8 Ocak 2016 Cuma

Dostluk ne güzel şey! Peki kavgalar?

Dün 30 senelik dostumla konuşurken, onu Eylül'den beri görmediğimi ve ne kadar çok özlediğimi fark ettim. Düşünsene sevgili blog, 30 senelik dostum diyorum! (haydaaa, yani şu an 23 yaşımızda olduğumuz düşünülürse :P doğmadan tam 7 sene önce tanışmışız kendisiyle efem) Ay neyse, kısaca evet anaokulunda tanıştık biz Burcuş'umla ve kopmadık geçen onca yıllara nanik! Kardeşim derim, hiç abartmam.. Çok özlüyorum çoook.. Ama konu özlem değil..

Kızım artık "arkadaş" ne demek biliyor! Eskiden sadece çevresindeki çocukları ismen tanır, görünce sevinir, görmeyince sormazdı ama artık "arkadaşım" kelimesini kullanarak, başka çocuklardan ayırd ederek, görmediğinde sorarak, oyuncak telefonundan arayarak, beraberken anlamlı oyunlar oynayarak "tanış"lıktan daha farklı türde bir arkadaşlık yapıyor. 2,5-3 yaş arası biryerlerde "paralel oyun"dan "birlikte oyun"a geçilen bu özel günü görmeyi iple çekiyordum. Şahane bir dönüşümmüş gerçekten!

Maya'nın arkadaşım dediği çocuklarla oyun oynarken çok kibar, sevgi dolu ve paylaşımcı olduğunu gözlemliyorum fakat sadece "tanış" ya da oyun arkadaşı olan çocuklara ne yazı ki bu sıra aynı şekilde davranmıyor.. Kreşten önce, Maya oyuncaklarını paylaşır, hatta kendi eliyle verirken, kreşte geçen 3 ayın sonunda eve oldukça bencil bir çocuk olarak döndü! Kendi oyuncaklarını almaya çalışan küçük bebekleri itelemeye, yüksek sesle "hayır" demeye ve en kötüsü de bazı oyuncaklar için baya ciddi savaşlar vermeye başladı.. Yine de bu beni korkutmuyor çünkü "paylaşmamak" da bir gelişim dönemi ve bu dönem çocuğa "sahiplenmeyi" ve sahiplendiği eşya korumayı öğrettiği için gerekli. O nedenle Almanya'da genel olarak kabul gören anlayışı ben de benimsiyor ve çocukların oyunlarına ve krizlerine asla müdahale etmiyorum. Bırakıyoruz, kendileri çözsünler, çözümü kendi aralarında bulsunlar. Genellikle Maya bu tip durumlarda mesela biri bebeğini almaya yeltendiğinde sert bir şekilde "hayır" diyor ve bebeği göğsüne bastırıyor ama çocuk ısrar ediyorsa gidip bir başka bebek ya da oyuncak bulup çocuğa onu veriyor. Eğer siz araya girer olayı çocuğun yerine çözmeye kalkarsanız, çocuk her fırsatta ağlamaya ve "annneeeee" diye sizden yardım beklemeyi öğreniyor (yakın bir arkadaşımın yaşadığı bir durum) ya da agresifleşiyor vurmaya kırmaya başlıyor (paylaşılamayan oyuncağı hemen çocuğun elinden alıp hayır ille de birlikte oynayacaksın! diyen bir başka arkadaşımın yaşadığı durum). O nedenle inanın en güzeli hiiiiiç karışmamak ve çocuğun çözümü kendi bulmasına çalışmak.

