21 Şubat 2016 Pazar

Hayatta B Planınız var mı?

Evlisiniz, eşinizi seviyorsunuz, o da sizi seviyor. Belki bir iki çocuğunuz var, belki onları kendiniz büyütmeyi seçtiniz ya da iyi bir bakıcı buldunuz, işinize devam ettiniz. Belki eviniz kışın güzel ısınıyor, ara sıra tatiller yapabiliyor, kafanıza esince dışarda yiyebiliyorsunuz. Peki bunları "garanti" görüyor, yaşamınızın tamamen kontrolünüz altında ve güvenli olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Ya bir sabah rutin kontrolde verdiğiniz o kan örneğinin sonucu "iyi" çıkmazsa? Ya da o çok sevdiğiniz, sizi bir gün bile üzmemiş eşinizin aslında bir başka kadınla ilişkisi olduğunu fark ederseniz? Ya çocuğunuzun özel eğitime ihtiyacı olduğu gerçeği karşınıza çıkarsa ya da dikkatsiz bir sürücü gelip size çarpar, gözünüz gibi sakındığınız bir aile ferdini bir kaç saniye içinde kaybederseniz? Bunları düşünüyor musunuz hiç? Peki "aman düşünme şimdi bunları" ya da "ayy öyle bir şey olursa ben yaşayamammmm" demek yerine, daha gerçekçi bir planınız var mı?

Bizim kültürümüzde ne yazık ki bu tip olumsuz yaşam olayları genellikle gözardı ediliyor, hatta bu eğilim "fazla düşünme yoksa başına geliverir" gibi doğu kültürüne özgü batıl inançlarla da destekleniyor. Hatta bunu dile getirdiğinizde "ay ne negatif insan" yaftası yiyebiliyorsunuz.

Oysa çevremize bakarsak her insanın yaşamında sağlık sorunları, kazalar, kayıplar, hiç planlanmamış yaşam olayları ve şanssızlıklar mutlaka yaşanıyor. Bazı insanlar bu döneme hazırlıksız yakalandıkları için perişan oluyor, olumsuz yaşam olaylarının altında eziliyorlar. Oysa bazı insanlar bu olayları olabilecek en az hasarla atlatıp bir de üstüne kendilerine "olumlu yaşam dersleri" çıkartabiliyorlar. Bunun anahtarı yaşamı bize geldiği şekliyle kabullenmek, küçük pencereden bakarken anlam veremediğimiz şanssızlıklara belki de büyük pencereden bakabilmeyi öğrenmek. Fakat "kabullenmek" de yaşam standardımızı korumada tek başına yeterli değil. Mutlaka herşeye yeniden başlayabilecek gücü bulabilmemiz, yani yaşam olaylarına karşı bir "B Planı" sahibi olmamız şart.

Özellikle biz kadınların bu konuda düşünmesi lazım. Diyelim çocuk için kariyeri bıraktınız, eşinizin kazancına bakıyorsunuz, çocuğunuza adadınız kendinizi. Eşiniz bir sabah geldi "bu evlilik yürümüyor, ben başka biriyle bir ilişki yaşıyorum" dedi ve yollarınızı ayırmaya karar verdiniz. Ne olacak hiç düşündünüz mü? Olmaz mı? Sizinki Beyaz Atlı Prens, hayatta yapmaz mı? Bence bir daha düşünün, hayatta neyin garantisi var ki? Yani diyeceğim şudur; çocuk için kariyeri bırakırken, tüm köprüleri yıkmayın, CV'deki o 5 senelik boşluğu çocuğu olmayan bir patrona nasıl açıklayacağınızı düşünerek yaşayın. Ya da tüm maaşınızı çocuğun özel okuluna yatırmayın, az biraz kenara para atın. Kendinize ait özel bir hesabınız varsa, kimseye hesap vermek zorunda değilsiniz..

