3 Kasım 2015 Salı

Yaşamı sadeleştirmek

Bu yazımı geçen sene annelik konuları dışındaki diğer kişisel bloğumda yayınlamıştım. Tekrar için özür dilerim ama yazacağımı yazmışım, fikirlerim ve uygulamalarım o günden bu güne değişmemiş. Buyrunuz okuyunuz; yaşam nasıl sadeleştirilir?

Son 10 senedir yaşamımı sadeleştirmeye çalışıyorum. İlk olarak maddiyattan başladım, fazla eşyalarımı, kıyafetlerimi ayırıp, yeni ve güzel olanları yıkayıp güzelce paketleyip ihtiyacı olanlara, eskileri ise çöpe yolladım. Kıyafet verme konusu hassas bir konu, tekstil artık çok ucuz ve çeşitli olduğu için gerçekten değerli, yeni ve temiz kıyafetleri vermek ve ihtiyaç sahiplerini eskilerle rencide etmemek gerekiyor. Eşyalar daha kolay; hatırası olanları ayırdıktan sonra büyük eşyaların bir kısmı önce annemlerin alt katına, ordan yazlığa gitti. Büyük çöp poşetleri içinde geri dönüşüme gidenler de azımsanmayacak kadar fazlaydı. Ne çok "biriktirmişim", ne gereksiz yüklerle yaşamışım.. Evim, dolaplarım ferahladı; ruhum ferahladı. Gerçekten "az; çok demek"miş! Senede bir yine maddi yüklerimden kurtuluyorum ama her geçen yıl daha da azalıyor yüklerim ve çöp poşetlerim. Çünkü sadeleşmeyi öğrenirken, sadece ihtiyacım olanı almayı ve eşyalarımı verimli kullanmayı öğrendim.

Sonra sıra geldi manevi yüklere. Bu kısım daha zor, daha incelikli, daha duygusal. Her tek çocuk gibi ben de büyürken, kendi kendimle mutlu zaman geçirmeyi öğrendiğim kadar, aynı zamanda da kolay sosyalleşmeyi, çabuk arkadaş edinmeyi de öğrendim. Yaşamımın hiç bir döneminde kendimi yalnız hissettiğim, arkadaşsız kaldığım olmadı. Tuhaf ama insanlar bana çabuk ısınıyor, hatta sık sık yüzüme "sende çok tuhaf bir enerji var, odaya girince insanın gözünü alıyorsun" diyorlar. Ne mutlu bana. Ama bunu gerçekten tek çocuk olmaya ve ailemin beni eve tıkmak yerine "git bak orda senin yaşında bir çocuk var, tanış" diye destekleyip dışarı itelemelerine ve bir çok yaz okulu, kamp, sanat, spor aktivitesine yazdırmalarına da borçluyum (bu aynı zamanda biraz maymun iştahlı olmama neden olduysa da..). 

Bu sayede "ilk tanışma" konusunda çok erken uzmanlaştım, sonra yaşadığım bir çok ülkede de sıfırdan bir çok tanış, arkadaş hatta dost edinme deneyimim oldu. Çevremi kalabalıklaştırmak konusunda sıkıntım hiç olmadı. Fakat benim sıkıntım, özellikle de son 10 senenin "sadeleşme" hedefinde, çevremdeki bu insanların bir kısmından "ayrılmak" oldu. Yani sosyal anlamda sadeleşmek. Neden buna ihtiyaç duydum, çünkü insan yaş aldıkça aslında önemli olanın çok geniş bir çevre değil, samimi ve öz bir çevre olduğunu öğreniyor. İnsanın 15 tane "en yakın arkadaş"ı olmaz, olsa olsa 5 belki 7, o da yıllara yayılan, tortu gibi suyun dibinde kalan.. Bunu fark ettiğimde, aslında bir çok insanın beni yükseltmediğini, bana ağırlık verdiğini ve dibe çektiğini de fark ettim. Öyle insanlar var ki, ne yazık ki özünde ve sözünde çok farklılar, kendi komplekslerini sizin üstünüze atmaktan, sizi bir psikolojik yastık olarak kullanmaktan çekinmiyorlar. Dertsiz insan olur mu, olmaz, varsa da asıl derdi içinde saklıdır. Ama benim dediğim hep dert, hep olumsuzluk dinlediğiniz insanlar. İltifat bile almayı beceremeyenler, "yok kilo vermedim, yorgunum da süzgün gözüküyorumdur"cular.. Ya da daha kötüsü, sadece kendine değil, size etki etmeye çalışanlar, "bak sen böyle yapıyorsun ama doğrusu budur, böyle davran sen"ciler. Sizi olduğunuz gibi kabul edemeyenler, sizden değişim bekleyenler (ya da sizin onların değişmesini ummanız..)


