6 Kasım 2015 Cuma

Çocukla (ya da çocuksuz) kaliteli zaman geçirmek

Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirmek istiyorsanız, yapacağınız tek bir şey var: önce kendinizle kaliteli zaman geçirmek! Daha önce şuradaki yazımda daha mutlu bir insan olmak için gününüzü nasıl planlayabileceğinizi, şu yazımda ise gününüzü planlarken ve zaman yönetimini yaparken nelere dikkat ederseniz daha verimli olacağınızı yazmıştım. Tabii tüm bunlara başlamadan önce yaşam hedeflerinizi gözden geçirmeniz, mümkün olduğunca yaşamı sadeleştirme ve basitleştirmeniz gerektiğinden de şu yazımda bahsetmiştim. Şimdi gelelim fasülyenin faydalarına..

Günümüz annesi belki de çağlar boyunca yaşamış tüm annelerden daha iki ucu mis kokulu değnekle karşı karşıya. Teknolojinin getirdiği bilgiye kolayca ulaşma lüksü aslında sadece ihtiyacımız olan kaliteli bilgiye değil, yanlış ya da eksik bilgi çöplüğüne de maruz kalmamıza neden oluyor. Eskiden sadece konu komşuya bakarken, şimdi taaa dünyanın bir köşesinde sosyoekonomik ya da felsefi şartları bizden çok farklı annelerin bloglarını eşeliyor, kendimizi onlarla karşılaştırıyor ya da gerçekte öyle olmadığı halde "mış gibi" görünen insanların yaşamlarına özeniyor, hiç yoktan gerginleşiyor, mutsuz oluyoruz. Üstelik sadece kendimiz de değil, dışardaki teyzeler, amcalar, çocuğumuzu bizden daha iyi tanıyorlarmış gibi bize karışma, kendi doğrularını dikte ettirme çabası içindeler. Bir bakıyoruz "aaa 1 yaşındaki çocukla evde Montessori uygulamasına başlamadın mı?" diyorlar, bir bakıyoruz "inanmıyorum yedikleri organik değil mi yoksaaaa?" diyorlar, bir bakıyoruz "ay ben çucuumu 47 ay emzirdim, 56 ay slingde taşıdım, kat-i surette yapancıya dokundurtmadım, sen de öyle yap" diyorlar. Ne yaparsak hatalı oluyor, eksik oluyor; anneliğimizle kimseyi mutlu edemiyoruz. Oysa hata tam da burda! Mutlu etmemiz gereken kişi sadece KENDİMİZ!

Eşimin bir sözü vardır; ben ne zaman "ay annemle babam şunu dedi, bunu dedim de uygulamadılar, ay ay vay vay" diye başlasam, eşim beni hemen susturur ve der ki: "onlar Maya'nın annesi babası değil, onların dedikleri doğru bile olsa, biz onun annesi babasıyız ve bizim dediğimizi koşulsuz yapmak zorundalar. Bunun şartı şurtu yok. O nedenle onlar bu hatalı davranışı yaptıklarında sen kulağını tıka geç ve onlara güçlü olduğunu, Maya'nın bakımında onların sana güvenmek zorunda olduklarını hissettir" der.. Gerçekten de doğru çünkü en cömertçe verilen şey genelde nasihat oluyor ama bu nasihat cümleleri içinde "melisin, malısın, şöyle yapsan daha iyi olur" türü ekler içerince, tüm etkisini yitiriyor. Onun yerine gerçek deneyimlerin samimiyetle paylaşılması, kısaca "ya ben de çok tökezlemiştim o konuda ama şöyle şöyle yaptım ve bende işe yaradı, tavsiye ederim istersen sen de dene" denmesi ve kişinin çözümü kendisinin aktif olarak bulmaya çalışmasını sağlamak 1000 nasihatten iyidir bence. Çocuklarımıza da böyle davranmamız ve davranışlarımızla örnek olmamız ama ASLA nasihat vermememiz öneriliyor (bakın burada).

