16 Nisan 2016 Cumartesi

Çocuklara tanrıyı ve dini inancı anlatmak

Uzman klinik psikolog ve anne olarak blog yazmaya başlayalı beri, özelden ve yorumlar sırasında devamlı, dönüp dolaşıp yeniden aldığım birkaç soru var. Bunlardan biri de "çocuğuma Allah'ı nasıl anlatacağım, dini inancımızdan bahsetmek ne zaman uygun olur?" ya da "çocuğum Allah'ı soruyor, nasıl cevap vermeliyim?".

Öncelikle; kısa bir gelişimsel bilgi vermek istiyorum. Çocuklarda soyut düşünme becerisi ve mantık yürütme yeteneği ancak ergenlik döneminde oluşuyor. Yani 11-12 yaş öncesi bir çocuğun; inanç, değerler, etik konularında neyi nasıl anlatırsak anlatalım, bizim demek istediğimizi tam anlayamayacağını ve kendi basit düşünce sistemine uyarlama ihtiyacı duyacağını unutmamalıyız. Soyut düşünme becerisi; aktif düşünce jimnastikleri ile pratik yapılarak geliştiği için, bazı insanlarda ergenlikten sonra bile gelişemiyor, biliyorsunuz. O nedenle, çocuğunuza felsefi ve etik konulardan gerçek anlamda bahsetmeyi mümkünse beynin altyapısının oluşmaya başladığı ergenlik dönemine ertelemenizi, şimdilik bu konularda bilgi vermek yerine, onun sorularından yola çıkarak, onunla beraber düşünerek, merakını yaşına uygun cevaplarla gidermeye ve olabilecek endişeleri ve korkuları yenmeye yönelik bir yaklaşım geliştirmenizi öneririm.

Çocuklar (eğer yakın çevrelerinde bir ölüm olmadıysa ve asıl merak ettikleri ölüm değilse) genellikle tanrı konusunu 3,5-4 yaş civarı getirirler ve asıl merak ettikleri "tanrı kimdir, nerede yaşar, neden göremeyiz, bizi cezalandırır mı, beni kötü bir çocuk olduğum zaman cezalandıracak mı? nasıl cezalandıracak?" türü yaşa özgü somut kavram ve korkuları içeren sorulardır. O nedenle; bilgi vermek yerine, bu soruları doğru şekilde cevaplayarak çocuğu rahatlatmak ve bir sonraki yaş döneminde "düşünce geliştirme ve sorgulama" aşamasına geldiğinde bilgilendirmek daha yerinde olacaktır.

Örneğin; "anne tanrı nerde yaşıyor, biz neden göremiyoruz?" diye soran bir anaokul çocuğuna "canım tanrı her yerde, aynen hava gibi göremiyoruz ama nefes alıp verirken hissediyoruz" diyebilirsiniz, "beni cezalandırır mı?" sorusuna "hayır, tanrı çocukları cezalandırmaz, tanrı bizi sever ve korur" diyebilirsiniz. İlerki aşamalarda bu sorular "ama dedem yaramaz çocuklar cehenneme gider tanrı cezalandırır" dedi türünde endişe ve korku içeren sorulara dönüşürse, bu korkuları gidermeye, tanrının cezalandırıcı değil, sevgi verici, koruyucu özelliklerine vurgu yapmaya, çevrenizde bu şekilde konuşan büyükler varsa onları uyarmaya odaklanır ve çocuğun korkularını "bazı büyük insanlar çocukları korkutmak için böyle şeyler söyleyebilirler ama bunlar doğru değildir, tanrı bize birbirimizi sevmeyi, korumayı, birbirimize iyi davranmayı söyler ve biz de böyle davranınca bizi sever, korur" diyerek olumluya çevirmeye çalışırız.

Tabii bu cevaplar tanrıya inanan ebeveynler için geçerli. Etik ile dini inanç konusunu ayırmak gerekirse; dini inanç daha çok "sorgulanmadan kabul edilen, bizden öncekilerin gelenek, görenek ve tutumlarını da kapsayan, genellikle belirli bir dini kitap ya da önder tarafından yazılı olarak bırakılmış bir kaynağa dayanan, kurallara dayalı uygulama kısmını da içeren" bir inanç ve davranış bütünüdür. Oysa etik; sorgulanmayan inanç yerine aktif düşünme ve mantığa oturtmaya dayalı, genellikle toplumsal olaylar, toplumdaki önemli kişiler ve yaşanan çağ gibi durumlardan etkilenen, üzerinde tartışılabilen, değişime uğrayabilen daha esnek ve genellikle yasalar tarafından da desteklenen davranış ve tutumlardır. Dolayısıyla; yaradana inanmadan da etik davranış içinde, toplumla ve kurallarıyla uyumlu yaşanabilir. Eğer tanrıya inanmıyor ve inanç yerine etik bilgi ve eğitim vermeyi düşünüyorsanız, o zaman "canım bazı insanlar tanrıya inanır çünkü bu şekilde kendilerini mutlu hisseder, bazıları ise tanrıya inanmaz ama diğer insanlara sevgiyle iyilikle yaklaşır, güzel davranır, iyi insan olmaya çalışır ve yine mutlu hissederler" denebilir ve "iyi davranış" üzerinde yaşa uygun örneklerle konuşulabilir. Tanrı ve inançtan farklı olarak, "etik bilinci" en küçük yaşlardan itibaren dahi kazandırılabilir ve kazandırılmalıdır.