Fakat daha önceki bir yazıda da anlattığım gibi, olay basit bir oyuncak kavgasından çıkıp fiziksel ya da psikolojik zarar vermeye dönme riski taşıdığı anda, ebeveynlerin mutlaka olaya el atmaları gerekli. Bu durumda işe yarayan teknikler şunlar:

- Karşısındaki çocuk bağırmaya başladıysa araya girip kendi çocuğunuza bakarak "Arkadaşın oyuncağı alamadığı için çok sinirlendi ve bağırıyor. Bu yanlış bir davranış, bağırdığı zaman oyuncağı alacağını sanıyor ama bağıran kişi oyuncağı alacak diye bir kural yok!" dersiniz ve diğer çocuğa bakarak eklersiniz "halbuki bağırmadan sana lütfen birlikte oynayalım mı deseydi, sen de onunla oyuncağını paylaşırdın, çünkü birlikte oynamak çok eğlencelidir" dersiniz. Burada önemli olan, çocuğunuzun bağıran ocuktan korkmamasını, bağıran çocuğunsa bağırarak çözüm elde edemeyeceğini anlamasını sağlamaktır. Bazen çocuklar sizin dediğiniz şekilde oyuna devam ederler, bazense birlikte oynamak istemezler. O zaman "şu an oyuncak x'te ve onunla bir süre yalnız başına oynamak istiyor, oyunu bitince sıra y'ye gelecek" diyip çocukları ayırmak ve diğer çocuğun dikkatini başka bir oyuncağa dikkat çekmek ve "beklemelisin" demek yerinde olur.

- Çocuğunuzun ne olup bittiğini anladığından emin olmalısınız çünkü bazen çocuklar hislerini anlatamazlar ya da doğru sözcükleri bulamazlar. Mesela "Elinden oyuncağın alındığı için çok üzüldün ve sinirlendin. Bu nedenle ağladın. Haklısın. O çocuk elinden oyuncağını almamalı, lütfen bana verir misin demeliydi. Fakat belki o çocuk bugün kötü bir gün geçiriyordur, belki uykusunu almamış ve yorgun olabilir ya da karnı çok acıkmıştır, ya da belki bir başka çocuğa sinirlenmiştir. O nedenle hatalı davranmış olabilir. Sen de ona yüksek sesinle ama bağırmadan "hayır, bu oyuncakla şu an ben oynuyorum. Oyunum bitince, biraz sonra sana vereceğim, biraz bekle" diyebilirsin." gibi..

- Şiddet ya da haksızlığa maruz kalan çocuğunuz ağlamaya başladıysa lütfen kucağınıza alın, susturmaya değil sakinleştirmeye çalışın, ne olup bittiğini baştan sona anlatın ve özellikle duygulara ve neden sonuç ilişkilerine vurgu yapın. Ve en önemlisi, bırakın bir süre ağlasın çünkü göz yaşlarının iyileştirici gücünü azımsamamak lazım..

- Ve son olarak; şiddet gösteren kendi çocuğunuzsa, aynı bu yazılanların onun için de geçerli olduğunu, şiddet göstermesine asla izin vermeyeceğinizi ona öğretin.

Maya ile diğer çocuklar arasında yaşanan çatışmalarda ben bu yöntemleri kullanıyorum ve şu an kendisine agresifçe yaklaşan büyük çocuklara bile elini kavşakta duran trafik polisi gibi kaldırıp "HEY, dur. Hayır! Bu şekilde davranamazsın!" diyor ve gerekirse "bu benim oyuncağım, bekle" diyerek arkasını dönüp emin adımlarla ortamdan uzaklaşıyor. Onu bu şekilde "bir büyük gibi" davranırken gören çocuk da sanırım bu "otorite" karşısında şaşırıyor ve ona büyükmüş gibi saygı göstererek, durumu kabul ediyor :D

Ne yazık ki bazı anne babalar çocuklarına bunu öğretmek yerine olaya müdahale etmeyi seçiyorlar. Dediğim gibi, fiziksel ya da psikolojik bir sataşma, zarar verme söz konusu değilse, bu doğru bir davranış değildir ve sizin "afedersiniz, lütfen çocukların arasına girmeyelim, onlar şu an birbirleriyle oynuyorlar, bizimle değil" demeniz gerekebilir. Fakat iş vurma kırmaya doğru gidiyorsa, mutlaka araya girilmeli ve öncelikle kendi çocuğunuz korumaya alınmalı (vuran çocuğu sabitlemek ve vurulan çocuğu kucaklamak, rahatlatmak) ve sonra diğer çocuğa ve gerekiyorsa ailesine konuşarak ve doğru davranış gösterilerek müdahale edilmelidir.