Dolayısıyla; çocuğumuzla kaliteli zaman geçirmek için, kimsenin ne dediğine aldırış etmeden, öncelikle kendimizle kaliteli zaman geçirmemiz şart. Önce kendimiz deriiin bir nefes alacağız, yavaş yavaş hissede hissede vereceğiz sonra gözlerimizi açıp çevremizdekilerin ihtiyaçlarına odaklanacağız. İnanın bana; saçınızı süpürge etmediğinizde, başkasının işini kendinize görev edinmediğinizde, (çocuğunuz bile olsa) başkaları için yaşamadığınızda birden o koştur koştur hayatın sakinleştiğini, kendinize daha fazla zaman ayırabildiğinizi ve otomatik olarak bu zamanı daha verimli geçirdiğinizi göreceksiniz.

Mesela Maya'nın kreşe gittiği saatlerde ben işime, okuluma, hobilerime, sporuma, kişisel bakımıma dengeli ve önceden planlanmış, esneklik marjini geniş tutulmuş bir şekilde zaman ayırıyorum ve bu zaman beni öyle güzelleştiriyor ki; Maya'nın kreşten dönmesini iple çeker, onunla daha ilgili daha güleryüzlü bir şekilde vakit geçirir, daha yaratıcı ve kaliteli aktiviteler yapar, dışarıda geçirdiğimiz zamanda daha enerjik atlar zıplar ve yarattığı 2 yaş krizine daha toleranslı davranır, daha çok güler, tiye alır hale geldim! Resmen hayatla mücadele anlamında bağışıklığım güçlenmiş gibi hissediyorum!

Üstelik çocuğumun benden asıl isteğinin "güçlü ve dengeli bir anne" olduğunu fark ettim. Dikkat edin; oyuncak ya da beraber oynamak, zamanı en kaliteli ve verimli şekilde geçirmek ve beyindeki gri hücreleri beslemek falan değil, işin en özünde "dengeli, güçlü, yaşamı doya doya yaşayan bir anne olmak" yatıyor. Çünkü çocukla ne yaparsanız yapın unutacak ama aklına kalacak tek resim "annenin hayata karşı duruşu" olacak.. Siz devamlı yorgun, hayattan zevk almayan, asık suratlı olduktan sonra isterseniz evde ve dışarda aktivitenin dibine vurun, çocuğu satrançtan piyanoya taşıyın.. Vereceğiniz tek mesaj: "ne yaparsan yap, hayat boktan". Oysa tüm duyularınız açık ve gerçekten oyanında orda olmayı isteyerek yanına oturup onun çizdiği resme sadece bakmakla ve "hmmm, ben çok beğendim, sence de güzel oldu mu bu yaptığın?" demekle bile yetinseniz, gün boyu yaptığınız herşeyden daha değerlidir çünkü çocuğun aklında kalacak olan "annem yaptığım resmi beğendi, annem mutlu oldu" olacaktır. O nedenle çocuğa odaklı değil, kendimize odaklı yaşayalım ve yaşamın dolu dolu yaşanmaya değer bir şey olduğunu kendimiz örnek olarak gösterelim, yapacağımız en kaliteli aktivite, beyni en geliştirecek aktivite budur çünkü çocuğun yaşama karşı merak ve ilgi duymasını sağlamış oluruz. Hepi topu budur.