Dini inanç ve uygulamalar konusunda çocuğunuza eğitim ya da bilgi vermeden önce, ilk olarak kendi inanç ve tutumlarınızı gözden geçirmenizi, hangilerini ona aktaracağınıza ve hangi yaşta ne şekilde davranmasını / düşünmesini umduğunuzu gözden geçirmenizi öneririm. Yani; eğer yaradana inanmıyor ve çocuğunuzu da bu şekilde yetiştirmek istiyorsanız, yine de etik davranış ve tutumlar konusu (iyi olan ne, doğru olan kim, neye göre ve nasıl cezalandırılıyoruz?) mutlaka gündeme gelecektir. Etik konuları; geçerli etik kanunlara, yasalara dayandırmanız gerekecektir. Bu nedenle, sorular önünüze gelmeden önce, düşünmeniz ve hazırlıklı olmanız gerekir.

Sadece etik değil, dini inancı da vermek istiyorsanız, o zaman en doğrusu küçük yaşlarda idealleri ve büyük fikirleri değil, sizin inandığınız sistemi anlatmak olacaktır. Yani inandığınız tanrıyı tasvir edip, inanç sisteminizde ne gibi uygulamalar yaptığınızı ve bunun sonucunda kendinizi mutlu ve huzurlu hissettiğinizi anlatabilirsiniz.

Uzun lafın kısası; şu noktalar önemli:

1. Çocuk tarafından önünüze getirilmedikçe, tanrı ve inanç konusunu, özellikle dini bilgi ve uygulama içeren konuları mümkün mertebe okul çağının çift haneli yaşlarına, felsefi konularla değerleri ise ergenlik başına ertelemenizi öneriyorum çünkü çocukların bilişsel gelişimi, soyut düşünce ve kavramlarla düşünebilme yeteneği ancak bu dönemde gelişmeye başlar. Öncesi erkendir.

2. Çocuk tarafından getirilen sorulara kesinlikle yalan olmayan, korkutucu, cezalandırıcı olmayan, yaşına uygun cevaplar vermeli, hedefiniz bu yaştaki çocuklara bilgi vermek, dini inanç kazandırmak değil, korku ve endişeleri gidermek, merakı olumlu yönde beslemektir. Yani cehennem, ceza gibi kavramlara asla girilmemeli, tanrının sevgi ve koruma özelliği öne çıkarılmalıdır.

3. Yalan söylemeyin ama gerçeği yaşa uygun sansürleyebilirsiniz. Yani inancınızda cehennem azabı varsa, bunu küçük çocuğa anlatmak zorunda değilsiniz. Olumluya odaklanıp, "tanrı yaptığımız iyilikleri görür, o da bizi korur" demek çocuğu hem rahatlatacak, hem davranışlarını olumlu yönde motive edecek, hem de ilerde daha olumlu bir inanç sistemini kabul etmesini sağlayacaktır.

4. İnançlı biri değilseniz ama çocuğunuzun etik hassasiyeti olmasını, adil ve sosyal anlamda uyumlu bir birey olmasını amaçlıyorsanız, kendi fikrinizi verirken mutlaka "bazı insanlar böyle düşünür, diğerleri şu şekilde düşünür" diyerek, ilerde onun kendi seçimlerini özgürce yapabilmesinin garantisini de sağlamalısınız. Nasıl siz inançlıyken o inançsız olma hakkına sahipse, siz inançsızken onun inançlı olma hakkı da olmalıdır. Bunu sağlayabilmenin tek yolu da, onu bir noktaya yönlendirmeden desteklemek, farklı etik sistemler ve değerler konusunda yaşına uygun olarak bilgilendirmektir.

5. Çocuğunuz özellikle 3-8 yaş döneminde çok fazla Allah, inanç, cehennem gibi konulara takıldıysa, altta yatan bir anksiyete, endişe, korku olabilir. Bunu anlamanın yolu, ona "peki sence nasıl, sence neden?" gibi açık uçlu sorular sorup endişenin kaynağını belirlemeli ve mutlak surette bu endişeleri gidermeye çalışmalı, gerektiğinde uzman yardımı almalısınız.

Umarım bu yazı işinize yaramıştır, yarayacaktır :) Şimdi gelelim "bebekler nerden gelir"e :D

13 yorum:

  1. Ah ah, ben Metos'un büyümesini beklerken komşunun oğlu yarım saatte onu Allah'tan korkutmayı başarmıştı. Neyse ki duyup bir şekilde müdahale edebildim ama o içine kapanıp bana hiçbir şey söylemediğinden duymamış olsaydım ne olurdu diye düşünmedim değil.