Tabii ki nadir durumlarda bazı aileler çocuklarından da beter çıkıp haksız oldukları ölçüde dayılanabiliyorlar. O zaman da olayı uzatmamak, "bu şekilde örnek olmanız ne kadar acı, ilerde çocuğunuz sizden daha cüsseli olacak ve size de bağırabilir, vurabilir, bu günleri düşünür pişman olabilirsiniz" demek ve "cahile dil dökmektense, susmak ve ortamı terk etmek" yöntemi çok daha iyidir.. Unutmayın, siz nasıl bazı insanlarla arkadaş olmak istemiyorsanız ve onlardan uzak duruyorsanız, çocuğunuzun da kendi seçimlerini yapmasına ve istemediği kişiyle oynamak zorunda olmadığını öğrenmesine izin vermelisiniz.

34 yorum:

  1. Ceren, çok güzel yazmışsın, teşekkürler. Ege henüz kreşe vb gitmediği için öyle çok fazla veya düzenli bir arkadaşı yok. Ama evimizin yakınındaki parka genelde hep aynı çocuklar geldiği için onlarla arkadaşlık edebiliyor ve büyük çoğunluğu Ege’den büyük.

    Sana danışmak istediğim bir şey var, Ege kendinden bir şey istendiğinde (oyuncakları da dahil) kendisini –istemese de- vermek zorunda hissediyor. Aslında içten vermek istemiyor ama karşısındaki kişi (yetişkin olsun, bebek veya çocuk olsun) elindekini isteyince hemen veriyor, sonra da “neden istedi, vermek istemiyorum” diye ağlıyor. Kendini yerden yere atıyor ama “vermek istemiyorsan gidip ondan tekrar iste, ya da elinden tekrar al” dediğimde gidip almaya yeltenmiyor bile. Çok üzülüyorum bunun için, hakkını koruyamıyormuş gibi geliyor. Ben de küçükken öyleydim ve benim gibi olmasını istemiyorum. Hayır demeyi öğrenmeli. Bunu nasıl yapabilirim sence?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim oğlum tamda anlattığınız gibiydi her ağladıgında sürekli "istemediğin birşeyi vermeyebilirsin şimdi ben oynuyorum" diyebilirsin diye belirtirdim ama hiç çözülmedi bu sorunumuz taaa ki ilkokul 1.sınıfa başladığında hayır demeyi öğrenene kadar :) haklarını arayamayacak bu çocuk diye üzülürken bu gelişime çok şaşırmıştım :) kısaca zamanla düzeldi diyebilirim. Şimdi elindekini canı istemezse kimseye vermiyor haksızlığa da kesinlikle tahammül edemiyor dile getiriyor.

      Sil
    2. Pelincim oynadığı çocuklar kendinden çok büyükse korkuyor olabilir, aslında bu nedenle 0-3 yaş grubu ayrı 3-6 yaş grubu ayrı tutuluyor eğitim kurumlarında da, çünkü küçükler gerçekten büyüklerden korkuyor. Bu yaşlarda korkularını tam ifade edemeyebiliyorlar, mesela Maya köpekten korkuyormuş! Yani ben ok sevdiğim için bebekliğinden beri küçük büyük köpeklerle haşırneşir ettim ama geçenlerde geceyarısı rüyasında köpekten korkuyorum falan diye konuştu! Yani anlayamayabiliyoruz, biraz dikkatli olmaya çalışıyorum artık her köpeği sev demiyorum, kucağıma alıyorum, hep olumlu konuşuyorum ama korkusuna saygı duyuyorum, aman korkma etme hiç demiyorum. Belki Ege'nin durumuna uygularsan bunu, mesela diyebilirsin "bazen büyük çocuklar seni korkutabilir, senden oyuncağını almak isteyebilir ama sen vermek istemiyorsan onlara "hayır şimdi ben oynuyorum, sen biraz bekle" diyebilirsin" falan denebilir. Bak Gülşah da aynı şeyi önermiş :) Sen de davranışınla örnek olabilirsin, mesela eşin Ege'den birşey istesin sen ona "hayır şimdi Ege oynuyor, biraz bekle" falan de teatral bir şekilde :) Maya çok gözlemci bir çocuk olduğu için bu tip uygulamalar işe ok yarıyor bizde..

