7 Aralık 2015 Pazartesi

Üç dilli çocuk yetiştirmek - 6

Bir önceki yazımda artısını ve eksisini anlattığım "OPOL Yöntemi"ni kullanarak, Maya'yı 3 dilli büyütüyoruz ve bu deneyimi sizlerle paylaşma nedenim, bizimki gibi 1'den hatta 2'den fazla dil konuşulan evlerde bu işlerin nasıl gittiği konusunda bir fikir vermek. Önceki yazıda da dediğim gibi, bu işin "tek doğru"su yok, her evin koşulları farklı ve size hangi yöntem mantıklı ve kullanılabilir geliyorsa, çocukta hangi yöntem(ler)in işe yaradığını gözlemliyorsanız o şekilde davranmalısınız.

Şimdi teorileri bir kenara bırakalım da biraz pratikte işler ne durumda ondan bahsedelim. Maya'yı en son 22 aylıkken bırakmıştık, o günlerde kelimeleri birbirine bağlamayı yeni yeni akıl eden Maya'yı gözlemlerken bana anlamsız bir "2 dil konuşabiliyorsa neden 3 dil konuşamasın?" hırsı gelmişti ve OPOL karşıtı ebeveynlerin forumlarına girdikçe "OPOL çok saçma bir yöntem! Evde sadece 2 ebeveyn var diye 2 dil konuşmak kadar saçma bir yöntem olabilir mi Allahaşkına!? Evde kaç dil varsa çocuk da o kadar dile maruz bırakılmalı, neden bu zenginlikten çocuğu mahrum ediyorsunuz.. Yok çocuğun beyni yorulur, yok aklı karışır, yok gelişimi engellenir, bunlar hep 1960'lardan kalma hurafeler!" demiş ve üstüne de 11 dilli Afrika kabilelerinin ne kadar doğal olduğunu anlatan şu makaleyi okuyunca tam bir Türk şevki ile OPOL'ü bırakıp bu işe girişmiştim.

Fakat bu lobinin içine girdikçe, teoriden pratiğe geçtikçe, çocukları 3-4 dil konuşuyor diye övünen anababaların bir hayal bulutunda olduğunu fark ettim. Gerçekte olansa şuydu; çocuklar 3-4 dili anlıyordu evet (çünkü iletişimin %70'i beden dilidir ve çocuklar beden dili uzmanıdır) fakat iş konuşmaya gelince bu çocuklar ya bazı dilleri reddediyor ana baba ile dahi konuşmak istemiyor (selective mutism), ya kekelemelik sorunları yaşıyor ya da tüm dilleri birbirine ekleyip çorba gibi konuşuyor, aile dışında kimseye dertlerini anlatamıyor, hırçınlaşıyor ya da akran zorbalığı nedeniyle içlerine kapanıyordu. Yani 3-4 dile oynarken aslında gerçekten layıkıyla konuşulabilen 1 dahi değil, sıfır dille kalan ebeveynlerin sayısı hiç de az değildi. Bunu sorguladığımda da aldığım cevap "ama şu an konuşamasa bile ilerde 4-5 dili diğerlerinden daha rahat öğrenir, unutsa bile hatırlar" bana mantıklı gelmiyordu çünkü baştan zorlanan bir çocuk, dil öğrenmeye regresyon geliştirebilir, bilinçaltıyla reddedebilir ve ilerde de "benim dile yeteneğim yok, ben başaramıyorum" psikolojisi yaşayabilir.

Kafamda bu sorunları çözemediğim için, üstüne de dil yeteneği çok fazla olmayan Maya'nın 3 dilin taarruzuyla zorlandığını hissettiğim için, 24 aylıkken İngilizce-Almanca OPOL'e geri döndüm ve Türkçe'yi Türkiye tatilleri, skype, Türkçe konuşulan ortamlar ve şarkılar dışında, ancak ilk iki dili tamamen oturduktan sonra öğretmeye karar verdim. Ve ta taaaa; inanılmaz bir şekilde Maya birden konuşmaya başladı!