Başlangıç seviyesindekiler için bir iki örnek vereyim, burdan yola çıkıp kendinize uyarlayabilirsiniz..
- Yüzün. Suyun sakinleştirici etkisi gz ardı edilemez, yüzün ya da küveti doldurup, musluğu sadece saniyede 1 damla akıtacak şekilde ayarlayıp 30dk o tıp tıp tıp sesini dinleyin, müzik dinleyin, kafanızı dinleyin.. Küvet yoksa, her sabah güne duş alarak başlayın.
- Sevdiğiniz bir arkadaşınızı telefonla arayın ve çocuk dışında, dert dışında, sağlık ve memleketin hali dışında birşeylerden konuşun. Ya da eski bir dostla konuşuyormuşçasına bir kağıda aklınıza gelen olur olmadık şeyleri yazın.
- Evden çıktığınız an kapının önünde 1-2 saniye durun ve havayı koklayın, ne koktuğunu ayrımsamaya çalışın, kokunun sizi götürdüğü bir anıyı birkaç saniye yad edin.
- Gerçekten mutlu olduğunuz bir yaşam anını düşünün ve bunu daraldığınızda, korktuğunuzda, endişelendiğinizde "alternatif düşünce" haline getirmek için detaylandırın, hafızanızdaki o anı mümkün olduğunca uzatmaya çalışın.
- Bir ev bitkisi ya da çiçek alın, kimseye elletmeyin, sadece siz bakın, suyunu verin, ışığını dengeleyin, onunla "sadece iyi davranışları olan bir çocuğunuzmuş" gibi konuşun (iyi bir yerden alın ve alırken nasıl bakılacağını sorun da ölmesin hemen).
- Ellerinize krem sürün, oje sürün, dokunduğunuz eşyalara ve insanlara sertçe değil, bir balerinmiş gibi nazikçe dokunmaya çalışın.
- Bir işi en az sizin kadar iyi yapabilen birini bulduysanız o işi tatlılıkla ifade ederek ona yaptırın :D Valla bak, hem yükünüz azalır, hem zamanınız çoğalır, hem de diğer insana her zaman yaptığınız bir işin sorumluluğunu vermek o insana değer verdiğiniz, güvendiğiniz anlamına geleceği için (özellikle kocalar için çok geçerlidir bu) o insanı da mutlu eder.

15 yorum:

  1. ya ceren ben vakit bulamıyorum. haftaiçi yalan zaten. trafik vs. derken gün bitiyor. haftasonu sürekli arin'leyim. bazen bir bırakayım gideyim tek ya da arkadaşlarla takılayım diyorum ama yok vicdan azabı çekiyorum, zaten arin yanımda yokken evin işleriyle ilgilenmem falan gerekiyor çoğu zaman. iki senedir yanımda arin ya da aras olmadan gittiğim tek yer (işyeri dışında) kuaför! arada aras'la iş çıkışı takılıyoruz ya da haftasonu akşamları (hatta haftada bir akşam muhakkak yapıyoruz bunu) ama onda da koştur koştur eve geliyoruz, uyumadan görelim diye. tek başıma dolaşmayı çok özledim. hatta geçen cuma izinliydim ve arin kreşe aras işe gitti, nasıl iyi geldi o gün biliyor musun? yemek yaptım temizlik yaptım ama yine de iyi geldi be :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pelin trafik ve büyük şehirlerin tüm dertleri konusunda haklısın, direkt hayatını çalıyor. Ben İstanbul'da yaşarken çok büyük lükstü işe yürüyebiliyordum ama günün 3 saatini trafikte geçiren insanlar vardı işyerimde.. 3 saat düşünsene ne büyük kayıp, çok haklısın. Evin işlerine yardımcı belki bir çözüm olabilir ekonomik açıdan yük olmazsa çünkü bir yorumda ev işine 4-5 saat ayırdığını yazmıştın bana çok fazla gelmişti..
      Ya evet işte dediğim buydu, bir dahaki fırsat çıktığında lütfen benim için ev işi vs yapma uzat ayaklarını yat, bak nasıl enerjin gelecek :D Yemin ediyorum insanın hayatla "mücadelesini" arttırıyor 30dk dinlenmek..

