27 Nisan 2016 Çarşamba

Mutlu bir anne olmanın yolu - 1

Mutlu bir çocuğa sahip olmanın yolu, mutlu bir anne olmak. Bunu hepimiz biliyoruz. Peki mutlu bir anne olmanın yolu nedir, bunu biliyor musunuz? Ben bir ömür tüketmekteyim bu işin odağını, özünü bulmaya çalışırken..

Maya'nın iki yaş krizlerinin başladığı zamanlardaki halimi düşününce, şunu fark ettim; onun bitip tükenmek bilmeyen isteklerine ya da onun mutlu olmasına odaklanmak yerine kendimi önemseyerek kendime zaman ayırdığımda, ben daha mutlu bir anne oluyorum ve o önüme neyle gelirse gelsin, tahammül eşiğim geniş oluyor, çözüm yolunu en pratik şekilde bulabiliyorum ve o zor dönemden çok daha çabuk çıkabiliyorum. İşin sırrı; kendime zaman ayırmak. (Da.. tek başına çocuk büyütüyorsun, nasıl ayıracaksın, bazen kafanı kaşıyacak zaman bulamazken!? İşte bunu çözemiyorum mesela.. Neyse geçelim şimdilik onu, olumlu olucaz bu yazıda..)

Geçenlerde üyesi olduğum bir grupta "evlilik aşkı öldürür mü?", "çocuk evliliği bitirir mi?" türü klasik sorular üzerinde klasik tartışmalar yürüyordu ve kadıncağızların çoğu "ay evet çocuktan sonra bana aynı aşkla bakmıyor", "valla çocuk çok zamanımı alıyor kocaya ilgi göstermek içimden gelmiyor" türünde serzenişlerde bulunuyordu. Aslında herkes çocuktan sonra önceliklerinin değiştiğini dile getiriyor, kendine ve eşine zaman ayıramadığını belirtiyor ama tartışmanın asıl odağında kimsenin fark etmediği "ben kendimi önemsemiyorum ki karşımdaki beni önemsesin" fikri ise nedense hiç dile getirilmiyordu. Saçımızı süpürge ediyoruz çocuklarımız için, bu arada kocamızla mı sevişeceğiz bir de, aman rahat bıraksınlar bizi.. Yahu sevişmek ne zamandan beri bir angarya, anlayamadım. Hormonal ve psikolojik sorunları anlayabilirim ama laf olsun, tohuma kaçmayayım vs. diye evlenmediyseniz, karşınızdaki adam sizin sevdiceğiniz yahu, çocuğunuzun babası olmadan önce nasıl sevdiyseniz, birlikte geçireceğiniz her ana heyecanla koşturduysanız, şimdi ne değişti? (zamaaan, zaman yok.. şşşt, karıştırma yine sus bakim)

Biz kadınlar bazen kafamızda çok gereksiz "yaşam planları listesi" ile yaşıyoruz. Okulumu bitireyim, işimi kurayım, kariyerimde biraz ilerleyip 30larımda evleneyim, aman biyolojik saatim çalmadan çocuk yapayım, hem ona kaliteli zaman ayırayım hem kariyerimi sürdüreyim, çocuğumu en iyi şekilde yetiştireyim hayata atılsın, bunu görünce Ege'de bir kasaba bulayım emekli olayım, torunlara bakayım, çiçeklere bakayım, dizim belim fazla ağrımazsa bir de seyahat edeyim vs vs. Ben bahsettim mi bilmiyorum, yüksek lisansımı bitirdikten beri daha farklı bir yaşam planını takip ediyorum, mesela seyahati yaşlılığıma bırakmıyorum her sene iki yeni ülke görmeye çalışıyorum.. Biyolojik saate de nanik çekiyorum, bir kaç sene sonra 40 olacağım ama ruhum bir çok 20'likten daha genç, biliyorum.. Çocuğum için kariyeri bırakmadım ama kariyer için de çocuğumu başkasına bırakmadım, yani sanırım toplumun normlarına ters, kafamın dikine gidiyorum. (ve deli gibi de yoruluyoruuum, aferin bana, ay be iç ses, bi yazdırtmadın şu yazıyı)

Açıkcası hayatımın odağında tek bir şey (işim, eşim hatta çocuğum bile) yok. Onun yerine keyif aldığım şeyleri hayatımın odağına koydum, zoraki yapılması gerekenleri ya da içimden gelmediği halde bir başkasının ya da toplumun normlarına uygun olan davranışları, hatta gereksiz, samimi olmayan ilişkileri bile bıraktım bir kenara. Sadece sevdiğim insanlarla, bana keyif veren insanlarla görüşüyorum, kendimi hiç bir işe ya da davranışa "zorunda" görmüyorum. Bugün temizlik günü diye bir günüm yok mesela ya da 2 gündür sevişmiyoruz aman bugün sevişmeliyiz gibi bir ilişki kıstasım. Sadece içimden geldiği için yaptıklarım, yapmaktan zevk aldıklarım var. (he evet, işler de kendi kendilerini yapıyorlar, sabah bi uyanmışım ev tertemiz etmiş kendini, bir bakıyorum zihin gücüyle camlar tertemiz mesela, hadi itiraf et bazen deli danalar gibi koştura koştura ve söylene söylene ev işi yaptığını ve koca bir gün totonu koltuğa koyup bir kahve içecek zaman bile bulamadığın gerçeğini)