Konuşuyor dediysem, yanlış anlamayın. İki dili ayırıyor ve birbirine karıştırmıyor, hangi ortamda hangi dilin konuşulacağını biliyor (süper) ama hala cümleleri bağlaçsız, eksiz "baba gel koltuk" ya da "anne banyo gitti, yıkandı mis koktu, anne mis kokunca mutlu güldü!" gibi 3-5 kelimeli, birbiriyle birleşen ama bağlaçları olmayan cümleler. Ha derdini anlıyor muyuz, evet. Bize ve kendi sosyal çevresine kendi dilini kabul ettirdi, şu an Mayaca anlatamadığı bir durum yok. Sorarsanız o gün kreşte ya da dışarda olanları anlatıyor, adını soyadını yaşını falan söylüyor, ezbere değil bilerek sayıları sayıyor (burada 5 elma var 3 tanesi sarı 2 tanesi kırmızı gibi), evet hayırla cevaplanacak türde soruların tamamını anlıyor ve doğru cevaplıyor, açık uçlu soruları ise bahsettiğim 3-5 kelimelik bağlaçsız cümlelerle cevaplıyor (saat kaç? dediğinizde illa ki "8.30" diyor mesela :D 8.30 kreşe gitme ve yatma saati olduğundan mıdır nedir, onun için çok önemli!) ve dahası size soru soruyor, özellikle "neden?" sorusu en favori sorusu ve olayı kesinlikle en ince ayrıntısına dek anlayana dek neden?leri bitmiyor. Anlayınca "hmmm ok" diyor ve ilerde sorduğunuzda size "çünkü" diyerek anlatıyor. Ayrıca lütfen, teşekkürler, afedersiniz gibi kelimeleri yerinde ve isteyerek kullanıyor. Yani kısacası bence 2,5 yaş için gayet normal ama biraz egzantrik bir dil gelişimi var. Konuştuğu dillere ayırdığı zaman özellikle kreşten bu yana eşit gibi, gün içinde %50 İngilizce, %47 Almanca ve %3 Türkçe konuşuyor. Her iki anadile eşit zaman ayırmaya başladığından beri diller eşit düzeye geldi, tercümanlığa falan başladı yani :)

Geldiğimiz noktadan mutluyum ve bundan sonra inşallah daha da gelişerek sorunsuz devam edecek bu çok dilliliği.. Beni rahatsız eden tek durum, geçen ay kreşte yaşanan bir durum. Malum kreşte tamamen Almanca konuşuluyor, çiftdilli kreş ve okulu tercih etmedik çünkü Alman eğitim sistemi gayet iyi ve biz de özel okul düşünmüyoruz. Kreşte bir tek Maya İngilizce konuşuyor (öğretmenler anlıyor ama Almanca cevaplıyorlar) ve ilk ay biraz bocaladı. İkinci ay hemen Almanca'ya geçti ama o dönemde bazı çocuklar sanırım biraz dalga geçmişler (evet bu donsuzlar 2-3 yaşlarındalar ve birbirleriyle dalga geçiyorlar!) ve bir gün eve geldiğinde bana bildiği bir şeyin ismini sordu, söyledim, "hayır baba ne diyor?" dedi (eşim sadece Almanca konuştuğu için Almancasını bu şekilde soruyor), söyledim. "Maya ne diyor?" dedi.. "Maya hem güneş, hem sun, hem die sonne diyor" dedim. "Neden?" dedi, çünkü Maya hem Türkçe hem İngilizce hem de Almanca konuşuyor" dedim. Yüzünü astı ve "Hayır, Maya komisch konuşuyor" dedi. Komisch Almanca acaip/komik demek, anladım ki çocuklardan biri "Maya komik konuşuyor" demiş, bizimki de içerlemiş.. Hemen güldüm "aa eveeeet, Maya hem komisch hem türkçe hem ingilizce hem almanca tam 4 dil konuşuyor, oysa kreşteki çocuklar yazıııık sadece 1 dil konuşabiliyorlar, sadece Almanca konuşuyorlar" dedim. Aslında yazııık dememek lazım biliyorum ama o an içimden Maya'nın biraz pohpohlanmaya ihtiyacı var gibi geldi. Öyle diyince yüzü düzeldi hemen güldü "nedeeen?" dedi, "Çünkü Maya çok şanslı, 3 dil biliyor ama kreşteki çocuklar sadece 1 dil biliyor, belki ilerde Maya onlara diğer dilleri de öğretir çünkü Maya çok akıllı bir kız" dedim ve acaip sevindi, konu da kapandı. Şimdi ara sıra "Maya 3 dil konuşuyor; Almanca, İngilizce ve Türkçe!" diye etrafa hava atıyor ve anladığım kadarıyla haftada 1 saat olan İngilizce dersinde diğer çocuklar dut yemiş bülbül gibi otururken bizim Maya mutluluktan şakıyormuş!