Bunları hiç sevmediğim "meli malı" dilinde yazıyorum çünkü benim eşimden gizli 5 kuruş param yok ve bu beni rahatsız ediyor. Eşimi çok sevdiğim, onun beni asla üzecek bir davranış içine girmeyeceğini sandığım için kendimi naif buluyorum. Hayat %100 müşterek bizde, mesela akşam yemeklerini o öderse, öğle yemeklerini ben öderim, çocuğun okulunu o öderse hobi ve sporunu ben öderim, yurtdışı tatillerini o öderse türkiye tatillerini ben öderim falan. Tam bir Alman sistemi evet ama hayat müşterek.. Ama yine de son zamanlarda, özellikle şu an işyerimde hak ettiğim ücreti alamıyorken, daha da bir süre tam zamanlı çalışma koşuluna geçmem söz konusu değilken, biraz durumdan rahatsız oluyorum. Eşime ve aileme maddi anlamda bağımlıyım. Bu beni çok rahatsız ediyor. Biliyorum desteksiz çocuk bakımı nedeniyle onların maddi yardımları benim emeğimin karşılığı gibi aslında ama yine de insan bir kez kendi parasını kazandıysa, başkasının parasını yemek rahatsız ediyor.. Anlayan anladı..

Tekrar tam zamanlı çalışmaya başlamadığım taktirde bu durumdan nasıl çıkacağım bilemiyorum. Fakat bir Plan B'ye de ihtiyaç duyuyorum.. Şu an Maya'nın ve benim günlük masraflarımızın dışında kalan aile yardımını biriktirmek dışında çok fazla bir şansım yok ve yaşadığımız ülkenin sağlık sigorta sistemine de güveniyorum fakat asıl "Allah korusun", "Allah kaldıramayacağım dert vermesin" demek dışında çok gerçekçi bir "B planı"m yok.. Bilmem sizin var mı? Şartlarınız uygunsa, sadece sizin bildiğiniz bir maddi hesap açmakla ve 5 sene sonra kendinizi nerede görmek istediğinizi düşünerek başlayabilirsiniz belki bu plana.. Biraz da olumsuz yaşam olaylarıyla karşılaşma riskine karşı kişisel gelişimle kendinizi güçlendirerek belki.. En basitinden acil durumlar için bir plan oluşturarak ya da; bana bir şey olursa şunlar şunlar yapılsın isterim ya da bir kaza anında şu kişi aransın, zor bir durumda şu kişiden destek sağlanabilir diye düşünerek ve bu kişilerin iletişim bilgilerini eşinizin de bildiği bir deftere yazarak ya da - Allah esirgesin - her iki ebeveynin de olmadığı bir durumda çocuğunuzu kime bırakabileceğinizi düşünerek ve bu kişilerle bunu tartışıp belki bir avukatla da durumu netleştirerek..

Biraz ağır oldu ama, son zamanlarda dünya genelindeki gidişat ve özellikle ülkemizde yaşananlar ne yazık ki insanı düşündürüyor ve "B Planı" yapmak bence gerçekten önemli ve zaruri bir hal almaya başladı.. Bilmiyorum sizin bu konudaki düşünceleriniz ve planlarınız ya da yaptıklarınız, bana önerebilecekleriniz neler?

43 yorum:

  1. Bazen diyorum ki hatta paniğe kapılarak evet bir B planı hatta bazı durumlarda C planı falanda olmalı. Bazende diyorum amannnn Ata'lar boşuna söylememiş olacağı varsa olur. Sonra da diyorum ki tamam olacağı varsa da olur ama bir de tevekkül denen birşey var. Sen herşeyi yap ondan sonra kader kısmet de. Gördüğün gibi kafam çok karışık çoooookkkkk bu konuda..:))))) Bu arada ben Gökçe

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gökçe ve Ceren sizi hep karıştırıyorum buraya yorum bırakırken, teşekkürler isim yazdığınız için.. :) Aynen, kader konusu çok değişik bir konu, kaderin yazılı olması ile değişemez olması insanı nihilizme iter, o nedenle ben de özgür iradeye inananlardanım. Biz elimizden geleni yaptığımız halde yine de başımıza gelirse artık ona kader diyip onu kabullenmeye çalışmak lazım sanırım, ara adımı atlamamak önemli..