Ve mutluyum evet.. Mutlu olduğum için de eşimi ve çocuğumu da mutlu edebiliyorum. (bak iç ses dut yemiş bülbül burda, demek ki bu doğru galiba, kızı pek mutlu edemedim şu ana dek ama onu mutlu etmek deveye hendek attırmak gibi bir şey, koca da arada yan çiziyor miykliyor ufak şeylerden, kıza çaktırmamak adına mimik ve göz belertmelerle, içimizden bağrışarak "sessizce" tartışıyoruz ama genel resme bakarsan mutluyuz çok şükür yahu, sağlık ve huzur olsun da, gerisini hallederiz be hayat!) İşin sırrı, şu yandaki resimde özetlenmiş arkadaşlar.. Vallahi bakınız, bakan görüyor, görmek için bakınız..

Kıssadan hisse; herşeyi bırakın bir kenara, hatta gerekiyorsa çocuğu bile. Öncelikle kendinize bakın, kendinizi sevin, yaptıklarınıza başardıklarınıza bakın ve gurur duyun. Şimdi son nefesinizi veriyor olsanız ne olur aklınızda düşünün, başaramadıklarınız mı, başardıklarınız mı, yoksa sadece şu masmavi gökyüzüne azıcık daha bakayım, bir nefes daha çekeyim içime, "güzeldi beeee" diyeyim mi.. Bizden geriye ne işimiz, ne adımız, ne çocuklarımız hiç bir şey kalmayacak, o nedenle aslında takıldığımız konuların hiçbirinin çok da önemi yok. Şu dünyada bir yolcuyuz, bazı şeyleri deneyimlemek, öğrenmek için buradayız ve çabucak geçip gidiyor zaman. O nedenle; kendinize odaklanın, mutlu olun, mutlu edin.. Gerisi hikaye olsun..

23 yorum:

  1. İçimi açtın yine, elelrine sağlık Ceren'cim:) Valla ben de inatla hobilerime devam ediyorum, hatta hergün bir yenisini ekleyip kafamı dağıtıyorum. Yorgunluktan ölsem dahi sporumu yarına bırakmıyorum, terledikçe yorgunluğum azalır çünkü benim:)Kendine zaman ayırmalı insan, yoksa kafayı yemek an meselesi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En güzeli, zaten hayattan kopmaya başladığını hissettiğin anda hobilerine kendine dönmeli insan..

      Sil
  2. Çok çok doğru tespitler olmuş kaleminize sağlık. Mutlu anne - mutlu çocuk bu kadar basit.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cümle basit ama uygulama ne kadar zor değil mi :)

      Sil
  3. Sevişmek atlanmamali. Vallahi randevu vermesi lazım tarafların karşılıklı. İş güç unutuluyor, useniliyor. Görev gibi gelmez. Aksine olaya başlayınca havaya girilir. Gün secilsin. Şarap sohbet, olaylar. Bitti. Hayat motivasyonu.

    YanıtlaSil
  4. Teeee hamileyken böle bişiy yazmıştın cinselliğide arka plana atmayın,tabuları yıkalım dıye.Yıne destek tam destek benden! Anne olunca kendini kaybetmicen hemşire,sen yoldan çıkınca evinin düzenide zıvanadan çıkıyor..sacın başın dağılıyor,yaz için korseli mayo bakar oluyor,eşinin dikkati dağılıyor diye üzülüyor va hatta çocuga daha cabuk sınırlenıyorsun.. Ufaktan hobi fln ilgileniyorum,sporumu haftada 4gun olsa yapıyor,cilt bakımımı aksatmamaya calısıyor,kendimede vakit ayırmaya calısıyorum kiiii bende yalnız bakıyorum çocuguma logusayken bile kimse yoktu yanımda.Kaynanası,anası yanında olup destek olan yınede zamansızlıktan yakınanları anlayamıyorum. Anne mutlu çocuk mutlu kesinlikle.Eşimde der hep happy wife happy life:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha evet ilk hamileliğimde libido tavan yapmıştı, ah hormonlar.. İnsan kendini zorlamalı aslında, bir bıraktınmı kolaya çabuk alışıyorsun..

      Sil
  5. Iyi de koca kişilerine neden hiç yapacak bir şey kalmıyor anlamıyorum :( o hergele de az eşine odaklansa, bana vakit ayırmıyor demeden o vakti yükümüzü hafifleterek kendi yaratsa??? Hep kadın hep kadın her şeyi kadın yapsın oooh :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen de adamcağıza hem kızıyorsun hem iki çocuğu yapıyorsun cicim yaaa :D Ama haklısın, demezsen yapmıyorlar, sadece türkü değil almanı da aynı..