Yani 2,5 yaşında geldiğimiz nokta budur. Çocuklar gerçekten çok kendilerine özgü yaratıklar, aynı ebeveynden çıkma, aynı evde büyüyen iki kardeşin bile dil gelişimi çok farklı oluyor. Başkasının çocuğuyla hatta kendi kardeşiyle dahi karşılaştırmamak lazım. Maya benim gözlemlediğim kadarıyla dil becerisine sahip bir çocuk değil. Daha "gözlemci ve teknik" bir çocuk ama dil ve konuşmaya pek ilgisi de yeteneği de yok. O nedenle ağzından çıkan herşey bana "süper" geliyor. Etrafımdaki çok dilli çocuklara bakıyorum, Maya gibi 3-5 kelimeli bağlaçsız cümleleri kuranlar çoğunlukta (yani Maya ortalama bir noktada) ama tabii ki 2 dili de karman çorman da olsa güzel konuşanlar da var (iki dili layıkıyla ayırarak konuşmak 4 yaşından önce başlamıyor genellikle) daha tek tek kelimeler söyleyenler de var. Hatta tek dilli olup hala taş çatlasa 10 kelime konuşanlar da var ki bunlar da son derece normal. Uzmanlara göre 3 yaş öncesi konuşma gecikmeleri "sorun" kabul edilmiyor, kimi çocuk geç konuşuyor sonra susturamıyorsunuz sevgili anneler :) Fazla takılmayın derim..

2-3 dilli büyüyen çocukların bu yaşlarda en sık karşılaştıkları sorun kekemelik. Kekemelik her iki dilde ya da tek bir dilde görülebiliyor ve tamamen beynin nörolojik gelişimiyle ilişkili doğal bir süreç. Genellikle 6 ay sürüyor ve kendiliğinden kayboluyor. Anne babaların kesinlikle endişelenmemesi, özellikle çocuğa hissettirecek şekilde kafalarını bu konuya takmaması, çocuğu düz konuşmak için zorlamaması, acele ettirmemesi, yavaş ve tane tane konuşmasını sabırla beklemesi, bol bol şarkı söyleme ve söyletmesi öneriliyor. Tabii kekemeliğin nasıl başladığı da önemli çünkü normal gelişim dışında bir korku ya da travma ile başlayan kekemelikler pek dil ile ilişkili olmayabilir ve uzun süreli ya da günlük yaşamı etkileyecek şekildeyse mutlaka konuşma terapistine başvurulmalı.

Son bir not, bu sıra çok fazla email ile soru aldığım için ve bloglarda "benim çocuğum orjinal dilde çizgi film izleyerek, şarkı söyleyerek bile İngilizce'yi anlıyor" iddiasında olan anneler için değinmek istedim. Anlamak ile dili konuşabilmek arasında çok ciddi bir fark vardır, çocuğunuz tabii ki ara sıra duyduğu kelimeleri tanır, bazılarına tepki verir, dilin %70'inin beden dili olduğunu ve çocukların bu alanda uzman olduklarını unutmayın! Fakat dili "konuşabilmek", iletişim aracı olarak kullanabilmek çok farklı bir şeydir. Çocuğunuzu 2 dilli yetiştirmek istiyorsanız lütfen bunu iyice araştırmadan, kafanıza göre tekniklerle yapmayın. Kendi anadiliniz değilse, devamlı konuşabileceğiniz, dışarda ve evde sürdürebileceğiniz bir durum değilse, belirgin bir aksanınız varsa ya da çok ince terimleri bilmediğiniz bir dilse (mesela İngilizce için şuraya tıklayıp seviyenizi 2 dakikada anlayabilirsiniz) lütfen bu işe kalkışmayın. İki dilli büyümek bir avantaj fakat bunu bebeklik döneminde değil çocuğun kendi dilini iyice öğrendikten sonra, bu alanda uzman bir öğretmen eşliğinde ikinci dil olarak öğrenmesi taraftarıyım. Yoksa çocuğa yarardan çok zarar verebilirsiniz. Bırakın şu an ordan burdan duyduğu İngilizce şarkılarla yetinsin, kulak alışkanlığı edinsin, dili "öğretmeye" kalkmadığınızda duyulan o doğal merak sönmesin, daha çooook zamanı var.