      Sil
  2. Başlığı görünce aman be düşünme dedim, sonraki paragrafı okuyunca bunun tipik bir Türk davranışı olduğuna karar verdim; ama sanırım bizim artık farklı yetişme koşulları ve farkındalıklarımızdan dolayı ister istemez düşünüyoruz.

    Bizde de ne eşimin ne benim ayrı param vardır, ikimizde de kredi kartı, oradan harcanır genelde nakit de taşımayız; ama Allah korusun bir şey olsa ne yapacağız düşüncesi sürekli kafamda. Eşim asker ve terör bölgesinde, artık duya duya sanırım o kadar kanıksadım, geçenlerde radyoda hayat sigortası diyor, adama sen yaptırsan mı dedim, Türkiye artık öyle bir oldu ki, bir gün patlamada falan öleceğiz nasılsa, çocuğumuz sağ kalırsa ne yapacak kim bakacak diye düşünmeye başladık.

    Bu soğukkanlılık gibi görünen davranış ve tutum nasıl bir şeydir düşündükçe aklım almıyor. Hepimizi topluca delirttiler böyle böyle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay Allah korusun Nesrin.. Ama düşünmek lazım, biz karar verdik aslında Maya'yı bırakmak istediğimiz kişiye ama henüz konuşmadık çünkü onlar da şu an hamile :D Bi bakıcaz nasıl gidiyor bebekle yaşam, öyle karar vericez :P Yine de aman Allah korusun, Allah 4 gözden uzak büyütmesin..

      Sil
  3. Ben eşimle tanıştığım güne kadar hep pessimist bir insan oldum. Hep sırada ne var, bakalım şimdi ne nasıl bir felaket gelecek basima diye tetikte bekledim ama bu bana hep bir B planı yapmanın gerekli olduğunu öğretti. Eşimle tanıştığım günden beri basima gelecek felaketleri beklemekten vazgeçip mutluluğun keyfini çıkarmaya çalışıyorum. Ama ara ara Evrim'le başımıza bir şey gelirse ne olur diye konuşuyoruz. Deprem, sel, ya da benzeri ulusal çapta bir felaket olur da birbirimize ulasamazsak nerede bulusacagimizi kararlastirdik mesela. Bir de bu yıl pasaportlarimizi yeniledik 10 yıllığına, olur da ülke yaşanmaz hale gelirse vizesiz nereye gidebilecegimizi ve bir sonraki adımları kabataslak planladik. Bunlar dışında olur da ayrılırsak diye her daim kendi başımın çaresine ve kızıma bakabileceğim koşulları korumaya çalışıyorum. En kötüsü olur da Arya yeterince büyümeden bize birşey olursa onunla ilgilenebileceklerin gerçekçi bir listesini yapıp onlarla da konuştuk. Yazınca fark ettim ki biraz abartmış bile olabiliriz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçenlerde bir belgesel izliyordum Türkiye üzerinden mülteci olmayan insanların da rahatça Avrupa'ya gelebildiklerini anlatıyordu, pasaport vs de yok yanlarında istersen alma.. ;) Türkiye'ye sinir oluyorlar bu rahatllıktan ötürü ama Türkiye de kapasitesini çoktan aştı mülteciler konusunda, o ne yapsın.. Neyse alakasız oldu yorum..
      Bence hazırladığınız liste çok önemli, çok iyi yapmışsınız. "Kişiler" demişsin ya, içim gitti, bizde ne yazık ki mumla arasan bulamıyorsun, 2 kişi bulduk biz uzun müzakereler sonucu.. Ama yukarıdaki yoruma de dedim çok zor bunları düşünmek, Allah korusun!

      Sil
    2. Kisiler dedim ama aslında öyle cok kabarik bir liste degil tabi :( Babaanne-Dede, Dayı, en yakın dostlarımız Şehnaz ve Oktay (hatta teklif onlardan geldi:). Liste bu kadar ama en azından bir nebze nefes aldırıyor insana. Bunun yanında yurtdışı olanaklarimizi da açık tutmaya çalışıyoruz. Olası bir durumda Ingiltere ya da Amerika'da bir süre kalabilecegimiz dostlarımız var ki umarım mülteci sorunu, terör eylemleri, siyasi gidişat vb olaylar sonucunda işler o raddeye gelmez. Ay çok karamsar oldu yazdıklarım ama çocuk olunca insan herşeye hazırlıklı olmak zorunda hissediyor.

