .oka sanki çocuk çok kötü birşey yapmış gibi çocuğa girişmeler. Parkta "Koşma yoksa eve gideriz,bir daha getirmem", yolda yürürken "hadisene, bak kardeş ne güzel annesinin elini tutmuş gidiyor (ama bizim Azroş adımıyla gittiğimizi farketmiyor), oraya oturma, burda zıplama, şuna dokunma. İşin enteresan yanı çocuk buna o kadar alışıyor ki bir saatten sonra duymuyor bile. Sonra hem ebeveyn yıpranıyor hem aralarındaki ilişki. Hatta bir gün öyle birşeye denk geldim ki aklıma geldikçe göğsüm sıkışıyor. Markette çocuk kasada birşeye tutturuyor. Annesi sırayı bıraktı önündekileri sallamadan elindekileri kasanın önündeki banta boşalttı, çocuğu aldı marketin kapısından dışarı fırlattı. Çocuğun o gözündeki çaresizliği unutamıyorum. Çocuğa sıkıca sarılıp eve götüresim ve asla bir daha o kadına teslim etmemek geldi ama noldu? Kadın sanki sıra onunmuş gibi öne geçip alışverişini tamamladı. Sonra kapının önünden çocuğu aldı çekiştire çekiştire gitti. Çocuğun annesinin gelişiyle gözlerindeki rahatlama, anneye yapışması içimi parçaladı ve içimden şunlar geçti : Çocuk için çok çok üzüldüm ama bundan 10-15 sene sonra da bu oğlan çocuğu annesini insan yerine bile koymayacak hatta karısını ve belki de o da çocuklarına aynısı yapacak ve bunu annesi gibi hiç sorgulamayacak. Böyle atıp tutuyorum milleti kötülüyorum ama bu bugünü kurtardım diye yarın bakalım bizi ne maceralar bekliyor. Bir kriz yaşayıp da altında kalacak mıyız? Aslında en başından demek istediğim şuydu: Bunu çocuğumuzla sınırlamayıp genele yayarsak tadından yenmiyor. Benim eşimde fiziksel olarak doğu erkeği, davranış, huy baya Evropa (ama öğrencileri agresif hoca diyormuş sağda solda-duy da inanma) Bu kadar sakinliğe hala şaşırıyorum ama iyice alışmışım ki annemlerde çok sıkıntı oluyor. Hani şu Gotfather'ın bir yemek sahnesi var ya herkes birbirine bağırıyor bizde de öyle. Aslında kavga vs. yok sıradan şeyler anlatılıyor ama volüm kulak zarımı titreştiriyor. İşin enteresan yanı ben de gittim mi öyle oluyorum. Ama birşey farkettim. Yukarıda çocuğuna bağıran anne-babalarından ürken, bir çocuğa bir babasına bakıp donakalan, üstüne bir de o kişi akraba vs. ise o kişilerle asla iletişim kurmayan kızım (çok iyi yapıyor bence) , bizim İtalyan aile tavırlarımıza sanki hep böyle bir ortamdaymış gibi gayet normalmiş gibi tepki vermeyip o da meramını sesini yüksekterek bir jestler bir mimikler anlatıyor :) patlayan koca sesler korosunun kahkahasından benim yüreğim hoplarken bir bakıyorum stand up yapan bizim kız çıkıyor. Ayyyy çok konuştum yine gece gece Dukuju 'ya selam çakmayı unuttum. (Buraya kadar okumaya katlandıysanız gerçekten çok sabırlısınız).Hangimiz acemi anne değiliz ki ...Her gün bir huyları çıkıyor, bizim önceki bildiklerimiz geçerliliğini kaybediyor. (Gerçekten bitti mi?#$//^^&#!!!)