Çift dil / üç dil konusundaki diğer yazılarım için buraya tıklayabilirsiniz.
Geç konuşan çocukları konuşmaya heveslendirmek için şurada güzel bir yazı var.
Sonradan 3. dilin kazanımı için de şurada güzel bir yazı var.

28 yorum:

  1. cerencim bir şey danışmak istiyorum şimdi. arin henüz pek konuşmuyor, kendince bir dili var, bizi taklit ediyor, isteklerini anlatıyor falan ama gerçek bir cümle kurmuşluğu yok. etrafımızdakiler ingilizce kitap okumam arada bir konuşmam, ingilizce çizgi film falan izletmemi ve böylece kulak dolgunluğu sağlamamı söylüyorlar. ama ben çekiniyorum henüz tam anlamıyla konuşmadaığı için. sence ingilizce konuşmak değil de kitap okusam şarkı söylesem ket vurur mu konuşma çabalarına?
    ay daha türkçe ne dediğimi işine geldiği gibi anlıyor bu sıpa yahu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım bence öğretme konusunda acele etme, İngilizce artık genel dünya dili, kolay öğrenilebilen bir dil. Bırak önce kendi dilini öğrensin vakıf olsun, 3-4 yaş bence 2. dilin kazandırılması için daha uygun bir dönem. Fakat dediğin gibi şarkı söylemenin zararı olmaz, yararı olur bence..
      İşine geldiğini anlamak bunların en büyük kozu bak ben de anlamıyor sanıp hamile olduğumu öğrenince yanında vıdıvıdı konuşuyordum düşük yaptım vs aylar sonra bana döndü bu konuşmalar (bebek nerde, annenin karnında, şimdi nerde???) Aman dikkat :P
      Yazıda dedi mi bilmiyorum ama, ben Maya'ya çok bebekken daha yaşında değilken minik kardeş Can şarkısını söylüyordum, sonra unutmuşum, geçen gün aklıma geldi bir mırıldanayım dediysem, kendisi vallahi abartmıyorum belki 1 senedir duymadığı şarkıyı sözleriyle benimle söyledi! Yani bunların beyni bilgisayar gibi valla herşeyi emiyor 1 sene sonra çıkarıyorlar, çok acaip.. ŞOK..

      Sil
    2. ben de ninni söyleme işini beceremediğimden bilinmeyen bir dil (!) ile ninni uyduruyordum. bir aydır "anne tutamayı söylesene" diyor. kendi de oyuncaklarıyla oynarken onu baştan sona söyledi. ben bile karıştırıyorum kendi uydurduğum şarkıyı :D

      Sil
    3. Hoptirininaynooom naynayninaynooom mu? :D

      Sil
    4. "hoh hoh hooo, hoh hoh hoo wara hoohho, indi gatti tuttama bara hooh ho, pagastarassi indisa tasa roho,..."
      söz-müzik-güfte bana ait. adı "TUTTAMA" -_-
      kreşte söylüyorum ama öğretmenim bilmiyor dedi, rezil ediyor bu çocuk beni :)

      Sil
  2. Çok güzel noktaya parmak basmışsın cerencim. Kendin anadilin gibi konusamiyorsan neden çocuğa öğretmeye kalkarsin değil mi? Biz sadece ingilizce şarkı dinlemesine izin veriyoruz (yani ben özellikle açıp dinletmis değilim kendisi istiyor) ve evet o sarkilardan sayıları ve renkleri öğrendi ama bu kadar. Fazlasına gerek yok ki! Eğitim hayatı boyunca öğrenecek zaten, şimdiden çocuğu bogmaya ne gerek var? Ege daha bir aydır konuşmaya başladı ama içinde biriktirmis meğer çocuğum :) şimdi türkçe ingilizce hepsini birden yumurtluyor ;))))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet yani kabaca demek istediğim o :D