      Sil
    3. Bir de Ceren, umarım hepimiz sadece düşünmekle kalırız. Allah kimseyi böyle zor kararlar almak ve uygulamak zorunda bırakmasın

      Sil
  4. basima kotu bisey gelirse diye ihtiyatli davranmak cok iyi. yalniz unutmayin, maddiyay bir sekilde halolabilir en onemlisi ruh halini saglamlastirmak.Boylelikle, kotu birsey basiniza geldiginde basi kesik tavuk gibi bir saga sola kosturmak yerine serin kanli bir sekilde secenekleriniz neler gorup karar verebilirsiniz. kotu seyleri dusunmenin de kimseye zarari yok, sadece kotu seyler dusunurken onlarin sizin dusunceleriniz olup gercekligi yansitmadiginin farkinda olmak gerekli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın Ornella, ruh halini sağlamlaştırmak gerçekten maddiyattan bile önemli (ama ne yazık ki artık ruh hali de maddiyata bağlandı bir ölçüde..)

      Sil
  5. benim b planım çalışmayı bırakmamak. bir sürü insan kendin baksana, ihtiyacın yok vs. vs. saçma sapan şeyler söylediler. boşanmayı falan bırak da ya eşe bir şey olursa?! hadi daha iyimser olalım, ya o işini kaybederse?! nolcak o zaman?

    bir de uzun vadeli düşününce, ileride bir emekli maaşım dahi olmazsa arin'in üzerine mi kalacağım maddi olarak? yazık değil mi ona? ben çocuğumu maddi manevi bana baksın diye doğurmadım ki?!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok haklısın, altın bilezik kadının eğitimi ve mesleği!

      Sil
  6. Ceren merhaba,
    Aylardır bir yanım derin bir umutsuzluk uçurumunda, hem ülkenin hem de dünyanın hali çok çok korkutucu bana göre. Kızım doğduktan sonra işimi bırakmadım ve hala tek başıma dahi kalsam yaşamımızı kaldığımız yerden devam ettirecek kadar kazanbiliyorum, çok şükür. Elbette bu tercihin bin türlü etkisi var hepsini bu başlıkta tartışmak zor malum. Kendime ait bir hesabım da var ancak burada toplam 2-3 aylık kazancım vardır en fazla ve eşimin de bilgisi dahilindedir. Onun dışında her şeyimiz ortak. Kendi adıma eşimden ayrı hesap sahibi olmaktan çok, olur da savaş dahil bin türlü bela çıkar ve bankalar dahi mevduatlara el koyarsa ne yaparız? Buna çok net bir çözüm bulamadık hala açıkçası, seçenekler mevcut ama yüzde yüz güven veren yok gibi.

    Konuşulmadan bilinen şeyler vardır ya hani? Bize bir şey olursa kızımıza bakacak kişiler konusunda da kardeşlerimiz ve ailelerimiz dışında pek kimseyi düşünemiyorum açıkçası. Hatta kardeş şart mıdır muhabbetlerinin temel argümanıdır bu, bana bir şey olursa çocuğuma kardeşim bakar...Dünyanın en yakın iki kardeşi sayılmayız ve daha iki ay bile olmadı hala olalı ama kardeşim ve eşine bir şey olsa gözüm gibi bakardım yeğenime eminim. Aynı şekilde kardeşim de benimkine.

    Her açıdan zor konu ama düşünmeye eğer, teşekkürler öğrenen anne...
    Sevgiler,
    Çiğdem-Üzüm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım belli bir miktara kadar bankadaki paralar devlet güvencesinde ama ortada devlet kalmayınca neyin güvencesi dersen haklısın..