      Sil
  9. Sinirlenmemeyi becerebilsek çok süper olur... Malesef ki, herşeyin ters gittiği anlar bağırmamak elde değil. Olmasa çok da güzel olur tabii; ama ne yazık ki bu 2 yaş sendromu, bir senelik bir olay değil. Yaş oldu 4.5 hala yerlere kendini atmalar, sinirden el kaldırmalar, okuldan alınan tüm kötü alışkanlıklar eve taşınıyor; en olmadık yoğun olduğum an birbir sergileniyor... Zaten 3-5 aya 2 numaranın da 2 yaş sendromu başlar. Belki o zaman büyük olan akıllanır, ya da ev deliler evine döner...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Denizcim kendin yazmışsın işte, en yoğun anında neden sergileniyor; dikkat çekmek için! Sinirlendirmek de çok yoğun duyguları açığa çıkarttığı için en işe yarayan dikkat çekme ilgi görme yöntemlerinden biridir derler ya :) Ay kolay gelsin, bizim ev tek çocukla deliler evi, demin Maya uyumamak için galon galon su içmek istedi, sonunda da üstüne ve yatağa döktü. Ben de tam bu yazının üstüne "aaoroaoao" diye bir ünlemle bağırdım refleks olarak (ıslandım ayol buz gibi su vallahi iki mememin arasından göbeğime aktı ayyy), bir de bağırmam etmem diyorum böyle kasıla kasıla. Çocuk da ne oluyo anlamadı, korktu başladı "maya döktü anne üzüldü anne üzüldü" diye ağlamaya, ay zaten su içmeyen bir çocuk şimdi suya korkuyla yaklaşacak diye "yok yavrum bak aaa ben de düşürdüm bardağı aaa üstüm ıslandı aaa bak bak" diye kalan suyu döküyorum kafadan. Bu manzarayı dışardan izlesem tırlattı derim (içerden izleyince de diyorum aslında). Maymun olduk yahu.

      Sil
  10. Bir zamanlar öfke kontrol hak getire tadında bir yaşamım vardı açıkçası. . Çok hızlı sinirlenen olaylara sert tepkiler veren diliyle döven cinstendim.. aslında hala öyleyim madalyonumun bir yani pek sevimliyken diğer yani sert olabiliyor.. uzun zaman okudum ettim , "nerden geldi bu ofke a kızım" diye aranıp durdum.. ortamimdaki insanlari degistirmekle basladim ise birazda zaruri oldu ama iyi geldi acikcasi .. bebe geldikten sonra dünyaya daha sakin daha bi sükunet içinde olduğumu söyleyebilirim. Kocaya sorsak yine owww yapabilir ama :) o inanılmaz sakin bir insan ama gel gör ki sessiz sessiz bıdı bıdı yapa yapa torpuler , olmadı seni yapıcı eleştiriyorum adı altında ( bi ara bu her aksama cikmisti) sakin sakin başlar soole yapıyorsun, böyle yapıyorsun diye diye anlatmaya.. ilk zamanlar alttan alayım moduna girmiştim ; baktım olmuyo sabah nasıl uyanmışsam (sabah mendeburu olanlardanim) kadın sinirli , mis gibi bagira bagira kendimce kavga ettim (bilerek yaptim valla çok iyi geldi ) Dukuju yu anliyorum :)
    Benimki yapıcı kavga oldu diyelim ama işe yaradı mis gibiyiz şimdi. . Severim çok :)

    Bazı şeyler yetiştirilmeyle çok bağlantılı mesela bizim sülale diyim ( hiç abartmiyorum) herkes en yüksek volumeden konuşur. Biraz buyuyup aileden yavaş yavaş kopma ve sosyal ortamlarda insanlar hep bağırıyorsun diye uyarirlardi beni ( saolsun o insanlar) Insani kendini duyması zor işmis. Bu durum zaman icinde düzeltebiliyormus hatta yanımda bağırarak konuşan insanlara şaşırırken yakaladığım oldu kendimi ( insanoğlu pek çabuk unutuyo)

    Öfke denen o illete gelince, bazen o kadar ofkelenirdim ki kizdigim durumdan cok içimdeki öfke yorardi. Ha komple bitti mi sanmıyorum bence sadece uyku da.. En azından kolay kolay hortlamaz..