      Sil
  2. Amannn çocukla evde ne aktivite yapıcam diye düşünmeyi bıraktıgımda hem zaman hem kafa olarak rahatlamıştım bende.Gece uyuduktan sonrakı vakıtte dus alıp yada kuvetı doldurup yatma,kişisel bakım sonra eşimle bir koltuğa sığışıp film izleyerek geçiriyoruz.bu ıkımızede daha ıyı gelır oldu.eskıden o vakıtıde utuyle bulasıkla gecırıyordum ve daha agresıf oluyordum. Yapay çiçeği bile unuturum bi köşede bn:)hiç beceremem yani,babam resmen çiçeği böceğiyle konuşup sakinleşiyor,işe yarıyor belli ki.Benim durup şöyle kokladığım hava değil de genelde fırından yeni çıkmış tart yada kurabiye kokusu oluyor:)))) buaralar surekli yeni şeyler denıyorum çoğu başarısız sonuçlandı ama vazgecmek yok,rahatlıyorum yaparken muzıkte açıyorum ohhh çocuk,iş,fatura,aile vs hiç dusunmeden sadece kendimi düşünüp.Yrn İce babasıyla dışarda olucak bakalım ilk defa okdr uzun ayrı kalıcaz,yazarım ne yaptığımı.optummm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bi uyudu mu uyanmayan çocuk can yahu.. Ben çıplak ıslak yanına koşma riskini alamam :D Keyfini çıkar o gece banyolarının!
      Ah yarın oldu bile, haydi günün çok güzel ve ağır ağır geçsin :D

      Sil
  3. Ebeveynler kendileri odaklı yaşamayı çözdükleri an olay bitiyor bence, çünkü çocuk için önemli olan etrafındakilerin mutlu olması, özellikle annesiyle babasının, kendi çocukluğumda da gözlemlediğim bir durum bu. Kendi kendine zaman geçirme için ben de bir öneri vereyim, çizim ve boyama. Güzel çizemem ama çizim yapmak beni her zaman rahatlatmıştır, çizimi sevmeyenler ya da çizime vakti olmayıp boyamak isteyenler için internetten bedava yazdırıp çıkartabileceğiniz ya da parası neyse verip alabileceğiniz yetişkinler için olan boyama kitapları var, çizmek isteyenlere de yine internet yardım ediyor. Mesela nasıl Mandala çizilir, İngilizce anlatılmış:
    http://www.art-is-fun.com/how-to-draw-a-mandala/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet :)
      Resim yeteneğim sıfır, güz çizgi bile çizemem ama çok özenirim vallahi bilimden çok sanat bence zeka göstergesi, medeniyet göstergesi, keyfini çıkart.

      Sil
  4. (Maya nasıl oldu? Sen nasılsın?)

    Bu da bana ders olsun. Geçen hafta sonu üç dört saatliğine bıraktım. Uzun süre sonra. Ne yaptın dersen eve gelip bulaşık yıkayıp, mutfaktan çıkarıması gerekenlerin fak bir kısmını çıkardım. Ama o bile rahatlattı. İşler büük bir problem benim için zira.

    Annemden rica ettim hafta içi bana geldi. Evi temizledik beraber. O kadar çok emeği var ki, artık gel demeye utanıyorum. Olduğu kadar diyorum ama iki gündür güneş doğdu sanki içime. Çok mutluyum. Sadece evim temiz ve düzenli diye evet. Düştüğümüz durumlara bak. :D