      Sil
  7. Ben de sırf kendi paramı kazanmaya alışkın olduğum için, eşime veya aileme maddi anlamda bağlı kalma riski olduğunu düşündüğümden yurt dışına gidemiyorum.Bu nedenle Alman eşimle şimdilik Türkiye'deyim.Öte yandan eşim de ben de ülkenin gidişatından dolayı son derece rahatsız ve endişeliyiz.Maddi bağımsızlığımı kaybetme korkum yüzünden gidemeyişimin ilişkimize zarar verebileceğinden korkuyorum.Almanya'da çocuk yapsak yine aynı durum söz konusu olacak benim açımdan.Yaşım da geçiyor oldum 34, kafamda deli sorular:P Bu arada senin doktora ne oldu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla Bahar içinden nasıl geliyorsa öyle yap ama ben asla pişman değilim, hele çocuktan sonra dönmeyi düşünmüyorum.
      Doktora devam, kararı eylüle bıraktım :)

      Sil
  8. Allahın izniyle hepimiz kendi çocugumuzu kendimiz buyutelimde ama olası ölüm sonrası çocugu bırakıcagımız kişi belli zaten kendıne dunden hazır,şindi versem alır:) İlk defa bu sene eşimle hesabımızdan ayrı para bırıktırmeye basladım cok az az (birsuru masrafımız var cnku) ama olsun anneme verıyorum tabi yoksa kesın harcarım:) ailemdeki herkes kardesım dahil tutumluyken bn inattan mı savruk oldum acaba. Diğer konu için sanırım ciddi bi sorun bndeki ayy bilemedim ama babanem vefat ettıgınde cok kotu gunler yasadım,hasta fln olsa yıne hazırlar ınsan kendıni..neyse sonrasında okudugum bir kitaptaki yontemi uyguladım her aksam yatmadan tum sevdıklerımın oldugunu dusundum yada kanser oldugumu fln,normal degıl biliyorum ama işe yaradı.(tedavılık bi durum var mı Ceren ne dıon) En yakın arkadasımı kaybettıgımde sanılanın aksıne daha ıyıydım,eşimin daha yaşına gırmemiş yegeni öldüğünde,yada yazlık komşumuzun kalbı durdugunda.. O listeye sadece cocugumu ekleyemedım onunla ilgili hiç bir kotu sey dusunemıyorum çünkü..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayyy bu arada mevduattı bankalar paralara el koyardı fln diyen arkadaslar klasık turk kadını para bırıktırme methodu altın:)) onuda hırsız çalar demeyın valla bulun evde guvenli bi köşe balkonda saksı fln ne bilim

      Sil
    2. Hiç duymamıştım bu yöntemi valla pek hoşuma da gitmedi, çok negatif sanki hem de her gece! Kırk yılın başı düşünüp olumluya çevirmeye çalışarak olabilir ama böyle her gece düşünmek ne bileyim, doğru gelmedi bana.. Ama işe yaradı demişsin, ilginç!

      Sil
    3. Ee dedım ztn normal deil diye.Şimdi yapmıyorum değil cnm o zmnlar gençliğime gelmiş:)) babanemın kaybı fena etkilemişti:(o buyuttu bni resmen acaıp boşluk hissetmiştim..

      Sil
  9. Off sorma benim de aklımı çoook kurcalıyor bu düşünceler... Henüz bir icraat yapamadım tabii Türk mantığından ötürü; ama düşünüyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :/ Türkiye'deyken daha kolay baksana herkes annesi kardeşi falan emin..

      Sil
    2. Ya ben açık söylemek gerekirse ne kendi aileme ne de eşimin ailesine bırakamam. Eşimin ailesi çok mesafeli ve içleri kurumuş hiç heyecan yok herşey rutin zaten 70li yaşlarındalar. Benim ailem 60ların ikinci yarısı ama ruhları genç, gezerler gülerler.. Ama gel gör ki kızım yarı Alman ve 2,5 yaşında bile olsa buraya alıştı, Türkiye'ye geri dönse büyük bocalama olacak sonra imkanlar burdaki gibi değil. Kardeş desen ikimiz de tek çocuğuz yani eşimin üvey ablaları var 2 tane, biri 52 biri 50 yaşında, onlar artık kendileri babanne oldular. Bir ara Amerika'daki kuzenimi düşündüm ama kendisi çocuksuz ve çocuksuz güzel bir yaşamı var.. Özgürlüğünün içine çocuk.. Zaten Maya da hiç tanımıyor, aynen yetimhaneden rastgele birine vermek gibi olur. Sonunda eşimin en yakın arkadaşında karar kıldık. Şu an onlar da bebek bekliyorlar ama çift olarak rahat, pozitif, neşeli insanlar ve Maya onlarla zaman geçirmeyi seviyor.. Ebeveynliklerine de bir bakalım sonra konuyu açmaya kararlıyız :D Biraz tuhaf olacak ama.. mantıklı bir karar.. Sanki..