      Sil
  3. bizimki "itfaiyeci sam" hayranı. bu sıra biraz unutturdum ama özellikle hastalık döneminde internetten açmak zorunda kaldığımız doğrudur..
    bir keresinde yanlışlıkla fransızca versiyonu açıldı ve ben "ayy bu kötü dur bizimkini açayım" -fransızca anlamazsın dememi anlamayacağını düşünerek- dedim. o günden sonra sürekli anne kötüleri aç demeye başladı. yarım saati geçkin bir süre gözünü kırpmadan onu izledi. anlıyor musun diyorum "tabi" diyor :)
    sonra bir seferinde de ingilizcesini açtım "anne bunlar ne diyor yav, sen kötüleri açsana" deyince ben koptum. çocuk demek ki fransızcayı kendine yakın görmüş :) bir de anlıyorum tabi demez mi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kötüleri aaaaç :D yeter ki kötü ve tehlikeli şeyler olsun!

      Sil
  4. yorumlari okumadim belki soylenmistir ama tatli kizina konusmaya yetenegi yok yazmissin ilerde okur kendisini sartlar belki o tabiri biraz yumusatsan:) sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay napiim Zeynep, tatlı matlı ama valla yok dile yeteneği, var mı diyim hahahaha yoksa yok ayol, başka yetenekleri var ama :D İlerde zaten bunu okuyup anlayacak kadar Türkçe biliyorsa şapka çıkartır sözlerimi geri alırım haydi hodri meydan hahahaha

      Sil
  5. 6 yaşımdan beri İngilizce'yle ilgileniyorum, 3 sene önce C1 diploması aldım, üniversite sınavının İngilizce kısmında 80 soruda 7 yanlış yaptım, 2 yıldır İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyorum ancak testteki kelimelerin bir çoğunu ilk defa duyuyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahahah ben de :D zaten bu testi anadili İngilizce olanlara yapıyorlar ve onlar içinde yorumlara baktıysan en fazla 6 bilen çıkmış :D Uyuzluk yapayım azıcık bakayım linkleri kontrol eden var mı dedim :D

      Sil
    2. Türkçelerini de bilmiyorum ben bu arada :D Sen biliyor musun?

      Sil
  6. Aynen, ne ingilizcelerini ne turkcelerini biliyorum onların.

    YanıtlaSil
  7. Haha tamamen salladım 5 yanlış çıktı :) Demişsin ya mayanın dile yeteneği yok diye ben de dilanın dile yeteneği olduğunu farkediyorum. Türkçeyi zaten sökmüştü hollandacaya başladığında, öncesinde sadece biraz duyuyordu. Ben de ufakken ingilizce sarkılar sayılar ve renkler öğretmiştim sonra boşverdim bıraktım ama kendisi bırakmadı. Videolardan ve bizim konusmalarımızdan hemen kapıyor şu an ingilizce bir çok şeyi anlıyor bir çok nesnenin ingilizcesini biliyor. Ve bazı şeyleri inatla ingilizce söylüyor. Sarı, kahverengi, sıfır, yumurta gibi kelimeler (daha var bir miktar da aklıma gelmiyor şimdi) ne türkçe ne hollandaca ingilizce çıkıyor ağzından. Doğrusu sormadığı talep etmediği sürece vermiyorum artık bilgi ama bensiz de geliştiriyor ki şaşıyorum. Bi de düzgün söylüyor benden bile daha iyi telaffuzu :))

    Hollandacası epey gelişti artık herseyi anlıyor çoğuna cevap veriyor öğretmenleri de okula hazır buluyorlar (martta başlayacak), tabi ben anlamadığım için seviyesini bakıcıya soruyorum o da zamanlar konusunda falan daha oturmadığını söyledi ama anlatabiliyor derdini. Ve artık oyun oynarken kendi kendine hollandaca konuşuyor, tüm gün evde hollandaca şarkılar söylüyor. Ve o g sesini doğru çıkarıyor :))