Şu an yine çevrem kalabalık ama bu kalabalık benden sürekli birşeyler bekleyen, talep eden, beni eleştiren, yargılayan ve değiştirmeye uğraşan insanlardan oluşmuyor. Bu çevre sade, kendi gibi yaşayan, kimsenin yaşamına karışmayan, olumlu düşünen, "hafif" insanlardan oluşuyor. Bir kısmı doğal sade, doğal sarışın gibi, içten gelen bir ışığı var. Bir kısmı benim gibi tırnaklarıyla kazıyarak, kendiyle ve çevresiyle çok sınavlar vererek, çok fedakarlıklarda bulunarak bu yere gelmiş. Daha da tam gelememiş aslında, daha çok yol var..

Bunları hayatımdan bir bir çıkarttım. Bahane uydurup görüşmemek değil, o zaman insan sadece fiziksel ortamından çıkarıyor, aklından çıkaramıyor. Bizzat "kusura bakma, ben seni çok olumsuz buluyorum, şu an benim olumsuzluğa değil, umuda ihtiyacım var, bu şekilde bir dostluğu daha ileriye götüremeyeceğim" dedim kiminin yüzlerine. Acıttı mı, evet. Onu da, beni de ama yapılması gerekiyordu. Bencilce görmüyorum. O insana daha önce bir çok şans vermiş, sırtınızda uzun yollar taşımış, olumsuzluğuna umut olmaya çalışmışsanız ve başaramamışsanız; bencillik değil. Olumsuzdan uzaklaştıkça, karmaşık insanları (entellektüel anlamda değil, hep aynı hataları yapıp ders almayan, hayatını karmakarışıklaştıran insanlar anlamında) hayatınızdan attıkça, çevreniz sadeleştikçe birden aslında hayatın ne kadar basit, duru ve öz olduğunu fark ediyorsunuz. Hayatımdan çıkardığım insanlar adına hiç bir pişmanlığım yok.


Yaşam planımı sadeleştirmek, en zoru oldu. Yani azla mutlu olmak öğreniliyor ama bir denge tutturmak ve yaşamı nihilizme kaymadan yaşamak, "önemsizleştirmemek" ince bir ayar. Benim "lüks"lerim de sadeleşti, mesela çok lüks bir araba ya da takı sahibi olduğumda, rahatsız olduğumu fark ettim. Sahip olduğum bu eşyalar bana yük gibi gözükmeye başladı. Ben günlük yaşamımda rahatça kullanabildiğim, onları düşünürken hayatın anlamını kaçırmadığım eşyalar kullanmayı tercih ediyorum. Hani içinde yaşayanlara kapalı olan "misafir odalı" evler gibi, ben de bu tip lükslerimi bir kasaya kapattım, varlıklarını bile unuttum. Allah varlıklarını hatırlamaya muhtaç etmesin.. Onun yerine lüks anlayışım (eşim de aynı anlayışı benimsedi), günlük yaşamımı dolu dolu yaşamak ve yılda 2 yeni ülkeye seyahat etmek. Bu işi emekliliğe bırakmıyoruz ve şu ana dek gördüğüm 57 ülke, okuduğum, yaptığım, öğrendiğim herşeyden daha kıymetli bir "eğitim" verdi bana. Ömrümün sonunda, arabalar evler takılar tokalar sahibi olmak değil ama dünyanın en azından 100 ülkesini görmek istiyorum.. Bence asıl zenginlik insanın beyninin içindeki bilgiler, kırıntılar.. Gördüğünüz gibi; çok para kazanma, evler arabalar eşyalar sahibi olma hırsım hiç yoktur. İnsan sevdiği bir işi yapabildiği en iyi şekilde yaparsa para da gelir mal da diye düşünüyorum. Onun yerine ben bilgi ve kitap biriktiririm; ilkini aklımda, ikincisini gurur duyduğum kütüphanemizde. 


Ve en önemlisi, gün içinde bazen bir çiçek gördüğümde, bazen bir hoşluk hissettiğimde, hemen şükrederim "Allahım teşekkür ederim bunu bana gösterdin, yaşattın, bilincinde olmamı ve keyif almamı sağladın. Seni ve yarattıklarını saygıyla seviyorum, yolundan ayırma ve hayatıma verdiğin bu güzellikleri katlayarak arttır, sana daha çok şükretmemi sağla" derim. Sağlığıma şükretmek için hasta olmayı beklemem yani..