      Sil
    3. En antolojisi bence de ;) inşallah olumlu karşılar onlar da bu konuyu. Hazırlıklı olmak az da olsa bir rahatlik/huzur veriyor bu durumları düşününce.

      Sil
    4. En "mantıklısı" bence yazmıştım otomatik düzeltme antoloji.yi uygun bulmuş :D

      Sil
  10. Nasıl bir yapıdır bilmiyorum etrafımdaki herkes sinir olur bu huyuma ama hep en kötüyü düşünürüm hep bir planım olur. Sinir olurlar ama elime düşünce de ne iyi yapmışsın derler :)) felaket tellalıyım ben. Eşim aldatırsa, ailemden birine yada bana bir şey olursa, savaş çıkarsa hep bir planım vardır. Ayrı ve gizli hesabım da var ama bu sıra icini boşalttım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Ne yaptın bakiim o paralarla, umarım boşalttığına değmiştir :D

      Sil
    2. Ne havalı durmuş ayrı ve gizli hesap di mi :)) her ay 100 tl girdili muhteşem zengin hesabım ev alırken ankastre ve kombi masraflarında "benim bi kenarda param vardı" diye boşaldı :)) yoksa bizim de havuz bir hesap var ve orda birikiyor biriken. Ama yine de 3-5 kuruş da olsa insana güven veriyor. Her kadının bi kenarda parası olmalı..

      Sil
  11. Ne kadar güzel dile getirmişsiniz! Bunları ne zaman konuşmaya çalışsam hep aman ağzından yel alsınla karşılaşıyorum gerçekten :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, özellikle ölüm konusu çok tabu..

      Sil
  12. Seni tanıdığım kadarıyla kendini güvensiz hissetçek durumda olmamalısın.
    En kötü halde, Allah korusun tabi, ülkeye döner, hemen işe girersin. Çocuğa da ebeveynlerin bakar. En kötüsü bu.

    Benim sana önerebileceğim, her zaman kapısı açık bir evim var. Bunu bilmek seni rahatlatır umarım.
    Çünkü ben de hayatımın bir döneminde parasız (param vardı da, hayat müşterek bey hemen iade etmedi) ortada kalmıştım. Bir akrabamın yanında sığıntı gibi yaşadım.
    Her gece ağlayarak uyudum, her sabah ağlayarak uyandım. Allah düşmanıma vermesin.
    Dolayısı ile rahatlıkla içinden girebileceğin bir kapı olduğunu bilmek en büyük B planıdır. Senin B planın benim :)
    Hayalimi gerçekleştirebilirsem de, ayrı bir odan olur inşallah.
    Bunun dışında insanlar artık o kadar farklı şeylerden para kazanıyorlar ki, bir adam marangoz olmuş, baba mesleği, hipster marangoz. Çoğu kadın pastacılıktan kazanıyor. El işinde başarılı olmadığını düşündüğünü biliyorum ama belki de seyahat bloğundan para kazanabilirsin.
    Kendi siteni kurup, yazılarınla uzaktan danışmanlık yapabilirsin.
    Çoğu insan yazışarak kendini daha iyi ifade eder. (BEN)
    Online terapi bile yapabilirsin, skype da olur.
    İstersen kendi siteni kur ve oradan başla. Eniştemiz sitenin tasarımını da yapar, o iş beleşe gelir :D
    Bence seçeneğin çok.
    Bir tanıdığım Bursa'da kendi kliniğini açtı. Aynı meslektesiniz. FB'taki sayfasından makaleler yayınlayarak, bir de çevre de edindi, yerel tvlere çıkarak başladı.
    Tüm bunlara kadar, kafa dinlemelik, çocuğu deniz kenarına bırakmalık evin var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. <3 bitanesin.. bunu laf olarak yazmadığını bilmek bile kendimi şanslı hissettiriyor! senin odan olmasa da (evde oda yok azizim olsa hepsi senin) koltuğun da hazır, biliyorsun! her zaman!
      gelelim b planı konusuna, haklısın haklı olmasına! türkiye'ye dönersem aslında hayat standardım buradakinden çok daha yüksek olacak, ben de farkındayım. ama gel gör ki alıştım buraya, kafam rahat burda, anladın mı azizim??
      eşim bey hayatta yapmaz web tasarımı, hatta kendime .com alayım dedim ne gereği var bi sürü problem çıkaracak en güzeli blogger dedi kesti attı.. eve iş getirmiyor kendisi :p