    Türkçeye gelince epey ilerletti, fazla kullanmadığımız edatları falan kullanmaya başladı. Önceden onunla konuşurken yalın cümleler kurardım uzun zamandır bıraktım normal konusuyorum o da bana karşılık veriyor. Günlük gibi oldu bu yorum bloguma yazsam iyiydi :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım ya akıllı bıdık o! :)
      Gece Dila kaç yaşında? İlkokula mı başlayacak??? Ay ne olur erken yollama :(
      Ya benim nedense çok büyük bir hatam var, eşim de yapıyor, kendimi çok düzeltiyorum ama bebeklikten beri konuşuyorum ya, "Maya şimdi ayakkabılarını giyiyor, anne kapıyı açtı" falan diye konuşuyordum tabii, tek yönlü iletişim olunca. O da konuşmaya "Maya" diye başladı, fark edince hemen "sen ve ben" kullanmaya başladım ama o hala Maya'ya veeer falan diyor (almancada ben diyor). Dila'da böyle bi dönem oldu mu?

      Sil
    2. Galiba o üçüncü şahısla konuşma dönemi hiç olmadı hatırlamıyorum ama ben öyle konuşmadım hiç hep senli benli biraz da dikkat ettim buna aslında. Fakat çok uzun süreceğini sanmıyorum Maya'da yakında düzelir.

      Okul meselesine gelince hollandada 4 yaşını dolduran her çocuk okula başlıyor istisnasız. Dila 23 martta dolduracak 24'ünde bekliyoruz diye davet geldi okuldan. Bu okulun ilk iki yılı ana okulu formunda ama yine ufaktan harflere falan başlıyorlar. Şimdi devam ettiği oyun okulunda 4 yaşını dolduranlar ayrılıyor ve öğretmenleri de işte şu kişi basisscholla başlıyacak diye bilgilendiriyor. Biz daha önce okulu gezdik, dilanın bir çok arkadaşı da başladığı içşn yeni okul konusunda çok hevesli şimdi bıraksalar gider o derece.

      Sil
    3. Aaa çok farklıymış sistem demek ki, burda mesela asla 6 yaşından önce okuma yazmayı bırak nerdeyse renkleri sayıları bile öğretmek istemiyorlar ama yüzmeyi ve kışın kayağı falan öğretiyorlar 3 yaşında :D Bi bildikleri vardır muhakkak.. Kolay gelsin!

      Sil
    4. Birden aklıma Âmin-alayı geldi. Osmanlıda da çocuklar 4 yaş 4 ay ve 4 günlük olunca eğitimine başlanıyormuş....