Bu anlamda, son 10 senedir yavaş yavaş yürüdüğüm sadeleşme yolu beni daha mutlu bir insan haline getirdi diyebilirim. Hırsı olmayan, kimseyle kendimi karşılaştırmadığım, sahip olduklarıma şükredip yetindiğim, yaşamı kabullendiğim bir yol oldu sadeleşme yolu. Bu nedenle, sizlere de tavsiye ederim.

26 yorum:

  1. Benim de lüksüm yeni yerler görmek, kitap ve bir de konserdir. En fazla üç çantam, gerekli her çeşitten sadece bir ayakkabım, giydiğim üç beş pantolon vardır. Yetiyor zaten. Yaşamaya para harcamayı seviyorum biriktirmeye değil. Gezerken de hayatın içinde olmayı severim, temiz ve sakin yerler ararım kendime fazla lüks, gürültülü, kalabalık yerlerden kaçarım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O yüzden de yorumlarınızdan bile bir pozitif enerji akıyor zaten :D

      Sil
  2. Sakıncası yoksa kişisel bloğunuzun adresi nedir?Annelik dışındaki konularda da fikirlerinizi merak ediyorum..Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son zamanlarda hiç yazamıyorum diğer bloğa, boşladım ne yazık ki..

      Sil
  3. Cerenn.. Sağol paylaşım için.. Gerçekten minimalist yaşam diyince, evin eşyalarından fazlası olduğunu unutuyoruz :D

    Ben o sosyal ilişkiler kısmında kendime hala güvenemiyorum. Çünkü duygu durumum o kadar iniş çıkışlı ki bir gün olumsuz bulduğum ertesi gün eğlenceli geliyor. Daha pişmedim galiba ben, kendimi çözemedim.

    Bu arada bebek sahibi olduktan sonra evin içini yığınla bebek eşyaları, oyuncakları, bakım ürünleri ve aksesuarla doldurmaya hep karşı oldum. Az, öz aldım. Bak bunu bilmeden, içsesimle yapmışım.

    Bu arada ben de bir çeşit "yok ya kilo vermedim aslında.." insanlarından biriyim. Ayy ne gıcığım.

    Çocuk uyandı. Kaçtım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evin eşyaları buzdağının sadece görünen tepesi ne yazık ki, o tepeden kurtulmak kolay da diplere inince şartlar zorlaşıyor ;)
      Hahahaha en azından samimisin :D

      Sil
  4. kalabalığı sevmediğimden zaten en yakınım dediklerim az.biz en çok parayı yiyip gezmeye harcıyoruz:)en sevdiğimiz şey farklı yerlere,şehirlere gidip yeni tatlar denemek.evin içi sadede depoyu boşaltmak iki günümü alabilir:))ama heyecanladırdı yazı bni en kısa sürede halledicem.. Gerı kalan bölüm ise uzun bi sure gerektırsede bıyerden baslamak lazım.

    YanıtlaSil
  5. ne yazdıysam ı ıhhh yine gitmedi bağlantı sıfırlandı da neyse!!!! şu an aşırı sinir oldum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki kere gelmiş bu sefer de :) Ben anlayamadım neden böyle oluyor..

      Sil
  6. Gündüz şirkette okuyorum yazılarını ama şirket internet kısıtları sebebiyle (kahrolsun bazı yasaklar) yorum yazamıyorum. Ama okuyorum yani hepsini. Son üç yazının hepsi birbirinden şahane! Tam da ihtiyacım olan zamanda güzel, doğru şeyler yazıyorsun. Ellerin dert görmesin 😊

    YanıtlaSil
  7. Bundan 3 ay önce kalkıp Türkiye den Isvec'e geldik. Ben koca bi de bebe.. Eşya konusunda yukarıda ki herseye bundan 1 yıl önce bile katılsam da tüm hayatı ihtiyaçlar doğrultusunda iki valize doldurmak pek ağır oluyormuş onu gördüm. Her şey de ne çok anı varmış meğer. . Kıçı kırık ne çok şeyde gözüm kaldı :) Sonra vedalaş artık seto diye kapadım konuyu.. Eşya konusunda son eğitimi tamamlayıp sıra kedilere gelince (2 kedimiz var) hala boğazım düğümleniyor. Onları da elbet yine yanıma yamacıma alacağım. Umut ediyorum.
    Hala çok ciddi kaygı ve endişelerim olsa da ( gelecek ile ilgili) bi silkelenmek iyi geliyormuş insana , şöyle bir oh çekiyosun..
    34 yaşında reset attığım hayatım var bu sefer evli ve bir de minik oğlan
    Hamileyken başladım yazılarını okumaya neler neler atlattın, aynı şekilde çok farklı konular olsa da neler neler atlattım hayat hep böyle sanırsam
    Özetle tüm samimiyet için teşekkürler
    Herkes gibi bende seni tanımaktan ötürü gerçekten çok memnunum
    Iyi ol