      Sil
    3. Sağolasınız hepiniz. Okuyorum da yanıt yazamıyorum gündüz şirketten malum.
      Parktaki arkadaşları genelde büyük dedim ama, 4-6 ay kadar büyükler ve çoğu kız. Zaten erkek çocuklardan ziyade kızlardan çekiniyor ve genelde onlar ne isterse veriyor sonra da ağlıyor şapşik :))) Erkek çocuklarla pek muhattap olmuyor kendisi :)
      Evet dediğin mantıklı evde pratik yapıp, sonra da zamana bırakmak en iyisi. Umarım benim gibi pısırık bir çocuk olmaz...

      Sil
    4. Yılın çapkını olacak bence :D Senin pısırık olduğunu sanmıyorum, sakin ve olgun diyelim, türk halkının çoğunda olmayan ve olması gereken.. ;)

      Sil
  2. Benim kızımda böyleydi. Elinden herkes her şeyi alırdı. Hem kardeşinin olması hem de kreş onu çok değiştirdi. Artık bir oyuncağını vermek istemiyorsa vermiyor. Parkta biri bisikletine izinsiz binerse "hayır" diyebiliyor.
    ve öğrenen anne şu konuda çok haklısın. Çocuk oyuncağını vermek istemiyorsa zorlamamak lazım ille de paylaş diye. Bu sefer pısırık bir tip oluyor. Kararı kendi versin.
    Hem başkalarına hem de kendine saygı duymayı öğretmek bu tip arkadaş ortamlarında daha güzel pekişiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dengeyi tutturmak lazım, bizim kültürümüzde ne yazık ki bazı ebeveynler çocuk değil sanki avukat yetiştiriyor, çocuklar aşırı baskıcı ve normal çocuklar yanlarında sanki pısırıkmış gibi kalıyor. Aslında normal davranan çocuklar onlar.. Yani bir şekilde ayarı tutturmak lazım, çok fazla da kendi hallerine bırakınca diğer çocukları ezmeye başlayabiliyorlar. Maya bu sıra kreşteki yaşıtlarını değil de bebekleri itip kakmaya başladı mesela, bu durum beni daha fazla endişelendiriyor ama öğretmenleri "dönemsel, yakında alışır bebeklere" dediler.. Bekliyoruz bakalım. Kreşten önce çok daha sakin sessizdi, paylaşımcıydı..

      Sil
  3. ne güzel yazmışsın, ilerde karşılaşabileceğim durumlarla ilgili daha bilinçli oldum. sağol paylaşım için...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Az geriden takip iyi oluyor değil mi..

      Sil
  4. Ay allahım çok benzer şeyler yazdım geçen gün bir yerde hatta okuyacağını bildiğim bir iki kişi içinde üşenmezsem bi ara bloga koyucam.artık benzer zamanlarda aynı konuları düşünmemize şaşırmıyorum bak:)) tekrar söylüyorum ben yanlış coğrafyada doğmuşum:)) alman tarzı ıyı canım. bir karışmayın yahu izin verin çocuklar halletsin dimi."ayy çocuğumun özgüveni kırılır sonra ,tabiki müdahele etmeliyim" dedi bir arkadaş artık orda koptum bnde "özgüven ve müdahale aynı anda kullanılınca hiç garip değil çünkü.." dedim.Kırmak istemiyorum insanları aslında ama artık mümkünse daha az görüşüyorum çünkü bu oyuncak kavgası yıldırdı beni.Ben paylaşmak istemediği bir şeyi vermesinden yana değilim bende gerşeyimi paylaşmak istemeyebilirim bunlar bana göre çok normal.Genel olarak uyumlu ve şiddet eğilimi göstermiyorsa çocuk bir iki oyuncağını vermek istememesi müdahele edilecek bir durum değil. Peki duruma diğer anne müdahele ettiyse istemediğimiz halde bizdemi çocuğa sarılıp hemen anlatıma geçicez? ayy aslında ne basit konu karmaşıklaşıyor:( çocuk kavgası yüzünden bu ülkede insanlar birbirlerini vuruyor.en çokta erkek anneleri başka çocukları ezen,tartaklayan çocuğuyla gurur duyup destekliyor:(Böyle bir toplumda mecburen çocuklar ikiye ayrılıyor güçlü ve pısırık..daha küçücük çocukları etiketliyorlar.Bak sinirlendim işte çünkü bu anneler toplumu şekillendiriyor.Çocuğu agresif bir anne "erkek oğlum,hakkını arıyor" diye övünürken birde "kadınaa şiddete hayıııır" demiyor mu? Beyninin yerinde kıyma mı var bu hatunların yahu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şiddet göstermekle paylaşmamak istemek çok farklı şeyler, bunları ayırmak lazım.. Doğru söylemişsin, ne yazık ki bu tip insanlar heryerdeler "sen de daha çok vur aman altta kalma" diyince çocuklar şiddete eğilimli büyüyor, şiddet sever bir toplum olunuyor. Erkek annelerine ok iş düşüyor bence de, çünkü kız anneleri daha bir rahat bu konuda sanırım, kızlar pek atılgan olmasa da olur ama erkek adam hakkını yedirmez diyor insanlar :( Kolay gelsin..