      Tülay

      Sil
  8. Merhabalar Ceren hanım. Ben 3 dilli büyüdüm.9 yaşına kadar İsviçre'de yaşadım ve annem oralı olduğu için benim anadilim İsviçre almancası oldu. Annemle babam kendi arasında Hochdeutsch konuştuğu için ve okulda da eğitim dili o olduğu için babamla da Türkçe konuştuğum için 3 ünü de öğrendim. 9 yaşında Türkiye'ye taşındık ve o zamandan beri burada yaşıyorum. Şu an Türkçe de anadilim İsviçre almancası da. Hochdeutsch u da onlar kadar iyi konuşuyorum sadece kelime dağarcığım biraz sınırlı. Yani enteresan bir durum biraz. Burada Türkçe düşünüyorum oraya gittiğimde 2-3 hafta sonra almanca düşünmeye başlıyorum. Neyse uzun lafın kısası ben de 17 aylık oğlumla hep İsviçre almancası konuşuyorum. İsviçre almancasının kullanım alanı geniş olmayabilir ama benim için önemli olan beyin gelişimine olan etkisi ve tabi anne tarafımla konuşabilmesi. Nasılsa Türkçeyi burada öğrenecek. Kreşe gideceği zamanları düşünüp ben de biraz endişelenmeye başladım. Şu an iki dilde de herşeyi anlayıp hareketlerle cevap veriyor. Ben sürekli almanca konuşsam da başka insanlarla ortak iletişime geçtiğimizde Türkçe konuşuyorum. Bu konu hakkındaki fikrinizi merak ediyorum. Yani karşı tarafla Türkçe konuşup bebeğime dönüp onla almanca mı konuşmalıyım ? Pratikte bu baya zor oluyor. Bir de kreşte kendini çok rahat ifade edemezse diye de korkuyorum biraz. Yazınız çok güzel. Elinize sağlık. Öncekileri de vakit bulup okumaya çalışacağım. Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili dişçi anne, çok teşekkür ederim, yorumunuz benim için çok değerli! Çünkü bu işi birebir yaşamış birisiniz.
      Çok iyi yapıyorsunuz bence, çünkü dediğiniz gibi, hiç bir etkisi olmasa, çocuk hiç konuşamasa ya da konuşmayı tercih etmese bile nörobilimciler birden çok dili anadili olarak öğrenen kimselerin alzheimer, parkinson ve nörodejeneratif hastalık riskinin azaldığını kanıtladılar, birçok bilişsel artısı da var. Biz sizler gibi değiliz, bizim 2-3-4 dili sonradan öğrenmemiz aynı anda bebeklikte öğrenmekten çok farklı oluyor, beynin farklı bölgeleri çalışıyor falan fMR çalışmaları çok ilginç sonuçlar verdi son on yıllarda.. Ay neyse, yani kısaca, doğru yoldayız değil mi :)
      Bu arada ben Hochdeutsch (bilmeyenler için: standart almanca) ile İsviçre Almancasının o kadar fark ettiğini bilmiyordum, çok şaşırdım. Ben İsviçre'ye gittiğimde fransızcadan çok sözcük eklendiğini düşünmüştüm, ondan karışık gelmişti pek anlayamamıştım ama tabii eşim normal dilini konuştuğu için, daha çok da fransızca konuşulduğu için hiç düşünmemiştim o kadar farklı olduğunu, bu bilgiyi de sayenizde öğrendim :)
      Kreş ya da Türkçesi konusunda endişelenmeyin çünkü dominant dili her zaman Türkçe olacak Türkiye'de yaşadığı için, siz Almanca'yı bırakmayın derim ben.. Maya da kreşe ilk gittiği zaman çok Almanca konuşmuyordu ve şu an ben yanında değilsem insanlarla İngilizce'den çok Almanca konuşuyor. Valla hiç kendini ifade etmede zorlanmadı çünkü elşyle koluyla ısrarcılığıyla herkesi mum gibi dizdi hehehe.
      Benim sizin durumunuzda olan 2 arkadaşım var, ikisi de çocukla sadece Almanca, dışarda insanlarla Türkçe konuşuyorlar tabii ki arada ağızdan kaçıyor ama çocukla direkt iletişimde Almanca'yı tercih ediyorlar. Diğer çocuklarla oldukları zaman Türkçe konuşmaya başladıklarında çocuğun da hemen Türkçe'ye döndüğünü ve Almancayı reddettiğini söylediler hepsi (çocuklar 3-5 yaş aralığında, arkadaşlarım anlamıyor türkçe mdem biliyorsun türkçe konuş anne diyorlarmış, onlar da "sen arkadaşlarına çevirebilirsin" diyorlarmış, baya kavgalar veriyorlar bu konuda) bu nedenle artık çocuk yanlarındayken asla Türkçe konuşmuyorlarmış. Ama tabii ki tercih meselesi bu..
      Kolay gelsin, sevgiler!

      Sil
    2. Ceren hanım ben teşekkür ederim. Yazınız beni çok rahatlattı ve motive etti. Sanırım ben de yanındayken Türkçeyi minimuma indirmeliyim. Onla asla Türkçe konuşmazsam belki şimdiden alışır bu duruma. Yoksa büyüdüğünde aynı şeyleri yaşayacağız muhtemelen. Bu arada İsviçre almancası ile hochdeutsch baya farklı gerçekten :) Umarım bilingual çocuk büyütmede başarılı oluruz. Ben kendi hayatımda çok fazla artısını gördüm. Size de geçmiş olsun bu arada. Hoşçakalın

      Sil
  9. Ceren teşekkür ederim. Yazını okudum, hatta Maya'ya dil yeteneğini eksik bulmana şaşırdığımı söyleyip, üzerine de, sen yazııık deyince benim bile hoşuma gitti yazacaktım. Sonra ne olduğnu hatırlamıyorum. Ama kekemelik mevzusunu sanki hiç okumamışım. O kadar silmişim beynimden.