    Kendimce bu durumun olusma hallerine gelince
    Insanlar genel konuşmaların da ailelerinden bahsederler.. Ben genelde pek bahsetmem.. Iyi insanlardır, dürüst insanlardır nerelerden nerelere gelmiş insanlardir fakat;
    babam (onun hikayesi ayrıca bir yazı konusu) bencil bir insandır .. Dunya onun etrafında doner , once istekleri gelir hayatta.. Bunun sayesinde cok seyi basardigi gibi ,yikip geçtiği de çok olmustur..
    Yıllar önce freelance çalışıp parasızliktan süründugum zamanlarda ,beni arayıp para istemiş ona bulamayacagimi soyledigimde "nerden bulursan bul ve gonder" deme rahatlığında bulunabilmıstir.Borç bulup yollamistim. Beni hep sevsin istiyordum ( o zaman çocukmusum da hala haberim yokmuş neyse)

    Annem ise şu an ewt beni seviyor derim, hoş babam içinde derim ama sevginin algı boyutu vardır. .
    Annemin beni sevdiğini , kucakladigini, optugunu hiç hatırlamıyorum. Belki sevdi, öptü ama ben hatırlamıyorum en azından. Çocukken ona parami biriktirip hediye almıştım bi mağazadan. Sanırsam kazakti.. Beynimde kalan görüntüler annemin beni geri o mağazaya götürüp bana bağırıp çağırması (çünkü kazagi begenmemisti) ve bir kadının gelip annemi "yeter artık rahat bırak çocuğu " diye uyarmasiydi. Annem beni cekistirerek mağazadan dışarı çıkarmıştı. Sonrası yok. Bu olay bende kadının annemi uyarmasiyla yer yarılsa içine girsem tadında bir utanç duygusuyla kaldı..
    Anneme bir daha hiç hediye almadım hala almam.. En fazla beraber alışverişe çıkarız o beğenir alır. . Komik olan bu olayı hatırladığını bile sanmıyorum.
    Dayak çok yedim klasik anadolu ailesi diyebilirim. Tabi ergenlikte işin rengi değişti agresif ve başına buyruk birisiydim.

    Anneme hep uzulmusumdur. ( Bunun altında babamla ilgili ciddi durumlarda var tabii) Yaptığı davranışın sonuçlarını ongeremeyecek kadar sorumsuz olan insanları nerde görsem hala üzülürüm ..
    Eskiden şu olayları kendime sesli olarak ifade dahi edemezdım. Ağlamaklı olurdum ( Kiyamam) ( kendimeydi bu)

    Bu arada ben bebekle oyun oynarken baya bagris cagris oynuyoruz.. Çocuk mu oynuyo ben mi o ayri konu .. Sizin yaşadığınız sendromlu yaşayacak zamana gelemedim daha ama o alt bezi degistirmek ne mümkün; artık ayakta bile bağlamaya öğrendim (valla yaptim) (belki herkes yapar ben çok abartiyorum ilk yaptığımda kendime inanamadım oole bisi)




    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nasil ele gecirmissem blogu karakter sayısı yetmedi pardon

      Benim yaşadığım ( her olay insanı farklı büyütür bu evrende) olayları bebelere yasatmayacaginizi biliyorum örnek olsun diye anlatmak anlamında değilde sevgi önemli şey , boşluğunu kapatmak yıllar alıyor bilin istedim..

      Sil
    2. Bunları yaşadığınıza çok üzüldüm, kesinlikle normal kabul edilecek evebeynlik şekilleri değil. Yazdığınız paylaştığınız içinse çok teşekkür ederim, ayrıa bir psikolog olarak da sizi bu zinciri kırabildiğiniz olayları kabullenip kendi ailenizde bunları sürdürmemek için aktif olarak çaba verdiğiniz için de tebrik ederim.
      Bu arada evet ayakta bez değiştirmeyi ilk başardığımda ben de sanki 100mt koşusunu 1. gelmişim falan gibi hissetmiştim :D Çok gurur verici bir başarı, hatta eşim daha sadece 2-3 ay önce başardı ve böyle elini çırparak heyecan içinde geldi başardııım diye :D Uzay mekiğini yörüngeye soktu sanki adam :D Nice başarılarınıza!