    Yardım konusunda artık daha açık lmaya karar verdim. Sayende. Ve bu beni mutlu etti. İşin aslı benden iyi bakıyorlar ve çok eğleniyor kızım. Yemekler benim yaptığımın yanında ziyafet vallahi. Bu ara hepten devreleri yakmıştım ben de. Tek tek yorum bırakmaya çalışıyorum yazılarına. Hepsini çok beğendim. Ellerine, emeğine sağlık. Neredeyse paylaşır paylaşmaz okuyorum ama yorum bu vakitlere kalıor ancak. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk paragrafının cevabını hiç vermeyeyim, şu an saat 03.30 ve ben yine bir endişe krizi geçirdim, sabahı edeceğim.. Neyse boşver..
      Bak bir yorum daha, boş vakit lüksü gelmiş bulaşık yıkanmış nçık nçık nçık :D Bir daha kim bilir ne zaman gelir o şans, lütfen yapmayın etmeyin :D
      Çocuktan sonra mutlu olabilme standartlarımız baya düştü di mi, ben de koltukta 1 saat kesintisiz sızdım ne büyük lüks diye mutlu oldum geçen gün :D Çocuksuz olsan "uleyn koltukta sızmışım yine, ne vakit kaybı" falan dersin..
      Harikasın. Açık ima iyidir özellikle karşındaki kişi erkekse çünkü yemin ediyorum kapalı imadan hiç anlamıyorlar sadece kafaları karışıyor, direkt söyleyeceksin. Anane babanne tarafına da biraz dürtmek işe yarıyor diyorlar (benimki dışında) Çok sevindim :)

      Sil
  5. Gerçekten de çocuklar için onlarla geçirdiğimiz vakit çok önemli. Küçük daha birşeyin farkında değil ama büyük oğlum yüzümdeki her ifadenin ne anlama geldiğini çok iyi okuyor. İş dönüşü haliyle çok yorgun oluyorum yaşam enerjim bitiyor. Eve gelince 2 tane enerji dolu evlat beni bekliyor. Yaşam şartlarımız çok ağır bence Türkiye'de insanlar çok çalışıyorlar. Çocuklu bayanlara düzenleme getirilmeli, çalışma saatleri azaltılmalı ki hem kendine biraz daha vakit ayırabilip dinlensin çocuklarını daha sağlıklı bireyler olarak yetiştirebilsin.
    Yaz yaz bitmez bu konuda düşündüklerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küçüğü sen küçük görme, o içini okuyordur da çaktırmıyordur :D
      Çalışma saatleri ALmanya'da Türkiye'dekinden uzun, benim eşim kendi işi olduğu için ve "ailem herşeyden önce" diye düşündüğü için inanılmaz şanslıyım. Onun sektöründe herkes eve 8-9 gibi dönerken benimki 6da evde ama tabii ki iş yoğunluğundan zavallı ben Mayayı uyuturken çalışıyor, bazen ben de yanında kitap okuyorum, yanyana oturma işine romantik zaman diyoruz, naapalım.. :) Hep böyle olmayacak çocuk da büyüyecek gidecek evden.. Sabır.. (18'e şurda ne kaldı :P)

      Sil
  6. Mutlu anne mutlu çocuk derim başka bişey demem. İşin özü bu. Tamamne katılıyorum. Bu arada şunu fark ettim yazılarımdan birini daha taslak olarak kaydetmişken konunun aynı oluşu gülümsetti beni. Bu ilk kez olmuyor. Ama sen çok güzel yazmışsııın. Yazasım kalmadı :P SEvgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen... Ya bu kadar muhabbet ediyoruz, bloğunu takip ediyorum sanıyordum. Çok utandım ve hemen izlemeye aldım :)

      Sil
    2. Hoş geldin sefalar getirdin canım :P :))

      Sil
  7. Cereeeeen :) sen ne güzel bir insansın :) uzun zamandır girip okuyamıyorum bloğu :( (neden çünkü bi bakmışım bende çocuk odaklı olmuşum hemde ölesiye :(( ) ama girip bir iki yazını okumak bile bana ışık huzur verdi artık nasıl bir etki bırakmışsa geçmiş yazıların ben de serzenişlerin bile güzel geliyor :)
    Dün artık tamam dedim ve spora başladım 5 aylık minnoşu annemlere bırakıp,beynime oksijen gitti vallahi hala yaşıyormuşum dedim bi gülme geldi :))) Şans bu ya bir de ders vericek öğrenci buldum sanırım, normal hayata dönmeye başlamak için yeni bir sebep :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Harikasın, sporla başlamak en güzeli. Spor insanı sadece bedenen değil psikolojik olarak da hafifletiyor :)

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!