      Sil
  13. Evlendikten sonra KKTC'ye geldim. Eşimle beraber 3 senedir burada yaşıyoruz. En başından beri ve şu dönemde yoğun olarak her ihtimali düşünmemiz gerekiyor. Belki takip ediyorsunuzdur, burada da Rum tarafı ile birleşme durumları var. Rum ile birleşme durumunda Türk vatandaşlarının ne olacağı sorunsalı var. Hatta şu an borcunu ödediğimiz evin, eski sahibinin mi yoksa bizim mi olacağı mülkiyet sorunu var. Tüm mal varlığımızda gidebilir, yada daha da değerlenebilir. Hepsini bir arada olursak aşabileceğimizi düşünüyoruz. Ama dünyanın hali, Allah korusun ayrılık, hastalık, ölüm. Zor şeyler. Düşünmek bile zor geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, kendimizi güvencede görüyoruz ama haklısınız..

      Sil
  14. Ceren merhaba, çok doğru bir konuya parmak basmışsın. Ama sanırım başa gelmeden gerçekçi planlar yapmak gerçekten zor.

    Anneannem eşini kendisi 31 yaşındayken 2 çocuğuyla kaybetmiş. Kendi ailesi bile onu yük olarak görmüş. O da o zamandan sonra terzilik öğrenip iki çocuğuna üniversite falan okutmuş.

    Ölüm konusunda bir şey diyemiyorum ama ayrılık sonrası hiç gurur yapmadan kocadan masraflarla ilgili mutlaka destek istemek lazım. Sonuçta aileyle ilgilenebilmek için ayrı kalınmışsa iş yaşamından,hatta o da değil müşterek bir kararla kadın çalışmamayı seçtiyse ayrılık sonrası da kocanın bunu desteklemesi lazım. En azından bir şeyler yoluna girene kadar.
    Akıllı davranıp, gurur yapmayıp bunu talep etmek gerekiyor diye düşünüyorum. Ayrıca mahkemeler bile bunu destekliyor.

    Ceren

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın, ananene ben çok saygı duydum, güçlü insanların yetiştirdiği çocuklar da güçlü oluyor..

      Sil
  15. Önemli bir konuya deginmissin Ceren. Ben B ve C planlari yapmayi, 12 sene önce aniden annemi kaybedince ögrendim. Vefat etmeden 3 sene önce annem bana ve kardesime ölümünden sonra verilmek üzere bir mektup birakmis.

    Mektubun bir bölümünde sunlar yaziyor: "Herkes, hersey zamanla degisebilir verilen sözler unutulabilir ve cok büyük, bizimki baska dedigin asklar bitebilir tipki insan hayatinin bittigi gibi. Herseye hazirlikli ol, kuvvetli ol...Her sikinti kisa surede gececektir veya etkisi azalacaktir. Iyi gunler gelecek ve sonra yine sikintilar baslayacaktir. Mücadeleyi birakma, umudunu kesme, her zaman sikintili günler icin azda olsa bir tasarrufun, bir de dertlesebilecegin bir dostun olsun."