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :( Ay ne oldu yavrulara, kedilere yani.. Ay kıyamam onlar sensiz sen onlarsız kalma dilerim..
      Hakikaten Setenay, bir sürü badire atlattık, ben çoğunu yazmadım bile, Allah beterini vermesin hepsinden derslerimizi alarak çıktık.. Önemli olan da bu sanırım..

      Sil
    2. Iyiler arkadaşım bakıyor onlara :) arada video foto tadında takılıyoruz.. kedilerle skype yapmak degisikmis�� telden sesi duyunca koşarak gelmeleri insanın içini eritiyo yine de..
      Umarım kavusuruz��
      Amin
      Herkes için en güzelini diliyorum

      Sil
  8. Merhaba Ceren, ben de yazilarini severek okuyorum. "odaya girince insanın gözünü alıyorsun" diyen arkadaslarini anliyorum. Enerjin yazilarinda da yayiliyor etrafa. Ayse

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Ayşecim :) Zevkle yazdığım içindir :)

      Sil
  9. Sadeleşme şahane. Adım adım başladım ve nasıl rahatlatıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Less is more" (az; çoktur) gerçekten doğruymuş!

      Sil
  10. Ben de istiyorum her şeyi atayım. Ama evdeki koca kişisi bir çöpünü bile attırmıyor maalesef. Bu beni durdurur mu? Tabi ki HAYIR! o yokken, o fark etmeden yıllardır giymediklerini / kullanmadıklarını temizleyip paketleyip bağışlıyorum. Kendi eşyalarımı her mevsim ayırıp ayıklıyorum zaten ama yine de ev yetmiyor, sığamıyoruz bir türlü bir yere :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahaha annemle babam gibisiniz desene. Babam çok sinir oluyor annemin bu huyuna, annemse babama kalsa ev çöp eve dönecek der :D Fark etmediği sürece bence en güzelini yapıyorsunuz..
      Hergün kullandığın eşyaları, haftada bir kullandığın eşyaları, bir de ayda yılda bir kullandıklarını ayırıp kutulama yöntemini kullanırsan sanırım dağınıklık daha düzenli bir hal alır. Bir de gerçekten olay aslında kaynağında başlıyor, gerçekten ihtiyacın olmayanı almamak en iyi çözüm. Çocuk olunca ısrar edebiliyor ya da sen özeniyorsun bir kez bile kullansa olsun diyorsun ama işte o zaman da "yarının çöpü" oluyor o eşyalar :) Evi değiştirmek çözüm değil valla annemler 3 katlı bahçeli evde yaşıyorlar hala evleri bizimkinden daha "yoğun" diyeyim kibarca :D

      Sil
  11. Hiçbir zaman sade bir insan olamadım. En küçük çöpün bile nostaljik değerine inanırım, lise sona kadar da bu inançla yaşadım, sonra ev durumları aşırı sallantılı olduğu için inancım biraz çöktü tabii, yine de hala dergileri, önemli etkinliklerin biletlerini, aldığım kitapları bir yerde saklamaya çalışıyorum, hatta kolilerde saklanmış (ve umarım kurtlanmamış) 2007den 2010ların sonlarına kadar giden müzik dergisi arşivim var, gençlik dergilerim de vardı ama çoğunu atmak zorunda kaldım, sığmıyordu :D Kitap, dergi ve anılar dışında bir anlık özenerek aldığım ve sonra en fazla iki kere giydiğim, atmaya da üşendiğim giysilerim var, umarım yenileri gelmez. Aslında bir nevi ihtiyaç olan kıyafet, makyaj malzemeleri ve kitaptır dergidir albümdür sevdiğim grubun ocağıma incir ağacı diken dvd'sidir filan dışında bir lüksüm yok ama, seyahati ben çok ileride düşünüyorum. Bu sadelik sayılabilir :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa bak ergenlikte ben de öyleydim, nasıl unutmuşum dergiler, müzik ve anısı olan eşyaları biriktirdiğim kutularım falan vardı, dergiler hele üstüste koyunca boyumu geçiyordu. Ben de senin gibi attım hepsini ama atarken hepsini elden geçirdim vedalaştım falan. O gün bugündür de biriktirmiyorum (kitap dışında, onu da müzik gibi ekitap yapıp biriktirenler var ama ben onu yapamıyorum)
      Seyahati ileriye bırakma gücün ve zevkin kalmayabilir :)