      Sil
  6. 1. kural: Sürekli bombaların patlamadığı, insan muamelesi görebileceğiniz bir ülkede yaşamak olmalıymış. İçinizi kararttıysam özür dilerim ama gerçeklerden kaçmanın yolu yok artık ya, pozitif kalamıyorum :D

    YanıtlaSil
  7. yazın içimi ferahlattı. saolasın:)

    YanıtlaSil
  8. Yazının ikinci paragrafındaki cümlelerin aynısını ben işe başladığım dönemde kızıma söylemiştim. 2 yaşını dolduralı bir kaç ay olmuştu. Bir kaç gün değil, sadece o an bir kaç kez tekrarlamam yetti.
    Bazen işe gitme, okula gitmeyeyim dediğinde de yine 3-4 yaşında aynı cümleleri tekrarladım.
    "Ben işe gideceğim, orada insanlara yardım edeceğim (paraya indirgemeyelim mesleği lütfen), onlar mutlu olacak, ben de bir şeyler başardığım için, onları mutlu ettiğim için mutlu olacağım. Sonra da eve gelince seninle mutlu mutlu oynayacağım, mutlu bir anne olacağım. Bir şeyler başarmadan ben mutlu olamam..."
    Yani diyeceğim kendine söyleme, Maya'ya da söyle bunları. Bu yaşta %100 karşılık alamazsın ama ben bugünlerde kızımın çalışmamı desteklemek için kendini kontrol ettiğini görebiliyorum.
    Bu arada kendisi günde 6 saatten fazla da okula gitmedi yani, tam gün satıyorum gibi anlaşılmasın. Zaten kölesiyim çoğu zaman :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok iyi fikir, yapmalıyım hemen başlamalıyım, çok haklısın!

      Sil
  9. Sevgili Ceren, iyi güzel demişsin, evet ama tam zamanlı anneyken olmuyor da olmuyor. Ancak oğlum uyurken kendime vakit ayırabiliyorum, o da internette haberleri okumak, arkadaşlarımla iletişmek, belki biraz kestirmek, bir sütlü kahve içmek, ama bu kadar. Zaman yok gerçekten, ben mi organize olamıyorum. Koca kişisi, baba kişisi İstanbul trafiği nedeniyle 13 saat evde geldi, evde olsa yardımcı değil, yapmaya gönüllü değil. Ne zaman kendime vakit ayırayım, vallahi bu işi cidden bi çözemedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fazla mükemmelliyetçi olmamak işin sırrı sevgili cüce.. Ben bunu çok sonraları anladım, mesela bir araştırma okumuştum, ortalama bir anne anaokul yaşındaki çocuğuna günde 1,5 saat ilgi gösteriyormuş! İlk okuduğumda nasıl yaaa, ben 12 saat devamlı onun kölesiyim demiştim ama baktım işin özü bol zaman değil kaliteli zaman. Biraz çocuğu kendi kendiyle bırakmak lazım, ilk başta çok zorluyorlar ama inan senin akıl ve beden sağlığını koruman için bunu başarması lazım.. Benim kızım hala %80 benimle oynuyor ama tünelin ucunda ışık var yani başladı az az, bin defa anneeee geeeel diyorsa ben de ona sık sık hadi şimdi sen tek başına bunu yap, şunu yap diye direktif veriyorum, az az başladı yani, tavsiye ederim :)

      Sil
  10. sabah 8 akşam 6 calısıyorum. bebeğim uykuyu hiç sevmeyen bir bebek.yatagında yatmıyor. benimle yatıyor dönsem bile uyanıyor. ne sacıma bakabılıyorum ne suratıma.o uyuduktan sonrada yapamıyorum. param yok cilt bakımı nerde kaldı. fön bile çektiremezken..biraz da şartların uygun olması gerekiyor. ama durmak yok yola devam :) güzel anneler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de hiç fön çektirmem, zaman kaybı para kaybı, doğallık en güzeli boşver :D Benim demek istediğim bakım, kişisel bakım, yani biraz kendine zaman ayırmak, ayakları uzatıp tavana bakmak.. Büyüdükçe, uykular derinleştikçe biraz daha rahatlarsın umarım!

      Sil
  11. Cerencim blogu kapatacagina çok üzüldüm kapattıktan sonra yeniden açıp yazmaya karar verirsen nasil haberimiz olacak ? Ben hala ümit liyim yazacağından.sen yazmadan duramazsın 😇ayrica benzer şeylerde yazsan biz zevkle okuyoruz yazılarını😀

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açmıycam kiii :D Ay çok hainim biliyorum ama inan çok yoruluyorum Serpil, 15 gün sonra veda artık ;)

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!