    Iste benim de sana önerim budur. Ben hayatimi bu ve bunun gibi annemden aldigim ögütler üzerine kurdum.
    Dusunmesi urkutucu bile ama ani bir sebeple benim ve esimin ölümü söz konusu olursa diye kizimin vasiyetini uzerine almasi icin en yakin arkadasimla anlastim, sadece bir de bunun yasal olarak kayitlara gecmesi gerekiyor, bunu da en kisa zamanda yapmayi planliyorum.

    Hayat bu, hic beklemedigin zamanda beklemedigin seylerle karsilasabiliyorsun...

    Selin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selin annen çok doğru söylemiş..
      Bu arada işin yasal kısmı konusunda bilgilenirsen yazabilir misin?

      Sil
  16. 3 aylık gebeyken eşine grade 4 beyin tümörü teşhisi konmuş bir kadın olarak (yavru 2 yaşına girdi, adamım hayatta ama bi de bana sorun .....) çok doğru yazmışsınız.
    ve asıl drama ne biliyo musunuz? bütün bunları reddetmek, yokmuş, olmazmış gibi davranmak.
    oysa travma varsa direnç(postif anlamda, reddetmek vb. değil) de vardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neler yaşamışsınız, sağlık dilerim! Çok haklısınız, kabullenmek ve yapıcı bir sonuca uğraşmak..

      Sil
  17. Merhaba ben Tuğba,
    blogunu diş buğdayı nasıl yapılır öğrenmeye çalışırken buldum.Kendi başıma buğdayı pişirip etrafıma dağıtacağım.Kimsem yok bir arkadaşım bile.Bunun en büyük nedeni benim.Eşimin ailesi var onlarda çok çıkarcı.ama senin bir kaç yazın bana bebeğim için yalnız kalmamam gerektiğini hatırlattı.yarın buğdayı hazırladıktan sonra eşimin ailesine götüreceğim.onların da bir kaç ders çıkarmaya ihtiyaçları var, değil mi?
    B planı demişsin,mesleğim var ama şimdiden cvde 2 yıllık boşluk oluştu bile.evden çalışmayı ve para biriktirmeyi düşünmüştüm ama bebeğimle ilgilenirken o kadar yoruluyorum ki akşamları kafamı toplayıp bir şeyler yapamıyorum.zaten günün çoğu bebeğimle ilgilenirken ya da onunla nasıl daha fazla ilgilenebilirim diye internetten arama yapmakla geçiyor.ama türkiyenin şu son günlerinde geleceğimizi düşünmekten uyuyamaz oldum.
    Vizesiz geçiş yaparak yurtdışında yaşayanlar var demişsin.o izlediğin hangi belgeseldi, acaba paylaşır mısın? ya da bu konuda bilgin varsa yardımcı olur musun?
    Bu arada benim için hem öğrenen hem öğreten anne oldun, teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle hayırlı olsun bebeğinizin dişi, sağlıklı ve güçlü olsun :) Çok haklısınız, yalnız kalmayı bazı dönemler insan özellikle kendi tercih eder ama bunu genele yaymamak lazım, yoksa az biraz kafa dinlemek depresyonla geri geliyor..
      Mesleğinizi 2 sene sonra neden yapamayacaksınız, endişelenmeyin, hayat her zaman insanın karşısına yeni kapılar açar, yeter ki siz kendinizi eve mahkum etmeyin, o kapıları fark etmek için girişken olun.. Türkiye'nin son günlerinde karanlık var evet ama buna takılırsak aydınlığı biraz da kendi içimizde, basit hayatlarımızın aslında güzelliğinde aramazsak hiç bir şey değişmez diye düşünüyorum, umut..
      Interneti ne kadar az kurcalarsanız o kadar içiniz rahat oluyor ve zamanınız çoğalıyor :) Ben son zamanlarda bu şekilde yaşıyorum, biraz içedönük sosyal medyasız ama çok daha huzurluyum valla. İzlediğim belgeseli Al Jazeera Int.'da izlemiştim ismini hatırlamıyorum ama tabii ki vizesiz girmek için politik sığınmacı olmayı ve kamplarda yaşamayı göze almak lazım bir süre. Gerçekten zor..

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!