      Sil
  5. Şimdi benim kafama takılan bir mevzu var uzun zamandır. Hani sen de yazmışsın kitaplarda da yazar çocuğunuza şöyle şöyle deyin diye başlayan 3-4 cümlecikli söz öbekleri. Bu sözleri dinleyen çocuk var mı? Ya da benimkiler mi tuhaf. Bak dila 4 yaşında olacak hala dinlemez dediği dedik neyi ne zaman isterse anında olsun derdinde

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Dinliyorlar Gece çünkü sadece söylemiyorsun, aynı zamanda kendi davranışınla örnek oluyorsun. Mesela Maya'dan bir örnek vereyim. Maya da yaşı gereği tabii ki çok sabırsız çünkü zaman kavramı yok, bekle ya da birazdan kelimelerini anlaması mümkün değil. Ben bıkmadan usanmadan bunları söylüyorum ve nedenlerini anlatıyorum, ilk başlarda anlamıyor sanıyordum ama içselleştiriyor ve hiç ummadığın bir anda "şimdi bekliyorum, onun sırası" diyiveriyor. Yani umursamaz görünüyorlar ama alttan alta inanılmaz dinliyorlar, senin davranışını gözlemliyorlar ve çeliştiğin zaman yüzüne vuruyorlar. Mayadan beri robot gibiyim ben, herşeyim matematiksel, tutarlı :D Yoksa tepeme biner, senin de dediğin gibi en büyük kozları "dünyanın merkezi" olmaları çünkü :P

      Sil
    2. Ya ben de dırdır konusan biri olarak söylüyorum hep ama bazen kendi kendime konuşuyormuşum gibi geliyor pür dikkat dinlemiyor ama kapıyor demek ki bir şeklde

      Sil
  6. Fotoğraflardan şunu gördüm, Maya'nın kız arkadaşları var artık! Yazı hakkında yapabileceğim tek yorum bu evet. Bir de her zamanki gibi çok şirin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) evet 2 tane var :D kuzeni biri zaten anca 2 ayda bir görüşüyoruz farklı kentlerde olduğumuz için. diğeriyle biraz daha sık ama esas iyi olan kreşte kızlar var 1 tane yaşıtı diğerleri 1 yaşlarında bebekler ama olsun, başlangıç için iyi.. bu yaş grubunda nedense kız çocuk çok az, kıymetliler :D

      Sil
  7. Benim kız da "benim" kavramını kreşte öğrendi. Şimdi herseyi "benim o" diye sahipleniyor. kreste de zaman zaman oyuncak yüzünden itismeler hatta ısırma vakaları oluyor ama hiç üstünde durmuyorum valla :D kötü anne miyim ne :p bu arada christopher'li fotoya bayıldım kartpostal gibi :) maşallah çok tatlılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Isırma ve vurma burda direkt kreşten atılma nedeni. Almanya'da şiddet konusunda çok hassaslar, yanlış davranışı 2-3 defa düzeltmeye deniyorlar ama devam ediyorsa direkt çocuğunuzu kreşten alın diyorlar ve taviz vermiyorlar..
      Kreşten atılmayla başladığını düşün hayata :P Zor ya yazık ama öteyandan çocuğum da başkasınınkinden şiddet görssün diye yollamıyorum tabii anaokuluna. Zor..