      Sil
  11. benim ebeveynlerim çok konuşmaz hatta konuşursa da alçak sesle konuşur, naif -aslında soğuk- insanlar.
    evde biz de öyleyiz eşimle. ama eşimin ailesi korkunç! kulaklar duymuyor diyorlar ama bence alışkanlık. eşim bile onların yanında bağırır modda konuşuyor farkında olmadan. ben çileden çıkıyorum, oğlan da öyle. demekki alıştı evdeki sessizliğe. onların gelmesini de oraya gitmeyi de, hatta telefonda bile konuşmayı istemiyor.
    ben de ne kaynana düşmanıymışım arkadaş :P
    valla Ceren çocuğa çok bağırmıyorum ama bazen çok sert olabiliyorum -hamilelikte 2 yaş sendromlu bebeye katlanmak çok zor!-
    ama sonra çok üzülüyorum o sesimi yükseltmelere.. işin ilginç tarafı bizim oğlan hiiç oralı olmuyor -acaba gizliyor mu ki?- sanki ben sesimi yükselttiğim için daha çok üzülüyorum ondan :)
    ben annemlere ergenliğimde böyle eziyet etmedim vallahi. allahım sakın öyle 4,5 yaşa kadar sürmesin. yoksa müsait bi cami avlusuna 2 bebeyi de bırakıp kaçıcam :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Demin Maya'nın kreşten bir arkadaşıyla oyun parkında karşılaştık annesi hamileydi ve kadıncağız o kadar sinirliydi ki bana bile laf geçirdi 2 dakikada.. Hormonlar heralde :D Az kaldı di mi....?

      Sil
    2. sorsaydın blogu filan var mıymış, seni bırakıp onu okurdum :P 2 ay filan kaldı ama erken olacakmış gibi hissediyorum :(

      Sil
    3. Onunki de Aralık başıymış, blog tutacak birine benzemiyor çok aşırı kariyer odaklı, doğum iznine çıktım çocukla evde ne yapacağımı bilemiyorum falan dedi. :D Az kalmış.. Kolay gelsin!

      Sil
  12. janet'in sayfasındaki video sabredilirse anlatılanların uygulanabilir olacağını gösteriyor. aslında annelerin de böyle işe yarayan uygulamaları görmesi çok motive edici.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bayılıyorum o başarı hikayelerine ama bazı anneler sabır konusunda azizlik mertebesine yükselmişler yahu.. Acaba doğru mu demeden de edemiyorum :)

      Sil
  13. burayı itiraf .com gibi kullanıcam şimdi ceren ama salaklığımı anlattıkça sanki azcık rahatlıyorum. kızıma 7 ay civarı belki 8 de olabilir ek gıda yemiyor stresiyle tamamen cahillikten ve bazı akraba denilen ama aslında iyilik yapcam diye bana kötülükten başka bir şey yapmamış insanın doymaz süt yetmez kiii amaaaa lafları kafamda uçuşan dr menüleri falan nasıl bir çıkmaza girmişsem artık dero ya bağırdım mama sandalyesindeydi ve bir anda ağlamaya başladı yüzündeki ifadeyi asla ama asla unutamayacağım anında sarılıp kucağıma aldım ışık hızıyla ama ömür boyu yetti bana. allah kimseye yaşatmasın bin nasihat bir müsübet olayı. arada hasta olup sürekli mızmızlandığında biraz sert yapıyorum sesim yükseliyor küsüyor falan ama o denli bir daha hiç bağırmadım. yavaş yavaş sinirlerime hakim olmayı öğreniyorum. sakin kalmaya çalışıyorum. yaptığım hataları düşünüp düşünüp kahroluyorum. geçmişe değil ders al ve geleceğe bak desemde ben çok takılıyorum bazen yanlışlarıma. psikolog gözüyle deli miyim söylesene :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya işte ama önemli olan da bu, mücadele etmek.. Yani sinirleniyorum canım napiim millet neler yapıyor dememek, ben bu huyumu düzeltmeliyim demek.. bence önemli olan bu. Sen olabildiğinin en iyisini olmaya çalıştığın için İYİSİN! :)

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!