      Sil
  12. Ben senin ilk videonu çekilişde görmüştüm. Maşşallah, gerçekten öylesin. Gözlerindeki ışık o enerjiyi o kadar güzel hisettiriyor ki. O ışığı hiç kaybetmeyecek muhteşem bir hayatın olsun...

    Kıyafet, eşya konusun da, ben atarım eşim atamaz. Bu eski (gerçekten giyileblir durumda değil ) atsak mı deyince, adam sanki defol evden demişim gibi triplere giriyor yahu. İşin ilginç tarafı gerçekten de öyle hissediyor. Halbuki ben kendi eşyalarımı kaç defa göndermiş oluyorum. Artık bayağı toparladık gerçi. Kendisi söylemeye bile başladı. Nasıl mutlu oldum anlatamam. Ama benim koleksiyoncu ruhum da, hobim olma ihtimali olan şeyleri almak ve atamamakta var. Çok pis birşey. Maymun iştahlılığımı kabul ediyor, ne hikmetse yapacağımdan çok ama çok emin bir şekilde alıyor (hala eminim) yapmıyor (bir gün yaparım) ve atmıyorum. Eski bir kıyafet değil neticede yani. :D

    İnsanlar da, sadeleşmeye gelince, dünyam yıkılsa kimseye belli etmemek, kendi problemimi kendim halletmeye çalışmak gibi sıkıcı bir döngüm var. Yani çok bariz olup, bilinen bir sıkıntım olduğu halde, konuşur, kahkaha atar ve hayrettir ki gözlerimin içi bile gülüyor olur. Bldikleri için, bazen yüzüme bile takdir ettiklerini söyleyenlerle karşılaştım. Neredeyse kimseyle ne çok yakın olurdum, ne de uzak. Samimiyetin yeterli geldiğini düşünürdüm. (Yani tabi lise döneminde ki, toplamda senenin bir ayına denk gelen tatilleri saymazsak :) Uzun süre aynı çevrede bulunduğum için de, çok arkadaşım vardı fakat içinde dostum diyeceğim en fazla üç isim sayardım. Şimdi o üç isim yok. Benim gözümde yok. Ve ilginçtir ki, çok yakın olmadığım hatta taşındıkları için uzun süre görüşemediğim iki-üç çocukluk arkadaşım dostum dediğim insanlardan çok daha yakın ve samimi oldular, sıkıntımı anlatmadan anlayabildiler. Hayat ilginç gerçekten. Kendiliğinden sadeleştiriyor çevreni. Sen kendini çok yıpranmış hissederken, doğruyu gördüğünde, mutlulukla dolup, şükrederken buluyorsun kendini. Kendimi çok yaşlı hissediyorum şuan :D

    Bu aralar, evim temiz olduğu için gülümsemeyi öğrendim. Temizliği devam ettirebilmek için daha dengeli davranmak için elimden geleni yapıyorum. Güneşin yüzünü göstermesine bayılıyorum. Kızımla mum ışığında oynamak, iş yapmak favorilerim arasında. Olumsuzluklarımı her zaman ki gibi, yazıya döküyorum. Bazen sadece yazıda kalacağına, yüzlerine kibarca söylemem gerektiğini farkediyorum :)

    En zayıf olduğum yer yaşam planını sadeleştirme kısmı. Çok belirsiz şu aralar.

    Tv'de bir dünya markasıyız. Direkt evde yok. :D Amaa eğer tepem atıyorsa, sıfır tv falan gözümün önünde kalamıyor, bir film ,dizi açıyorum. Tv yok da ne oluyor?

    Valla sayende, senenin son iki ayına gerçekten büyük taşları koyacağım inşallah. Kendi adıma çok teşekkür ederim. Bak yazılarınla bile insanların hayatına yön vermesine sebep oluyorsun. Ve umutlanmalarına...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ooo çok yazmışım. _o_

      Sil
    2. Ne güzel gelişmeler ve farkındalıklar, içim açıldı :)
      İçine atmamayı dene, birikince patlama yapıyor bir noktada (kişisel deneyim)

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!