      Sil
    2. Ha bu arada Maya geçen gün bacağında neredeyse 5cm çapında bir morlukla geldi eve! BU kadar kocaman olmasa sormazdım bile, çocuk bu düşer ama bir de iç tarafta.. Sandalyeye tırmanırken düştü bacağının içi sürttü dediler, ok dedim.. Bir kez de ayak bileği çevresinde resmen birinin elinin parmakları şeklinde morluk vardı nokta nokta, onu da babası yapmış çorap giydirirken nasıl tuttuysa çocuğu :D Yani oluyor yahu, çocuklar morlu allı, Allah daha büyük kazalardan sakınsın ama böyle itişme kakışmayla büyüyorlar hepsi, pamuklara sarıp büyütsek daha berbat ilerde..

      Sil
    3. Kreşten atmak çare olur mu ki çocuk için? Kreşe gitmek istemeyen öğrenciler de atılmak için itip kakışmaya, ısırmaya başlamaz mı sonra? Ayrıca çocuk bu, kreşten atacaklar beni diye huyu suyu mu değişecek? Ya da ebeveyn olarak ısırma çocuğum deyip sözünü dinletebilen ebeveyn var mı ki? Kafamda deli sorular :D

      Sil
    4. :D Valla o kadar düşünebilen, ileriye yönelik plan yapabilen bu yaşta çocuk varsa maşallah derim..
      Çocuğa birşey demiyorlar yani "tehdit" yok davranış tekrarlarsa direkt atılıyor, aileyi çağırıp çocuğunuzu bundan sonra kreşimize alamıyoruz diyorlar, çocuk da bir daha gelmiyor, diğer çocuklara açıklama yapılmıyor, evde kendi annesi yaparsa belki yapıyordur. Ayrıca biliyorsun bu yaşta istenmeyen davranışı gözardı etmek ve olumlu davranışı ödüllendirmek "yapma" demekten daha olumlu sonuçlar veriyor.. Çocuk kendini ifade edemiyorsa da şiddete başvurabiliyor, bir şekilde iletişimi güçlendirmeye çalışmak lazım.. ;)

      Sil
    5. Ben de tüm dediklerini düşünüyorum ve çocuğu kresten atmak hiç çözüm gibi gelmedi bana. Çocuğu dışlayıp başından atan kreş ne amaçlıyor ki? Belli ki çocuğun bir sorunu var ve kreş çözüm noktasında aileye destekleyici bir tavır sergilemeli. Bizim kreste de ısıran bir çocuk vardı. Veli-kreş el birliği ile sorunun üstesinden gelindi.valla ilk kez kendimi şanslı hissettim. Orda olsam kreşe savaş acardim ki benim kız her gün isirik izi ile eve geliyordu. Ama yapan da çocuk işte sonuçta.

      Sil
    6. Amaç; kreşte uyum, problemsiz grup ;) Böylece geri kalan çocukların davranışı etkilenmiyor. Alman sistemi, adil ama biraz duygusuz tabii. Almanya'da mazlumu korumak suçluya ceza vermekten bile daha önemli, bir çocuk ısırılıyorsa hemen ısıranı ayıklıyorlar bu nedenle..