    Gerçi aradan geçen 15 seneden sonra maymun bana telefonda anne Tanrı var mıdır yok mudur bilmem ama ben iyi bir insan olduğum sürece sorun yok diyerek olaya son noktayı koymuş olup beni düşüncelere gark etmiştir ya, o da çocuklara felsefe eğitimi ne zaman vermeliyiz konusuna giriyor :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay ne kadar meraklı bazı insanlar başkasının çocuğuna eğitim vermeye değil mi?! Duyman ve anında müdahale edebilmen çok büyük şans olmuş, sırf sağdan soldan duydukları nedeniyle çok ciddi travmalar yaşayan çocuklar oluyor..
      Bu arada Metehan olayı çözmüş işte yaaa budur!

      Sil
  2. Yazıyı içtim desem yeridir.
    Bu yazıyı babaanneye yollamalı. Ama gerçekten şeffaf zihinle okur mu bilmem, acaba anlamaya çalışır mı?

    En iyisi facebook mecralarından bir paylaşayım. Anlamak isteyen açsın okusun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya benim şansıma ananem çok ileri görüşlü bir insandı ama din adına ne öğrendiysem de ondan öğrendim, hep "kızım kimin neye inandığı değil nemli olan içinde Allah korkusu ve sevgisi olması" derdi, iki damadı yabancı "gayrımüslim" çıktı ve bağrına bastı mesela. Bazen aynı din içindeki mezhepten bile olay çıkarıyor bazı "inançlı" insanlar..

      Sil
  3. cerencim, öncelikle yazinin üslubu, niteligi, bilimselligi acisindan kitap icerigin hakkinda bir ipucu verdi bana :) eger hazirlayacagin metinler bu sekilde olacaksa tek kelimeyle sahane! usta bir anlatim ve degerli bilgiler iceriyor.

    denim izleyecegim tutum da asagi yukari bu olacak.. ailem beni kücükken 'simdilik bu konular senin bilinc düzeyin icin cok karmasik. büyüyünce konusuruz' diyerekten gecistirirdi. peki ama allah var mi yaa bari evet ya da hayir diye onu söyleyin diye israr ederdim hahaha ama hicbir zaman cevap alamadim.
    ve kendi yöntemlerime basvurdum :) mesela mucizevi bir örnegim vardir. bir gece yatarken 'allahim eger varsan yarin kar yagdir' demistim ve ertesi gün agustos ortasinda sivasta lapa lapa kar yagiyordu :))) tabi sonra isin suyunu cikardim 'allahim tam ikna olmadim galiba, varsan bana barbi bebek alsinlar, varsan yarin göz doktoru benim gözlük takmam gerektigine karar versin' falan challenge lariyla birazcik simardim :) ama ne olursa olsun tanrinin varligina kendimce ve her yasimda inandim

    bir de beni cocuklugumda da, cocuklar cinle-seytanla korkutulur, böyle hikayeler cokca dönerdi. ailenin tutumu cocukta korku ve travma yaratmamak adina cok önemli.
    o günler gelince ne yapacagim simdiden kestirmek zor, ama dedigin gibi en somut düzeyde ve onlari rahatlatacak sekilde cevaplamaya calisacagim diye umuyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler, ilk eleştirim :D
      Evet geçiştirmek ve "büyüyünce öğrenirsin" demek çok ciddi sorunlara neden olabiliyor, aynı şey çocuğa cinsel eğitim verilirken de geçerli. Çocuk bazen hiç olmayacak yerlerden öğreniyor ve kendine de yaşamı boyunca uygulayacağı pratik durumlara da zarar verebiliyor, sırf ebeveyn "konuşmaktan utanıyor" diye..
      Ay Ağustosta kar mı yağdırdın, baksana çocukların duaları kabul olur derler! :D Ama barbi bebekte tutmamış :D

      Sil
  4. Kitap çalışmaları başlamış, kolay gele Cerencim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok canım ya bu hep yazdığım gelişim yazılarından biri sadece :)

      Sil
  5. Şiir gibi yazmışsın... :)
    Hem profosyonel hem de bir ana hassasiyetiyle.
    Eşimiz dostumuz bir yana, komşu teyzeler, yoldan geçen amcalar çocuğumuza tabii ki bu konuda da müdahale ediyor. Bize ulaşmasından çok onlara ulaşmasını dilerim :)
    Feysbuktan atış serbest mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. zaten bizden çok onlar meraklı bu bilgileri sansürsüzce vermeye :) Ya son cümleni anlamadım gerçekten, bazen insan yurtdışında yaşayınca güncel dildeki yeni gelişmeleri anlamıyor, atış serbest derken ne demek istedin? :)

      Sil
    2. Paylaşabilir miyim feysbukta :)

      Sil
    3. :D Ay tabii ki :D babannene yazar gibi yaz yavrucuğum, yeni nesil jargondan anlamıyorum iyice gavur oldum gavur ellerde..

      Sil
  6. Çocuklar büyüyünce tekrar gençleşeceksin merak etme :)

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!