    Moralim çok bozuk olduğu için, internetten herhangi birşeyi okuyup hepten kötü olmak istememiştim.Onu yerine doktora gidecektim. Çok rahatladım. Son iki gündür çok daha iyi şükür. Dikkat ediyorum z harfini çıkarırken, cümle başında kekeliyor. Bizim normal karşıladığımız ama onun yanlışını farkettiği bir durum var mesela. N harifine Y diyorDU. Şimdi onu düzeltmek için kekeliyor. Bu farkındalık bana da çok iyi geldi. Çok rahatladım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Biraz zaman ver ve hiç önemli değilmiş gibi davran, ilerlerse (sıklaşırsa) ya da çocuğu gerçekten rahatsız ettiğini ona zarar verdiğini düşünürsen bir dil terapistine başvur derim ama dediğim gibi bu yaşlarda çok sık yaşanıyor ve üzerinde durulmadığı zaman daha hızlı toparlıyor.

      Sil
  10. Merhabalar,

    Yazılarınızı merakla okudum. Ben şuanda hamileliğimin başlarındayım ve bu aralar eşimle çocuk doğduğunda hangi dili nasıl öğretsek diye düşünmeye başladık. İkimiz de Türküz ve Türkiye'de yaşıyoruz, ama çocuğumuzun İngilizce konuşabilmesini çok istiyoruz. Ben iyi bir üniversitede İngilizce okutmanıyım, ve daha önce çalıştığım kimi kurumlarda öğrencilerimin Türkçe konuştuğumu bilmediği olmuştu. Yani ben çocukla sürekli İngilizce konuşabilirim diye düşünüyorum. Ancak dışarıda ya da ailelerimizle bir araya geldiğimizde Türkçe konuşmam gerektiği durumlarda çocuğumuzun nasıl tepki vereceğine emin değilim. Dışarıda ingilizce konuşmadığınız durumlarda çocuğunuzun tepkilerini gözlemleyebildiniz mi? Nasıl tepkiler veriyor? Yani sizin Almanca anlayabildiğinizi farketmiyor mu çocuk sizce? Yoksa sizin Almanca anlayabildiğinizi bilmesine rağmen sizinle İngilizce mi konuşuyor? Biz benim devamlı İngilizce konuştuğum, eşimin devamlı Türkçe konuştuğu ve eşimle aramızda Türkçe konuştuğumuz bir senaryonun çocuğu nasıl etkileyebileceğini tartışıyoruz kendi aramızda. Eşim de İngilizce biliyor esasen. Tabi ikimizin de anadili değil. Şu buzzfeed testi ikimiz için de fazlaydı :) Gerçi o testteki nesnelerin Türkçelerini sorsaydı da fazlaydı :) Yorumlarınızı merakla bekliyorum.

    Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, bu konuda farklı fikirler var, özellikle anadiliniz değilse konuşmayın diyorlar. Ben anadilim olmamasına rağmen konuştum, bir sıkıntı olmadı, bence zenginliktir. Fakat asıl sorun Türkiye'de yaşamanız, çevreden ben bile eşim yabancı olduğu halde çok tepki alıyorum herkesin bir fikri var, eğer bunlarla mücadele ederken yorulmayacaksanız, yapın derim. kimse neden türk olup da ingilizce konuştuğunuzu anlamayacak ve kabul edemeyecek çünkü, böyle bir toplumuz.. Bir de çocuklar büyüyünce "anne neden sen türkçe konuşmuyorsun" diyebilirler, o da büyük sorun çünkü çevresindeki herşey türkçe olacak, ister istemez dışarda türkçe konuşacaksınızi bu sefer türkçe konuştuğunuzu anladığı anda ingilizce konuşmaya tepki gösterecek, yani biraz zorlu sıkıntılı bir süreç ama başarırım diyorsanız yapın, zenginliktir bence..
      Kızım benimle Almanca da konuşuyor ama ben ona hep İngilizce cevap veriyorum, şu an öyle bir dönemdeyiz.. :)
      Ben türkiyede yaşasam ingilizce konuşmazdım açıkcası, direkt türkçe konuşur babasıyla da almanca konuşmasını sağlardım ingilizce biliyorsunuz çok kolay ve sonradan rahat öğrenilen bir dil, nasılsa öğrenecek endişe etmeyin :) zaten siz ingilizce öğretmeniyseniz okul döneminde bence çok daha rahat öğrenir, ben olsam boşuna hayatımı karmaşıklaştırmazdım, ama kesinlikle kişisel bir karar diyorum :) sevgiler..

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!