      Sil
    7. Herkese Merhaba,
      2 yıl önce sürekli takip ediyordum bloğu, bir ara vermişim tam olmuş:) ne güzel yazılar yazmışsın bu sırada Ogrenen Anne. Benim bıdık oğlum da haziran sonunda 3 yaş olacak. 27 aylıkken kreşe yolladım bizimkinin içinden canavar çıktı, orada çocukları ısırmış itmiş:( ben de diğer çocuklara üzüldüm ve aldım oğlumu ve anlamaya çalıştım. Zira evde şiddet yok, neden olmuş olabilir diye:
      1- yaz boyunca kuzenleri ile parkta evde oynadı ve 2 buyuk erkek cocugunun onlarca kavgasına şahit oldu, dolayisi ile aslinda etrafinda şiddet vardi, cocukca da olsa:)
      2- ortanca kuzeni bu bıdığı biraz ezmeye çalıştı kıskandığı için, içselleştirmiş olabilir
      3- ilk ısırma huyu başladığında 'annecim başka çocuklara zarar verip canlarını acıtırsan parkta oynayamayız, evimize geliriz' diyordum. Kreste bana 'ben ısırıyorum anne krese gidemeyiz' diye kafa tuttu, yani neden sonucu birleştirmiş ve hic gitmek istemiyordu krese...

      her cocuk cok farklı elbet ve her donemde de cocuklar degismeye devam ediyor. Şu anda oğlum çok uyumlu her istedigini anlatan, duygularını ifade eden ve savunan bir kucuk adam. KRizleri de atlatmak cok daha kolay ve kısa...

      Sil
    8. Isırma konusu gerçekten zor, çocuğa mutlaka anlatmalı ama verdiğimiz tepkilere de çok dikkat etmeliyiz. Bazen dikkat çekmek için de ısırır iterler.
      Siz anladığım kadarıyla çok güzel başarmışsınız bu zorlu dönemi atlatmayı, tebrik ederim :)

      Sil
  8. Oğlum da arkadaş demeye başladı ve hep sevgi sözcükleri kullanarak söylüyor bunu da. Ebeveynlerin herşeye müdahale etmesi ve karışmayan biraz çocuğunu rahat bırakan anne babaya da "rahat, ilgisiz" gözüyle bakılması en gıcık olduğum hareket. Ben de oğluma çok az müdahale ederim, olay vurup kırmaya dönmediği takdirde sorun yok ama bu konuda bazı ebeveynlerimiz daha sorunlu oluyor. Denge çok önemli!

    YanıtlaSil
  9. Maya amma büyüdü. Önceden tatlı bir bebekti. Şimdi acaip hoş bi hatun olmuş. Bakışlar, duruş, saçlar. . Bir tarzı var adeta : )

    Aslında bu iletişim bicimlerini ben bile uygulasam fayda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay o tarzla sabah kreşe gitti kokoş aynı renk toka ve etek falan olacak.. Zorlanıyorum sevgili Dukuju..

      Sil
  10. İşte biz birinci çocukta çok duygusal diye biraz müdaheleci davrandık, şimdi kocaman 8 yaşında ama bu gibi durumlarla hala biraz zor başa çıkıyor.Gerçekten önemli bir konu. Ama sizin orası nasıl bilmiyorum , mesela İstanbul'da parklarda kural bilmeyen , sıra beklemeyen, çevresindeki yaşam umurunda olmayan çok fazla çocuk oluyor. Yani tamam aileler müdahele etmesin ama oynama&davranış kurallarını da anlatmasın mı? Bu konuda ikileme düşüyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Eğer müdahale eder ve çekingen çocuğunuzun yerine diğer çocuklara "hadi şimdi onun sırası" vs derseniz çocuğunuz nasıl öğrenecek kendi hakkını aramayı? Çekingense ve bundan rahatsızlık duyuyorsa parkın daha sakin olduğu zamanlar seçilebilir mesela ama müdahaleye karşıyım ben, ama dediğinizde haklısınız ne yazık ki ayarı yok bazı ailelerin.. Ben çocuğum salıncakta 30dk kalsın izin vermem mesela hemen müdahale ederim ama her ebeveyn öyle olmuyor, haklısınız.

      Sil
  11. Çok yararlı bir post olmuş.. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  12. Bir de kuzenlerin kavgası var, kardeşlere göre çok daha şiddetli olabiliyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D ben hiç kavga etmedim kuzenlerimle ama biriyle aramda 9 diğeriyle 7 yaş var e yani kavga olmasın artık di mi..

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!